 |
 |
DATA sizce ne demek, DATA size neyi çağrıştırıyor?
 |
Terimi Ekleyen: the scope
Eklenme Tarihi: 12.08.2007 05:59 |
DATA”! Vahidiyet, tüm isimlerle işaret edilen özelliklerin kendi TEK’illiğinde mevcut olduğuna dikkati çeker.
“DATA”! Hüviyetiyle, “HU” ismiyle, “Ahadiyeti”ni fark ettirir! “Ahadiyet” derûnundan açılan kapı ötesindeki, mutlak “Zat”a işaret eder! “Esmâ” diye işaret edilen özelliklerin, “seyr” amaçlı olarak “bilinmekliği için”, “vehim nuru”ndan yaratılmış olduğunu anlatır!
“DATA”! Ulûhiyeti itibariyle, “ALLAH” adıyla işaret edilen indinde bir “NOKTA”dan ibarettir. Çünkü “ALLAH EKBER”dir!
“DATA”! “Heyûla”dır… “NOKTA”dır! Bâtını “âmâ”, zâhiri “İLİM”dir!
(bakınız: yara, esin, ilim, nokta, isim, lara, kapı, çünkü, için, amaç)
|
the scope
20.09.2007 05:04 |
Evet, “DATA” ismiyle işaret ettiğimiz, öyle bir “GERÇEKLİK”tir ki, İlmi “ZÂT”ın ilminden gelir; “esmâ”sı, yani sayısız isimlerle işaret edilen varlığındaki özelliklerin sonucu, dilemesiyle açığa çıkar her “AN” yeni bir “şan” şeklinde “çok boyutlu tek kare resim” olarak...
“DATA”yı biraz daha açıklamaya çalışırsak, diyebiliriz ki, açığa çıkmamış haliyle “Esmâ mertebesi”!
(bakınız: gerçek, bira, resim, isim, lara, sayı, yeni, lama, maya, daha)
|
the scope
17.09.2007 04:58 |
TEK’in kendisinden her “AN” açığa çıkan (irsâl olan) sayısız özelliklerinden “münezzeh” oluşuna işaret etmek muradıyla, bu konuları işlerken yeni bir ezber bozucu olarak da “veri” veya “henüz işlenmemiş salt bilgi” anlamına gelen “DATA” tâbirini kullandık... Birçoklarına yabancı gelse de, aslında “data” tâbiri, günümüzde batılı pek çok araştırmacı bilim adamının yayınladığı eserlerinde, evrenin özündeki, onu meydana getiren “bilgi” anlamına yaygın biçimde kullanılmaktadır.
(bakınız: anlam, bilgi, adam, bilim, ilim, aslı, lara, sayı, yabancı, yeni)
|
the scope
17.09.2007 04:53 |
DEHR”, İndallah’taki sayısız “DATA”lar, “NOKTA”lar sürecidir ki bu boyuta(!) biz “ALLAHU EKBER” diyerek işaret etmekteyiz. Sonsuzluktaki “NOKTA”lardan bir “NOKTA” olan “DATA” anılmazdı bile “ALLAH indi”nde! ..
(bakınız: arda, nokta, sayı, sonsuzluk, sonsuz, işaret, bile, erek, allah)
|
the scope
10.09.2007 22:26 |
Data”, inzal olan “ilmin hakikati”dir! “Esmâ ül Hüsnâ”, O’ndaki özelliklerin isimleridir, bizim boyut ve algılama kapsamımız kadarıyla… Biz buna “Esmâ mertebesi” tanımlamasıyla agâh olduk! Oysa O, yalnızca “DATA”dır! Sûretsiz, şekilsiz, mekânsız! “Vücud”dur! .. “İLİM”dir!
(bakınız: yalnız, ilim, hakikat, isim, lama, algı, oysa, tanım, özellik, agah)
|
the scope
21.08.2007 17:06 |
BEYİNDEKİ HÜCRELER GRUBUNUN DEŞİFRESİ,
İDRÂK’I I MEYDANA GETİRİR!
Beyin hücrelerimizin her biri, belirli anlamlar ihtiva eden belirli frekanslarla programlanarak yeni düşünsel anlamlara sahip olur; ya da genetik yoldan gelen verilerin ortaya çıkışına yolverir.
Esasen bizden ortaya çıkan ya da çıkmayıp zihnimizde kalan her düşünce, gerçekte, 'Allah İsimleri”yle işaret edilen kavramların beynimizdeki bir terkibidir! .
Beyin hücrelerinin kendisine ulaşan elektriksel impulsın frekansı ile programlandığı, çağdaş bilimce tespit edilmiş durumda...
Beyinde görme yoktur.
Beyinde işitme yoktur.
Beyinde şekil yoktur.
Beyinde sadece ve sadece “KAVRAMLAR” sözkonusudur! .
(bakınız: gerçek, anlam, bilim, düşünce, ilim, isim, beyin, sade, lara, sadece)
|
the scope
19.08.2007 21:27 |
Öncelikle belirtelim ki, bazı gerçekleri farkedebilmek için, asırlardır genetiğimizden gelen, bugün edindiğimiz bilgilerin dahi kolay kolay değiştiremediği, “bir madde âlem var beş duyu ile algıladığım bir de ötede bir manevî âlem var” yanılgısını terk etmemiz gerekir.
Bilelim ki, madde dediğiniz âlem aynen “manevî” âlemdir; manevî dediğiniz âlem de aynı maddi âlemdir. Aynı şeyin beş duyu ile algıladığınız kısmına “maddî” diyorsunuz, algılayamadığınız yanına ise “manevî” deniyor.
Gerçekte, iki ayrı yapıdan değil, “tek bir yapı”dan söz etmekteyiz! .
Gerçekte, “GÖRMEK” yoktur; “OKUMAK” vardır! ..
Beyin görmez, “OKU”duğunu açığa çıkartır! .
Beynin, içsel veya dışsal kendine ulaşanları sentezi, “OKUMAK”tır! . Daha sonra bu “OKU”nanların bir kısmı “musavvire”de (hayal merkezinde) suretlere bürünür ve “görmek” olarak algılanır.
Hatta…
Beyin dahi, “yok”tan “var” olmuş bir “yok”tur ki; orijinali “data-enerji” dalgasından, “esma terkibi”nden başka bir şey değildir! . O “zumlamayı” açığa çıkaranlara göre!
Daha da ötesi…
Gerçekte, “maddî” diye bir âlem yoktur; yalnızca “manevî” âlem vardır! “Madde” algılaması beş duyunun beyinde oluşturduğu bir kabuldür! .
(bakınız: bugün, gerçek, hayal, bilgi, okumak, yalnız, bilmek, irem, madde, görmek)
|
the scope
18.08.2007 22:36 |
|
 |