|
|
 |
 |
|
AHMET ALTAN |
AHMET ALTAN terimi
-_-
tarafından 15.04.2003 tarihinde eklendi |
AHMET ALTAN sizce ne demek,
AHMET ALTAN size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
............................................................................. (21.12.2006 00:35)
(bakınız: ............................)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan, 19 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
ATAKÜRT
Ahmet Altan
17 Nisan 1995
Mustafa Kemal, Selanik’te değil de Musul’da doğmuş bir Osmanlı paşası olsaydı, Kurtuluş Savaşı’nı Türklerle ve Kürtlerle birlikte gerçekleştirdikten sonra kurulmasına önayak olduğu cumhuriyetin adını “Kürdiye Cumhuriyeti” koysaydı, kendisi de Meclis kararıyla “Atakürt” adını alsaydı...
Kürdiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarına “Kürt” deneceği için hepimiz “Kürt” sayılsaydık, Taksim’e, Kadıköy’e, Kızılay Meydanı’na, Kordon’a “Ne mutlu Kürdüm diyene” pankartları asılsaydı...
“Kürdiye’de” Türk olmadığı, herkesin aslında Kürt olduğu söylenseydi, kendilerini Türk sananların aslında “deniz Kürdü” oldukları iddia edilseydi...
Kürtlerin “yedi bin yıllık” bir tarihi bulunduğunu, Anadolu’nun esas sahiplerinin Kürtler olduğunu, Moğolların, Hunların, Etrüsklerin aslında Kürtlerin atası sayıldığını, Osmanlıdaki Kürt paşalarının kahramanlıklarını derslerde okusaydık.
Teoman, Cengiz, Atilla, Osman gibi isimler almamız yasaklansaydı, Berfin, Beruj, Tiruj, Nevruz gibi isimler almak zorunda kalsaydık...
Türkçe televizyon kurulması yasak edilseydi, bütün televizyon yayınları Kürtçe yapılsaydı...
Romanlarımızı, hikayelerimizi, şiirlerimizi Kürtçe yazmak zorunda kalsaydık, yalnızca Kürt şarkıları dinleseydik, gazetelerimizi Kürtçe çıkarsaydık...
Okullarımızda yalnız Kürtçe okutulsaydı ve Türkçe okutulması yasaklansaydı...
“Biz Türküz, bizim bir tarihimiz, bir dilimiz var” dediğimizde sorgusuz sualsiz hapislere atılsaydık.
İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Bursa’da, Edirne’de polis sürekli olarak bizi izleseydi, “özel timler” bizim “Kürdiye Cumhuriyeti’ni” parçalamak isteyen “ayrılıkçılar olmamızdan” kuşkulanıp hepimize sürekli “suçlu” muamelesi yapsaydı, sırf Türk olduğumuz için hakaretlere uğrasaydık.
12 Eylül darbesinden sonra bütün batı bölgesindekiler hapishanelere doldurulsa, inanılmaz işkencelerden geçirilse, boğazlarına kadar çamurların içine battıkları hücrelere konsa, tazyikli sularla iç organları perişan edilse, azgın köpeklerle bacakları parçalansaydı...
Evlerimiz basılsa, ayrılıkçı “Türk teröristlere” yardım ettiğimiz iddialarıyla apartmanlarımız yakılsa, biz evimizden bir eşya bile alamadan çıkarılıp, Diyarbakır’a, Hakkari’ye sürgüne gönderilerek, çadırlarda yaşamak zorunda bırakılsaydık...
Biz Türkler buna razı olur muyduk, “işte hepiniz Kürdiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olarak birer Kürtsünüz, ayrıca Türklük diye niye tutturuyorsunuz, isterseniz başbakan bile olabilirsiniz” sözlerini bir hakkaniyet işareti olarak kabul eder miydik?
Yoksa, Türk kimliğimizin, dilimizin, kültürümüzün, bu ülkenin “eşit” vatandaşları olarak kabul edilmesinde ısrarcı mı olurduk?
Bu ülkenin Türk ve Kürt vatandaşları var ve tarih “Türk” çizgisinden yürümüş, bugün bizim “Türk” olarak kabul edemeyeceklerimizi Kürtlerin kabul etmesini istemişiz, bu yersiz istek sonunda patlamış, ülke önce teröre arkasından bir iç savaşa yuvarlanmış.
Türkiye’nin bu kanlı karmaşadan “demokrasiyle” ve Kürt vatandaşların “kimliklerinin” kabulüyle kurtulacağına inanan insanlar, bu düşüncelerini dile getirdiklerinde, bizim yöneticilerle taraftarları hep aynı soruyu soruyor:
- Nedir demokratik çözüm, nedir Kürt kimliği?
Biz Türkler, bir “Kürdiye Cumhuriyeti’nde” yaşasaydık ne isteyeceksek, bu isteklerin bugün Kürtler tarafından dile getirilmesini kabul etmektir demokrasi.
Kendimiz için isteyeceğimizi, bizimle eşit oldugunu kabul ettiğimiz insanlara vermemek için bu kadar kan dökmeye, ülkeyi bir çıkmaza sürüklemeye değer mi?
Değmez diyenler “demokrasi” istiyor işte.
.. (05.12.2006 19:08)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
bana hitap etmekle beraber beni,duygularımı,görüşlerimi,içimde kalan bastırdığım,yok etmeye uğraştığım tüm hislerimi uygun,anlaşılır ve açık kalemiyle dile getiren tam bir edebiyat adamı.odtüden atılmasına hiç şaşırmadım.babasıyla ve kardeşleriyle olan bağlarını kadınlarla nasıl anlaştığını merak ediyorum.ayrıca bizi bizden iyi tanıması beni ona bağlıyor.tüm kitaplarını okudum.yeni kitabını basın evinden çok ben sabırsızlıkla bekliyorum..... (19.11.2006 16:28)
(bakınız: kadın, baba, kitap, edebiyat, kadınlar, kardeş, sabır, adam, yorum, duygu)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Okumaktan keyf aldığım ve demokrat kimliğiylede taktir ettiğim yazar. (16.11.2006 20:39)
(bakınız: okumak, kuma, yazar, makta)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Okumaktan sıkılmadığım tek yazar :)))) (09.10.2006 14:25)
(bakınız: okumak, kuma, yazar, makta)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
Türkiye toplumunun olup olmamasının tartışmasını sorgulamasını yapan cesur bir yürek..cesur bir kalem
Denemelerine bayılıyorum...
Bir sabah uyandığımızda bütün toplumun Kafka’nın Samsa’sı gibi bir böcek olduğunu görsek ve koca bir böcek gibi yürüyüp toprağın derinliklerinde kaybolsak...
Yeryüzünde kaç kişi altmış milyonluk bir toplumun ortadan kaybolduğunu farkeder...? ? ? ?
Bir böcek olduğumuzda dünyadan hiçbir şey eksilmeyecekse eğer, bu, bizim aslında bir böcek gibi yaşadığımızı göstermez mi?
Biz altmış milyonluk bir böcek miyiz acaba? (28.08.2006 19:50)
(bakınız: türk, dünya, türkiye, yorum, kalem, aslı, gibi, emel, acaba, deneme)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"AHMET ALTAN" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|