|
|
 |
 |
|
ALEVİ |
ALEVİ terimi
cansadiş
tarafından 01.07.2002 tarihinde eklendi |
ALEVİ sizce ne demek,
ALEVİ size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| Bay, 36 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Alevi Kavramı
Aleviliğin tanımı şimdiye değin akademik çevrelerde dıştan, genellikle de mezhep kaygısı güdülerek yapıldı. Popülist tanımlamalarda ise siyasi kaygılar şiddetle etkili oldu. Tanımın gerçekle bütünleşebilmesi için Alevilerin kendilerini nasıl ifade ettiklerinden yola çıkmak gerekir.
Aleviler, kendilerini yazılı kaynaklarında nasıl tanımlıyorlar? Bu sorunun cevabı, Alevi kavramının aydınlatılmasında en önemli ipucunu sunar.
Alevi yazılı kaynakları şunlardır:
1- BUYRUK'lar, 2- Sözlü kültürden yazılı kültüre aktarılan Alevi halk ozanlarının dinsel şiirleri 3- Menakıpnameler, 4- Vilayetnameler, 5- Cenknameler, 6- Tarihler –İslam Tarihi–
Bütün bu kaynaklar tarandığı zaman çıkan Alevilik tanımı şudur: Alevilik “MUHAMMET ALİ YOLU”dur.
Alevi yazılı kaynaklarının en önemlisi, bu mezhebin ilmihali olarak hazırlanan Buyruk'lardır. Anadolu'da ve Balkanlar'daki Aleviler arasında değişik yazmaları bulunan buyruklar, Aleviliği en yalın biçimde Muhammet-Ali Yolu olarak tanımlar. Bu tanım şiire, menakıpnamelere, vilayetnamelere bu biçimde yansır.
“Alevi” sözcüğü, tarih içinde daha çok “Ali evladından olanlar”ı yani “Seyyidler”i anlatmak için kullanılmıştır. Örneğin, Emevi yönetimine isyan eden Kufeliler için İbn Hallikan, Alevi diyor (İbn Kesir, c.10, s.63)
Harun Reşit, 782 yılında Ali soyundan gelen (Talibi) İbrahimoğlu Hasan'ı öldürtmek isterken Vezir Yakub'a, “Şurada bir Alevi var, onun hakkından gel! ” diyor. (İbn Kesir, c.10, s.248)
833'te ölen Halife Memun, vasiyetinde, kardeşi Mutasım'a, “Alevilere iyi davran. İyilik yapanların iyiliğini kabul et, kötülük yapanları bağışla ve onlara maaş ver.” demişti (İbn Kesir, c.10, s. 473)
9. Yüzyıl'da Mazanderan'da Aleviler bulunduğu vurgulanırken, bunların Alevi vatandaşlar değil, Hazreti Ali soyundan gelenler olduğu anlaşılmakta idi. Eski tarih kaynaklarında bu sözcük genelde yukarıdaki anlamda kullanılıyordu.
Bu sözcük zaman içinde hem Ali evladından olanları hem de onlara bağlı kitleleri anlatmaya başladı.
Anadolu'daki Alevi kitleler için resmi Osmanlı kaynaklarında Alevi nitelemesi kullanılmıyordu. Çünkü, Alevi sözü, Ali'ye bağlı, onun yolunda giden anlamına geliyor, bu da onlara dinsel bir saygıyı zorunlu kılıyordu. Osmanlı Sünni yönetimi Alevi kitlenin ideolojik desteğini kırmak için Alevi nitelemesini kullanmazken Alevilerin temsilcileri bu sıfatı 16. Yüzyıl'da açık açık kullanıyorlardı. Örneğin Sivas'ta 1550'ler dolayında asılan Pir Sultan Abdal, bir şiirinde şöyle diyor: “Gidi Yezit bize Kızılbaş demiş/ Hüseyniyem Aleviyem ne dersin”
Şah İsmail'in askerlerinin 12 dilimli kızıl renkli külah takmaları yüzünden, Osmanlı, kızılbaş sözcüğünü bunlar için kullanıyordu. Anadolu'daki Aleviler de Şah İsmail'e sevgi duydukları için kızılbaş sözcüğü hakaret/kötüleme için kullanılmaya başlanmıştı. Pir Sultan Abdal, bu kötülemele karşı Alevi kitlenin tepkisini böyle ortaya koymaktadır.
