En Popüler:
1 - erotik film
2 - gerdek gecesi
3 - başbağlar katliamı
4 - ergenekon
5 - sinan aygün
6 - fethullah gülen
7 - kızlar
8 - kürt
9 - dabbe tül arz
10 - deniz gezmiş
11 - elif
12 - lol
13 - esra
14 - tuana
15 - ergenekon destanı
16 - ölüm
17 - kabir azabı
18 - elfida
19 - embesil
20 - rumuz(lar)
|
 |
AŞK sizce ne demek, AŞK size neyi çağrıştırıyor?
 |
Terimi Ekleyen: Antoloji Yetkilisi
Eklenme Tarihi: 01.05.2001 22:08 |
Aşk insanları alıp kendi kurduğu diyara götüren ve orada onlarla oyun oynayıp sonra verdiği güzel hazları geri alıp insanı gerçek dünyaya fırlatan acımasız kuruntu bir duygudur.Ama bazen bunları yaşamak gerektiğini idda eden insanlarada bir şey diyemem çünkü bu öyle bir oyunki kimilerinin canını almış kimilerininde ruhunu.Hele bi de sevdiğine kavuşamayanlar allah onlara yardım etsin.Onların derdi çok derin sonu kötü biter karşılıksız aşkların yakar insanı.Ama varolduğuna göre aşkta yaşanılması gerektiğini düşünüyorun ne kadar da insanlarla oynasa aşk aşktır
(bakınız: insan, güzel, dünya, gerçek, yaşamak, yaşam, yara, bazen, oyun, duygu)
|
liberty men
03.03.2008 17:02 |
Hiç düşünmedim ki aşk nedir diye
Ne olduğunu bilmeden aradım sadece...
Ahh ne zor bu yüreğin artık birine çarpması...Ahh ne zor artık birilerinden en azından hoşlanmak...Tek anladığım; kadim dostum yalnızlık....
Aramıyorum aşkı bu dünyaya bakan gözlerle, ben aşkla birlikte kendimi kaybedeli çok olmuş...
Hiç bir şiir hiç bir şarkı hiç bir hikaye benzeşemiyor artık aşkımla...Eskilerden çalan bir kaç şarkı,bir kaç şiir yetiyor beni ağlatmaya...
Ben bunun adına aşk! aşk! dedim, aşk ne acı ne karıştırdım...
Bundan sonra tanrı gönderse bile bana aşkı, tanıyamam ki...
Ya da başkasından istemem...Herkes değersiz gözümde,onlara yakışmaz aşk sözcüğü....Bana çok yakıştı sanki(!)
Ahh benim şizofren aşkım....
(bakınız: dost, yalnızlık, şiir, nedir, şizofren, dünya, gözler, deli, tanrı, yorum)
|
_Rate
03.03.2008 00:06 |
SEVMEK
insan sevgiyle yaşar.. sevgiyle mutlu olur ve sevgiyle çevresini mutlu eder. İnsanlık sözlüğünde sevgi bizim canımızdır; biz birbirimizi onunla hisseder, onunla duyarız. Allah, insanları birbirine bağlama konusunda sevgiden daha güçlü bir irtibat unsuru, bir zincir yaratmamıştır.
Binbir kötülüğün kol gezdiği şu kirlenmiş dünyada, her zaman temiz kalabilmiş bir şey varsa o sevgi, onca sararıp solan gülendam şeylerin yanında hiç renk atmadan güzellik ve cazibesini koruyabilmiş bir dilber varsa o da yine sevgidir.
Eğer Hakk'ın yaratma sevgisi olmasaydı, ne aylar, ne güneşler ne de yıldızlar meydana gelirdi. Kâinatlar birer sevgi şiiri, yerküre de bu şiirin kâfiyesidir.. Sevgi, en saf altınla bile tartılsa ondan ağır gelir. Zaten, dünyada hiçbir değerin, sevgiye karşı koyması ve onunla rekabet etmesi de mümkün değildir. Evet, maddenin patronları, onca gürültü, patırtı, şov ya da ihtişama rağmen gün gelmiş sermayeleri bitmiş, pazarları sona ermiş, ocakları sönmüştür ama, sevginin ateşi her zaman yanmış ve ışık olup bütün gönüllere, ruhlara akmıştır.
Muhabbet rahlesi önünde diz çöküp ömrünü sevgi meşk etmeye adamış talihliler, hiçbir zaman sözlüklerinde, kine, nefrete, gayza, yer vermemiş ve ölümleri pahasına da olsa düşmanlığa başvurmamışlardır; vurmazlar da. Onların muhabbetle iki büklüm olmuş boyunları her zaman sevgiye selam durmuş ve sevgiden başkasına kıyam etmemiştir.
Bugüne kadar şeytanın en tehlikeli oyunlarını boşa çıkaran bir büyü varsa o da sevgidir. Nebiler; firavunların, nemrutların, gayız ve öfke ateşlerini sevgi kevserleriyle söndürmüşlerdir. Bütün hak dostları, şuraya-buraya saçılmış disiplinsiz ve âsi ruhları sevgiyle biraraya getirmiş ve insanî münasebetler alış verişinde buluşturmuşlardır.
İnsanın insanları sevip çevresine ilgi duyması, hattâ bütün varlığı şefkatle kucaklayabilmesi, biraz da kendini bulup bilmesine, kendi özünü keşfedip Yaratıcısıyla olan münasebetini duymasına bağlıdır. O, kendi derinliklerini, kendi özündeki cevherleri duyup hissedebildiği ölçüde, aynı hususların başkalarında da bulunduğunu düşünür, hem Yaradanın hatırına hem de özünde ki cevherlere karşı kadirşinas davranma hissiyle her varlığı daha bir farklı görür daha bir farklı duyar ve daha bir faklı değerlendirir.. Mevlânâ gibi: 'Gel, gel aramıza katıl; biz Hakk'a gönül vermiş aşk insanlarıyız! Gel gel bize katıl da sevgi kapısından içeriye giriver, giriver ve evimizde bizimle beraber otur... Gel birbirimizle içten konuşalım.. (gönüllerimizle sarmaş-dolaş olalım da) kulaklardan, gözlerden gizli konuşalım.. Güller gibi dudaksız ve sessiz gülüşelim.. Tıpkı düşünce gibi dudaksız-dilsiz görüşelim.. Mademki hepimiz biriz, birbirimize dilsiz-dudaksız gönülden seslenelim.. Mademki ellerimiz kenetli, gel bu halden bahisler açalım; El-ayak, gönül hareketlerini daha iyi anlar, öyle ise gel dilimizi tutalım, titreyen gönüllerimizle konuşalım..' der ve gönül dilinden bize aşk destanlar sunar
(bakınız: ölüm, dost, insan, sevgi, zaman, şiir, büyü, güzel, dünya, mevlana)
|
vefagül
01.03.2008 20:48 |
|
 |