En Popüler:
1 - erotik film
2 - gerdek gecesi
3 - başbağlar katliamı
4 - kızlar
5 - ergenekon
6 - kürt
7 - sinan aygün
8 - fethullah gülen
9 - atilla
10 - tuana
11 - elif
12 - ergenekon destanı
13 - dabbe tül arz
14 - deniz gezmiş
15 - esra
16 - ölüm
17 - kabir azabı
18 - elfida
19 - arda
20 - özlem
|
 |
ATEİST sizce ne demek, ATEİST size neyi çağrıştırıyor?
 |
Terimi Ekleyen: *zaman*
Eklenme Tarihi: 22.08.2002 10:58 |
İmam-ı Azam Ebu Hanifi Hazretleri henüz çocuk yaşta iken, bir gün bir ateist tarafından düelloya davet edilir... Ateist, tanrının var olmadığını; İmam-ı Azam Hz. ise Allah'ın var olduğunu savunacaktır... Gün ve saat gelir, ateist düello mekanına gelir, seyirciler de şahitler de gelir. Fakat İmam-ı Azam Hz. ortalarda yoktur. Ateist tam 'bakın korktu' diye dalga geçmeye başlarken İmam-ı Azam Hz. mekana gelir... Ateist hemen 'nerede kaldın, korktun mu yoksa' diye çıkışır... İmam-ı Azam Hz. 'benim evim nehrin karşısındadır, bir ağacın yanına gittim ve sandal ol da karşıya geçeyim dedim, bekledim ama ağaç sandal olmadı' der... Ateist gülerek 'ağaç hiç kendi kendine sandal olur mu bee' diye dalga geçerken, cevap suratına yapışır. İmam-ı Azam Hz. der ki ' be kafir, bir ağacın kendi kendine sandal olacağına inanmıyorsun da, bütün evrenin kendi kendine var olacağına nasıl inanıyorsun' der... Ateist apışıp kalır ve cevap veremez, anında mekanı terkeder...
(bakınız: çocuk, tanrı, arda, araf, saat, ağaç, cevap, hitler, beni, dalga)
|
buyuk doğu
30.05.2007 23:39 |
Şimdi bak çeşmelere, çaylara, ırmaklara.. Yerden, dağlardan kaynamaları tesadüfî değildir. Çünki: Onlara terettüb eden âsâr-ı rahmet olan faidelerin ve semerelerin şehadetiyle ve dağlar da bir mîzan-ı hâcetle iddiharlarının ifadesi ile ve bir mîzan-ı hikmetle gönderilmelerinin delaletiyle gösteriliyor ki; bir Rabb-ı Hakîm'in teshiriyle ve iddiharıyladır. Ve kaynamaları ise, onun emrine heyecanla imtisâl etmeleridir.
Şimdi yerdeki bütün taşların ve cevâhirlerin ve mâdenlerin envâ'ına bak. Bunların tezyinatları ve menfaatlı hâsiyetleri bir Sâni'-i Hakîm'in tezyini ile, tertibi ile, tedbiri ile, tasviri ile olduğunu, onlara müteallik hakîmane faideleri ve mesalih-i hayatiyye ve levâzımât-ı insâniyye ve hâcât-ı hayvaniyeye muvafık bir tarzda ihzârları gösteriyor.
Şimdi çiçeklere, meyvelere bak! Bunların gülümsemeleri ve tadları ve güzellikleri ve nakışları ve koku vermeleri; bir Sâni'-i Kerîm'in, bir Mün'im-i Rahîm'in sofrasında birer târife, birer dâvetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev'e ayrı ayrı târife ve dâvetname olarak verilmiştir.
Şimdi kuşlara bak! Onların söyleşmeleri ve cıvıldaşmaları, bir Sâni'-i Hakîm'in intak ve söyletmesi olduğuna delil-i kat'î ise, hayret verir bir tarzda birbirine o seslerle müdâvele-i hissiyat ve ifade-i maksad etmeleridir.
Şimdi bulutlara bak! Yağmurun şıpıltıları, mânasız bir ses olmadığına ve şimşek ile gök gürlemesi, boş bir gürültü olmadığına kat'î delil ise, hâlî bir boşlukta o acaibi îcad etmek ve onlardan
sh: » (S: 714)
âb-ı hayat hükmündeki damlaları sağmak ve zemin yüzündeki muhtaç ve müştak zîhayatlara emzirmek, gösteriyor ki: O şırıltı, o gürültü, gâyet mânidar ve hikmettardır ki: bir Rabb-i Kerîm'in emriyle, müştaklara o yağmur bağırıyor ki: «Sizlere müjde, geliyoruz! ..» mânasını ifade ederler.
Şimdi göğe bak! Gök içinde hadsiz ecramdan yalnız Kamere dikkat et! Onun hareketi, bir Kadîr-i Hakîm'in emriyle olduğu, ona müteallik ve yeryüzüne ait mühim hikmetlerdir ki, başka yerde Beyân ettiğimizden kısa kesiyoruz.
İşte ziyadan tut, tâ Kamer'e kadar saydığımız küllî unsurlar gâyet geniş bir tarzda ve büyük bir mikyasta bir pencere açar. Bir Vâcib-ül Vücud'un vahdetini ve Kemâl-i kudretini ve âzamet-i saltanatını gösterir, ilân ederler.
(bakınız: insan, hayat, elif, büyü, güzel, yağmur, deli, şimdi, ayna, arda)
|
fertrn
18.05.2007 14:20 |
|
bir varmış..bir yokmuş..
|
bey_oğlu
14.05.2007 00:46 |
|
 |