 |
 |
kim için?
her ölünün ardından yakılan ağıt yakanın kendi ölümüne iliştirdiği bir acınma...
kendi için.
iyi peki ne için?
yerlere atılıp üstünü paralamak, sızlanmak... sızlamak...
yer değiştirmiş bir şey için...
ağlamak/
için için-
kendi için...
(bakınız: ölüm, para, ağlamak, akıl, lama, için, atıl, için içi, âmâk, peki)
|
aeıioöuü
01.09.2007 23:30 |
yansımalar..neydenden ağıt yükselirmiş..dinlemek gerek..
ağıt.vaveyla..serzeniş..ah etmektir diğer bir anlamıyla..en incesinden bir acıyı seslendirmektir..birtek gidenlerin ardından yakılan acı bir çığlık olarak bilinsede..ağıtında makamları vardır kendi içinde..yaniki..ağıt öyle bir gelirki eyvahlarının ardından, öyle bir çıkarki içinin en kuytu köşelerinden, yakan bile ağıtına ağlar durur..ağıt ağlatmalı ki kıymetli olsun acıyı tanıttıran..
ağıt..içten gelir..ve bir zamanı yaşıyoruz ki içinde nice ağıtları, çığlığıyla büyüten..her köşede bir ağıt yükselir..kimi sessiz kimi en gür haliyiyle..duyuyormuyuz..duyumsuyormuyuz..herkes kandi iniltilerinin sesinde...ve bilirim..bundan eminim, yükselen tüm ağıtlar bir boşluğun derinliğinde duyulmakta..bilinmekte....
(bakınız: zaman, büyü, akıl, anlam, esin, emek, lara, dinle, serzeniş, dinlemek)
|
..inzar..
07.06.2007 14:02 |
BOROMİR'E AĞIT
Bataklıktan,uzun otlar bitenkırlardan,Rohan boyunca gelir,
Yürür gelir Batı Yeli,gelir surlara erişir.
'Ey gezgin yel,Batı'dan ne haberler getirdin bu gece bana?
Selvi boylu Boromir'i gördün mü yıldız ya da ay ışığında? '
'yedi dereden,geniş boz bulanık sulardan geçerken gördüm onu;
Gördüm boş topraklardan geçtiğini,derken kaybolduğunu
Kuzey'in gölgelerine doğru.Sonra hiç görmedim onu bir daha
Belki Kuzey Yeli duymuştur Denethor oğlunun borusunu ama.'
'Ey Boromir! Yüksek surlardan bakıyorum batıya uzaklara,
Ama kimsenin yaşamadığı boş topraklardan çıkıp gelmiyorsun bu yana.'
Eser gelir Güney Yeli Deniz'in ağzından,kum tepelerini,taşları aşar;
Martı çığlıkları getirir yanında,kapımızda figan eder durur.
'Ey dertli yel,Güney'den ne haberler getirdin bu akşam bana?
Nerede Dürüst Boromir? Geciktikçe keder basıyor insana.'
'Sorma bana nerede diye-o kadar çok kemik var ki
Ak sahillerde ve kara sahillerde,fırtınalı göğün altındaki:
O kadar çok kişi geçti ki Anduin'den,akan Deniz'i bulmaya.
Kuzey Yeli'ne sor; onların haberini her Kuzey Yeli getirir bana.'
'Ey Boromir! Kapıdan güneye uzanıyor yol,ta deniz kıyısına,
Ama boz suların ağzından,ağlaşan martılarla çıkıp gelmiyorsun bu yana.'
Kralların Kapısı'ndan eser gelir Kuzey Yeli,aşar gürleyen şelaleleri;
Kulenin etrafında çınlar berrak,soğuk borusunun sesi.
'Ey kudretli yel,Kuzeyden ne haberler getirdin bugün bana?
Cesur Boromir'den haber var mı? Çok geçti gittiğinden bu yana.'
'Amon Hen'in dibinde duydum narasını.Nice düşmanla döğüştü orada.
Yarılmış kalkanıyla kırık kılıcın yoldaşları taşıdı suya.
Dik başı ve güzel yüzüyle dinlenmeye uzattılar vücudunu;
Ve Rauros,altın Rauros şelalesi bağrına bastı onu.'
'Ey Boromir! Muhafız Kulesi kuzeye bakacak bundan böyle
Günler sona erene kadar,Rauros'a,altın Rauros şelalesine.'
GİL-GALAD'IN DÜŞÜŞÜ
Gil-Galad bir elf kralıydı.
Ozanlar hüzünle söyler olanları:
Son kraldı o,Dağ ile Deniz arasında,
Hükmederdi özgür ve adil bir krallığa.
Uzundu kılıcı,mızrağı sivri,
Uzaklardan seçilirdi parlayan miğferi;
sayısız yıldız,göklerin tarlasında
görünürdü gümüş kalkanın aynasında.
Ama ayrıldı gitti çok uzun zaman önce,
Kimse bilmez şimdi nerede;
Çünkü düştü yıldızı karanlıklara
gölgelerin hükmettiği Mordor'a
(bakınız: insan, zaman, gece, güzel, bugün, hüzün, deniz, şimdi, yaşam, ayna)
|
arpharazon
12.08.2006 13:46 |
|
 |