Pir Sultan Abdal'dan bir yüzyıl sonra, Alevilerin Yedi Ulular diye andığı ozan kümesinde olan Kul Himmet, açık açık Alevi kimliğini dile getirir:
“Cümle bir mürşide demişler beli(evet) / Tesbihleri (duaları) Allah-Muhammed-Ali/Meşrebi Hüseyni ismi Alevi/ Muhammet Ali'ye çıkar yolları.”
Aslında yukarıdaki dörtlükte Aleviliğin tanımı, felsefesi, ilkeleri, kaynağı ve duruş tarzı açıkça ortaya konmaktadır: Tanım: Muhammet Ali yolu. Felsefesi: El ele El Hakk'a ilkesinden (Hazreti Muhammet'e ilk Müslümanların yaptığı Hudaybiye biatinden –kabul ediş– ilham alarak) yola çıkarak bir öndere (mürşide) bağlılık ve Allah-Muhammet-Ali ilkesini temel almak. Kaynak: Muhammet-Ali: Hazreti Muhammet'in risaleti ve Ali'nin velayeti; bunların iç içeliği. Duruş tarzı: Hüseyince... Yani zalime baş eğmemek.
16. Yüzyıl'ın sonlarında yaşadığı sanılan Derviş Mehmet yine Kızılbaşlığı açıkça savunan ozanlardandır: “Gidi Yezit bize Kızılbaş demiş/ Bahçede açılan gül de kırmızı/ İncinme ey gönül ne derse desin/ Kuran'ı derc eden dil de kırmızı”
18. Yüzyıl'da Bolulu Dertli, Hüseyin aşkına ve Kerbela hatırına kendisini kesmiş ve kızılbaşlığını yiğitçe haykırmıştır. Kızılbaşlığa sahip çıkmak, bir onur ve bir duruş olarak Alevi kitle içinde saygınlık/hayranlık kazanma yolu olmuştur.
İran'daki Türkmenlerle çıkar çatışmasına girene kadar Osmanlı yönetimi Alevi kitleler için küfür ve hakaret içeren açıklamalar yapmıyordu. Çünkü bu kitle Gaziyan-ı Rum denilen Anadolu Gazileri'nin tabanını oluşturuyordu. Balkanların ele geçirilmesinde Gaziyan-ı Rum, örgütlü Osmanlı ordusundan daha etkili oluyordu. Çünkü, bu kesimin içinde yer alan Alevi babaları (dedeler) Hıristiyan ikliminde serbest felsefe ile İslam'ı yayıyor ve Balkanların yoksulları, ezilmişleri Kızılbaşlık kanalından Müslüman oluyordu.
Osmanlının kuruluş dönemlerinde, Anadolu'daki aşırı Alevi kitleleri anlatmak üzere “Işık taifesi” kullanılan terimlerden birisi idi. Bunun yanı sıra “Torlak”, “Abdal” “Kalender”, “Etrak”, “Terakime” gibi ifadeler de dikkat çekmektedir. “Etrak'in Türk'ün” çoğulu olduğu dikkate alınırsa, Alevilerle Türklerin bir zamanlar eşleştirildiği bile anlaşılır. Zaten, Osmanlı Devleti'nde Alevilere karşı kıyım hareketi başlatıldığında, saraydaki devlet adamları ve aydınlar, Anadolu'daki Türk nüfusu, “Etrak-i bi idrak: İdraksiz, akılsız Türkler” diye aşağılıyordu. 16. Yüzyıl'a doğru bu kesimleri anlatmak için “Rafızi (Sapkın) ” terimi kullanılmaya başlanmıştı. Saray alimlerince, dinsizleri anlatmak için kullanılan “mülhid” sözcüğünün hedefi de genelde Alevilerdi.
Daha sonra devreye kızılbaş nitelemesi girdi ve Rafızi veya mülhidle anlatımın keskinleştirilmesi gereken yerlerde devletin tarihçileri bu terimi kullanmaya başladılar. (02.05.2005 23:16)
(bakınız: allah (c.c), sevgi, zaman, şiir, aleviler, gerçek, şimdi, anlam, muhammed, ayna)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 36 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Alevi Sünni Evliliği
Günümüzde tartışılan konulardan birisi de Alevi ile Sünni'nin evlenip evlenemeyeceğidir.
