|
|
 |
 |
|
DEHAP |
DEHAP terimi
kara han
tarafından 18.03.2004 tarihinde eklendi |
DEHAP sizce ne demek,
DEHAP size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| x |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Altında DEHAP'ın değil, Kürt vatandaşlarımızın konuşulduğu başlık. (21.07.2004 09:46)
(bakınız: kürt, vatan, altın, baş)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan, 25 |
| Eskişehir |
 |
|
|
 |
Okulun haftalık felsefe kulübü toplantısının ilk derslerinden birinde hoca bi kitap incelememiz gerektiğini söledi ' baştan başlayalım Küçük Prens okuyalım hadeee ' gibi bi durum oldu. Arkadaşlar arasında Marx'ın tüm eserlerini yalamış yutmuş kusmak üzere olanlar burun kıvırdı,derse girmediler bilmem ne..neyse okuduk,sıra geldi incelemeye..hoca da son derece çekingen ergenleri hareketlendirmek için yönlendirme çalışmalarına fln girdi..soru sordu yani..
Efenim işte kitabın bi bölümünde Küçük Prens bahçesindeki gülleri biyitmek için,tüm ayrıkotlarını temizliyor,hepsini koparıyır..Hatta bunu ayrıkotları küçücükken yapıyor ki tehlike arzetmesin fln..Çünkü koparılmassalar gülün yetişmesine izin vermiycekler ve hertrafı kaplıycaklar..ve zaten çirkinler..herneyse hoca sordu; arkadaşlar dedi Küçük Prens'in yaptığı doğru mu fln..
Daha önce doğru-yanlış olayını son derece ateşli bi şekilde tartıştığımız için 'dur balakım hocaa! ayrıkotlarının dili olsa kesinlikle doğru deil derler ama güllere sorsak vay halimize..hangi dorudan bahsediyoruz' gibi bikaç itiraz çıkınca,gaflet ve dalalet içindeki hocamız başka türlü denedi; yani dedi ayrıkotlarını bahçe ve güller için yararlı hale getirebilir miyiz,ayıklamak zorunda mıyız dedi..İşte bu sorunun ardından bitmeeezz gibi görünen bi sessizlik oldu-baya bi sessizlik işte 3 dk. fln..
Soru basit tabi..Ama hepimiz de malumunuz uyanık veletleriz; durumun gül-ayrıkotu meselesi deil ve hocanın da ucundan kıyısından konuyu faşizme getirmeye çalıştığını anladık yani..O yüzden bi sentez kurmaya çalışıoduk haliyle..Yani koparalım gitsin,büyümeden yokolsunlar desek,ewet belki bahçedeki güller için bunu yapabilirdik ama hayır bunu kimse savunmadı o dakka..İki bitki de beraber yetişip gitsin desek,hayır mümkünatı yok,birinin olduğu yerde diğeri olmaz,yetişemez..Güller bakım isterdi; ayrıkotları da çok hızlı büyüyorlardı..Yani şu çok belli ki 2'si bi yerde kesinlikle olmaz..Peki ayrıkotlarını bi şekilde bahçeye,bitkiye böceğe yararlı hale getirmek nası bi fikirdi? Yani ayrıkotlarını gübre olarak kullanmak da deriz..
Şunlar birer gerçekti ki;
-Ayrıkotları ve güller birarada olmuyordu
-Ayrıkotlarını güllerin yararına kullanarak onları yok etmek aynı şeydi
-Güzellik kavramı mutlak olmadığına göre,belki de gülleri temizlemek gerekiyordu,ayrıca dikenliydiler
-Sanıyorum burda karlı çıkan taraf siyah smokinli böcekler oluyordu
İşte bu 2-3 dkkanın ardından her kafadan bir ses çıktı.Amaç çözüm bulmak deil,öneri sunmaktı tabi de; orda bile sakin olamadık,herkesin dediği dedik..
