|
|
 |
 |
|
BEJAN MATUR |
BEJAN MATUR terimi
www.yuksekova.eu
tarafından 11.06.2005 tarihinde eklendi |
BEJAN MATUR sizce ne demek,
BEJAN MATUR size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| Bayan, 21 |
|
 |
|
|
 |
Geldim
Suskun ve kederli
Bıraktım kendimi toprağına
Kalbim bekle diyordu
Bir tapınak bu geç olmadan
Ama geciktim
Gölgesi kalmış duvarların
Kendileri gitmiş uzaklara
Doğu diyorum bazan
Rüzgarı acıtan doğu
Yeter mi anlamama
Avunmak için
İÇİMİN AYNASINDA SES... (07.07.2008 04:11)
(bakınız: anlam, ayna, rüzgar, yorum, uzak, lara, gölge, ordu, yeter, duvar)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 23 |
| Muş |
 |
|
|
 |
bence sıradanlıktan farklı olmayı düşünen zavallıların kendini bulma arayışıdır.onlar kürt-alevi olduklarını ileri sürüp var olma savaşı veren well-known insanlardır.onların dünyası asla geniş değil sadece cahil bir halkı kandurabilme yeteneğidir.bejan matur irdelenmektir,var olma isteğinin doruk noktasıdır.belki kısa ama bence çok fazla irdelendi bile.bejan matur; kürt ailenin geniş hayal yelpazesinin bir anlamlandırmasıdır.neyse kendisini fazla irdelemek istamiyorum. (24.03.2008 15:47)
(bakınız: kürt, insan, dünya, alevi, anlam, savaş, cahil, hayal, esin, yorum)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan, 27 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
zaman zaman demokratik duruş sergileyen yorumcumuz, sık sık da paradigmasının darlığını genişletememiş olmasını gözler önüne sermektedir zaman gazetesindeki yorumlarında...
kendisi hem kürt hem alevi olup, yorumlarını sürekli kürt alevilerinin sorunları ve kimlik arayışları üzerinden yapmaktadır... (01.07.2007 22:40)
(bakınız: kürt, zaman, para, gözler, aleviler, alevi, zaman gazetesi, soru, esin, yorum)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
şiirlerini okumadim..ama birkaç duz yazisini okudum..şair oldugunu belli ediyor..hoşuma gidiyor yazdıkları (18.06.2005 22:18)
(bakınız: şiir, şair, kuma, gidi)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 29 |
| Hakkari |
 |
|
|
 |
ONUN ÇÖLÜNDE
Onun çölüne gittim.
Konuğum,
Duvardaki kan pıhtısında.
Onun bulduğu damar beni çağırdı.
Ve ruhum eski bir kanla yıkandı.
Onun çölüne düştüm, oturdum çadırında.
Eski bir kavmin buluşması ve töreni.
Bir yaban kuş gibi tüneyip kıyıya
Dedi ki bana 'ölümsün sen'
Mutlak
Mutlak olan.
Onun çölünde gece kımıldar.
Yılan ve akrep karanlığıyla.
Hayat bir zehre gizlenir
Çoğalır sabırla.
O bıraktı beni.
Çöldeki kızıl sularda
Balıklara bakacak
Nefesimi tutarak
Uyuyacağım.
Onun çölünde her gece
Fısıldadım kumlara.
Sordum nasıl yaptıklarını çölü,
Boğmadan koyun koyuna.
Onun çölünde ölüyüm ben.
Gelin ve kaldırın beni.
Gittiği yolda bulutlara değen bir gölge bırakılmış sanki.
Bir sesle uyandıracak beni
Kahra kan olan bir aldanışla yakaracak
Tanrıya söylendim.
Nasıl da zalim gövdede varlığı onun.
Güzellik acıya kavuştuğunda yorulur ve
Hep yaşlı kalacak bir gözün ışığıyla bakar;
Her yüz bir işarettir tanrıdan.
Bunu yaşlı bir adam söylediğinde
Gözleri yoktu.
Annem öyle inanmış olmalı ki ona,
Yüzümü kederli çizdi.
Ve uzayıp tanrıya
'işte' dedi
'benim annem yeniden doğdu
annem varlığıma döndü'
Gece paslı bir kafesle durdu önümde
Dua için zaman istedim tanrıdan.
Onun varlığına adanacak hiçlik
Düş için,
O büyüde kalbime saplanan acıyla
Bağırdım;
Başka adamlar, başka dillerde dua etsinler. Bizim için.
Ölümü tanıdığımız ve sessiz olduğumuz için
Kutsasınlar.
Ölü bir yaprağın sürüklenişi gibi rüzgârda
Gövdem yitirdi yerini.
Ağır bir uykuyla gizlendi tohuma varlık.
Ağır bir istekle.
Kızıl kan pıhtısı. Tül sabah. Ört üstümü.
Koyu gücünü yüzünün nasıl çizdiyse tanrı
Ve ne gizlediyse kıvrımına gülüşünün.
Gördüm ben.
Tüllere sarılmış çölde ölümümü bekliyorum. Sakinim.
Yok bir gece bu.
Sabah uyanacak aşkı konuşacağız.
Ne çok sürdü diyecek bana.
Ne uzun sürdü hayat.
O uzun günün sabahında
Sesini duydum gün ve gecenin çakışmasının.
Bir tül işleniyormuş gibi aralarında
Kavuştular usulca.
Uyu ağır uykunu
Taşların altında ve su isteğinle kal.
Geniş bir avluda gece kapanan kapıların ağırlığı.
Sürecek olan dilsizlik.
Rüzgâr tırmalıyor kapını
Aşk uzakta.
Ne tuhaf inanmaman.
Sırtıma dokundun ve orada ayla ışıyan çizgilerin
Bir acıdan artan masumiyet olduğuna şaşırdın.
Gideceğini söyledin
İnanmadım sana.
Oysa ben daha doğmadan biliyordum.
Acılı bir ruhta oyalanan bir gövde bu.
Saf ve çocukça bir düşün yatağında.
Kan ve susuşla dinlenen ten kabullenir.
Beyaz tül yatağında başucuma
Camdan bir göz bırakıp gittin.
Ona fısıldanan sözlerin
Aşk olan varlığı
O gidince karardı.
Yüzeyinde göğün
Beyaz ve kıpırtısızım.
Acıdan bir okla çıktım
Bekleyiş yatağından.
İçimde siyah bir taş.
Atları gördüm.
Kapı önlerinde oturan insanı, sözü.
Çok yaşanmış bir çığlıkla hayat.
Bir sırrın bana verilmediği yerden
Sordum ona
Bana ne söyleyeceksin?
Çölün söylemediği ne?
Ruhumu orada tutan ağırlıkla
Geceye ilendi tenim.
Ve çağırmadı çölü varlığım
Ondan sonra.
Aynaya dönüyorum
Değişmiş gözlerim.
Çölde kumlara bakan kadın
Kedere bakan
Artık benim.
Gördüm çizgilerini avuçlarının
Çöl her şeyi söyledi bana.
Anladım nerede bitti aşk
Kan pıhtılı odanda uyanan gövdem
Neden sığmadı varlığa.
Seni yaprakların gölgeli yalnızlığına bırakıyorum.
Gün doğumunda uyanan nefese ve sana dönen gözlerin
Yakaran çizgisine.
Çölden aldığını çöle ver
Hayattan aldığını hayata.
Artık beklemiyorum
Kal orada.
Geride, tepelerin art arda dizilmekle
Var ettikleri dünya bir hiçlik ahtı gibi.
Bir hiç ve gölge.
Gece ay
Gece tül ve yokluk.
Yok gece.
Çölden aldığını çöle ver
Hayattan aldığını hayata.
BEJAN MATUR (12.06.2005 12:40)
(bakınız: ölüm, insan, hayat, zaman, kadın, anne, gece, büyü, yalan, güzel)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 29 |
| Hakkari |
 |
|
|
 |
AYIN BÜYÜTTÜĞÜ OĞULLAR
Bize kanlı bir uykunun, bir kardeşlik sabahı başlatacağı müjdelenmedi.
Cinayetten dönen kardeşiniz, gölgesini gizlediği duvarların ötesini görür.
Ellerini yıkar ve sizi dünyada bir söz olarak bırakır.
Sessiz bir törenle iç geçirme arasında duran yerde gömdüm onları.
Ölü oğullar. Kurban hepsi.
Sanki onlara, kurban oluşlarını hatırlatmak için var yeryüzü.
Yüzleşiyoruz.
Sızlanmaya başlayan bir çırpınmada 'yeter' diyorum.
'gidin ve öldürmeyin'
ağzımda kesik bir gülüş. Kâbus olmalı.
Bir cinayetten dönen kardeşim korkutuyor beni.
Kanlar içinde uyanıyorum. Terliyim.
Aç gözlerini. Tırnaklarını acıyan yerlerine bastır.
Biri var mı göğsümü mendiliyle silecek.
Kardeşim bir cinayetten dönüyor. Karanlık dehlizlerden.
Siyah paltosu
Ve gözleriyle.
Ona benzemeyeceğim.
Gece ayaklarımız okşandı ve büyük dağları geçeceğimiz söylendi.
Karlarla bekletilmiş büyük dağları geçtik.
Bahçede ilk gün keskin bir çizgiyle yan yana duran üç yıldızı gördük.
Mutlak. Yol açıcı.
'Bakmak istiyorum ayaklarına' dedi eğilen bir ses.
Onlara, bir daha görüşmeyebiliriz demedim.
Hepimiz biliyorduk.
O dağ oğullarını yedi.
Ve onları bir sese kapattı.
Kolu yok kiminin.
Kimi kör.
Kardeşlik eski bir masalın bilgisinde kaldı.
Kardeşlik acımaydı.
BEJAN MATUR (12.06.2005 12:39)
(bakınız: gece, büyü, dünya, gözler, uyku, korku, masal, kardeş, bilgi, esin)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 29 |
| Hakkari |
 |
|
|
 |
BEJAN MATUR (Şair)
Maraş'ın Pazarcık ilçesi Maksutuşağı köyünde doğdu.
Ortaokul ve liseyi Antep'te okudu.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.
Şiirleri Adam Sanat, Defter, Ekin Belleten ve Yazıt dergilerinde yayımlandı.
İnsanın, ait olduğu coğrafya ve aşk ile ilişkisini sorguluyor.
Onun yapmak istediği, şiirde dilin imkanlarını kullanarak dili aşmak.
Bejan Matur şiiri, dille, onun ifade imkanları ve sınırlarıyla, dili aşan ifade biçimlerine, seslere, ritimlere vurgusuyla, zamansız ve mekansız bir coğrafyanın izlerini taşıyor; o, coğrafyayı yeniden var ediyor. Zamansız, kıpırtısız çölü ve Mezopotamya’yı. Bejan Matur, çölü ve Mezopotamya’yı içinde taşıyor. (12.06.2005 12:38)
(bakınız: insan, zaman, şiir, ankara, sanat, üniversite, adam, okul, şair, yazı)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"BEJAN MATUR" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|