Bu konudaki olumsuz önyargı, diğerleri gibi geçmişte oluşmuştur. Osmanlı Devleti'nin iki halk kesimini birbirine düşürmek için devlet kanalıyla uydurduğu yalan, Türk toplumunun sosyal hayatına büyük darbe vurmuştur. Devletin oyununa gelen Sünniler Alevileri dinsiz, ahlaksız görmeye başladılar ve onlardan uzaklaştılar. Aleviler de onlara Yezit dedi ve horladı. Böylece kız alıp verme bitti. Aleviler, kızlarını Sünnilere verirlerse Alevi olduklarının anlaşılacağını biliyorlardı. Bu yüzden Alevi-Sünni evliliğini de mezhebe aykırı gibi görmeye başladılar. Evliliği engelleyen siyasal nedenler böylece dinselleşti.
Cumhuriyet kurulup eğitim yaygınlaştıktan sonra Aleviler, Sünnilerden kız almaya başladılar. Bu konuda Alevi kesimin duyduğu hiçbir rahatsızlık yoktur.
Gel gör ki Aleviler, Sünni aileye kız vermek niyetinde değiller. Bu tür evlilikler az ve ailelerin isteği dışında olan evlilikler.
Günümüzde bu evliliklerin yaygınlaşmasının önünde bazı engeller var:
Birincisi, Sünni kesimde, Aleviler için varolan olumsuz önyargı. Bir Alevi kızının Alevileri dinsiz, ahlaksız, pis sayan Sünni aileye gelin gitmesi, orada zamanla ciddi bir sorun yaşanacağını gösterir.
İkincisi, kız alacak ailenin düşünce ve demokrasi anlayışı... Alevi kızları, nisbeten daha özgür bir ortamda yetişmektedir. Bu kızların gittikleri evlerde baskı altına alınması da ortaya problemler çıkartır. Alevi kızı alacak ailenin, öncelikle Alevi gerçeğini kabul etmesi ve önyargılarından kurtulması gerekiyor. Kısacası, sosyal ve kültürel ortam uygun olursa bu tür evliliklerde bir kusur yoktur.
Anlaşılacağı gibi, günümüzde Alevi-Sünni evliliğinin önündeki sorun dinsel değildir, psikolojik, sosyolojik ve demokratik bir sorundur. Bu sorun da toplumun eğitilmesi ve demokratik eğitimin yaygınlaştırılması ile aşılabilir. (02.05.2005 23:11)
(bakınız: hayat, zaman, türk, büyü, yalan, aleviler, evlilik, kızlar, ahlak, demokrasi)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 23 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
mezhebimin sünni olmasına reğmen beni sünnilerden daha çok seven, herşeylerini paylaşan insanlar... ayrıca herkesin kişiliğinden, yüreğinden şüphe edersem ki alevilerden asla şüphe etmem...yıllarımın geçtiği, beraber her yaz nevşehir de hacı bektaşı veli şenliklerine katıldığımız ve bana 3 gün çadırlarında yer açan melekler onlar..
iddia ediyorum.. asık mahzuni serif dinleyenden zarar gelmez... (28.04.2005 22:23)
(bakınız: insan, aleviler, esin, yorum, melek, şehir, insanlar, şüphe, ders, nevşehir)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 36 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Bazı kimseler özelikle ve kasten sadece ve sadece çıkarları için Aleviliği ateistlik,islamiyet öncesi kültür,muhaliflik kavramlarına yaklaştırmaya çalışıyor.Yaptıkları çalışmalar Alevi toplumundan karşılık bulamayıcında hemen saldırganlaşıyorlar.Genelde TV ler bu tip insanlara prim tanırken, gerçek Alevi ocakzadelerini,dedelerini göz ardı ederek bu tip insanlara hizmet ediyorlar. Bu tip propagandacı kişiler sadece tenkit ile görüşlerini açıklamaya çalışmaktadırlar.Alevilere karşı taraf olarak sundukları sunnileri kötüleyip onun üzerinden İslami kötülüyorlar,sonrada Aleviler islamın içinden değillerdir diyorlar çünkü Aleviler iyidir gibilerinden gaz verici cümleler.Temel amaç toplumda belli bir eşitliği paylaşamayan Alevileri kullanarak Türkiye üzerinde baskı oluşturmak. Bunun içinde sunilik üzerinden İslama,sunni sağcılığı üzerindende Türkiye'ye saldırıyorlar.
