ALEVİLİK nedir? ALEVİLİK kimdir?
Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  ŞiirKitapEtkinliklerŞarkılarResimForumE-KartÜyelerGruplarSMS
  Nedir Ana Sayfası
  Son 24 Saat
  Yazdıklarım
  Yeni Terim Ekle
TERİM ARA:
  Kişiler
  Genel
  Yaşam
  Edebiyat
  Güncel
  Toplum
  Bilim
  Din
  Müzik
  Tarih
  Cinsel
  TV Dizileri
  Tüm Terimler


En Popüler:
1 - erotik film
2 - gerdek gecesi
3 - başbağlar katliamı
4 - kızlar
5 - ergenekon
6 - kürt
7 - sinan aygün
8 - fethullah gülen
9 - atilla
10 - tuana
11 - elif
12 - ergenekon destanı
13 - dabbe tül arz
14 - deniz gezmiş
15 - esra
16 - kabir azabı
17 - ölüm
18 - elfida
19 - arda
20 - özlem


ALEVİLİK ALEVİLİK ile ilgili haberler >>
ALEVİLİK ile ilgili şiirler >>
ALEVİLİK sizce ne demek, ALEVİLİK size neyi çağrıştırıyor?
Terimi Ekleyen: ismailaksoy
Eklenme Tarihi: 14.06.2003 02:01
Sayfa: 1 2 3 4 5 7
sonraki sayfa >>

alevilik bir yasam tarzidir, özünde ''sevgiye'' dayanan....
(bakınız: sevgi, alevi, alev, tarz, ilik)
asmên
29.06.2008 13:19

ALEVİLİĞİN KAYIP BİN YILI

Dün söylenmediği için bugün unutulan, Şimdi yazılmazsa yarın kaybolacak olan, tarumar edilmiş bir alevi tarihi var.
Erdoğan ÇINAR
Alevilik = Tevhid:
Alevilik bir yoldur, varlığın birliğidir. İnsana sevgi ve saygıdır. Doğanın doğurganlığına inançtır.

İkiliği terket, birlik makamını tut.
Canlar canın bulasın, iş bu dirlik içinde.
Oruç, namaz, zekat, haç, suç ve cinayettir,
Fakir bundan uzaktır, gerçeğe erenler içinde.
Yunus EMRE

Sayın Erdoğan Çınar’ın “Aleviliğin Kayıp Bin Yılı” kitabını okuduktan sonra, alevilikle ilgili yeni bilgiler edindim.Aldığım bazı notları insan dostu sizlerle paylaşmak istedim. Bunları yazarken her alevi gibi, hiç bir inanca, ırka ve kişilğe saygıda kusur etmek istemem.
ALEVİ = KIZILBAŞ
ALAWİ = SERSOR
Alevilik; Hıristiyanlık ve İslamiyetten önce, kökleri kendisine giden, binlerce yıllık kadim bir yoldur. Aleviliğin başlangıcı 1240 ta ki Babai İsyanı değildir, olamazda.
7. Y.Y da yaşayan Battal Gazi önemli alevi pirlerinden biridir.
Battal Gazi Destanı’nda, Hak Dostları’nın(alevilerin) II.ve III. Y.Y. da Doğu Roma İmparatorluğu ile yapılan savaşlarını anlatır.
Aleviler yüzlerce yıl süren baskı gördüler. Yazılı belgeleri yok edildi. Sürgüne ve göçe zorlandılar, katledildiler.Topraklarını terketmeyenler; takiye yaparak ibadetlerini “proseuchei”=”cemevi” denilen evlerde gizli yapıyorlardı. Bu bilgiler bizanslıların onlar için hazırladığı küfürlü belgelerden alınmıştır.
Anadolu ve Avrupa’ya yayılan aleviler; hıristiyanlığın ve islamiyetin baskısı sonucu bin yıl kadar süren bir göç ve göçebe hayatı yaşamaya başladılar. Bunun sonucu hiç yazılı bir tarihleri olamadı. Bilgi, kültür,gelenek ve görenekleri pirleri ve dedeleri tarafından, ezbere dayalı olarak sazı ve sözüyle kuşaktan kuşağa aktarıldı.
Gelin bazı önemli tarihi dönemeçlere birlikte göz atalım.

PİR SİLVANUS



(2) PİR SİLVANUS

(Hıristiyan papaz Symeon Raporundan) Pir Silvanus (Pir Sultan Abdal) 27 yıl boyunca Şebinkarahisar’da pirlik yaptı. Bizans İmparatoru IV. Konstantin, Silvanus’u tutuklatır ve taliplerine taşlatır. “Yoloğlu” yandaşı “Just”un attığı bir taşla hakka yürür.
Symeon, İstanbul Ortodoks papazı idi. Bunu yaptığı için vijdan azabı duyar.Üç yıl düşünür ve pişman olup papazlığı bırakır. Şebinkarahisar’a döner. Titus ismini alarak hakyolunu seçer. Talipleri(müritleri) etrafında toplayarak yol erkan pirliği yapar. Buna sinirlenen II.Justinyen, Titus ve taliplerini tutuklatır ve diri diri yakar.
Titus’tan sonra Anadolu’da “Sergius” 800- 834 yılları arasında pirlik yapar. Alevilik Anadolu’da yayıldı. Ortodoks kilisesi geriledi. Alevilik; tek ocak sisteminden çok ocak sistemine geçildi. Örgütlenip güçlendiler ve yayıldılar.
DİVRİĞİ ALEVİ DEVLETİ
Gözü dönmüş Bizans ordusu alevilere karşı haçlı saldırısı başlattı. Yakılıp – yıkıldı. Yüz bin civarında alevi kanı döküldü.843 yılında “Carbeas” Bizanstan ayrıldı ve talipleriyle Malatya Arguvan’ı yurt edindi. Bizansa karşı direniş başlattı. Daha sonra Divriği’yi merkez yapıp “Divriği Alevi Devleti”ni kurdu. Büyük bir kale yapıldı. Bizans ordusuna saldırdı ve yendi. Sınırlarını genişletti. 863 yılında hakka yürüdü.
Yerine damadı komutan “Chrysocheir” geçti. Ankara’dan Ege’ye kadar bölgeyi topraklarına kattı ve Efes’e atıyla girdi.
Bizans İmparatoru I.Basil, Sicilyalı Peter’i elçi gönderdi. Anlaşma sağlanamadı. Ancak casusların kurduğu pusu sonucu “Chrysocheir” vuruldu ve 872 yılında hakka yürüdü. 873 yılında Divriği’de deprem oldu. Bunu fırsat bilen Bizans saldırdı ve Divriği Alevi Devleti yakıldı- yıkıldı. Çaltı Çayı günlerce kızıl aktı. Sağ kalanlar dağlara sığındı.
Carbeas’ın kabri Ankara yakınlarında Hüseyin Gazi Tepesi’ndedir.
Pir Chrysocheir kabri ise Eskişehir Seyit Suyu kenarında Battal Gazi Türbesi “Türkmen Tepesi”ndedir. Battal Gazi Dergahı onundur.Ve bu yüzden Battal Gazi olması kuvvetli ihtimaldir. Bin yılı aşkın bir süredir; Anadolu,Balkan,Kalenderi,Vefailer,Melamiler,Bektaşiler,Işıklar,Torlaklar, ve Babailer’in kutsal Mabedi oldu. Kutuplar Kutbu Battal Gazi Destanı’ndan öğreniyoruz.
ŞAHKULU