Kaldı ki burda tartışılan; şu bahsettiğiniz derin devlet ve memleket meselesi..Üstelik 2 tarafın da canı acımış..Tabi karşılıklı sigara çay içilesi ortam oluşmıycak,dinle kardeşim siz bize şöle yaptınız bunu dediniz gibi bi muabbet dönmeyecek orası kabak gibi de; beynini dağıttım falancanın,biz böle yaparız tarzı yazılar farkettiyseniz çok mizahi..Polisçilik oynayan çocuklar-PC başında..Ayrıca koskoca milleti ardına alıp onların adına konuşmak,kahramanlıkla bir tutulmuş..Şahsen hiç üstüme alınmadım..Ayrıca burda yapılan terbiyesizlikler ayrı ayrı değerlendirilsin lütfen..Herkes kendi ırkını mı temsil ediyor? Tabiki herkes kendi ahlakını koyuyor ortaya..Yazılara,hitaplara bakarak ne kadar insan olduğunu anlayabilirsin.Gerçi bu insanlık olayı ayrı bi tartışma konusudur..
Hori-tori aklıma gelmişken söylüyorum bir insana kızıp köpek kelimesinin deişik versionunu ona kullanmana çok teesüf ettim..13 yıldır tanıdığım bi köpek var ismi Mırfi..İnsanlara mahsus komplexlerin hiçbiri yok onda..Hatta ne kendi cinsini ne de farklı cinsleri yaralayabilecek sözcükleri de yok..Hayvan yakıştırması yaptığın insana bi lütufta bulundun..da yazık köpeğin ne suçu var..
Herneyse unuttum bahsetmeyi bu Küçük Prens'in bir de koyunu var..Ah nası istiyorum bu koyun dalsa bahçeye de ayrıkotuymuş,gülmüş böcekmiş ne varsa indirse mideye..Problem felan kalmicak.. (20.07.2004 15:50)
(bakınız: aşk, ölüm, insan, çile, faşizm, para, sen, büyü, güzel, acı)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 34 |
| İsviçre |
 |
|
|
 |
ahmer altan
Alçaklık ve vatanseverlik...
Bana sorarsanız, dağa taşa “önce vatan”, “bir Türk cihana bedeldir” türünden sözler yerine durumumuza en çok uyan şu ünlü cümleyi yazmalıyız:
“Her alçağın son sığınağı vatanseverliktir.”
Belli ki Jonathan Swift, bu sözü söylemeden önce epeyce alçaklık görmüş.
Ama sanırım ne o ne de bir başkası “vatanseverlik” sözcüğünün bizdeki kadar pespayeleştiğine şahit olmamıştır.
Ne kadar katil, hırsız, kaçakçı, haraççı varsa hepsi de “vatansever.”
Üstelik de hepsinin vatanseverliğine fetva veren bir “devlet yetkilisi” var arkalarında.
Bizim devletin zirvesi “türban kavgalarına” tepe üstü atlarken hiçbirinin devletin içine mafyanın sızmasından rahatsız olmaması, katillerin ceplerinde rengarenk pasaportlarla dolaşmasını bir sorun haline getirmemesi de “devlet yönetimi” denilen şeyin bizde ne kadar tuhaf anlaşıldığının şaşırtıcı bir göstergesi.
Kamu alanına “türban girer mi girmez mi” derken o alanlar çoktan mafyanın eline geçmiş bile.
Hangi mafyacıyı yakalasalar ardında heyula gibi bir devlet gölgesi ortaya çıkıyor.
Neredeyse bütün mafyacılar “devlet görevlisi”.
Kim bunları devlet görevlisi yaptı?
Kim bunların devletle hala ilişkisini sürdürmesine göz yumuyor?
Kim kolluyor bu mafyacıları?
Mafyacılarla iş birliği yapan “emeklilerin” devletin içindeki bağlantıları kimler?
Böylesine açıkça mafyayla ortaklık etme cüretini onlara kim veriyor?
Devletin çok kirlendiğini, bu kirliliğin çok derinlere nüfuz ettiğini artık çok net görebiliyoruz.
Devletin bu kirliliğinden şikayetçi olan kimse yok mu gerçekten devletin içinde?
Bu ülke türban kavgasına harcadığı enerjinin onda birini mafya meselesine harcasaydı bugün temiz bir devletimiz olurdu.
Vatanseverlik payesi, kırmızı kurdeleli madalyalarla mafyacıların göğsüne asılmazdı.
Özellikle güneydoğudaki iç savaş sırasında devlet kavramının hukuk kavramından koparıldığı, devletin içinde çeteler oluştuğu, bu çetelere “vatanseverlik” kisvesi altında inanılmaz bir suç özgürlüğü bağışlandığı ve işlenen suçlardan kazanılan paraların bazı devletle memurlarıyla mafyanın paylaştığı artık biliniyor.
Bu konuda raporlar bile yayınlandı.
Bu ilişkilerin hala sürmesine niye izin veriliyor peki?
Haraç gelirlerini hala mı paylaşıyorlar?
Mafyayı temizlemek güç bir iş değildir.
Devlet isterse yirmi dört saatte bu “vatanseverlerin” çanına ot tıkar.
Ama zor olan devletin içini temizlemek.
Devletin içinde birileri bu mafya ilişkilerinden belli ki hala büyük paralar kazanıyor.
Başka türlü ne koca bir şehrin yönetimi uyuşturucu kaçakçılarına bağışlanır ne de mafyacıların cebinden kırmızı yeşil pasaportlar çıkar.
Birileri hala bir zamanlar işlenen “faili meçhul” cinayetlerin yüzü suyu hürmetine soygunculuğu sürdürebileceklerine, devlet tarafından korunacaklarına inanıyorlar.
Gerek içerde gerekse dışarda devlet itibarını yeniden kazanmak, saygıdeğer bir kimliğe kavuşmak istiyorsa bu mafya-devlet ilişkisini kökünden kopartmak, sorumluları teşhir edip cezalandırmak zorunda.
Uyuşturucu paralarının, haraç kazançlarının devletin içindeki birilerinin cebine akmasına olanak veren kanallar kesilmedikçe bu ülkede insanlar huzur ve güven içinde yaşayamayacaklar.
Bir ülkenin bütün rezilleri “vatansever” olamaz.
Eğer buna izin verirseniz “vatanseverleriniz” zengin, vatanınız da rezil olur.
Devleti, bu rezilleri “kamu alanından” uzaklaştırmaya ikna etmek için ne yapmak lazım acaba?
Herhalde cumhurbaşkanımıza, başbakanımıza, generallerimize, bürokratlarımıza, rektörlerimize kibarca sormak gerekiyor:
Bizim mafyacıları kamu alanından uzaklaştırmanız için türban takmalarını mı beklememiz gerekiyor?
19 Temmuz 2004, Pazartesi (20.07.2004 14:09)
(bakınız: aşk, insan, zaman, türban, türk, para, sen, büyü, acı, gerçek)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 30 |
| Adana |
 |
|
|
 |
Madem HORİ-TORİ bize kadim insan Hayyam'ı hatırlattı, biz de devam edelim.
Belki de vazgeçilmezliği ve dünyayı güzelliğin kurtaracağını daha iyi anlarız...
Aslında bütün sözlerin özünde, düşler ve gerçeğe dönüşen halleri mevcuttur.
Ve söz Hayyam'da...
Bir çember çizilirse
Merkezinde sen,
Kenarında ben...
Sen döndükçe beni,
Ben döndükçe seni görsem
Ve öyle bir an gelse ki,
Yarıçap sıfır olsa...
Dilerim... yarıçapın sıfır olmasını beklemeden, yüreğinde sevgiyi barındıran her canlı, birleşmek için beyninde bir sebep üretme gücüne erişir. (19.07.2004 00:06)
(bakınız: insan, sevgi, ben, sen, dünya, güzel, deli, düş, dil, adem)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 37 |
| Kocaeli |
 |
|
|
 |
hala terörle içiçe olan bir parti....ve hala hedefleri ülkeyi bölmek... (17.07.2004 15:28)
(bakınız: terör, ülke)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
| Sakarya |
 |
|
|
 |
dehap bir siyasi ideolojinin aleti olmaktan cok kendi misyonunu aşan işler peşinde koşan bir parti konumuna gelmektedir.benim fikrim şu ki lutfen biraz daha mantıklı olalım ve demokrasi adına yapılan veya dehapça yapılmaya çalışılan bu aldatmacayı hepimiz gorelim.kimse demokrasi adına hareket etmiyor dehap ta lutfen bu kimliği bıraksın cunku demokrasi silahlı teröre destek vererek sağlanamaz............. (15.07.2004 13:40)
(bakınız: ben, namaz, demokrasi, terör, mantık, ırak, ana, ideoloji, dem, nin)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 36 |
| İngiltere |
 |
|
|
 |
Bir de var mı yok mu diye soracağımıza bir elimizi uzatalım bakalım ne olursa olsun sıkılacak mı?
ama eli uzatmadan dişleri göstermek kediyi ya da akrebi köşeye sıkıştırmaktan başka bir şey değildir.
Kendimi bildim bileli, ister burda olsun ister Türkiye'de elimi uzattığımda çok az geri çevrildi... En başta insanlık görevimiz olarak birbirimize el uzatalım, biliyorum biraz polyana gibi konuşuyorum ama aynalı şatoya giren köpeğin hırladığı zaman ayndalardaki yansımasını kendisini öldürek kötü köpekler sanıp daha çok havlaması gibi esasında el uzatsakda, hırlaşsak da dava insanlık davası... Ne birisinin öldürdüğü bebek yanlışlarımızı temize çıkarır, ne de birisinin barış getirmesi günahlarımızı af ettirir. Kendi yaptıklarımızın hesabını ve özellikle şurada nefret kusanlar, nifak tohumları ekenler bilsinler ki ne Türklük ne de Kürtlük hesap gününden bizi kurtarabilir.
İrlanda da zamanında katolik misin protestan mısın diye çok kişi öldürüldü sokaklarda, öldürenlerin bazıları milletvekili bile oldu, ne uyguladıkları baskı ne de özgürlükler daha sorunu çözebildi, her gün gittiğim Arndale merkezini bile bombayla alt üst etmişlerdi... O yüzden bazı şeyler hep kalacak ya da yenileri çıkıcak, düşünenlere tavsiyem bari insan olarak kalalım...
İnsanlık davası nedir, inanın bu başlığın altında daha da iyi öğreniyorum... (15.07.2004 01:53)
(bakınız: aşk, kürt, insan, zaman, türk, nedir, özgürlük, kedi, ayna, türkiye)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 30 |
| Adana |
 |
|
|
 |
Neden, herkesin sizin gibi düşünmek zorunda olduğunu düşünürsünüz?
Neden, 'tahammül' kelimesinden nasibinizi almazsınız?
Neden, gerçeğe bu kadar uzak bir mesafede durursunuz, anlamam ki...
...
Ama siz, (kürtlere tahammül edemeyenler) bizi (her nasıl olursa olsun, çözümsel bir yaklaşıma sahip olanlar) kendinize benzetemeyeceksiniz. Evet, görüyorum ki bütün çabanız bunun için, ama benzemeyeceğiz! ! ! (15.07.2004 00:14)
(bakınız: kürt, ben, din, anı, düş, neden, ada, esin, kelime, yorum)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 39 |
| Ankara |
 |
|
|
 |
Dindar, teröre karşı ve Apo'yu sevmeyen bir dehaplı varsa elini sıkmak isterim...Bir kere din karşıtlığı ve Apo hayranlığı bu partinin olmassa olmazı... (14.07.2004 23:54)
(bakınız: din, terör, terim, var, dindar, hayr, nin)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"DEHAP" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|