Ama Aleviler bu oyuna gelmemişlerdir. Alevilerin ve Alevi önderlerinin sahip olduğu entellektüel birikim buna engel olmuşlardır.
Sunni toplumun bilinç altına yerleştirilmiş yanlış bilgilerde aslında bu kişilere fırsat vermektedir.Doğruları ve gerçekleri öğrenmek istemeyen sunni toplumu Alevileri sürekli tenkit ederek kendinden uzaklaştırmakta, bu tip kişilere hizmet etmektedir.
Yapılması gereken Alevilerin İslamı yaşayış şekline saygı duymaktır.Çünkü sünni şekilciliğinin bir dayanağı yoktur.
Zaten önemli olanda şekil değil özdür.Çünkü İslam ibadet tabanlı bir din değil İMAN esas olan bir dindir.Allah'a iman ve Peygamberi olan Muhammed Mustafa'ya olan inanç özdür.O yüzdendir ki kelime-i şahadet getirmeyen müslüman olamaz. (27.04.2005 20:30)
(bakınız: allah (c.c), ateist, insan, türk, aleviler, gerçek, muhammed, saygı, islam, türkiye)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 36 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Vatana birşey olsa vatanını korumak için en önde gidecek topluluklarından biri. (27.04.2005 20:06)
(bakınız: vatan, birşey)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 40 |
| Adana |
 |
|
|
 |
Alevi diyince aklıma gazi olayları geliyor,ateist düşünce geliyor,köylere yaptıkları ama doğru dürüst gitmedikleri cem evleri geliyor. Ayrıca dış tahrikcilere kürt'ler gibi kanmayan,kültürlü,konuştugun zaman anlaşabileceğin,özme öz TÜRKMEN olan Türkiye'nin vazgeçemiyeceği asli unsur oldukları geliyor.Onun içinde, aykırı düşünen alevi kardeşlerimizi bu ülkede bu bayrak altında beraberce mücadeleye davet diyorum.
(Maddeye tapmak ateist olmaktan daha tehlikelidir) (24.04.2005 18:22)
(bakınız: ateist, kürt, zaman, türk, kardeş, türkiye, bayrak, yorum, doğru, düşünce)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 36 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Alevi Ali evi demektir.Bu mezhebin kurucusu 6.İmam İmam Caferi Sadık'ın büyük oğlu İsmail'dir. Ama bu inanç yolunun Anadolu'da çeşitli dinsel, toplumsal, ekonomik, siyasal olaylardan etkilenerek,daha derin bir içerik kazanmıştır.
Alevi olan ateist olamaz ateist olan Alevi olamaz. Hangi Kafasız ateistin hem Alevi'yim hem de ateistim dediğini çok merak ediyorum.
İnanç yolların hepsinde (her dinden) bir veya daha fazla yaratıcıya tapma vardır.Ateistlik ise dini inaçları redderek materyalize yönelir.Yani sonuçta bir ateistin hiçbir dini olgu ile iç içe olması mümkün değildir.
Ülkemizdeki ateistler, materyalistler,dönekler kendi sapkınlıklarını Alevilere maletmek için mi Aleviyim diyorlar merak ediyorum. Bu tip insancıklar yüzünden bazı örümcek kafalılarda işte siz busunuz diyerek imansız kafiri Alevilerin önüne arguman olarak koymaktadır. İlginç insanlar topluluğu Türkiye işte. (15.04.2005 15:26)
(bakınız: ateist, insan, türk, büyü, aleviler, türkiye, arda, yara, yorum, emek)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 31 |
| Nevşehir |
 |
|
|
 |
Ben şunu çok merak etmişimdir; üniversitedeyken bazı Ateist dostlar Alevi olduklarını söylemişlerdi...Eğer dine inanmıyor ve Arap değilsen nasıl Alevi olunur..Valla düşündüm çıkamadım işin içinden... (12.04.2005 23:53)
(bakınız: ateist, dost, şimdi, üniversite, merak, eğer)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 24 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Allah(s.a.s.) ,Hz. Muhammed,Hz. Ali yi sevenlerdir. Bazıları toplumumuzu yanlış bilgilendirip Aleviler hakkında yanlış düşünmelerine neden oluyor. Bazıları aleviler Hz. Ali'yi Hz. Muhammed'den çok sever diyor, bu bilgi doğru değildir. (08.03.2005 14:27)
(bakınız: allah (c.c), aleviler, muhammed, neden, bilgi, doğru)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"ALEVİ" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|