(3) ŞAHKULU
Ünlü komutan Pir Chrysocheir, VI.Konstantin’i İstanbul şimdiki Şahkulu denilen yerde yener. Bizans soluğu denizin öteki yakasında alır. Pir’in askerleri kendilerini “şahkulu “ olarak tanımlıyordu. Şahkulu, o zamandan bu zamana önemli Alevi Dergahı’dır.
HAK DOSTLARI
Ölmemek için yüzlerce yıl süren alevi göçleri sonucu bir kısmı Bulgaristan’a yerleşti.Anadolu’da kendilerine “hakdostu” denilen aleviler, 7.ve 10. cu yüz yılları arasında bizans baskısı sonucu Filibe’ye kadar gelip yerleştiler. Yerliler “Bogomoli” diyordu.
ANNA
Anna; I. Alexios’un kızıdır. Tuttuğu notlardan bazı alıntılar: İstanbul’da ocak alevileri ve “Bacıyan-ı Rum”(Rum Kardeşler) lar yaşıyordu. Bunlar tuzağa düşürülüp Pirleri Basil ve yandaşları ile birlikte yakıldılar.
BOSNA ALEVİLERİ
Bizans ve Osmanlı’nın zulmünden kaçan bir kısım aleviler 13. Y.Y. da hak dostları olarak Bosna, Corniela, Slovenya, Dalmaçya ve İstriya’ya kadar yerleştiler. 11.Y.Y. ile 14.Y.Y arasında alevilik Atlas Okyanusu’na kadar genişledi. Bu yayılmada:
1-Bosnalı Hak Dostları,
2-İstanbul’da alevilikle tanışan Dalmaçya ve Hırvat tüccarları,
3-Haçlı Seferlerine katılan Avrupalı askerlerin sempatisi,
Etkili oldu.
AVRUPA ALEVİ OCAKLARI
Bin yıl kadar süren aleviyi yok etme baskıları sonucu, yüzlerce yıl göçe zorlanan alevilerin bir kısmı Belçika’da “Liej” ve Almanya’da “Köln” şehrine kadar gelip yerleştiler. 1144 tte Avrupa’da ilk Alevi Ocakları buralarda ortaya çıktı.
ALBİGEN = IŞIK İNSANI
LUVİLER = ALEVİLER
Alevi sözcüğü –i eki alarak alev-i haline gelmiştir. Kapı- kapıcı, deniz- denizi, incir- inciri gibi. Yardılışın aslı “nur” dur. “Nur”, “ışık” demektir.Işık güneşten gelir. Güneş kutsaldır. Evlerde ocak vardır ve ısı ışık verir. Hem yemek pişirilir. Sivas, Tokat, Amasya ve Çorum alevilerine “siraç” denilir. Siraç = ışık demektir. Bundan 35-40 yıl öncesine kadar köydeki yaşlılarımız ve dedelerimiz sabahın ilk ışıklarıyla Güneş’e niyaz olurlardı. Alevilerde Güneş, ocak ve alev kutsaldır. Avrupa alevilerine Katolik Kilisesi “Albigen”(ışık insanı) diyordu. Anadolu’da yaşayan Hitit’ler çivi yazısı kullanıyordu. Günümüze kalan bazı Hitit tabletlerinde çivi yazısından farklı olarak “Hiyeroglif” denilen resimli anlatımlar bulunuyor. M.Ö.2000 –yıllarında(Hititler bu resmli anlatımı kullanan insanlara “Luvi”(ışık) veya “Luviler” (ışık insanı) diyordu. Latincede ışık=(Lux) demektir. Elektiriğin olmadığı 35-40 yıl öncesine kadar evlerimizi gazla ışık veren “Lux” denilen ocakla aydınlatırdık. Toparlarsak; Luviler, Albigen, Lux, Güneş, Ocak, Alev,nur anlamlarını özünde oluşturan bu kutsal kültürü inanç olarak yaşayan alevilerin kendisi ve atalarıdır. Neden ışık? Çünkü ışığın kaynağı Güneştir ve yaşamın kaynağıdır. Biliyoruzki canlıların oluşması için toprak, su, hava ve güneşe ihtiyaç vardır.Toprak,su,hava kutsaldır. Ancak bilim adamlarının açıklamasına göre evren “Big-Bang” denilen ışık patlaması ile milyarlarca yıl süren bir zamanda oluştu. Önce Güneş ve daha sonra ışık zerreciklerinin yoğunlaşması ile dünya ve gezegenler ile yıldızlar oluştu. O halde yaşamın ilk kaynağı güneşin oluşması ile başlamış oldu. Güneş alevi inancında her zaman var olmuştur.
OKSİDANYA
Katolik ve ortadoks kiliseleri, Avrupa’da yaşayan alevilere karşı haçlı seferleri başlattı. Aleviler ibadetlerini korku içinde gizli yapıyorlardı. Hıristiyanlar bunu “mum söndü” olarak iftira atarak Köln alevilerini diri diri yaktılar. Kuzey Avrupa’da işkence, zulüm ve katliamdan kaçan aleviler, güneye yöneldiler.Çoluk, çocuk yıllarca süren bir göçe zorlandılar. Sonunda Fransa’nın güneyinde “Oksidanya” denilen bölgeye yerleştiler. Burada Albigen’ler iyi karşılandı, sevildiler, sayıldılar. –(4) –
1167 TOULUS KURULTAYI
Albigen İnsan-ı Kamil’leri ile Hıristiyan din görevlileri zaman zaman bir araya gelerek demokratik ortamda tartışıyorlardı. Yüzlerce yıl kendilerini gizleyen aleviler bu durumdan memnun kalınca 1167 Toulus Kurultayı’nda kendilerini açıkladılar. Halkın bu insanlara sempatisi arttı. Kilise yerine “Ayin-i Cem” lere katıldılar. III. Papa haçlı ordusunu yeniden örgütledi ve saldırttı. Çok kan döküldü. Ünlü hıristiyan cellat baş Papaz Arnaut Amurai notlarından anlıyoruzki aleviler kılıçtan geçirildi. Komutan Monforit, Tolus kentini kuşattı. Kale, içindekilerle birlikte ateşe verildi. Bu arada bir alevi bacının mancılıkla fırlattığı taş komutan Monforit’i öldürdü.
ENGİZİSYON MAHKEMELERİ
Fransa’da engizisyon mahkemeleri ilk kez aleviler için kuruldu. 1230- 1240 yılları arasında bu mahkemeler binlerce aleviyi kesti.(İlk mahkeme başkanı Guillaume’nin notlarından.)
MONTSEGUR KALESİ

-(5) - MONTSEGUR KALESİ
Engizisyon zulmünden kurtulan aleviler Montsegur Kalesi’ni inşa ettiler ve sığındılar. Bu kalede köşeli dik altın oran ilk kez uygulandı. Buraya sığınan aleviler zamanla toparlandılar. Kendilerine pusu kuran mahkeme başkanı Guillame’yi bir gece baskınında adamları ile birlikte öldürdüler. Bu haber çabuk yayıldı. Katolik kilisesinin kışkırtması ile haçlı ordusu on bin kişilik ordu ile kaleyi kuşattı. Komutan Huges Des Arcis entrikalara başladı ve kuşatma bir yıl sürdü. Kaleyi terkeden alevilere inançlarını bırakmaları istendi.Ancak hiç bir buna yanaşmayınca diri diri yakıldılar.
FRANSA ALEVİLERİ
Bu vahşetten kurtulan ve kendilerini yeniden gizleyen alevilerin bir kısmı Fransa’nın Pirene dağı eteklerinde ve Toulus kenti yakınlarında hala yaşamaktalar. Çünkü:
1-Burada on iki sayısı kutsaldır.
2-İnsana sevgi ve saygıda kusur etmezler.
3-Köylerinde kilise yoktur.
4-Karşılaştıklarında üçer kez öpüşürler.
5-Din görevlileri “bir lokma bir hırka” anlayışına sahipler.
6-Ele, dile, bele, bağlıdırlar.
7-Ateş ve ocak kutsaldır.
NOT:Belçikada karşılaştığım alevi arkadaşlarımın (bende dahil) üçer kez öpüştüklerini farkettim.
TROBADOUR VEYA TRAVATORE
Avrupada alevi halk ozanlarına “trobadour” veya “travatore” deniliyordu. Kadın ozanlara da “ troboritz” Avrupa ilk halk ozanı Oksidanya’lı “Guilleim de Peitieus” dır. Sazı ve sözü ile kültürünü aktarmaya çalıştı. 12. ve 13.Y.Y. da ozanlar için halk şöyle diyordu. “Evvel baharda, susuz bozkırda açmış çiçekler gibiydiler. Erkenden soldular. Tohumlarıyla rüzgarın önüne düştüler.”
BABA RESUL = EVLAD-I RESUL
Avrupada baskı gören alevilerin bir kısmı, yeniden anavatanları Anadolu’ya göçe başladılar. Yıllarca süren bu göçler sonucunda bir kısmı Batı Anadolu, Bir kısmı Ege Bölgesi’ne yerleştiler. Bir kısmı da Orta Anadolu’ya yerleştiler. Ancak Osmanlı baskısı altında kaldılar. Kendilerini gizlediler. İslam baskısı altında yaşamak için kendilerini “Evlad-ı Resul” olduklarını ve peygamber soyundan geldiklerini söylemek zorunda kaldılar. Alevi pir ve dede ocakları için Padişahlar tarafından uydurma secereler hazırlandı. Zamanla aleviler; islam ve Hz. Ali ile ilgileri olmadığı halde, kendilerini Ali yandaşı ve islamın “ehli beyti” olarak inançlarını yorumlamaya başladılar.
-(6) - ŞEYH EDEBALİ
1240 ta Büyük Babai Hareketi içinde yer aldı. Baba İlyas’ın halefi oldu. Kızı Bala (Melhun) hatun, 19 yaşındaki Osman Bey’ le evlendi. 1277 de Bir alevi dede nikahlarını kıydı. 1299 da Osman Bey “Osmanlı Devleti”ni kurdu.Başkent Bilecik oldu.
Yerine geçen oğlu Orhan Gazi, Bursa’yı alarak topraklarını genişletti. Alevilerle çok yakınlık kurdu. Baba İlyas, Hacı Bektaşı Veli, Şeyh Edebali, Sarı Saltuk, Battal Gazi, Cogi Baba, Yunus Emre, Pir Silvanus gibi alevi pirleri saygı gördü. Ancak daha sonraları birçok bilgi ve belgenin yok edildiğini anlıyoruz.
DİMETOKYA
Tüm Balkanların, Bosna, Arnavutluk ve Batı Anadolu Degahlarının asıl merkezi Dimetokya oldu.
DESPİNA
Despina Hıristiyan kökenlidir. Fatih Sultan Memet’in annesidir. Yeni Çeri Ocağı’nı istemedi ve dağıttı. Alevilik şiiliğin etkisine girdi.
Daha sonra gelen Padişahlar Aleviliğe sıcak bakmadılar. Gelenek, görenek ve kültürleri yok sayıldı. Aleviler yine gizlendi ve ibadetlerini gizli yürüttüler.
Ancak ne varki günümüzde bile hala aleviler zaman zaman inançlarından dolayı baskı görmekteler. Biz diyoruzki; tüm inançlara saygılıyız. Bizimde inancımıza saygı duyulmasını istiyoruz. Vergisini ödediğimiz, askerlik yaptığımız ülkede vatandaş olarak bunu istemek en doğal hakkımız. Güneş balçıkla sıvanmaz.

Seyit Rıza Bakır
Seyitriza@gmail.com
serinsu9
23.04.2008 18:10

Kimden: Pîr Gerçek Velî (Bay, 34)
Kime: Grup: Alevi Uyan...Mehdî Geldi...
Tarih: 26.11.2007 12:28 (GMT +2:00)


Konu: Mehdi'nin *MUM SÖNDÜ* Makalesi:


Bu mesele bize haber verildi ki; ta KOJA AHMED YESEVİ HAZRETLERİ'NİN zamanına kadar gider...Nitekim o dönemler kadınlar mescide gitsin mi gitmesin mi tartışmaları yapılırken tarafın istemeyen unsurları bir fitne oluşturup örneğin bir hocayla bir hatunun mescidde zinasını sağlayıp onu bahane yaparak sonuç vermiştir ki,buna en çok direnen kişi KOJA AHMET YESEVİ olmuş ve 'ola ki hak meclisinde kadın ve er kişi birlikte ibadet ede...hatta bu er ve hatun kişinin dizleri birbirine değe...hakkın kudreti onların kalbindekini yok etmeye muktedirdir...'buyurarak tarafını belli etmiş ve kadın ne yazık ki,mescidden çıkarılmıştır...Ve tabi KOJA AHMET YESEVİNİN sünnetini takip eden gerçek erenler kadınlar konusunda ki fikrinden caymamış HACI BEKTAŞ VELİ 'aslanın erkeği aslanda dişisi aslan değil mi' diyerek mücadeleyi RESUL-U RAHMAN'DAN geldiği şekliyle sürdürmüşlerdir...İşte bu yüzdendir ki; hala ALEVİLERİN kadınlarını yanında tutması ibadetin de ve ritüelinde bulundurması bazı cin ve insan şeytanlarını rahatsız etmiş vede haliyle kırklar semahının ritüelinin bir zamanlar gerçeğinin uygulanmasını fırsat bilimesiyle MUM SÖNDÜ iftirasına maruz bırakılmıştır...Nitekim miraçlamanın bütününün yapılması ve sonu itibariyle ÜRYAN BÜRYAN HEP GİRDİLER SEMAHA kısmında eski bektaşiler diğer ritüeli uyguladıkları gibi bu ritüeldede gerçekten üryan olup semaha durmasıyla iş ortaya çıkmıştır...Oysa orda anlatılan canın özüne dönmesidir...Yani ADEM BABAMIZ İLE HAVVA ANAMIZ henüz yasak meyvayı yemedikleri ve üryan büryan CENNETE bulunmalarıydı...SIRRI FAŞ ETTİK VESSELAM...Aleviler henüz yolun başındalar iki veya üç nesil yolu erkanı unuttu...Ne zerrece kalbde iman,nede zerrece beyinde akıl kaldı...Meğer MEHDİ gele işleri yoluna koya...DÖRT KAPI KIRK MAKAMI BİLEN GELSİN İŞTE MEYDAN diyor ŞAH İSMAİL HATAYİ...İşte bu MEHDİ*YE İŞARETTİR VESSELAM...ONDAN BAŞKASIDA DÖRT KAPI KIRK MAKAMI VE KIRKLAR SEMAHINI ANLATAMAZ...GERÇEĞE HUU! ...

________________________________________________________________


Hüseyin Hilmi IŞIK nam-ı diğer M. Sıddık Gümüş'ün 7 Temmuz 1967'de kaleme alıp hazırladığı *TAM İLMİHAL* veya diğer adıyla *SADET-İ EBEDİYYE kitabının *22.HURUFİLİK* maddesinde şunlar yazılıdır...


Hurûfî tarîkatinin zikrleri, ibâdetleri, okumaları yokdur. Her sabâh pîrin evinde, meydân odasına toplanırlardı. Birisi, bir elindeki tepsi içinde, adam sayısında şerâb kadehi ve birer dilim ekmek, peynir olarak odaya girer. Bunu saygı ile ve bir ağızdan gülbânk okuyarak karşılarlardı. Herkesin önüne gelerek birer dâne verir. Ta’zîm ile alır, yüzlerine sürer, sonra yirler, içerlerdi. Bütün ibâdetleri bundan ibâretdi. Evli olanı, kadınlarını, kızlarını da, toplantıya getirir. İçerler ve dans ederler. Birisi, birinin kadınını veyâ kızını beğenirse, erkeğe gelip, sizin bağçeden bir gül koparacağım der, izn ister. O da, zevcesini çağırıp, bu canın talebini hak et der. Sonra takbîl ederdi. Bu taleb karşılıklı olursa, iki adam da babanın önüne gelip, izn isterler. Baba izn verince, ömrleri boyunca, birbirlerinin ayâlini istifrâş ederlerdi. Şimdi Türkiyedeki Bektâşîlerde ve alevîlerde böyle kötülükler yokdur.

