Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  ŞiirKitapEtkinliklerŞarkılarResimForumE-KartÜyelerGruplarSMS
  Nedir Ana Sayfası
  Son 24 Saat
  Yazdıklarım
  Yeni Terim Ekle
TERİM ARA:
  Kişiler
  Genel
  Yaşam
  Edebiyat
  Güncel
  Toplum
  Bilim
  Din
  Müzik
  Tarih
  Cinsel
  TV Dizileri
  Tüm Terimler

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ile ilgili haberler >>
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ile ilgili şiirler >>
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ sizce ne demek, ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ size neyi çağrıştırıyor?
Terimi Ekleyen: srfsrfsrf
Eklenme Tarihi: 18.03.2003 11:28
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 6 7 8 9 10 11 12 13
sonraki sayfa >>

Bende okudum o adlarına 'mehmed' deyip geçiştirme olayını ama haklılar bence; savaş şahsiyetlerle kazanılmadı hepsi birer 'mehmet' oldukları için kazanıldı ve onun için mezar taşlarına Türk askeri olduklarını simgeleyen 'Mehmet' adı yazıldı bi sembol yani yoksa tabiki tek tek adlarıda yazılabilirdi.
(bakınız: ben, türk, savaş, anı, çin, yazı, yok, mehmet, yaz, kaza)
bad_time_stories
16.03.2004 08:58

Anısına yaptırılan anıt 30 yıl gecikmeyle açılacak bu 18 Mart'ta.Ama üzerlerine bu güzel insanların isimlerini araştırıp yazmaya üşenmişler, hepsine 'Mehmet' deyip geçiştirmişler...

Bari böyle bir konuda tembellik yapmayın be adamlar...Seçim meydanlarına şehit edebiyatı yapmayı bilirsiniz ama....
(bakınız: insan, güzel, şehit, edebiyat, anı, adam, ada, insanlar, isim, açı)
kara han
15.03.2004 17:31

Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı
Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı
Verme dünyaları alsanda bu cennet vatanı


M.Akif Ersoy
(bakınız: sen, dünya, cennet, vatan, şehit, düş, anı, toprak, yazı, dün)
ERKAN894
15.03.2004 16:48


'Çanakkaleyi yazmayan romancı, romancı mıdır? Çanakkaleyi çekmeyen yapımcı, yapımcı mıdır? ' M.Niyazi
(bakınız: çanakkale, ana, yaz, roma)
banet_suat
15.03.2004 15:22

şehitlik ulaşmak istediğim en yüksek mertebe.
vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor
bir hilal uğruna ya rab ne güneşler batıyor

m.akif
(bakınız: şehit, hilâl)
alkadraz
14.03.2004 22:27

o kanlar ki kimin için aktı...uğruna kan akıtılan bizler ne yapmaktayız şimdi? ?
(bakınız: biz, çin, kan)
BUHRAN
14.03.2004 14:27


Vatan müdafaası için hayatlarını feda eden ve kanlarıyla, canlarıyla 'ÇANAKKALE GEÇİLMEZ' destanını yazan ecdadımızın aziz ve şerefli ruhları şad olsun.. Hayatlarının baharında Allah için, Vatan ve hürriyet için şehadet şerbetini içen tüm şehitlerimizi Allah Rahmet eylesin nur içinde yatsınlar...
bu gün ferah ve özgür bir ülkede yaşıyorsak bunu şehitlerimize borçluyuz Allah gani gani Rahmet eylesin..
(bakınız: allah (c.c), hayat, bahar, vatan, şehit, anı, esin, ruh, çanakkale, çin)
yitik sevdam
14.03.2004 13:35

BEDELİ ÇANAKKALE'DE
Askerlik vazifesi yaparken vatan uğrunda şehadet mertebesine ermek veya gazi olmak her Türk için tabii bir şeydir. Ancak bu 45 şehit ve 150 gazinin durumu başkadır. Zira bunların istisnasız hepsi(1909 ve 1914 Askeri Mükellefiyet Kanunu gereğince) askerlik vazifesinden ya muaf ya da maksureli(tecilli) tutulmuş gençlerdir. Bu iki kanun sultani mektepleri talebe ve mezunları askerlik vazifesinden ' maksureli' ettiği gibi, Balkan Harbi sırasında mer'i olan 1909 kanunu da üstelik bütün İstanbul halkını askerlik vazifesinden azade kılmaktadır.

bu şehit ve gazilerin hepsi 17-22 yaşındayken ve bir kısmı henüz mektebin lise ve orta kısmında, bir kısmıysa mezun ve İstanbul Darülfünunu veya Avrupa üniversitelerinde tahsildeyken, birbirleriyle yarış edercesine askerlik şubelerine koşmuşlar ve gönüllü olarak askere yazılmışlardı. Hatta içlerinden Irak Cephesi'nde şehit düşen 646 Celal İbrahim seferberliğin ilanıyla beraber geceden gidip askerlik şubesinin kapısında sabahlamış ve ' 1 Numaralı Gönüllü' yazılmak şerefini elde emiştir.

