|
|
 |
 |
|
ANKARA |
ANKARA terimi
benek
tarafından 20.05.2003 tarihinde eklendi |
ANKARA sizce ne demek,
ANKARA size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| Bayan, 25 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
aşti yi görmek de olmasa pek hoş olur ankara ziyaretleri (25.06.2005 01:01)
(bakınız: görmek, kara, masa, ziya)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
| Ankara |
 |
|
|
 |
Ankara ezilmiş bi memleket...sabancının deyimiyle: vah vah da vah vah... (25.06.2005 00:45)
(bakınız: kara, memleket)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan, 53 |
| Bolu |
 |
|
|
 |
Aaaaaaaa.Ankara seni ne çok özledim bir bilsen. bir bilsen nas1l burnumda tüttüünü, ve bunu kimseye anlatamad11m1. Ahhhhhh benim can1m Ankaram birgün mutlaka sana geri döneceim....döneceim çünkü:umutlar1m1, sevgilerimi, asklar1m1, heyecanlar1m1, deliler gibi yürüdüüm o yollar1n1 ve emanet b1rakt11m her_eyimi geri almaya geleceim........bekle beni ANKARAM................................sule (24.06.2005 23:57)
(bakınız: sevgi, umut, deli, gibi, beni, kara, heyecan, çünkü, seni, birgün)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 26 |
|
 |
|
|
 |
yoksun sen aslında
yalnızım bu kumsalda
neler neler yapıyorsun
bensizken ankarada (21.05.2005 20:26)
(bakınız: yalnız, aslı, kara)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan, 22 |
| Ankara |
 |
|
|
 |
Yaşadıkça alıştıran bir şehir bu alışma normal alışmalardan da değil...Artık Ankara benim fanusum..denizi yok ama insanı var,burda yaşadığım için burda aşık oldum dolayısıyla severim kendisini. (12.05.2005 19:47)
(bakınız: insan, deniz, arda, şehir, artık, kara, dolayısıyla)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 32 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
bir kez geçtim..soğuk ve griydi..güneş görmedim..
otogardaydım..otobüsten inmedim..sonra gittim daha güzel bir yerlere.. (12.05.2005 18:57)
(bakınız: güzel, arda, güneş, otogar)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan |
| Mersin |
 |
|
|
 |
Sisli bir Ankara sabahıydı…
Genç kadın derin ve sıcak(!) bir nefes alıp kapının önünde bir an duraksadı…nedense siyah kürklü yakalı paltosunun üst düğmesini iliklemezdi hiç…sıkıntıya girmeyi sevmezdi balıkçı yaka kazakları çok sevmesine rağmen…
^^Hava ayaz mı ayaz ellerim ceplerimde^^….şarkısını düşündü birden..Ankaranın insanın içine işleyen ayazı ona hep bu şarkıyı hatırlatırdı neşeyle bazen…ama şimdi…
Neşesi yoktu…
Kararlı bir şekilde elleri boğazındaki son düğmeyi buldu…ve ilikledi…Yapması gereken o kadar şey arasında zaten çekmekte olduğu burnunun başına iş açıp akciğerlere inen bir enfeksiyona yol açmasına izin veremezdi…
Herkesi düşündüğü için…kendini de düşündüğünden değil…üşütmemeliydi artık…doktorlar hasta olmazlardı…
Hastanenin merdivenlerini inerken bir kez daha bu şehri hiç sevmediğini düşündü…sisli şehri…Yıldızların binalar arasına gizlendiği ve en açık havalarda bile seçilemediği için hiç alışamayacaktı buraya…
Mavi düşler ülkesine, engin denizlere ve altın kumsallara sevdalıydı o çünkü…
Alışılagelmişlerin içinde…hatta belki alışılagelmişi yapan…ama farklı duyumsayacağı bir şeydi onun aradığı…ve bulamadığı…
Yalnızdı…
Bu mahkumiyeti kendi istemiş ve yaratmıştı…
Çünkü ^^huzur^^ için her şeye değerdi…ve hatta belki de yalnız olmaya bile…
Merdivenleri hızlı adımları inerken yerlerin ıslak olduğunu fark etti…demek ki yağmur yağmıştı…veya kar yağmış…sabaha karşı erimişti.…ne fark ederdi ki…
Soluduğu buz kokulu hava akciğerlerinden çok…yüreğine işliyordu sanki…oysa az önce kısa kollu lacivert formasıyla geziniyordu içeride…hayat ne kadar tezatlarla doluydu…içeride yaz havası…dışarıda ise kara kış hakimdi…
Ürkek adımlarla küçük su göletlerinin üzerinden akrobasik hareketlerle sıçrayarak arabaya ulaşmaya çalıştı…ne kadar sıkılırdı arabayı ısıtma işleminden…sabırsızlığının getirdiği negatiflikle birkaç gaz darbesinden sonra inadına yenilerek çalıştırır…sonra da tam sarı ışıkta gaz debriyaj ayarını yapamadığından dolayı sönen arabayı arkadan gelen boru seslerine aldırmadan umarsızca yeniden çalıştırırdı…soğukkanlı kullanırdı galeyana gelmeyi sevmediği için…çok şükür 11 yıllık şoförlüğü boyunca da büyük çapta bir kaza atlatmamıştı…
Tek başına kahvaltı yapacaktı bu sabah gene..cıvıl cıvıl olabilme ihtimali yüksek olan sıcak yuvalı evleri düşündü…Baba baş köşede oturur bir yandan çayını yudumlayıp omletini ve sosisleri atıştırırken gazetesinin yapraklarını çeviriyordu belki yan evlerden birinde..Anne kendine has dişi kuş havasıyla çocuklarına yiyecek servisi yapıp kahvaltının kusursuz olmasıyla meşgulken..çocuklar da cıvıldaşıyorlardı kimbilir televizyondaki çizgi filme kaçamak bakışlar fırlatarak…
Belki anne kahvaltının üzerine şöyle kısık ateşte pişmiş bir türk kahvesi pişirecek…yanında bir bardak suyla tepsiye koyup…eşinin yanına oturup.. bir eline kahvesini diğer elineyse gazeteyi alacaktı birazdan…
Marketin önünde sağa çekip bir ekmek ve bir gazete aldı…
Tevekkülle evin kapısının anahtarını çevirirken yine aynı sözleri düşündü…Whitney Houston özetlemişti onun yerine hislerini…
^^Each day, each day I play the role
Her gün...her gün..
of someone, always in control,
Her zaman kontrollü olan birinin rolünü oynadım
but at nights, I come home and turn the key.
Ama geceleri eve geldiğim ve anahtarı çevirdiğim zaman
There's nobody there, no one cares for me,
Orada kimse yok...kimse benimle ilgilenmiyor..
What's the sense, of trying hard to find your dreams
Peki...zorla hayallerini bulmaya çalışmanın anlamı ne?
without someone to share it with.
Eğer bunları paylaşabileceğin birisi yoksa
Tell me what does it mean.
Söyle bana...ne anlamı var? ^^
………………………………………..
Genç kadın derin bir iç çekerek anahtarı çevirip evin içine girdi…..
Kendine kısık ateşte bir türk kahvesi pişirdi...
Minik üzerinde kıbrıs hatırası yazan tepsisine yerleştirdi dikkatlice...yanında bir bardak suyla...
En güzel kahve fincanını seçerdi hep..
Misafirler için saklamayı sevmezdi birşeyleri...
12 parça yemek setini bile ikinci gün gündeliğe ayırmıştı...
Bu dünyada ben zaten misafirken...neden saklayayım ki diye düşünürdü çünkü...
Keyif yapmaksaydı gaye..
Yapmalıydı....
Küçük tepsisiyle bilgisayar odasına doğru yürüdü..
Masaya kahvesini yerleştirdi...
Bilgisayarı açtı…
Ve yazmaya başladı...
^^Sisli ve yalnız bir Ankara sabahıydı....^^
Eternalflame/14 Aralık 2003 (07.05.2005 21:05)
(bakınız: insan, çile, hayat, zaman, kadın, anne, türk, gece, büyü, baba)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"ANKARA" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|