Hurûfî tarîkatinin babaları, papaslar gibi günâh çıkartırlardı. Günâh sanılan bir şeyi yapınca, babanın önüne gelir. Baba, kulağını çekerek afv eder. Günâhı büyük ise, al malını gör yolunu der veyâ yalvarır. Baba da kırklar kurbanı kes, yâhud üçyüzler nezri ver der. Birkaç lirasını alıp, afv etdim derdi. Hurûfî tarîkatindeki kadınlardan biri, Hurûfî olmıyan bir adam ile buluşsa, babaya gelip, üzerimden bir köpek atladı der. Baba, para alır, afv olur. Her babanın yolu başka idi. Bir toplantı gecesinde, babanın önüne bir kadın gelip baş eğdi. Baba buna, bukağı çöz dedi. Baba dilediği birine, kalk şu bacıyı tomruğa vur dedi. Adam, kadınla bir odaya çekildiler. Bir derdine dermân arayan bir kadın, bir hurûfî kadınına sorar. O da, bizim baba iyi büyü yapar diyerek, tekkeye götürür. Soyun! Baba geliyor derler. Kadın olmaz der ise de, sakın ha. Buradan sır çıkmaz, cenâzen çıkar diyerek korkuturlar. Kadın teslîm olur. Sonra, getiren kadın, buna, babanın işi, kötülük değildi. Hazret-i Alînin sünnetini yapdı der. Bunlarda, halâl, harâm diye birşey olmadığından, en aşağı kâfirlerin bile yapamıyacağı, çirkin, alçak işleri yapmakdan çekinmezler! [(Kâşif-ül-esrâr) kitâbının yazdığı bu çirkin şeyler, şimdi Türkiyede bulunan alevîlerde ve hakîkî bektâşîlerde yokdur. Şimdi, memleketimizde, sahte bektâşî tarîkati denilen hurûfîler mevcûd değildir.]


Yorum:Öyle anlaşılıyor ki; 1967'den beridir bu kitap yayınlanmakta ve saf veya kötü niyetli müslümanlarca alevilik ve bektaşilik hakkında şek ve şüphe taşınmaktadır...İfadede deniyor ki; [(Kâşif-ül-esrâr) kitâbının yazdığı bu çirkin şeyler, şimdi Türkiyede bulunan alevîlerde ve hakîkî bektâşîlerde yokdur) ]dikkat ediniz şimdi ki? alevilerde ve bektaşilerde deniyor...Yani sanki önceki alevilerde ve bektaşilerde varmış gibi kafa karıştırıcı fitne ve fesat sokucu vesveseler yapılıyor...Yaklaşık olarak kırk senedir bu vesvese bu kitapta *TAM İLMİHAL* 'DE yapılıyor...Ve ne diyanet işleri bakanlığı nede diğer yetkili kurumlar buna bir şeyler söylemiyor...Ama bir kere insanların kafasına bu girmiş...Şeytan görevini bir güzel yerine getirmiş göçmüş? ..Siz şimdi ayıklayın pirincin taşını...Her ne kadar geç kalınmış olsada diyanet görevini bilsin ve şu anda ülkenin neredeyse bütün camilerinin kahvehanesinde ve kıraathanelerinde bulunan bu fitne ve fesat üreten vesveseyi ortadan kaldırsın...Aksi takdirde biz ALEVİLER VE BEKTAŞİLER hem kitabın sorumlularından hemde diyanetten işini yapmadıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulunacağız...GERÇEĞE HU...


Zikr-i hakikatimizdir...
______________________
Bakî Gerçekler Demine Hû,Dost Allah Eyvallah...
Gerçeğe Hû Mü'mine Yâ Alî Yâ Mehdî Sahib-î zaman...
(bakınız: insan, zaman, kadın, türk, gece, para, baba, büyü, aleviler, gerçek)
Pîr Gerçek Velî
28.12.2007 11:48

gelin canlar bir olalım....aleviyim bununlada gurur duyarım.YA ALLAH YA MUHAMMET YA ALİ...
(bakınız: alevi, gurur, alev, guru, lada, yarım, gelin, anlar, allah, uyarı)
toprak_kokusu
15.12.2007 11:51

Herkes insandır ayrımcıLık oLmaz bnde bir aLevi cocuğuyum :) aLeviLik aLeviLiktir yha dedim gibi ayrımcıLık yok geneLLikLe diğer (aLevi oLmayanLar yapıyorLar bunları) ....
(bakınız: insan, alevi, gibi, maya, herkes, alev, uyum, ılık, genel, ilik)
tuqcenur
02.12.2007 20:47

alevilik bir felsefe bana göre...bir yaşam öğretisi...
(bakınız: alevi, yaşam, felsefe, alev, ilik, bana göre)
*beyazmelek*
17.09.2007 22:45

Alevilik İslam Antolojisidir...
(bakınız: alevi, islam, alev, ilik, antoloji)
Mehdi*nin zuhuru yakındır...
17.09.2007 10:32

Kendi içlerinde bile bir tutarlık gösteremeyen, çok farklı uç düşünceleri barındıran, ne olduğunu bir türlü anlayamadığım bir din/mezhep/kültürel mozaik vs.
(bakınız: düşünce, kültür, ne oldu, rind, mezhep, yama, bile, kült, türlü, mozaik)
lstblu
01.09.2007 20:38

Kimden: MEHDİ Sahib-i zaman... (Bay, 34)
Kime: Grup: ALEVİ Uyan...MEHDİ Geldi...
Tarih: 23.8.2007 11:36 (GMT +2:00)


Konu: Mehdi'nin *A L E V İ L İ K * Makalesi...(1.Bölüm) .


Maide Suresi:

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...

54. Ey inananlar! İçinizden kim dininden dönerse şunu bilsin: Allah, yakında, kendilerini sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı boynu bükük, kâfirlere karşı başı dik bir topluluk getirecektir. Bunlar Allah yolunda tüm gayretleriyle didinirler, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın, dilediğine yönelttiği bir lütuftur. Allah, yaratılışı ve yarattıklarını genişletir, her şeyi bilir...

Araf Suresi:

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...

181. Bizim yarattıklarımızdan bir topluluk vardır ki, hak ile kılavuzlar ve yalnız onunla adalet sunarlar.

182. Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri bir yerden ağır ağır çöküşe götüreceğiz.

183. Süre tanıyorum onlara. Çünkü benim tuzağım pek yamandır.

Hucurat Suresi:

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...

10. Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştirler. O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın ve Allah'tan sakının ki, size merhamet edilebilsin.

11. Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin! Olabilir ki, alay ettikleri topluluk kendilerinden hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Alay ettikleri, kendilerinden hayırlı olabilir. Öz benliklerinizi ayıplamayın/kendi nefislerinizde ayıplar aramayın; birbinize lakaplar yakıştırmayın. İmandan sonra sapıklıkla adlanmak ne kötü şeydir! Kim ki tövbe etmez, işte böyleleri zalimlerdir.

12. Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin! Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bakın bundan iğrendiniz. Allah'tan sakının! Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır.

Kasas Suresi:

5. Ve biz istiyoruz ki, yeryüzünde ezilip horlananlara bağışta bulunalım, onları önderler yapalım, onları mirasçılar haline getirelim.

6. Ve yeryüzünde onlara imkân ve kudret verelim. Firavun'a, Hâman'a ve onların ordularına da korkmakta oldukları şeyleri gösterelim.

Sadakallahül-Azim...