Galatasaraylıların bu şüheda menkıbeleri arasında dünyada eşi bulunamayan bir tanesini (Mehmet Muzaffer'in Destanını) Gazeteci Ziyad Ebuzziya şöyle dile getiriyor:

****



Üç aylık bir talimden sonra Mehmet Muzaffer 'zabit namzedi' olarak Çanakkale'de idi. (Mart 1916) müttefik İngiliz ve Fransız kuvvetleri, Çanakkale' de uğradıkları mağlubiyetlerden ve verdikleri yüzellibin zayiattan sonra Boğaz 'ı aşamayacaklarını anlamışlar, 1915'in son haftasıyla 1916'nın ilk haftasında bütün hatları tahliye edip çıkıp gitmişlerdi.

Galatasaray Lisesi öğrencisi iken gönüllü Çanakkale cephesine giden zabit (subay) adayı Mehmet Muzaffer Bey'in alayının otomobillerine lastik satın almak için bir gecede (1916 yılı baharı) yaptığı sahte 100 liranın ön yüzü. Paranın altında 'bedeli Çanakkale'de altın olarak ödenecektir' yazılıdır. Teğmenliğe yükselen bu vatanseverimiz, 1917 yılında Gazze'de şehit düşmüştür.



Sahte 100 Lira



Muzaffer Çanakkale'ye vardığında harp durmuştu. Zaman zaman İmroz ve Bozcaada'da üslenmiş düşman gemileri ve uçakları bombardımanda bulunuyorlarsa da 1915 Nisan 'ın da Aralık sonuna kadar sekiz ay süren kanlı boğuşmalarla kıyasla bu bombardımanlar ' hiç mesabesindeydi.' Çanakkale'de ki birliklerin büyük bir kısmı Kafkas, Irak, ve Filistin cephelerine sevk edeceklerdi. Hazırlanma ve noksanlarına ikmal emri aldılar. Muzaffer birliğinin alay karargahında görevliydi. Alay 'ın kamyon ve otomobil lastiği ile diğer bir takım malzemeye ihtiyacı vardı. Bunlar ise ancak İstanbul'dan sağlanabilirdi. O devirlerde bu gibi basit mübayalar için arttırma yapmak ilanlarda bulunmak ne adetti, ne de bunları kaybedilecek vakit vardı. Her şey 'itimat' ile yürürdü. Muzaffer açıkgözlü ve becerikli İstanbul çocuğu olduğundan Karargah, gerekli malzemenin temin ve mübayaasına onu memur etti. İcabeden paranın kendisine itası içinde Erkan-ı Harbiye Riyaseti'ne hitaben yazılı bir tezkereyi eline verdiler.

O yıllarda İstanbul'da otomobil ve kamyon nadir rastlanan vasıtalardı. Bunların lastikleri de yok denecek kadar azdı ve karaborsaydı. Muzaffer aradı,uğraştı,nihayet Karaköy' de bir Yahudi de istediklerini buldu. Fiyatlar pek fahişti, ama yapacak başka bir şey yoktu. Anlaşmaya vardı. Lazım gelen parayı almak üzere Erkan-ı Harbiye'ye gitti. Elindeki tezkereyi tediye merciine havale ettiler. Muzaffer az sonra yaşlı b,r kaymakam Yarbay 'ın huzurundadır. Kaymakam uzatılan tezkereyi okudu. Karşısında hazırol da duran ihtiyat zabitine baktı. İsteyeceği paranın miktarını sormadan,'Ne alınacak' dedi. ' Oto kamyon lastiği' cevabını verilince bir an durdu. Sonra Muzaffer'e dik dik baktı:

' bana bak oğlum! Ben askerin ayağına postal sırtına kaput alacak parayı bulamıyorum. Sen otomobil lastiğinden bahsediyorsun. Haydi yürü git,insanı günaha sokma para mara yok! ...

Muzaffer selamı çaktı dışarı çıktı. Harbiye Nezareti'nin (bugünkü hukuk fakültesi binası) bahçesinden dışarıya ağır ağır yürürken ne yapacağını düşünüyordu. Malzemelere Alay 'ın ihtiyacı vardı. Elindeki(Almanların verdiği) iki Mercedes-Benz kamyon ve iki binek arabası lastiksizdi. Diğer malzemelerde mutlaka lazımdı. Kendisi bulur alır diye görevlendirilmişti. Malzemeyi bulmuştu fakat para yoktu. Eli boş dönemezdi,bir çaresini bulmak lazımdı...

Muzaffer bunları düşüne düşüne Beyazıt Meydanı'na vardı birden durdu. Kendi kendine gülmüştü aradığı çareyi bulmuştu.

Doğru tüccar Yahudi' nin yanına gitti:

' Paranın tediye muamelesi akşamüstü bitecek,ezandan sonra gelip malları alamam. gece kaldıracak yerim yok. Yarın öğleden evvel vapur Çanakkale'ye kalkıyor, yetiştirmem lazım. Onun için sabah ezanında geleceğim malları mutlaka hazır edin...'

Tüccar 'peki' dedi. Muzaffer tam ayrılırken ilave etti.

'Altın para vermiyorlar kağıt para verecekler'

yahudi yine 'peki' dedi. Ertesi sabah Muzaffer Merkez Kumandanlığından sağladığı araba ve neferlerle ezan vakti Yahudi'nin kapısındaydı. Ortalık henüz ışıyordu. Tüccar malları hazırlamıştı. Hava gazı fenerinin yarım yamalık aydınlattığı loşlukta mallar arabaya yüklendi. Muzaffer bir yüzlük kaime (yüz liralık kağıt para) verdi. Araba dörtnal Sirkeci 'ye yollandı. Malzeme şat'a oradan dubada bağlı gemiye aktarıldı. Az sonra da gemi Çanakkale yolunu tutmuştu.

Üç gün sonra Yahudi elindeki yüzlük kaimeyi bozdurmak üzere Osmanlı Bankası'na gitti. Bozmadılar zira elindeki para sahte idi.

Muzaffer, evrak-ı nakdiyelerin basımında kullanılan kağıtın aynını Karaköy kırtasiyecilerinden tedarik etmiş bütün gece oturmuş çini mürekkebi ve boya ile gerçeğinden bir bakışta ayırt edilemeyecek nefasette taklit bir para yapmıştı. Tüccara verdiği ve yutturduğu para buydu. O devrin hakiki paralarının üzerindeki yazılar arsında bir de şu ibare bulunuyordu: ' Bedeli Dersaadet'te altın olarak tesviye olunacaktır.'Muzaffer yaptığı taklit paradaki bu ibareyi değiştirerek şöyle yazmıştı:

' Bedeli Çanakkale 'de altın olarak tesviye olunacaktır.'

Onun burada altın dediği Çanakkale'de Mehmetçiğin akıttığı, altından daha kıymetli kanı idi.

Sahte paraya gelince...

Yahudi tüccar bunu mesele yapmadı. Yapmak mı istemedi, yapmaktan mı çekindi bilinemez. Ancak olay bütün İstanbul'da yayıldı. Dünyada emsali olmayan ve olmayacak olan bu hadise Şehzade Halim Efendi 'nin kulağına kadar gitti. Şehzade hemen lalasını göndererek Yahudi tüccarı buldurdu. Yüzlük taklit evrak-ı nakdiyeyi bedelini altın olarak ödeyip aldı. Çok zarif sedef kakmalı, içi kadifeli bir mücevher çekmecesine yerleştirip, İstanbul polis okulundaki emniyet müzesine hediye etti. Bu emsalsiz parça müzede şeref mevkiinde muhafaza olundu.



canakkale.gen.tr


Hoşça bakın zatınıza
(bakınız: aşk, istanbul, insan, zaman, ben, türk, gece, para, büyü, sen)
Ahmet_DIKTERE
13.03.2004 10:30

Birde 57. alay vardır bundan bahsetmeden geçmemeli tarihte tamamen yok edile bilmiş tek türk alayıdır ve savaşın en zor bölgesinde görev yapmıştır.
alayin sancagi bugun melbourne muzesinde bulunmaktadir.

halen bu şehitler alayının sancağı avustralya’da melbourn müzesi'nde bir vitrinde sergilenmekte, altındaki levhada şu yazı yer almaktadır:

'bu alay sancağı, gelibolu savaş alanından getirilmiştir. ama esir edilmemiştir. çünkü, türk ordusu'nun milli geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın son eri ölmeden teslim edilemez. bu sancak, sonuncu muhafızının da altında ölü olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur. kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu türk alayı sancağını selamlamadan geçmeyin.'
(bakınız: türk, acı, savaş, şehit, anı, esin, ada, dil, zor, son)
bad_time_stories
12.03.2004 13:28

<< önceki sayfa
Sayfa: 1 6 7 8 9 10 11 12 13
sonraki sayfa >>

  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu


16.05.2008 18:44:10
» Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
çiçekçi - antibakteriyel el temizleme - çiçekçi - perde - tatil - Sağlık - butik otel - evden eve nakliyat - Burun Estetiği - kemerburgaz emlak - Poşet - Hastaneler - iddaa - Zayıflama Bandı - Psikoloji Psikolog - haberler - Sahibinden Araba ilanı - Prefabrik Ev - böcek ilaçlama - estetik cerrahi - son dakika - stor perde - çiçek siparişi - Özel Hastaneler - Güneş Yanığı - lazer epilasyon - Güzel Sözler - çiçek - perde - estetik cerrahi - kiralık tekne - perde - Hastane - çiçek - İnsan Kaynakları - evden eve nakliyat - perde - web tasarım - çiçekçi - bölme duvar - evden eve nakliyat - burun estetiği - Sadece Türkçe Oyunlar - estetik dişhekimliği
[Buraya reklam verin]
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim