En Popüler:
1 - erotik film
2 - gerdek gecesi
3 - başbağlar katliamı
4 - ergenekon
5 - kızlar
6 - sinan aygün
7 - fethullah gülen
8 - kürt
9 - dabbe tül arz
10 - deniz gezmiş
11 - elif
12 - lol
13 - esra
14 - tuana
15 - ergenekon destanı
16 - ölüm
17 - kabir azabı
18 - elfida
19 - embesil
20 - rumuz(lar)
|
 |
BİLMİYORUM sizce ne demek, BİLMİYORUM size neyi çağrıştırıyor?
 |
Terimi Ekleyen: renan
Eklenme Tarihi: 07.03.2005 16:32 |
Bilinmeyen besteciler
Türk musıkisi camiasında sıkça yapılan bir şakadır. Bu işten pek anlamayan birine “En üretken bestecimiz kimdir? ” diye sormuşlar. Sorunun muhatabı cevabı bilemeyince de verilen cevap “Lâedrî Efendi’dir”. Ama “Lâedrî Efendi de kim? ” sorusuna yanıt yoktur. Çünkü böyle bir kişi yoktur, hiç olmamıştır. Şakanın maksadı sadece birini –amiyane tabiriyle– “işletmektir”.
Peki nedir bu Lâedrî Efendi? Lâedrî kelimesi Arapçada “bilinmeyen, tanınmayan” anlamına geliyor. Bestecisi bilinmeyen eserler de elbette ki Lâedrî Efendi tarafından bestelenmişlerdir. Mesele bundan ibarettir. Eski güfte mecmualarında bu sözcüğe sık sık rastlanır. Bazı eserlerin künyesi örneğin ‘’’Mâhur Beste, Usûlü Fahte, Lâedrî” şeklinde geçer. Yani eserin makamı ve usûlü bellidir, ama bestecisi bilinmiyordur. Bestecinin adı bilindiğinde ise başlık şöyle olabilir: “Mâhur Beste, Usûlü Zencir, Dilhayat Kalfa”.
Yirminci yüzyılın başlarından itibaren faaliyet göstermiş olan belli başlı Türk musıkisi nota yayıncılarında da “Lâedrî’’ sözcüğü kullanılır. Şamlı Selim ve İskender’in, Udî Arşak’ın yayınladığı nota fasiküllerinde ve yaprak notalarında sık sık sağ üst başta “Lâedrî”yi görürüz. Rauf Yekta Bey’in başkanlığındaki heyet tarafından 1923–30 yıllarında Darülelhan’da yayınlanan külliyatta da bu terime yer veriliyor gerektiğinde.
Peki bu hayâlî Lâedrî Efendi’nin besteleri çok mudur, yani geleneksel Osmanlı/Türk musıkisi repertuarında bestecisi bilinmeyen eserlerin adedi nedir? Bunlar hem çoktur hem de az. Yani “Lâedrî Efendi” en üretken bestecidir; ama nihai olarak eserlerinin sayısı toplam repertuarın yüzde birine ancak ulaşır. Bence şaşırtıcı olan zaten bu tür eserlerin çokluğu değil, bilâkis göreli olarak azlığıdır. Bunların sayısı çok, ama önemleri az.
Tüm Ortadoğu ve İslâm musıki gelenekleri arasında bu özelliğe sahip tek köklü musıki geleneği bizimkidir. Bizim klâsik musıki geleneğimizde anonim eser pek azdır. Özgün bir Osmanlı/Türk musıki geleneğinin oluştuğu on altıncı yüzyıl ortalarından bu yana, bestelenmiş eserler hep bestecilerinin adlarıyla birlikte kuşaktan kuşağa aktarıldılar. On altıncı yüzyıl sonlarındaki Şerif’i, Saatçi Muzaffer’i Sütçüzâde İsa’yı bu sayede tanıyor, bazı eserlerini bilebiliyor, repertuara katkılarını tartabiliyoruz.
Oysa ne Arap ne de Fars musıki geleneklerinde böyle bir durum var. O musıki alanlarında bestecisinin kimliği bilinebilen en “eski” eser on dokuzuncu yüzyıl sonlarından öncesine gidemez. Örneğin Mısır’da bir Seyyid Derviş (1892– 1923) ve Muhammed Osman (1855–1900) , Tunus’ta bir Ahmed el–Vâfi (1850–1921) kimlikleri tespit edilip eserleri teşhis edilebilen en eski bestecilerdir. Onlardan önceki bestecilerin adları bilinmez. İran müziğinde de yirminci yüzyıl öncesine aidiyeti kesin olarak tespit edilebilen bir repertuar yoktur. Eski musanniflerin adı tamamen kayıptır. Diğer bir deyişle, buralarda geleneksel müzikler bütünüyle anonimdir, istisnasız bütün eserleri “Lâedrî Efendi” bestelemiştir. Tek tek eserlerin sahipleri bilinmez, bilinemez. Ne İran “tasnif”lerinin, ne Şam, Kahire, Halep ya da Bağdat’ın meşhur “muvaşşah”larının, ne de Kuzey Afrika (Fas, Tunus, Cezayir) “nevbet”lerinin bestecileri bellidir. İsimler, kişilikler, kişisel üslûplar silinmiş, eserler anonimleşmiştir. Bestelerin hepsi “beste–yi kadîm”dir (eski beste) oralarda.
Oysa Osmanlı/Türk musıki evreninde kesinlikle böyle bir şey olmamış, tâ on altıncı yüzyıldan bu yana musıki eserleri bestecilerinin imzasını taşımaya devam ederek bugüne gelmişlerdir. O zaman da, elbette, şu soruyu sormak gerekiyor: Musıki geleneğimizi yüzyıllar boyunca komşularından ayırt eden, farklılaştıran özellikler nelerdi?
07.07.2002
Yazarımızın E-Postası: c.behar@zaman.com.tr
(bakınız: hayat, zaman, türk, nedir, bugün, müzik, muhammed, ceza, anlam, osmanlı)
|
???
18.04.2005 20:09 |
|
 |