Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  ŞiirKitapEtkinliklerŞarkılarResimForumE-KartÜyelerGruplarSMS
  Nedir Ana Sayfası
  Son 24 Saat
  Yazdıklarım
  Yeni Terim Ekle
TERİM ARA:
  Kişiler
  Genel
  Yaşam
  Edebiyat
  Güncel
  Toplum
  Bilim
  Din
  Müzik
  Tarih
  Cinsel
  TV Dizileri
  Tüm Terimler

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ile ilgili haberler >>
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ile ilgili şiirler >>
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ sizce ne demek, ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ size neyi çağrıştırıyor?
Terimi Ekleyen: srfsrfsrf
Eklenme Tarihi: 18.03.2003 11:28
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 13
sonraki sayfa >>

Tolga Ornek'in cektigi Gelibolu belgeselini(okullarda ders programina konmali) seyrettikten sonra bir daha anladim ki onlara borcumuz bizde sehit olmadikca odenemez.Tesekkurler sizlere.
(bakınız: okul, arda, lara, sonra, deneme, ders, daha, amin, gelibolu, mina)
fikret eker
29.06.2006 01:49

onlar yurdun dört bir yanından ÇANAKKALEYE vatan için, namus için, ölmek için geldiler... Çanakkale toprağına, kahpe avrupanın çizmelerini bastırmadılar.... şimdi ben içitiğim bir bardak su da, yediğim bir lokma ekmekte onları görüyorum...
şeref onlarda,
namus onlarda,
vatan aşkı onlarda,
iman onlarda,
bizler ise onların sadece ayağındaki toz olabiliriz...
(bakınız: şimdi, vatan, yorum, arda, iman, namus, ölmek, çanakkale, sade, sadece)
ATA...
11.05.2006 12:39

vatan uğruna millet uğruna din uğruna şehit olmak ne güzel birşey allah her insana nasip etsin ne mutlu türküm diyene
(bakınız: insan, türk, güzel, vatan, şehit, türkü, millet, birşey, illet)
zamkinoloji
25.03.2006 15:34


ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
O, rûkü olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe! ' desem, sığmazsın.
Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
'Bu, taşındır' diyerek Kabe'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.



M. Akif ERSOY
(bakınız: sevgi, gece, büyü, dünya, sevgili, şehit, islam, tarih, yara, güneş)
hotic01
20.03.2006 10:47

*Dünya: Çanakkale şehidi için sadece ve sadece istasyon. Çünkü dünyaya gelemeyen ne Cennet'e ne de Cehennem'e gidebilir. Onlar bu dünyayı sadece Cennet'i kazanabilecekleri bir mekan olarak görüyorlardı.
- Dünyada kendini bir garip yolcu gibi kabul et. Hadis-i Şerif -
*Onlar için 18'inde, 20'sinde, 22'sinde can vermek önem taşımıyordu. Kimisi lise talebesi, kimisi üniversite talebesi veya mezunu idi.
*Onlarda ölüm ötesi hayat yerleşmişti.
(bakınız: ölüm, hayat, dünya, cehennem, cennet, üniversite, arda, hadis, çanakkale, gibi)
elif_nun
19.03.2006 16:54

Annesi, saçlarını kınalayıp göndermişti cepheye yavrusunu;

“Haydi yavrum, köyüne, nişanlına veda et;
Sabanını, tarlanı, her şeyini feda et;
O silâha sarıl ki, böyle günde bir erkek
Bir dualı demirden başka bir şey kullanmaz.
Bunu tutan bir bilek,
Köleliğin uğursuz zincirine uzanmaz.
Git evladım, yıllarca ben oğulsuz kalayım,
Şu yaralı bağrıma kara taşlar salayım.
Haydi oğlum, haydi git! Ya gazi ol, ye şehit! ”

Asker şhit olduktan sonra cebinden çıkan bir kağıtta yazılı olanlar;

“Anam yakmış kınayı aday diye
Ben de vatan için kurban doğmuşum.
Anamdan Allah’a son bir hediye,
Kumandanım! Ben İsmail doğmuşum.”


Layık mıyız onlara? ? ?
(bakınız: anne, erkek, vatan, şehit, yara, veda, ağrı, lara, yazı, kara)
hayat verenin kuluyum!
18.03.2006 21:06


çanakkale de doğdum ben, amerikalıların nagazaki'ye atom bombası attıkları günün 44. yıldönümünde. çanakkalede büyüdüm her yıl ziyaret ettim o savaşılan yerleri her yıl kutladım 18 martı. çanakkale şiirleri şarkıları ezberledim... ama şehitler içimde yaşıyor diyemem... çoktan öldüler... onları hatırladığımda duygulanmıyorum sadece saygı duyuyorum...
(bakınız: şiir, büyü, savaş, şarkılar, şehit, saygı, amerika, yorum, atom bombası, duygu)
garnele
17.03.2006 20:06

HARBİN GÖLGESİNDE KILINAN NAMAZ VE ÇANAKKALE RUHU
M.NİHAT MALKOÇ

İnsanlar cesaretleri kadar vardırlar. Bizi diğer insanlardan ayıran ve farklılaştıran yürekliliğimizdir. Fakat deli cesareti değil kastettiğimiz. Ulvî gayeler uğruna gösterilen cesaret mukaddestir. Ötekisi deli cesareti…. Kıymeti yok böyle yürekliliğin… 275 kiloluk mermiyi kaldırıp düşman gemisini batıran ve Çanakkale Savaşı’nın gidişatını değiştiren Koca Seyyitler’in gösterdiği kahramanlıktır cesaret… Kaldı mı böyle kahraman ruhlu insanlar?
Aslında millet olarak zor zamanlarda kenetleniriz. Felâketler fert fert kenetlenmemizi sağlar. Fakat diğer vakitlerde birbirimizle didişip dururuz. Savaşlar yeni kahramanlar çıkarır bizde. Bunun sayısız örneğini görmüşüz şerefli Türk tarihinin altın sayfalarında. Ahmet Nedim isimli şairin Çanakkale Savaşı’nda gördüğü ibretlik manzara buna örnektir. Ahmet Nedim bu hadiseyi şiirleştirerek şöyle anlatıyor:

“Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler,
Güllelerin cehennemlik yağmurundan kaçarken;
Yolun biraz kenarında, tek başına bir nefer,
Pervasızca bombalardan, ateşlerden, her şeyden…
Kendisine, süngüsünden bir mihrabcık kurmuştu,
Sonra onun karşısında namazına durmuştu.

Ne havada ıslık çalan ve düştüğü yerlere
Kızgın çelik sahnelerle ölüm saçan gülleler,
Ne semada ifrit gibi vızıldayan tayyare...
Ne dünyalık bir düşünce, ne bir korku, ne keder
Onun demir yüreğini oynatmaktan acizdi,
Sanki toplar, şarapneller tehlikesiz, sessizdi!

Bir çam ona, gölgesinde yapmış idi seccade.
Sanki tekbir alıyordu vakit vakit top sesi...
Gözlerinin sade akı beyaz kalan yüzünde
Parlıyordu o sarsılmaz imanının gölgesi
Bir Müslüman nasıl olur? Bu levhadan anladım,
Hürmetlerle -yavaş yavaş- sokuldum beş on adım

Başındaki kabalağın gölgesine gömülen
Süzük gözler, dikilmişti o süngüden mihraba
Hakk'ın büyük divanında, eli bağlı, dururken
Artık o, can kaygısını almıyordu hesaba
Allah Allah, bu ne yüksek bir imandır ya Rabbi
Bir Müslüman, ne büyük bir kahramandır, ya Rabbi!

Kahramandır, çünkü toplar etrafında patlarken
Zerre kadar titremedi, namazını bozmadı
Dört yanına ateş saçan türlü türlü afetten
Sanki onu koruyordu bir meleğin kanadı
Onun, böyle tevekkülü bana pek çok dokundu
Yüreğimi bir şey ezdi... İki gözüm sulandı

Böyle dalgın, düşünerek geçerken ben yanından
Sağa sola selâm verdi, namazını bitirdi
Sonra, biraz kımıldandı, ellerini, Yaradan
Tanrısına dua için gökyüzüne çevirdi.
Şimdi, artık Allah'ına döküyordu derdini
Gözlerini kapamıştı, unutmuştu kendini”
Bu yaşanmış bir hadise… Çanakkale Savaşı’ndan bir tablo… Böyle serdengeçtiler sayesinde uçurumun eşiğinde olan parçalanmış bir topluluktan ışıl ışıl, yepyeni ve güçlü bir cumhuriyet çıkarıldı. Böyle bir milletin torunları olmakla ne kadar iftihar etsek azdır. Fakat bugün ecdadımızın müstesna özelliklerinden ne kadarını taşıyoruz? O mübarek insanlara lâyık olabildik mi? Bugünkü yeni nesil o kahramanların izinden gidiyor mu? Bunlara müspet cevap vermek zordur.
Binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete… Yeni neslin idealsizliği ve tarihe sırt çevirmesi istikbalimizi tehdit ediyor. Bu gençlere millî bir şuur ve tarih bilinci veremedik. Batılılaşma adı altında yitip gitmelerine, avucumuzun içinden kayıp kaybolmalarına göz yumduk. Savaşın gölgesinde namazını büyük bir huşu ile kılabilecek inançta ve cesarette bir nesli nereden bulabiliriz? Davası nefsi olan bugünkü nesille nereye kadar gidebiliriz. Bunları düşününce geleceğe dair umutlarım tuz buz oluyor.
E-mektup: m.nihatmalkoc@hotmail.com
(bakınız: ölüm, insan, zaman, şiir, türk, büyü, dünya, yağmur, bugün, gözler)
M.NİHAT MALKOÇ
27.01.2006 22:49

Vurulmuş Temiz anlından yatıyor.Bir hilay uğruna yarap ne güneşler batıyor
(bakınız: yara, güneş, batı)
Siyah Yıldız
15.01.2006 15:32

<< önceki sayfa
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 13
sonraki sayfa >>

  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu


17.05.2008 08:26:50
» Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
çiçekçi - web tasarım - bölme duvar - evden eve nakliyat - perde - çiçekçi - Sahibinden Araba ilanı - Prefabrik Ev - tatil - Güneş Yanığı - estetik cerrahi - perde - burun estetiği - Poşet - son dakika - Güzel Sözler - evden eve nakliyat - Sağlık - estetik dişhekimliği - Burun Estetiği - Psikoloji Psikolog - kemerburgaz emlak - İnsan Kaynakları - çiçek - perde - Zayıflama Bandı - Hastane - evden eve nakliyat - iddaa - estetik cerrahi - perde - antibakteriyel el temizleme - Hastaneler - lazer epilasyon - böcek ilaçlama - kiralık tekne - Sadece Türkçe Oyunlar - haberler - Özel Hastaneler - stor perde - çiçek - butik otel - çiçek siparişi - çiçekçi
[Buraya reklam verin]
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim