BANKA nedir? BANKA kimdir?
Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  ŞiirKitapEtkinliklerŞarkılarResimForumE-KartÜyelerGruplarSMS
http://nedir.Antoloji.Com
  
Arayın :
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
 
  Kişiler
  Genel
  Yaşam
  Edebiyat
  Güncel
  Toplum
  Bilim
  Din
  Müzik
  Tarih
  Cinsel
  TV Dizileri
- sosyal bilgi.. (22)
- solfej (3)
- terminoloji (1)
- abdullah papur (8)
- nakşibendi t.. (129)
- ıraz (4)
- 1.90 boyunda.. (25)
- bilmiyorum (53)
- serdar (14)
- menfaat (9)
- erkek (116)
- ikrar (3)
- cari açık (24)
- fevrî (3)
- tespih (14)
- mavi gözler (23)
- hilâl (19)
- akika kurbanı (8)
- güney osetya (18)
- gardiyan (12)
BANKA BANKA terimi -_- tarafından 02.03.2004 tarihinde eklendi
BANKA sizce ne demek,
BANKA size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 2
Bay EINSHOWER Offline
EINSHOWER
x
Banka paranın tanrı olduğu putperest tapınaklar, bankacılar ise zenginlerin tabağını yalayan yalakalardır.. (22.07.2006 19:21)
(bakınız: para, tanrı, zengin, engin, alâka, ağın, yalaka, yalakalar)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay DELAL ASMİN Offline
DELAL ASMİN
Bay, 31
Mersin
uzun ama eglenceli

bankacılığa eğitim alarak başlayan birçok kişinin duyguları bu
şekilde olsa gerek...benim gibi




iş bulunacak sektör açısından hiçbir çaresi kalmayıp da bankacı
olmayı tercih ederek, gazetelerin insan kaynakları eklerinde kendi
bölümleri ile birlikte anılan nice bölüm mezununu kardeş bellemiş tüm
iş adayları bilirler ki; bankacı olmak herşeyden önce mezuniyet
yılının yaz aylarında binbir türlü sınava girip,girdiği her kişilik
testinde 'hadi be bu sefer de şiir okuyan,obsesif,analitik
düşünemeyen bir mimar oldum iyi mi'; 'neyse geçen ki intihar eğilimli
çiçek sever ressamdan iyidir bea' benzeri düşüncelere gark olmakla
başlıyor.sınavların ardından geceleri açık bırakarak uyunan bir cep
telefonu ve beklenen haberleri müteakip bir işe alım mülakatına giriş
ikinci bir safha oluşturmakta.

mülakat apayrı bir çile. ankara'dan kalkıp istanbul'a gidiyosun 15
dakikalık görüşme için. daha önce istanbul'a gelmediysen daha gidişte
çıkıyo ilk bokluk. ben kendimi bildim bileli hangi şehire gittiysem
otogarda indim arkadaş. otogardan şehrin her yanına bir vesait vardır
diye bir kural bellemişim. nevşehir'e gidiyorum otogarda iniyorum,
erzurum'a gidiyorum otogarda iniyorum. e istanbul'a gittim, haliyle
otogarda indim ben. ne biliyim otogarın eşşeğin sikinde olduğunu, ben
sanıyorum ki esenler denen yer tam istanbul'un göbeği, bir elim
taksim'de diğeri kadıköy'de olacak...neyse, aldım takım elbisemi,
girdim metro turizm'in bürosuna açıkca dedim, abi benim şuracıkta
soyunup bu lanet kıyafeti giymem ve traş olmam icabediyo. sağolsunlar
beni otogar tuvaletine yönlendirmek yerine kendi muavin odalarına
aldılar. bir tanesine iki tanesine alışkınım da bir oda dolusu
muavin, kötü iki yatak atılmış bir kenara, bir lavabo bir de ayna.
eldeki teknik imkansızlıkları ve muavinlerin uykularını almaya
çalıştıkları bu zor şartları bir kenara bırakıp giyindim. önceden
tembihlemişler, mülakatta lacivert takım giyilecek, bordo kravat
takılacak. neden lan? insan kaynakları cemil cümle barcelona
taraftarı mı? soruları çok deşmeden, giyindim çıktım. maslak'a
gidicem. ömrümde ilk kez duyuyorum yerin adını. ilk gözüme çarpan
adama sordum 'abi meraba, ehe, ben maslak'a nasıl gidebilirim
burdan? '...'gidemezsin' dedi adam. baktım hiç şaka yapar bi hali
yok. 'nereye gidebiliyorum abi peki burdan' dedim, 'şişli'ye git
otobüsle, ordan mecidiyeköy'e geç, sonra bulursun bi yolunu'
dedi. 'peki' dedim.

gittim şişli'ye. adam bana 'şişli'den mecidiyeköy'e geç' demiş lakin
semt isimlerine ve semtlerin istanbul içindeki konumlanışlarına
ilişkin en ufak bir fikrim yok. 'peki' dedim adama ama hani
adam 'burdan paralel başka bi evrene geç' dese benim için gene aynı
şey, ona da peki dicem. şişli'de bir elimde bavulumsu bir çanta,
takım elbisem ve sinek kaydı traşımla soruyorum deli gibi 'abi
mecidiyeköy'e gidicektim de, nası yaparım' diye, deli gözüyle
bakıyolar insanlar bana. en sonunda biri söyledi 'bak burası zaten
mecidiyeköy' diye. inanmadım, ne inanıcam? şişli'deyim lan ben.
eminim yani. çok sonra açıklamaya çalıştılar arkadaşlar, yok şişli
ilçenin adıymış da mecidiyeköy semtmiş de, yanyanaymışlar da bunlar
kardeşmiş de...'semizotu ıspanağın abisidir, greyfurt da portakalın
babası' vari tonla açıklama yapıyosun, baştan desene abi biz aynı 1
kilometrekarelik alana hem şişli hem mecidiyeköy diyoruz evet tuhafız
biraz diye. amaaaan şehrinde iki tane levent olup birine levent
diğerine dördüncü levent diyerek matematikte çığır açan adamlara dert
anlatıyorum ben de.

gittim maslak'a, girdim mülakatın yapılacağı plazaya. danışmadaki
kıza 'merhaba' dedim 'ben de sizler gibi çok koyu barcelona
taraftarıyım ve giyimimde bunu yansıtmak benim için adeta bir yaşam
tarzı. mülakata gelmiştim' diye ekledim. insan kaynaklarını arayıp
beklememi istedi. neden? yanımda refakatçi olmadan yukarı
çıkamazmışım. iyi niyetlerine verdim bu tavrı, hani çocuk şişli'de
neler çekti mecidiyeköy'ü bulucam diye, burdan kaybolmasın koca
plazada anlamında aldım. geldi refakatçim...

şimdi naapıyosun? anadoluda orta halli bir ilin hayvanat bahçesine
çinden hediye gönderilen bir panda muamelesi görerekten yanında
refakatçinle paşa paşa çıkıp yukarı, giriyosun mülakata. binbir türlü
zırvalıktan sonra yine refakatçinle inip, çıkıyosun binadan. tekrar
şişli, tekrar esenler...(bak gene vazgeçmiyorum otobüse otogardan
binilip otogardan inilir iddiamdan)

bundan sonra yine belli bir dönem gece açık telefon metoduyla hayatı
stand-by konumuna alıp bekliyosun.ve beklenen an geliyo,bi telefon
haydi hoppa işe alındın, 4 ay eğitim vericez istanbul'da, atla gel
hemen. eğitimden sonrası belirsiz, ne yer belli ne yurt
belli,hayatının ilk brüt-net hesabını yapıp (günde bi paket kısa
malbuş alsam,ayda iki kez manitayı sinemaya götürsem -iştahı açıldı
bu ara nazar değmesin bi girişte bi arada iki mısır yir- bi gece de
şööle okul arkadaşlarıyla fasıl yapsak,e aileye de bi destek
lazım...du bakiim 20 milyon artıyo şerefsizim) 'kabul ediyorum'
diyosun (zaten neyi etmicen dürrük,yönetim kurulu üyeliği verdiler
başka yerden de onu mu düşünüyosun) akabinde de bi sözleşme
imzalıyosun.öğlen yemeeni bankacılarla yiyosun ilk kez o sözleşmenin
ardından,yok diyosun keşkül nefissss harbiden,olsa her öğlen yirim
ben,soruyosun her öğlen çıkıyo keşkül diyolar,doğru mesleği seçtiğine
inanıyosun.. ve sonrasında bi ferahlama efendim bi küçük dağları ben
yarattım havası baş gösteriyo ki sormayınız gitsin..evde sevinçli bi
annenin yanısıra ohhhh hayvan evladı anla bakalım senelerdir ben ne
çekiyorum dercesine şen bakan bir babaya da sahip oluyosun.bundan
sonraki en keyifli kısımlardan biri alışveriş (ki bayan bankacılar
çok daha lezzetli geçişmiştir bu süreci diye tahmin ediyorum) aman
yarabbi nası güzel tweety kravatlar,snoopy çoraplar alıyorum,öyle
huzurluyum...rengarenk dizmişim gömlekleri gardrobuma,yeni pijama
bile almışım otelde giymeye,bi de gitmişim 5 kiloluk ipek şampuan
şişemi doldurmuşum açık muzlu şampuanla ki benden iyisi
yok.nilüfer'den gece otobüsüne cam kenarı alıyorum biletimi,veriyorum
takımları çantalarıyla muavine 'dikkatli as' falan diyorum bööle en
işadamı halimle.bi sigara yakıp, aşti'den memur laciverti görünen
şehrime bakıyorum hafif bir sis içinden,tam karizmatikleşicem
muavin 'nerde incen' diyo, aha buyur işte,'e istanbulda tabi'
diyorum,işadamları hep istanbula gider,bilmiyomusun şebelek muavin
dercesine bakıyorum adama. 'yok abi onu demiyorum haremde mi
inicen,yeni sahrada mı,esenlerde mi? ' işte bu noktada muavin çok pis
sırıtıyo,bütün o işadamı havam gidiyo hafifçe sokulup yanına 'eee
bilmemne otel varmış da ne tarafta insemki' diyorum,bağıra bağıra
cevap veriyo it sıpası 'haaaa anladım sen istanbulu bilmiyosun abi
tamam tamam geç,şimdi uyursun bi de ben uyandırırım sabah,aman
horlamayasın ha hohohooo' ulan varyaaa diyorum,sen gelirsin ilerde
ihtiyaç kredisi almaya benden,o zaman iki memur kefil istemessem adam
diilim..bozuluyorum...biniyorum cam kenarıma..takıyorum
walkmanimi...doors giriyo inceden...people are strange when you're a
stanger,faces look ugly when you're alone...hiç tanımadığım
insanların arasına gidiyorum lan diyorum,4 ay orda yaşıcam,nasıl
olucak acaba...doors devam ediyo...anneme el sallıyorum..gözlerim
buğulanıyo...

sabah yağmurlu bir istanbul karşılıyo beni..mecidiyeköy'de servisten
inip (esenler kabusuna son vererek) ,yüklenip 4 buçuk ton
ağırlığındaki eşyalarımı otele doğru gidiyorum,kendi kendime 'yolun
bundan sonrasında katırları bırakıp yayan devam edicez,ha gayret az
kaldı mordora' falan diye yüzüklerin efendisi yolculuğu gazı vermeye
gayret ediyorum ağırlığın altında ama ruhumda ne bi aragorn yatıyo ne
bi gandalf,en baba halimde yarım gollum ederim,pek işe yaramıyo
oflaya puflaya taşıyorum bavulları..hayatımda en son 6 yaşında okula
başlamamdan bi gün önce babanemin yaptırdığı banyoda bu kadar uzun
süre ıslanmış olduğumu farkediyorum ansızın (o yaştaki aklımla bi
hafta boyunca çektiğim ishali bile buna bağlamış,ulaaa kadın içimize
su kaçırdı bak görüyo musun demiştim...hala bile inanılası bi teori
gibi duruyo aslında) .sıçan kıvamına gelmemle otele ulaşmam aynı ana
denk geliyo.şimdi gönül istiyoki güzel bi stand olsun,aman da depeyi
bey hoş geldiniz nerde kaldınız desin bööle bankacı makyajlı
bayanlar,kol düğmeli erkekler...bakınıyorum lobiye hiç ööle bişey
yok... hayırlara vesile olsun diyip eşyalarımı lobiye atıp dolaşmaya
çıkıyorum mecidiyeköy' de.tam o esnada yanıma spor ayakkabı
almadığımı farkediyorum,bulup bi ayakkabıcı, bi süre kendimi aldığım
şeyin kötü olmadığına ikna ederek bi spor ayakkabı alıyorum.tanımına
bu kadar yakışan bir başka eşyayı hala bile görmüş
değilim,aldığım 'şey' tam manasıyla bi ayak-kabı,ayağı kaplamaktan
başka herhangi bir amacı ya da iddası yok.

biraz daha etrafı dolaştıktan ve artık köşebaşlarında gördüğüm
pilavcıların gerçekten pilav sattıklarına kanaat getirip iyiymiş bee
dedikten sonra (ankara'da yolda pilav gördüğünüzde alma şansınız
olmaz genelde,hatta ankarada yolda pilav görmessiniz.biz ankaralılar
her pirinc tanesinde 7 kuluvalla yazılı olduğuna inanır gördüğümüz
yerde tüm pirincleri yiriz -babannem demişti bu kuluvalla şeysini
de,kadın çok uğraştı imam olayım, hatip olayım diye ama olmadı yazık
üzüldü sonra) otele dönüyorum. otel kalabalıklaşmış artık,binbir
çeşit yeni bankacı toplaşmış..oda arkadaşı listeleri açıklanmış,her
an tetikteyim 'bi karışıklık oldu maalesef özlemle depeyi aynı odada
kalıcaklar' ya da 'aaa tüh burcu'ya yer kalmadı,depeyiyle
sığışıversinler aynı odaya' benzeri bi açıklama yapılır (yeni pijama
aldım,hayrına diil heralde) ben de 'öhöm bak özlem,bak burcu,
profesyonel düşünmek gerek,iş arkadaşıyız biz,kalabilmeliyiz aynı
odada.sinerji yaratırız hem' diye cevap verir,olmadı yeni
ayakkabıları saklarım yatağımın altına giymem hiç diye palanlar
yapıyorum.ama ne mümkün! listede buldum kendimi,bi baktım ismimin
karşısına; aaaa son derece sivilceli ve kıllı bi erkek ismi ayol:
yusuf ali (allahtan öyle çıkmadı,yanlış tahlil yapmışım ilk anda)
aldım çantalarımı gittim attım odama,dediler ki kokteyl olucak.indik
geri aşşa insan bi tuhaf oluyo ilk anda,tanıdık kimse yok.üstüne
üslük tanımadığın tipler de son derece ciddi görünmekte. neyse
efendim insan kaynakları geliyo ve 'gündüz gündüz kokteyl nası
olucakki' sorunun cevabını ikram edilen limonata-kuruyemiş ikilisiyle
girdiğin başkent düğün salonu ruh haliyle çözüyosun, geceyi halaybaşı
başlayıp halaybaşı bitiren cevval bi amcaoğlu kıvamında dinliyosun
anlatılanları. herkes diyoki çok güzel olucak eğitim,şöyle eğiticez
böyle eğiticez.fazla tutmuyolar allahtan,bi yarım saat sonra
bırakıyolar serbest....

dönüp odama bir sigara yakıyorum. oraya ait olmadığımı hissederek.
yeni aldığım ayakkabılarıma ve 5 kiloluk ipek şampuan şişeme ilişiyo
gözüm. bir an önce kurtulmak lazım bankacılıktan diyorum...bir an
önce...

o gün bir an önce diyordum, şimdi 3.yılımı bitirdim bankacılıkta.

her sabah ama her sabah, o mülakata gittiğim için, o 4 aylık eğitime
katıldığım için, bu işi yaptığım için küfrediyorum şimdi kendime..

cem özer'i beğenmem hiç, hoşlanmam da. o beğenmediğim adam, aziz
kedi'nin katıldığı televizyon makinasında birşey söyledi: 'içimdeki
çocuğu yitirmiş olsaydım bir bankada genel müdürdüm'....içimdeki
çocuk olmasa bir bankada genel müdürdüm....cem özer söylüyo bunu..

ve ben, her sabah içimdeki çocuğu yitiriyorum...onun uykulu,
ağlamaklı gözlerine hesap defterleri sokuyorum haince...minicik
ellerini müşteri imzalarıyla berbat ediyorum...çikolatalı gofret
yerken suratına yayılan o gülümsemeyi alıp elinden müşteri
memnuniyeti gülümsemesini yapıştırıyorum o surata, tokatlaya
tokatlaya...

ben, her sabah kendimden nefret ediyorum...
(23.03.2006 02:16)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay ramses01 Offline
ramses01
Bay, 31
Mersin
ÇOK ZOR BİR MESLEK..... (03.03.2006 23:05)
(bakınız: meslek)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayan Esen Rüzgar Offline
Esen Rüzgar
Bayan, 22
İstanbul
IMAR BANKASI COK KAZANDIRAN BANKA! dermisimmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm (24.10.2005 14:52)
(bakınız: isim, kaza, kazan)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayan __seval__ Offline
__seval__
Bayan, 23
İstanbul
102 (06.10.2005 11:48)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayan isabanafazla.. Offline
isabanafazladan1dolarınızolduğunusöyledi
Bayan, 25
İstanbul
Dünyanın en angut insanlarının bi arada bulundugu kurum.... (03.03.2005 22:09)
(bakınız: insan, dünya, insanlar)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayan sindrella Offline
sindrella
Bayan, 28
İstanbul
Kredi kartı,bol bol borç,kredi ve sonun da hayatının zindan olması:(( (17.02.2005 15:51)
(bakınız: hayat, kredi kartı)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay RAINDROP66 Offline
RAINDROP66
Bay, 41
İstanbul
BANKA ÇOK PARA OLDUĞUNDA -GÜVENLİKTE OLMADIĞINDA))))))))) YÜREKTE OLDUĞUNDA-- SOYULMASI GEREKEN BİR YER SANIRIM ))))))))))) SONRADA İYİ BİR TATİL ))))))))) NASIL OLSA GARİBANIN PARASI OLMAZ. O YÜZDEN ZENGİNLERİN PARASI ))))))) DERMİŞİMMMMMMMM (12.06.2004 22:29)
(bakınız: para, anı, güven, ada, tatil, son, zengin, iyi, engin, ermiş)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay eclemif Offline
eclemif
Bay, 32
İngiltere
- Meraba ben Serkan nasıl yardımcı olabilirim?
- Benim telefonda bi problem var bankomatta işlem yapamadım
- Peki ilk önce telefonunuzun 'menü' tuşuna sonra da '5' tuşuna basın...
- Evet... Tamam...
- Ekranda ne var şimdi?
- Show TV...
-? ? ?

---
- İyi günler kredi kartı başvurunuz için aramıştım sizi...
- Tabi buyrun..
- Mesleğiniz nedir acaba?
- Hayat kadını..
-... Özel sektör yazıyorum?
- O da olur!

---

Kadın: Merhaba ben kredi kartınızla köpek almıştım...
Yetkili: Evet efendim? ...
Kadın: Bu köpeğin kulakları duymuyor. Acaba sigorta kapsamına giriyor mu?
Yetkili: Ben bi üstüme danışıyım! ! ! ? ! ! ...

---
- İyi günler, hoşgeldiniz, nasil yardımcı olabilirim?
- Para çekemiyorum ben...
- Şifrenizi yanliş giriyormuşsunuz Ahmet bey! ...
- Şifre mi? Benim şifrem hep aynıdır, Istanbul'un kurtuluşu...
- Lütfen, bana şifreyi söylemeyin efendim.
- Hah, tamam hatırladım, 1956! ! !
- Efendim o,İstanbul'un kurtuluşu değil ama...
- Yaaaa! ... Kaçtı Istanbul'un kurtuluşu?
- Efendim ben malesef söyleyemem bunu size.
- Niye sen de mi bilmiyosun? ...
- Biliyorum, ama güvenlik açısından benim şifreyi bilmemem gerekiyor.
- Ben sana sifreyi sormuyorum ki! ... İstanbul'un kurtuluşunu soruyorum.
- Evet, ama...? ? ? ! ! !

--
- Buyrun Bankacılık Destek
- Alo ben Konya, Ya benim bu printer çalışmıyor! ...
- Windows'tamı çalışıyor?
- Evet
- Bilgisayar printer'ı görüyor mu Konya?
- Evet, karşıi karşıyalar! ...

--
- Şu an bankanızın ATM'sinden maaşımı çekemiyorum.
- Üzgünüz efendim geçici bir hatadan ötürü şu an tüm sistemlerimiz off'tadir.
(Bir saat kadar sonra yine arar)
- Ben şu an Of'dayım ve hala paramı çekemiyorum...

---
- Güvenliğiniz için bir kaç soru sormam gerekiyor.
- Doğum yeriniz?
- Erzurum...
- Doğum tarihiniz?
- 23 Ocak 1957
- Annenizin evlenmeden önceki soyadı?
- Anamı karıştırma lan bu işe!
-? ? ? ? ? ! ! ! ! !
(04.03.2004 14:18)
(bakınız: istanbul, hayat, ben, kadın, anne, para, nedir, sen, acı, din)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 2

"BANKA" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız: BANKA nedir? BANKA kimdir?


07.09.2008 15:44:56

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim