|
|
 |
 |
|
BİG BANG |
BİG BANG terimi
sahipkıran
tarafından 28.04.2003 tarihinde eklendi |
BİG BANG sizce ne demek,
BİG BANG size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| x |
| Rize |
 |
|
|
 |
göğü kendi ellerimizle biz kurduk v ebiz onu genişleticiyiz...(zariyat 47) (17.06.2004 17:53)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: biz, eller, iyi)
|
|
|
|
| Bay, 27 |
| Çanakkale |
 |
|
|
 |
Edwin Hubble, dev teleskobuyla yaptığı gözlemlerde evrenin genişlediğini fark etti. Hubble böylece “sonsuz evren” efsanesini yıkacak Big Bang teorisinin de ilk delilini bulmuş oluyordu. (01.06.2004 16:22)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: deli, özlem, esin, göz, son, ordu, sonsuz, nin)
|
|
|
|
| Bay, 27 |
| Çanakkale |
 |
|
|
 |
Bu iddiayı ısrarla sahiplenenlerden biri, 20. yüzyılın ilk yarısında yazdığı kitaplarla materyalizmin ve Marksizm'in ünlü bir savunucusu haline gelen Georges Politzer idi. Politzer, Felsefenin Başlangıç İlkeleri adlı kitabında, 'sonsuz evren' modelinin geçerliliğine güvenerek yaratılışa şöyle karşı çıkıyordu:
Evren yaratılmış bir şey değildir. Eğer yaratılmış olsaydı, o takdirde, evrenin Tanrı tarafından belli bir anda yaratılmış olması ve evrenin yoktan varedilmiş olması gerekirdi. Yaratılışı kabul edebilmek için, her şeyden önce, evrenin var olmadığı bir anın varlığını, sonra da, hiçlikten (yokluktan) bir şeyin çıkmış olduğunu kabul etmek gerekir. Bu ise bilimin kabul edemeyeceği bir şeydir. (1)
Politzer, yaratılışa karşı sonsuz evren fikrini savunurken, bilimin kendi tarafında olduğunu sanıyordu. Oysa bilim, çok geçmeden, Politzer'in 'eğer öyle olsa, bir Yaratıcı olduğunu kabul etmek gerekir' dediği gerçeği, yani evrenin bir başlangıcı olduğu gerçeğini ispatladı.
1920'li yıllar, modern astronominin gelişimi açısından çok önemli yıllardı. 1922'de Rus fizikçi Alexandre Friedmann, Einstein'in genel görecelik kuramına göre evrenin durağan bir yapıya sahip olmadığını ve en ufak bir etkileşimin evrenin genişlemesine veya büzüşmesine yol açacağını hesapladı. Friedmann'ın çözümünün önemini ilk fark eden kişi ise Belçikalı astronom Georges Lemaitre oldu. Lemaitre, bu çözümlere dayanarak evrenin bir başlangıcı olduğunu ve bu başlangıçtan itibaren sürekli genişlediğini öngördü. Ayrıca, bu başlangıç anından arta kalan radyasyonun da saptanabileceğini belirtti.
Bu bilim adamlarının teorik hesaplamaları o zaman çok ilgi çekmemişti. Ancak 1929 yılında gelen gözlemsel bir delil, bilim dünyasına bomba gibi düşecekti. O yıl California Mount Wilson gözlemevinde, Amerikalı astronom Edwin Hubble astronomi tarihinin en büyük keşiflerinden birini yaptı. Hubble, kullandığı dev teleskopla gökyüzünü incelerken, yıldızların uzaklıklarına bağlı olarak kızıl renge doğru kayan bir ışık yaydıklarını saptadı. Bu buluş, o zamana kadar kabul gören evren anlayışını temelden sarsıyordu.
Çünkü bilinen fizik kurallarına göre, gözlemin yapıldığı noktaya doğru hareket eden ışıkların tayfı mor yöne doğru, gözlemin yapıldığı noktadan uzaklaşan ışıkların tayfı da kızıl yöne doğru kayar. (Gözlemciden uzaklaşmakta olan bir trenin düdük sesinin gittikçe incelmesi gibi.) Hubble'ın gözlemi ise, bu kanuna göre, gökcisimlerinin bizden uzaklaşmakta olduklarını gösteriyordu. Hubble, çok geçmeden çok önemli bir şeyi daha buldu; yıldızlar ve galaksiler sadece bizden değil, birbirlerinden de uzaklaşıyorlardı. Her şeyin birbirinden uzaklaştığı bir evren karşısında varılabilecek tek sonuç ise, evrenin 'genişlemekte' olduğuydu. (01.06.2004 16:21)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: zaman, büyü, dünya, deli, özlem, tanrı, kitap, düş, anı, felsefe)
|
|
|
|
| Bay, 27 |
| Çanakkale |
 |
|
|
 |
Evrenin yaratılışı, bundan bir asır önce, astronomların önemli bir bölümü tarafından gözardı edilen bir kavramdı. Bunun nedeni ise, 19. yüzyıldaki bilim anlayışının, evrenin sonsuzdan beri var olduğu varsayımını benimsemesiydi. Evreni inceleyen bilim adamlarının çoğu, zaten sonsuzdan beri var olan bir maddeler bütünüyle karşı karşıya olduklarını sanıyor ve evren için bir 'yaratılış', yani başlangıç olduğunu akıllarından bile geçirmiyorlardı.
Bu 'sonsuzdan beri var olan evren' fikri, Batı düşüncesine materyalist felsefe ile birlikte girmişti. Eski Yunan'da gelişen bu felsefe, maddeden başka bir varlık olmadığını savunuyor ve evrenin sonsuzdan gelip sonsuza gittiğini öne sürüyordu. Aslında materyalizm, Ortaçağ'da Kilise'nin hakim olduğu dönemde rafa kaldırılmıştı. Ama Rönesans'tan sonra Batılı bilim ve fikir adamlarının yeniden Eski Yunan kaynaklarına merak sarmaları ile birlikte, materyalizm de yeniden kabul görmeye başladı. (01.06.2004 16:19)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: aşk, ölüm, ben, akıl, ayna, düş, anı, neden, felsefe, adam)
|
|
|
|
| Bay, 33 |
| Bursa |
 |
|
|
 |
Büyük patlama denen bu teoreme göre, evrenin bir noktadan bir patlama ile oluştuğu sanılmaktadır. Patlamadan sonra milyon kere milyon mertebelerinde sıcak olan evren zaman içinde soğumaya başladı. Ve ortamda bulunan Hidrojen, helyum v.s. gibi gazlar tepkimeye girmeye daha kompleks yapılara dönüşmeye başladılar. Bizim kitaplarda gaz ve toz bulutu diye okuduklarımız o anki ortamın durumundan başka bir şey değildir. Daha büyük kütlelerin oluşumu daha büyük çekim kuvvetlerini doğurdu ancak hidrojen helyum dönüşümü (füzyon olayı) sonrasında oluşan tepkime enerjileri bu büyük kütlelerin kendi içlerine çökmeleri (yerçekimi kuvveti etkisi ile) engellenmiştir. Ve günümüz gök cisimleri, gezegenler yıldızlar v.s. oluşmuştur, deniyor... (22.08.2003 16:00)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: aşk, zaman, büyü, kitap, anı, ada, şey, son, nokta, biz)
|
"BİG BANG" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|