 |
 |
BEYİN sizce ne demek, BEYİN size neyi çağrıştırıyor?
 |
Terimi Ekleyen: aLpHaE aNtArEs
Eklenme Tarihi: 08.12.2004 00:10 |
beyin bence çok güçlü bir enerji,beyin bana bilgisayarlar ötesi bir çalışma mekenızması gibi geliyor beyini eğitir çözersek tayi meken dedikleri mucize zannedilen gidiş gelişleri başarırız gibi geliyor ama şu an yetersizmiş gibi geliyor
(bakınız: anne, bilgi, bilgisayar, mucize, gibi, bence, başarı, yeter, enerji, çalı)
|
ocaktürk
15.09.2007 11:38 |
|
bize verilmiş buyuk bır nımet
|
ayTenliaşık
14.09.2007 23:23 |
Tanrı bu yeryüzünün kalıbını biçimlendirirken, ve yaratılmış herşeye bir isim verirken, O'nun her iki elinin de boş olduğunu gördüm ve şöyle diyordu: 'Artık elimde hiçbir şey kalmadı.' Geri kalan hiçbir şey dedi ki: 'Beni hafif ve serbest bir şeye dönüştür.' Tanrı bunu duydu ve onu benim beynime dönüştürdü! A.B.
(bakınız: tanrı, yara, isim, artık, beni, ordu, herşey, kalan, dönüş, hiçbir şey)
|
sibelizm
11.08.2007 20:53 |
BEYİN, SONSUZ TİTREŞİMLERDEN İBARET,
HOLOGRAMİK BİR YAPIDIR!
“Beyin” adını verdiğimiz, hücrelerden ve moleküler bir yapıdan oluşmuş, bilincimizi ortaya çıkaran yapı, esas itibariyle sonsuz titreşimlerden ibarettir. Hologramik bir yapıdır! .
Bakın bu konuda Dünyanın en ünlü hocalarından Stanford Üniversitesi Nörofizyoloji kürsüsü eski Profesörü olan, hâlen Virginia`da Radford Üniversitesi Brain Center –beyin merkezi- Başkanı Karl Pribram ile fizikçi Einstein`ın talebesi olan ve 1992`de vefat eden ünlü fizikçi David Bohm`un en son bilimsel bulgularını inceleyen ve gene 1992 sonunda ölen Amerika`lı araştırmacı Michael Talbot, l992 yılında yayınlanan son kitabı “The Holografic Univers”te neler diyor:
“Evrenin yapısı tüm bilim adamlarını her zaman meşgul etmiştir. Çeşitli görüşlere ilâveten zaman ve mekâna bağlı olmayan elektron bulutları, meteorlar, kar taneleri bir hayâl âleminde yaşadığımızın göstergeleri olabilirler. Bu görüşü bazı mistikler –sûfiler- de savunmaktadır.
Bu konuda günümüzde giderek artan sayıda bilim adamı da aynı görüşleri paylaşmakta; paranormal ve mistik olaylarla, telepati, psikokinesis ve dokunmadan cisimleri hareket ettirebilme özelliklerinin bu nedene nasıl dayalı olabileceğini araştırmaktadırlar.
1980`de Dr. Kenneth Ring yaptığı ölüm öncesi deneyleri sonucunda: ölümü, bilincin bir hologramik boyuttan diğerine geçişi olarak tanımlamıştır.
1985`de Dr. Stanislav Grof beyinin nörofizyolojik model açıklamalarının, bilincin çeşitli durumlarını açıklamaya yetmediğini, işte bu yüzden olayın ancak holografik modelle açıklanabileceğini söylemiştir.
1987`de fizikçi Alain Wolf, yakaza hâlindeki rüyaları, bilincin başka boyutlara seyahati olarak tanımlamıştır.
1982`de Paris’te fizikçi Alain Aspect, Teorik ve Uygulamalı Optik Enstitüsünde atomaltı parçacıkların bulutumsu hareketlerinin kesinlikle holografik özellik gösterdiğini deneyle göstermiştir.
1920’lerde beyin cerrahı Dr. Wilder Penfild beynin belli yerlerinde belli bilgilerin depolandığını gösteren ilginç deneyler yaptı. Elektrotla aynı noktaya verilen akım, kişinin o anda eskiye yönelik bir anısını canlandırdığı gibi; devam edildiği taktirde, olayı tüm niteliği ile anımsadığını gösteriyordu.
1946`da fareler üzerinde yapılan deneylerde ise beynin küçük veya büyük bir kısmının alınmasına rağmen, farenin kendisine öğretilen yolu bulduğu görüldü; ve fizikçi Pribram buradan hareketle beynin holografik özellik gösterdiğini düşünerek çalışmalarını hızlandırdı.
Yapılan araştırmalarda da beynin çıkarılan bölümlerine rağmen anıların kaybolmadığı, ancak büyük bir kısmının çıkartılması hâlinde silikleştiği görüldü. 1960 da hologram hakkında okuduğu bir makale Pribram’ın bu konudaki sorunlarını çözdü.
Bu noktada “hologram” hakkında biraz bilgi vermek gerekiyor.
Hologramın gelişmesi, düzgün ve saf ışık kaynağı olan laserle kolaylaştı, böylece net girişim örnekleri elde edilebildi.
Holografın elde ediliş şekli şöyledir. Laser ışınını ikiye ayırdıktan sonra, yarısını direk görüntüsü alınacak cisme, oradan resim plakasına, diğer yarısını da bir ayna yardımıyla, aynı resim plakasına aksettirdiğimizde holografik görüntüyü elde etmemizi sağlayacak girişimleri elde etmiş oluruz. Bu plakaya yönlendirilecek bir laser ışını üç boyutlu görüntü elde etmemizi sağlar..
Bunun en önemli özelliği de resmin en küçük parçasından dahi aynı, tüm görüntünün elde edilmesidir.
Önceleri beyinde görüntünün bire bir oluştuğu varsayılıyordu; ama Pribram’ın araştırmalarına göre, görme merkezinin %98’i alınmış olan bir kedide görüntü aynen alınmakta idi.
Bunun üzerinde çalışarak, beyindeki görüntünün, nöronların meydana getirdiği dalgaların girişimi sonucu, holografik özellik gösterdiği açıklandı.
Beynin ömür boyunca 2.8x10 üssü 20 bitlik görüntü kaydetmesi gerektiği; bunun nasıl olabileceği araştırıldığında ise 2.5 cm2`lik holografik filmin 50 incil bilgisi kadar bilgi yüklenebildiği; burada önemli olanın filme verilen laser ışını açısı olduğu anlaşılmıştır.
Bu yönüyle konu incelendiğinde, çağrışım ve unutma gibi kavramları, laser ışınının doğru açıyı bulması veya bulamaması şeklinde açıklayabiliriz.
Bizlerde kızgınlık, aşk, nefret, açlık gibi hisler içseldir. Müzik sesi, güneşin ısısı, taze ekmek kokusu ise dışsaldır. Fakat beynimizin bunları nasıl ayırtettiği belirsizdir. Yanıt ise ancak “hologram” olabilir! .
Bir holografik görüntünün içinden elinizi geçirebilirsiniz, orada enerji veya başka bir şey olduğunu gösteren herhangi bir ölçü âleti de geliştirilmemiştir. Aynen aynadaki görüntümüz gibi buna hayâli yapı (Phantom Limb) adı verilmiştir.
1960`larda George Von Bekesy vibratörle gözleri kapalı deneklerin dizleri üzerinde yaptığı deneylerde, titreşim sayısını değiştirdiğinde, titreşim kaynağının bir dizden diğerine atladığını, hattâ dizlerin arasında dahi titreşim kaynağının hissedildiğini buldu. Bu durumda dokunma duyusu olmayan yerlerde dahi duyumsal verilerin algılanabildiğini ispatladı.
Buradan da kolu veya bacağı olmayan kişilerin hissettikleri krampların, kasılmaların, kaşıntıların gerçekte var olan bir kaynaktan değil beyne kayıtlı girişim modellerinden olduğunu gösterdi.
(bakınız: ölüm, zaman, para, büyü, dünya, rüya, kedi, ayna, neden, hayal)
|
the scope
10.05.2007 05:53 |
|
 |