________________________________________________________________


*Dünyayı Evangelist Amerika ve Siyonist İsrail yönlendirir...Evangelist Amerikayı ve Siyonist İsraili İlliminatusuyla yani on adamıyla Şeytan yönlendirir...Ve İlliminatusuyla Evangelist Amerikayı ve Siyonist İsraili yönlendiren Şeytanıda biz yönlendiririz...Şeytanın stratejisi zayıftır...Allah'ın stratejisi ise,bizler için hayırlı olandır...Gerçeğe Hu Mü'mine Ya Ali Ya Mehdi Sahib-i zaman...*

* Alevilikte Tevella ve Teberra vardır...Bu Resulullah'tan kalmadır...Yani bir dua'sında 'Ya Rabbi Ehl-i Beyt'imi seveni sev sevmeyenleri sevme...' bu hakikat Kur'an'ın şura suresi 23 ile desteklenmektedir...Vesselam! ..

Mehdi buna göre tevellasını şöyle açıklıyor:

Beni seven Pir Sultanı sever...Pir Sultanı seven Şah İsmaili sever...Şah İsmaili seven Abdal Musayı sever...Abdal Musayı seven Hacı Bektaş Veliyi sever...Hacı Bektaş Veliyi seven Hoca Ahmet Yeseviyi sever...Hoca Ahmet Yeseviyi seven Oniki imamı sever...Oniki imamı seven Ehl-i Beyti sever...Ehl-i Beyti seven Resulullah'ı sever...Resulullahı sevende Allah'ı sevmiş olur...Nasıl ki Altın silsile diye tabir ediliyor silsile-i seyyidiye vardır...Bu sayılanlar hep seyyiddir...GERÇEĞE HU..! ! ! *

*Cin ve insan şeytanlarından Allah'a sığının...Onlar sizi Allah ile aldatırlar...Şayet onlar karşınıza çıkıpta bir tekbir getirirse! siz iki tekbirle etrafınızdan savınız...Eğer o cin ve insan şeytanları ellerini kurt kafası yapıpta 'Ya Allah bismillah Allah-u ekber ' derse sizlerde 'Ya Allah Ya Muhammet Ya Ali Ya Mehdi Sahib-i zaman' diyerek başınızdan def ediniz...*

* Ne kürt sorunu nede ermeni soykırımı hiçbirisi! ..

Bu ülke topraklarında bin yıldır çözüme kavuşturulamamış Alevi sorunu ve hiç bitip tükenmez bir şekilde mütemadiyen devam eden Alevi soykırımı vardır...*

*Doğu Perinçeğin Alevilikle ilgili gafı...


İşçi partisi genel başkanı doğu perinçek diyor ki; 'Alevilik bir zamanlar osmanlı imparatorluğunun despot hükümdarlığı döneminde kurulmuş bir partiydi.Osmanlının yıkılmasından sonra işlevini yitirmiş ve bir önemi kalmamıştır.'Yani doğu perinçek burda demek istiyor ki,Allah'ın (haşa) Resulünün ve onun pak ve temiz Ehl-i Beytinin,12 imamlarının,Hoca Ahmet Yesevinin,Hacı Bektaş Velinin,Yunus Emrenin,Pir Sultanın ve daha nice bu kutsal yola hizmet etmiş ve hala etmekte olan gerçek erenlerin ve evliyaların devri bitmiş ve onların her hangi bir fonksiyonları ve işlerliği kalmamıştır demeğe getiriyor.Hiç yorum yapmıyorum ve yorumunu bizzat alevilerin kendilerine bırakıyorum...*

* Bu Sürüye Bir Çoban Gerek! ..
Mehdi Sahib-i Zaman Gerek...

Ortalıkta Dolaşıyor Hep Deliler! ..
Bu Delilere Bir Akıllı Gerek...

Uyanın Ey Gaziler ve Şehitler Cephelere Eyleyin Akın! ..
Mehdi Sahib-i Zamanın Zuhuru Pek Yakın...

Gürleyin Ey Gökler ve Yerler Etrafa Şimşekler Çakın! ..
Mehdi Sahib-i Zamanın Zuhuru Pek Yakın...*

*Refah Partili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı R. Tayyip Erdoğan tarafından,bir gece sabaha karşı sasat:03:00'te işgal kuvvetleri gibi buldozerler tarafından yıkılmaya çalışıldı. Aleviler dışındaki kamuoyu, basının ve TV kanallarının ilgilendiği olaydan sonra Karaca Ahmet Dergahı ve yıkılmaya çalışılan cemevinden haberdar oldu. Karaca Ahmet Dergahı ve Cemevi, 12 milyonluk bir megakent olan İstanbul'da bulunan yaklaşık 4 milyon Alevi nüfusunun sahip olduğu 2 mekandan sadece biri.Sırası geldiğinde 'inanç özgürlüğü' konusunda mangalda kül bırakmayan Refahlı belediye, bu ufacık mekana bile tahammül edemedi,cemevini Alevilerin başına yıktı. İslamı Anadolulaştırıp, laikliği, demokrasiyi, cumhuriyeti, insan haklarına saygıyı, düşünce ve inanç özgürlüğünü, hoşgörüyü kendine yaşam biçimi edinen Aleviler için, Tayyip Erdoğan'ın buldozeri öğretici oldu.İstanbul'da ve yurdun çeşitli yerlerinde Aleviler, bulundukları beldelerde cemevleri inşa etmeye başladılar. Karaca Ahmet Cemevi temeli daha sağlam atılıp çelik konstrüksiyon üstüne yükselirken, onu Ankara Dikmen'deki Cem ve Kültür Evi ile başka cem ve kültür evi izledi. Karaca Ahmet Dergahı, 'yıkım olayı'ndan sonra Alevilerin desteklediği, bir merkez haline gelirken, çeğdaş örgütsel yapılanma içinde önemli adımları atmaya başladı.

Not: 'Allah'ın mescitlerini, içlerinde O'nun adı anılıyor diye engelleyen ve onların yıkımı için uğraşan kişiden daha zalim kim olabilir! ... Böylelerinin, o mescitlere girmeleri ancak korka korka olacaktır. Böyleleri için dünyada bir rezillik vardır. Âhirette ise bunlara çok büyük bir azap öngörülmüştür.' *
(Bakara: 114)

* Alevilik Şiirsel Antolojiden İbarettir! ..


Alevi,Bektaşi inancı ve kültürü,geçmişten günümüze kadar daha çok şiirsel antoloji üzerinden ulaşmıştır bizlere...Bunun en büyük belirtisi bin yıldır takipçilerinin genelde aşıklardan ve ozanlardan oluşmasıdır...Hatta yakın tarihe baktığınızda bir Aşık Veysel'i,bir Feyzullah Çınar'ı,Davut Sulari'yi ve Mahzuni Şerif'i görürsünüz...Tıpkı bunlardan önce tarihe damgasını vurmuş olan yedi ulu ozanlar Şah İsmail Hatayi,Fuzuli,Yemini,Virani,Seyyid Nesimi,Pir Sultan ve Kul Himmet gibi vesselam...Aslında antolojiden beslenmeleri çok doğaldır...Hazret-i Ali'nin 'İlim bir nokta idi,cahiller onu çoğalttı...' sözünede bir atıfdır...Yani illede ilimle anlatılmayacağını bunu en güzel şekilde şiirlede anlatmak pek tabi mümkündür...Ama bu şiirler sırrı hakikat damlalarıdır...Hüüü! .. Bazı araştırmacılar bu şiirleri küçümsemiş olmasına rağmen gerçeklikleri en sade bir şekilde günümüze ulaşmıştır...Örneğin bir ilim konusu olan Mehdi ve Mesih konusunu Pir Sultan bir dörtlüğünde sade bir şekilde anlatıvermiştir...İşte o dörtlük; 'Hasan'ül Askeri Mehdi çıkınca,İsa peygamberi vezir dikince,Horasandan doksan bin er kopunca,Oniki imama yardım okurum...' Yine bunun gibi Şah İsmail Hatayi'de şöyle buyurmuştur; 'Hatayim der bu iş birgün biter a? ,Özünü katagör ulu katara,Mehdi şavkı bu cihanı tutar a? ,Şah oğluna sitem olmaz inşaallah...' Umarız ki,ne anlatmak istediğimizi kısa yoldan idrak etmişsinizdir...Allah hepimize anlamak nasip etsin...

Derviş Muhammed Divanından onbeş nefes üzerinden kısa kısa alıntıları sizlerle paylaşıyoruz:

-İşitenler türkü sanıyor bunu
İlmi kudretten okurum anı...
-İzanı olan seni bilir
Yüz sürer yoluna gelir...
-Halimiz sana ayandır
Bizi nuruna boyandır
Koma gaflette uyandır
Ya Muhammed ya Muhammed...
-Mü'min yoluna koydu baş
San şek getiren kalleş...
-Onsekizbin alemin ışığı
Sahib-i zamandan çıkar...
-Din Muhammed dini taptığım tapı
Yıkılır mı Hakkın yaptığı yapı...
-Eğer zebani gelirse yanıma
Arapça kelam getiririm dilime...
-Varımız eldedir sırra karıştık
Yükümüzü Sekiz uçmağa çözdük...
-Müra-i güman ile Hak'mı sevilir
Gümanlı gönülde iman eğlenmez...
-İncil,Tevrat,Zebur,Kur'an'ı yokla
Din Muhammed iman Ali değil mi...
-Evliya yatağı bağdad'ın şehri
Çok olur yollarda arabı küfrü...
-Evliya buyruğu arz oldu bize
Erenler yolu farz oldu bize
Dört kapı Kırk makama erince
Kim bahane bulacak ol kamil öze...
-Derviş Muhammedim Hak sırrın demez
Hak Ademde bilmeyenler bilemez
Yarimde göğsümde beş vakit namaz
Bir tekbirde kılacağım çağ oldu... *

*Pir Sultan Gerçeğine Hu! ..

Ne yolcular izin izler
Ne meşayih sırrın gizler
Ne kadı şerisin gözler
Ne beylerde adalet var

Ne kız ayal hicab saklar
Ne gelinler usul bekler
Ne kocalar özün yoklar
Ne yiğitte marifet var..*

*Muhammed Mehdi'nin hak sancağını
Çekelim bakalım nic'olsa olsun
Teber çekip münkirlerin kanını
Dökelim bakalım nic'olsa olsun
Müminleri bir katara düzelim
Güruh güruh şu alemi gezelim
Münkirlerin sarayını bozalım
Yıkalım bakalım nic'olsa olsun

Pir Sultan Abdal...*

* Osmanlı yanına kalır mı sandun
Nice intikamlar alınsa gerek
Mehdi çıkarsa nic'olur halin
Heybetlü küsleri çalınsa gerek

Gazi Mehdi bir gün Urum'a çıkar
Yezid kal'asını hem burcun yıkar
Oniki İmam'ın sancağın çeker
Kırmızı tac ile salınsa gerek

Sanma ki Osmanlu yanına kalur
Tanrı'nın arslanı Şah oğlu gelür
Darb ile elinden tahtını alur
Harabende erkan sürülse gerek

Yezid göze almış ol güzel Şah'ı
Muhammed Ali'dir anın yardağı
Ali'm dünyaya gelürse bir dahi
İşinden Yezidler yerinse gerek

Bir gün bu dünyanın sahibi gelür
Oniki İmam'ın hakkın alur
Yezidler orada hem telef olur
Mü'minlerin hali sorulsa gerek

Pir Ali der Mehdi gönül yatağı
Kırmızıdır donu yeşil sancağı
Düzelim koşalım bahçeli bağı
Yezidler aradan sürülse gerek *

*Ne hikmettir ki,sanki bu işi bir bizler yani Aleviler ve Bektaşiler başarmış ve zafere erişmiştir...Onun içindir ki,dört kapı kırk makam gerçeğini bu ilkeler ışığında kabul etmişiz...Bir de şu varki bizler söz de değil öz de dört kitap haktır demiş ve ona göre hareket etmişiz...Devam ediyorum söylenmedik bir şey kalmasın diye...Benim yanılmıyorsam bir yerde okuduğum Hz.Ali'ye ait sözde şöyle yazıyordu...'Allah sırrı hakikatini dört kitap'a serpiştirmiştir...' bu şu demek bir fotoğraf düşünün dörde bölünmüş her parçası bir yerde...Her parçası başka yerde olduğundan sadece o parça ile birilieri mana çıkarmış...Hiçbiride doğru manayı bulamamış...Ve Allah nasip etmiş sırrı hakikate vakıf olanlar bu dört parçayı Allah'ın inayetiyle bir araya getirip resmi net olarak görmüştür...Adam diyor ki Aleviler yehova şahidi olmuş...Bende sordum ne yapıyorlar...Efendim üç kutsal kitabı okuyorlar Kur'an'ı kabul etmiyorlar...Bende diyorum ki,onlar yehova şahitliğini değil öz inançları olan Aleviliği öğreniyorlar gerçeği anlayıp yüzü yerde özü darda dergaha gelip yüz sürecekler...Çünki bir yehova şahidi bana getirmiş kutsal kitabı önüme koymuş işte gerçek burda diyor...Bende üstüne Kur'an'ı'da ekleyip işte şimdi gerçek burda diyorum...Bu işler çok karışık dostlar şeytan gerçekten işleri çok karıştırmış ama şu kesin ki gerçekler cem olmuş Alevi ve Bektaşi külliyatında beklemektedir...Ta ki,Mehdi zuhur edede siz bu gerçeklere vakıf olasınız...Ne mutlu Rabbinin sözünü işitip itaat edenlere yazacaklarım bu kadar iğce merak ettiğiniz bir konu olursa çekinmeden benimle irtibat kurun ve hep birlikte gerçeği ortaya çıkaralım...Çünkü zaman gizliliklerin ortaya çıktığı ahir zamandır...Benden herkese selam olsun...Allah bizi gerçeğinde buluştursun...O bize değil biz ona muhtacız vesselam...*

*SÜPÜRGECİ DUA'SI:


Bismi-Şah Allah Allah Güruhu naciyim...Kırklar meydanında süpürgeciyim...Süpürgeyi çaldı selman,kör olsun mervan,zuhur edecek Mehdi Sahib-i zaman,Allah Eyvallah nefes pirdedir...Erenler demine hüüüü...*

* Sen diyorsun ki,ben şüphe ediyorum:

'Ben sana şüphe et dedim mi,sen sana şüphede bulun dedin mi! ...Öyle ise,kim sana şüphe et dedi...'


Cevap:Şeytan'dır...*

*Kamuran kardeşimize ve alevilik konusunda bilgiye aç olan diğer kardeşlerimize bir armağandır...


Resul-u Rahman bir hadis-i şeriflerinde 'Yahudiler yetmişbir millete ayrılacak,yetmişi helak olacak biri kurtulacak...Hıristiyanlar yetmişiki millete ayrılacak yetmişbiri helak olacak biri kurtulacak...Müslümanlar yetmişüç millete ayrılacak yetmişikisi helak olacak biri kurtulacak...' şimdi bu hadisi kim nasıl yorumlayacak...İşte Aleviliğin sırrı hakikati şu hasdisle örtüşmektedir...Nedenine gelince Hacı Bektaş Veli suluca karahöyüke geldiğinde ortalıkta yahudilerin esenileri,hıristiyanların azizleri,müslümanlarında erenleri dolaşıyordu...İşte bunlar hadiste bahsedilenlerin ruhani liderleriydi...Nitekim bunlardan Kur'an haber vermiştir Musa hocam bilirler! ..Ve dikkat edilirse masonlukta aslında hakikatte bu hadis çerçevesinde ilk olarak bektaşilikte cem olmasından yola çıkarak gelişmiş ve kendini göstermiştir...Masonluk 'gizli kardeşlik örgüt'ü' bunun içindir...Yani hadis hak bu üç kavmin gerçek ruhani liderleri var ve ruhani halkıda mevcuttur...Ve işte bu ruhani ve rahmani yahudi,hıristiyan,müslüman halk bir şekilde bir araya gelmekte ve birbirlerinden haberdar olmaktadırlar...Hacı Bektaş Veli bu adreslerden biridir örneğin...Mesela bektaşi menkıbelerinden bazılarında kilise de papazlık yapıpda aynı zamanda o kiliselerin mahzenlerinde islamı yaşayanlardan bahsedilir...İşte bunları Kur'an haber vermektedir...Musa hocama sorabilirsiniz...Kısaca Alevilikte gerçekleşen hadise aslında masonluğun yani gizli kardeşlik örgütünün ta kendisidir...Ama bahsetmiş olduğumuz hadis çerçevesinde bu gerçekleşmiştir...İşte bu gizli kardeşlik neticesinde cem ibadeti ve çeşitli ritüeller vardır...Yani sonuç olarak şunu demek isterim ki,evet Aleviler camiye gitmezler,ama havraya ve kiliseyede gitmezler...Sanki havra,kilise ve cami ayin-i cem de cem olmuştur ve ortaya cem evi çıkmıştır...Çünki haber verilen izlenimler odur ki,bizim ayin-i cemlerimizi izleyen gerek yahudi gerekse hıristiyan vatandaşlarımız mutlaka kendilerinden bir şey bulup etkilenmişlerdir...Yani dostlar bence siz alevilikle hiç uğraşmayın sır içinde sırdır ve ancak bir kişi bu sırrı sizlere açıklayacaktır oda Mehdi'den başkası değildir...Zaten bizim son halkamız olması ve ahir zamanın sonunda zuhuru bunu içermektedir...Ne derler bizim erenler 'dört kapı kırk makamı bilen gelsin işte meydan' İşte bu da Mehdi'ye işarettir...Yazacaklarım bu kadar umarım tatmin olmuşsunuzdur...Eğer kafanıza takılanlar olursa ben burdayım yazılarınızdan takiben cevap vermeye çalışacağım inşaallah...Gerçeğe Hu Mü'mine Ya Ali Ya Mehdi Sahib-i zaman...*

*Atatürk diyor ki:

'Ben gerçeğin aşığıyım! ..O gerçek benim aleyhimde olsa bile...'

Ben sizlere şunu sormak isterim! ..Said Nursi ve Fethullah gülen acaba Hiroşima ile Nagazaki hakkında insanlık adına ne söylemişlerdir...*

*Onsekizbin Alemin Sultanı Rahman Ve Rahim Olan Allah diyor ki:

'Biliyormusunuz biz kimlerin üzerlerine şeytanları göndeririz! ..Biz gerçeği ters yüz edenlerin üzerine şeytanları göndeririz..'

Galile galileo bir gök bilimciydi ve gerçeği arıyordu...Allah ona gerçeği ilham etti ve oda anlayıp dünyanın yuvarlak olduğunu ve güneşin etrafında döndüğünü veriler doğrultusunda açıkladı ama kilise ve dinsel yorumcular bunu kabul etmediler ve bilmeyerek gerçeği ters yüz etmiş oldular...Ve sonuç itibariyle Allah şeytanları bunların üzerlerine gönderiverdi...

Ve yine Sultan bir ayetinde 'Allahın isminin anıldığı yerleri yıkmak isteyenden daha zalim kim olabilir...Onların o gibi yerlere girmeleri korka korka olacaktır...Onlar için yeryüzünde alçaklık ve ahirette ise büyük azap vardır'

Yıllar önceydi bir belediye başkanı karacaahmet dergahı ve cem evini yıkmaya yeltendi oraya 03 de dozerler gönderdi ama yıkmaya yeltendi...Yine yıllar önce II.Mahmut yeniçeri ocaklarını bahane ederek büyük bektaşi dergahlarını yıktırdı ve oralarda Allahın isminin anıldığı yerlerdi...Ve Allah'da onların saltanatını yerle bir etti...Hayat devam ediyor hakikatte devam ediyor...Allah'ın sünnetinde bir değişiklikte yok...Ve şimdi şeytanlarıyla başbaşa olanlar çok yakındaki yıkımını beklesinler zira Mehdi'nin zuhuru yaklaştı...Onun zuhuruyla güruh-u şeytanda ortaya çıkcaktır şüphesiz...İşte bizler bu gerçekleri bildiğimizden gerçeği ters yüz etmediğimizden gerçeğe hu deriz...*

* Zekeriya Beyaz'a Mehdi hakkında kritik sorumuz...


Sevgili hocam bendeniz tasavvufçuyum...Alevi ve Bektaşi kökenli olmam hasebiyle isna-aşeriyye,zeydiyye,imamiyye ve caferiyye mezheblerine bağlıyım...Malum bizim bir Mehdi inancımız var...Ve onun zuhurununda yaklaştığını oldukça güçlü şekilde inancımız gereği hissediyoruz...Ve bir de bakıyorum ki,sizin gibi değerli bir hocamız Mehdi inancını yok sayıyor...Sizce bu bir çelişki değil mi? biz aleviler ve bektaşiler Mehdi inancına o kadar bağlıydık ki,ilk etapta Atatürk'ü bile o zannedip bektaşi dergahımızda üzengisine niyaz vermişiz...Ve sonra anladık ki,o bizim beklediğimiz Mehdi değilmiş...Ve şimdi ben alevi ve bektaşi bir arkadaşınız olarak sizin bu tutumunuzdan rahatsızlık duyuyorum...Ben şöyle bir araştırma yaptım bizim ulu ozan diye tabir ettiğimiz Fuzuli,Virani,Yemini,Hatayi,Seyyid Nesimi,Pir Sultan Ve Kul Himmet hep Mehdi inancına bağlı kalıp onun yolunu gözlemiştir...Ve bizler Atatürk'ü o zannedip bir yanılgıya düşerek Mehdi inancımızı kaybetmiş ve bir sürünün dağılması gibi kırk parçaya dağılmışız...Ve ben şimdi tekrar Mehdi inancına kavuşmuş onun sırrı hakikatine vakıf olmuş bir alevi vatandaş olarak sizden ve sizin vesveseci görüşlerinizden rahatsızlık duyuyorum...E peki şimdi ne olacak...Bu durumda bana ne cevap vereceksiziniz...Şayet ben sizin Mehdi hakkında ki,görüşlerinizi kabul edecek olsam o zaman geçmişte yaşamış olan bizim ulu ozanları haşa aptal yerine koymuş olacağım...Yani onlar bilmiyordu siz biliyorsunuz...Onlar hurafelere inanıyordu siz hakka inanıyorsunuz gibi temelde çelişkiler ve çetin tezatlar oluşacak...Bizler bu durumda sizinle nasıl anlaşacağız...Bakın size bu konuda bir kaç dörtlük sunayım...*

* Atatürk Mehdi değildi...
-
Atatürk İslam aleminin değil! Türklüğün ve türk aleminin ve tarihinin kurtarıcısıdır...Gelecek olan Mehdi ise türkiyeninde içinde bulunduğu tüm İslam alemini kurtaracak ve zafere eriştirecektir...Bu tespiti neden yaptık derseniz bazı insanların Atatürk'ü haddinden fazla yüceltip neredeyse kurtarıcımız olan Mehdi hazretelerini bizlere unuturma çabalarını artırmalarıdır...Atatürk kendisininde anlıyamadığı ilahi bir kurtarıcılık rolüne soyunmuş kısmen bunu başarmıştır...Fakat bildiği veya bilmediği bir köklü inanç vardı ki,oda ahir zamanda Mehdi adını taşıyan bir kurtarıcının zuhuruna olan inançtı...Ve belkide kendisi için tarihi bir fırsat olan bu inanış oldukça işe yaramış ve zafere eriştirmiştir...Ve belkide tüm bunları Anadolu halkının özelliklede Alevi ve Bektaşilerin de zemin hazırlamasıyla olmuştur...Nitekim İstanbul hükümeti Atatürk ve silah arkadaşları için idam fermanı çıkarırken başta Aleviler ve Bektaşiler olmak üzere Atatürk'ü Mehdi ilan etmişlerdir...Malesef bu büyük bir tarihi yanılgı olacak kendilerine zarar verecekti...Nitekim Aleviler ve Bektaşiler Atatürk'ü Mehdi ilan etmekle inançlarını ve kültürlerinide kaybetmeye maruz kalacaktı...Ve bendeniz şunu çok iyi biliyorum ki,Atatürk kesinlikle o bahsedilen kurtarıcı Mehdi değildi...Zira bu büyük zat bir memleketin kurtuluşu için değil cihan şümul tüm dünyanın kurtuluşu için geleceği haber verilmekredir...Ve bu konuyla alakalı Atatürkün sırlı bir sözü vardır; 'Bir Türk (Mehdi) dünyaya bedeldir...' En doğrusunu Allah bilir...Ulu ozanlardan birisi sayılan Şah Hatayi bakın bunu bir dörtlükle nasıl özetliyor...'Hatayim der bu iş birgün biter a! Özünü katagör ulu katara! Mehdi şavkı bu cihanı tutar a! Şah oğluna sitem olmaz inşaallah...' Yine ulu ozanlardan birisi olan Pir Sultan Abdal'da şöyle özetliyor dörtlüğünde 'Yeryüzünü kızıl taçlar bürüye! Münafık olanın bağrı eriye! Sahib-i zamanın emri yürüye! Mehdi kim olduğu bilinmelidir...' Gerçeğe hu denir buna ne demeli başka...İşte her iki ulu ozanın vurgulamaya çalıştığı ve Atatürkümüzünde dikkat çektiği zat olan Mehdi cihan şümul olan ve dünyayı ve özellikle İslam alemini kurtaracak olan Mehdi imam-ı sahib-i zamandır...*

*Dikkat Dikkat...


Tekrar hatırlatıyoruz...
Aleviler kıyam etmedikçe Mehdi zuhur etmez...
Yapılan son seçim bir kez daha gerçeği ortaya koymuştur ki,artık bu cumhuriyetin ve kazanımlarının hiçbir anlamı ve ehemmiyeti kalmamıştır...
Ve bu durum ve sonuç bizleri ve yeni stratejimizi haklı çıkarmıştır...
Artık bu cumhuriyet eski cumhuriyet değil! ! ! Akp cumhuriyeti ve Erdoğan demokrasisine dönüşmüştür...
Alevilerin son kez güven duyup oy verdikleri CHP müstehak olduğu şekilde hezimete uğramıştır...
Tarih tekerrürden ibaret olduğu gerçeği bir kez daha kendini göstermiş bu durum sa sonuç itibariyle Alevileri eski davalarına dönmeyi mecbur bırakmıştır...
Ey Alevi özüne dön! .. Hak,Muhammed,Ali ve Mehdi gerçeğine geri dön...


Stratejik sloganımız:
________________

İMAMIN HAKKINDAN İMAM GELİR...MEHDİ SAHİB-İ ZAMAN GELİR...


Yürüyüş eylem sloganımız:
______________________

YA ALLAH YA MUHAMMED YA ALİ YA MEHDİ SAHİB-İ ZAMAN...'


Örgütümüzün adı:
_______________

******HÜR İSLAM HALK HAREKETİ******


*Dikkat Dikkat! ! !

Allah'ın biriciği ve sevgili halifesi hz.Mehdi -aleyhisselam- tarihi
stratejisini ülke ve dünya kamuoyuna bildiriyor...Kısa ve öz açıklamayla tek
satırda bunu dile getiren halife kısa ve uzun vadede bunun
gerçekleşeceğinide ayrıca zikrediyor...Gerek türk milletinin ve gerekse
İslam aleminin beklediği bu stratejik açıklama umarız ki,hem ülkemizde hemde
dünyamızda yankı bulur...Ve Allah'ın takdir ettiği yönde ivme
kazanır...Şüphesiz Allah belirleyici ve düzenleyici olandır...En üstün
strateji sahibi olan Alemlerin Rabbi bu üstünlüğünü şu ayetle dile
getirmiştir...'Kafirler ve münafıklar tuzak kuruyorlar,bende tuzak
kurmaktayım...Şeytanın hilesi zayıftır,Allah'ın hilesi ise hayırlı
olandır.'malumunuz asr-ı saadet döneminde hayırlar hakimdi ve buna binaen
Resul şöyle buyurdu...'Fitne uykudadır,uyandırana lanet olsun've nitekim
bazı kendini bilmez ezelde İslam düşmanları bu şer fitneyi koparıp Allah'ın
lanetini kıyamete dek üzerlerine almış oldular...Ve işte şimdi asr-ı fetret
dönemindeyiz...Ve şimdi hayır değil şer hakim durumda...Ve birileri durumu
iyi gösterip hayır fitnenin kopmasından korkuyor...Ve o kaçmakta oldukları
hayır fitne kopmak için kendini zor tutuyor...Ve şüphesiz bu hayır fitne
başlangıçta şer olarak görünecek olsada Mü'minler için hayırla
sonuçlanacaktır...Hiç kimse paniğe kapılmasın...Artık ilahi anarşi sürecine
girilmiştir...Allah dünya gündemini üzerine almıştır...Ve 1400 yıldır
beklenen olmuş Mehdi kıyam etmiştir...Oda Zuhuru için gün saymaktadır...Ve
şunu demek istiyoruz ki,o korkulan hayır fitne Mehdi'den başkası
değildir...Nitekim 6.İmam Cafer es-Sadık bunu şöyle haber
vermiştir...'Mehdi'nin zuhuru kıyamet gibi olacaktır'üç şey vardır
kaçınılmaz olan bizce gerçek,ölüm,ve zamandır...Hiç kimse bu üçünden
kaçamamıştır...Ve şimdide kaçamıyacaksınız...Onun için fazla
meraklandırmadan İmam-ı Seyyid-i Ekberin çok kısa ve öz stratejisini
açıklıyoruz...Şimdiden gazanız mübarek olsun.


'DAVAMIZ BÜYÜK,DÜŞMANIMIZ BÜYÜK,SAVAŞIMIZ BÜYÜK,ZAFERİMİZDE BÜYÜK
OLACAKTIR...YEDİ İKLİM DÖRT KÖŞEDE TEKBİR VE TEVHİD BAYRAKLARI DİKİLİP
YERYÜZÜ RAHMANİSTAN ANADOLU ALEVİSTAN OLUNCAYA DEK KUTSAL SAVAŞIMIZ SONUNA
DEK SÜRECEK...ZAFER MUTLAKA ALLAH'IN VE RESULLERİNİN OLACAKTIR...YAŞASIN
ZALİMLER ÜZERİNE HAK OLAN ÖLÜM KIYAMET VE CEHENNEM AZABI...' *

ALLAH-U EKBER ALLAH-U EKBER

LA İLAHE İLLALLAH

MUHAMMEDÜN RESULULLAH

ALİYYEN VELİYYULLAH

MEHDİYYEN İMAMULLAH

MESİHHEN RUHULLAH

ALLAH-U EKBER ALLAH-U EKBER

LA İLAHE İLLALLAH



ZİKR-İ HAKİKATİMİZDİR...
___________________________
BAKİ GERÇEKLER DEMİNE HU DOST ALLAH EYVALLAH...
GERÇEĞE HU MÜ*MİNE YA ALİ YA MEHDİ SAHİB-İ ZAMAN...
MEHDİ Sahib-i zaman...
23.08.2007 12:49

Sayfa: 1 2 3 4 5 7
sonraki sayfa >>

       
 
             
 
               
 
               
 
 

 

 

 

 

 

 

 
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız: ALEVİLİK nedir? ALEVİLİK kimdir?


06.07.2008 14:34:21
» Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim