En Popüler:
1 - erotik film
2 - porntube
3 - gerdek gecesi
4 - çıplak kadınlar şubatı
5 - kızlar
6 - bedia akartürk
7 - agarta
8 - kürt
9 - dabbe tül arz
10 - elif
11 - ergenekon
12 - öss tercihleri
13 - 6. filo
14 - esra
15 - lol
16 - tuana
17 - kübra
18 - büyü
19 - dejavu
20 - anlam
|
 |
DEPREM sizce ne demek, DEPREM size neyi çağrıştırıyor?
 |
Terimi Ekleyen: -_-
Eklenme Tarihi: 13.02.2003 12:07 |
DEPREMİN OLUŞ NEDENLERİ VE TÜRLERİ:
Dünyanın iç yapısı konusunda, jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği bir yeryüzü modeli bulunmaktadır. Bu modele göre, yerkürenin dış kısmında yaklaşık 70-100 km.kalınlığında oluşmuş bir taşküre (Litosfer) vardır. Kıtalar ve okyanuslar bu taşkürede yer alır.Litosfer ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2.900 km olan kuşağa Manto adı verilir. Manto'nun altındaki çekirdegin Nikel-Demir karışımından oluştuğu kabul edilmektedir.Yerin, yüzeyden derine gidildikçe ısının arttığı bilinmektedir. Enine deprem dalgalarının yerin çekirdeğinde yayılamadığı olgusundan giderek çekirdeğin sıvı bir ortam olması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Manto genelde katı olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe içinde yerel sıvı ortamları bulundurmaktadır.
Taşküre'nin altında Astenosfer denilen yumuşak Üst Manto bulunmaktadır.Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları nedeni ile, taş kabuk parçalanmakta ve birçok 'Levha'lara bölünmektedir. Üst Manto'da oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni ile oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır. Konveksiyon akımları yukarılara yükseldikçe taşyuvarda gerilmelere ve daha sonra da zayıf zonların kırılmasıyla levhaların oluşmasına neden olmaktadır. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla birlikte, Astenosfer üzerinde sal gibi yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler.
Konveksiyon akımlarının yükseldiği yerlerde levhalar birbirlerinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magmada okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır. Levhaların birbirlerine değdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta, sürtünen levhalardan biri aşağıya Manto'ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını oluşturmaktadır. Konveksiyon akımlarının neden olduğu bu ardışıklı olay tatkürenin altında devam edip gitmektedir.
İşte yerkabuğunu oluşturan levhaların birbirine sürtündükleri, birbirlerini sıkıştırdıkları, birbirlerinin üstüne çıktıkları ya da altına girdikleri bu levhaların sınırları dünyada depremlerin oldukları yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyada olan depremlerin hemen büyük çoğunluğu bu levhaların birbirlerini zorladıkları levha sınırlarında dar kuşaklar üzerinde olusmaktadır.
Yukarıda, yerkabuğunu oluşturan 'Levha'ların, Astenosferdeki konveksiyon akımları nedeniyle hareket halinde olduklarını ve bu nedenle birbirlerini ittiklerini veya birbirlerinden açıldıklarını ve bu olayların meydana geldiği zonların da deprem bölgelerini oluşturduğunu söylemistik.
Birbirlerini iten ya da diğerinin altına giren iki levha arasında, harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın hareket edebilmesi için bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir.
İtilmekte olan bir levha ile bir diğer levha arasında sürtünme kuvveti aşıldığı zaman bir hareket oluşur. Bu hareket çok kısa bir zaman biriminde gerçekleşir ve şok niteliğindedir. Sonunda çok uzaklara kadar yayılabilen deprem (sarsıntı) dalgaları ortaya çıkar.Bu dalgalar geçtiği ortamları sarsarak ve depremin oluş yönünden uzaklaştıkça enerjisi azalarak yayılır. Bu sırada yeryüzünde, bazen gözle görülebilen, kilometrelerce uzanabilen ve FAY adı verilen arazi kırıkları oluşabilir. Bu kırıklar bazen yeryüzünde gözlenemez, yüzey tabakaları ile gizlenmiş olabilir. Bazen de eski bir depremden oluşmuş ve yerüzüne kadar çıkmış, ancak zamanla örtülmüş bir fay yeniden oynayabilir.
Depremlerinin olusumunun bu sekilde ve 'Elastik Geri Sekme Kuramı' adı altında anlatımı 1911 yılında Amerikalı Reid tarafından yapılmıştır ve laboratuvarlarda da denenerek ispatlanmıştır.
Bu kurama göre, herhangibir noktada, zamana bağımlı olarak, yavaş yavaş oluşan birim deformasyon birikiminin elastik olarak depoladığı enerji, kritik bir değere eriştiğinde, fay düzlemi boyunca var olan sürtünme kuvvetini yenerek, fay çizgisinin her iki tarafındaki kayaç bloklarının birbirine göreli hareketlerini oluşturmaktadır. Bu olay ani yer değiştirme hareketidir. Bu ani yer değiştirmeler ise bir noktada biriken birim deformasyon enerjisinin açığa çıkması, boşalması, diğer bir deyişle mekanik enerjiye dönüşmesi ile ve sonuç olarak yer katmanlarının kırılma ve yırtılma hareketi ile olmaktadır.
Aslında kayaların, önceden bir birim yerdeğiştirme birikimine uğramadan kırılmaları olanaksızdır. Bu birim yer değiştirme hareketlerini, hareketsiz görülen yerkabuğunda, üst mantoda oluşan konveksiyon akımları oluşturmakta, kayalar belirli bir deformasyona kadar dayanıklılık gösterebilmekte ve sonrada kırılmaktadır. İşte bu kırılmalar sonucu depremler oluşmaktadır. Bu olaydan sonra da kayalardan uzak zamandan beri birikmiş olan gerilmelerin ve enerjinin bir kısmı ya da tamamı giderilmiş olmaktadır.
Çoğunlukla bu deprem olayı esnasında oluşan faylarda, elastik geri sekmeler (atım) , fayın her iki tarafında ve ters yönde oluşmaktadırlar.
FAYLAR genellikle hareket yönlerine göre isimlendirilirler. Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylara 'Doğrultu Atımlı Fay'denir. Fayın oluşturduğu iki ayrı blokun birbirlerine göreli olarak sağa veya sola hareketlerinden de bahsedilebilinir ki bunlar sağ veya sol yönlü doğrultulu atımlı faya bir örnektir.
Düsey hareketlerle meydana gelen faylara da 'Egim Atımlı Fay'denir. Fayların çoğunda hem yatay, hem de düsey hareket bulunabilir.
(bakınız: aşk, insan, zaman, büyü, dünya, deli, gitmek, gerçek, anı, neden)
|
NigHt eLf
11.06.2004 18:24 |
Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsma olayına 'DEPREM' denir.
Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır.
Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına 'SİSMOLOJİ' denir.
(bakınız: insan, anı, neden, bilim, esin, güven, ilim, çin, ali, kan)
|
NigHt eLf
11.06.2004 18:23 |
DEPREM KONUSUNDA BİLGİLİ OLMALIYIZ
Yer sarsıntısı birdenbire başlayan ve kısa süren yer kabuğu hareketidir. Yer sarsıntısına deprem veya zelzele de denir. Yerleşim bölgelerinde meydana gelen depremler şiddetine göre, başta can kaybı olmak üzere çok büyük zararlara neden olabilir. Depremin olmasını engelleyemediğimiz ve önceden de bilemediğimiz için depremler doğal afet sayılmaktadır.
En çok kullanılan Mercalli-Cancani ölçeğine göre 1'den 12'ye kadar derecelenir:
1. dereceyi ancak sismograflar saptayabilir,
2. derece çok hafiftir,
3. derece hafiftir, kimse deprem olduğunu hissetmez,
4. derece orta şiddetlidir, evlerinde oturanlar hissedebilirler,
5. derece oldukça şiddetlidir, eşyaları, kapı ve pencereleri sallar,
6. derece daha da şiddetlidir,
7. derece çok şiddetlidir, yapılarda çatlaklar oluşur,
8. derece yıkıcıdır, bacaları, heykelleri yıkar, binalarda yarıklar oluşur,
9. derece çok yıkıcıdır, binalar ağır hasar görür,
10. derecede binalar yıkılır, demiryolları, su, havagazı boruları eğilip patlayabilir,
11. derecede köprüler, barajlar yıkılır, yerde yarıklar açılır, sular fışkırır,
12. derece büyük felakettir, hiçbir şey ayakta kalmaz, yeryüzünün biçimi değişir, yeni göller oluşabilir, ırmakların yatağı değişebilir.
DEPREMDEN KORUNMA
DEPREM ÖNCESİNDE
Depremlerdeki can kayıplarına çoğunlukla yapı kusurları yol açar. Özellikle deprem kuşaklarında yer alan yapıları depreme dayanıklı yapmalı ve yaşam alanlarındaki eşya yerleşimlerine dikkat etmeliyiz. Büyük ve ağır eşyaları duvara sıkıca sabitlemeli, dolapların üst raflarına, yatakların baş taraflarına ağır eşyalar koymamalıyız. Doğalgaz veya sıvı gaz ile çalışan cihazların borularında uzayabilen elastik malzemeler kullanmalıyız.
Deprem veya benzeri bir felaket durumunda evimizde, işyerimizde kolaylıkla ulaşabileceğimiz bir yerde, içerisinde bir el feneri de olan ilk yardım çantasını hazır bulundurmalıyız.
DEPREM ANINDA
'DEPREM VAR, DEPREM VAR' diye bağırarak çevremize duyurmalı ve kendimizi güvenceye almaya çalışmalıyız.
Bulunduğumuz yerin kapı ve pencerelerini açarak kendimize deprem sonrası için bir çıkış hazırlamalıyız.
Çıkış kapısının sıkışmasına engel olmak için derhal kapı arasına sandalye vb. bir nesne koymalı ve hemen bir masa veya sehpanın altına girerek başımıza düşebilecek şeylerden korunmalıyız.
Paniğe kapılarak kaçmaya çalışmamalı, güvenli yerleri yeğlemeliyiz. Dışarıya çıktıysak binalardan düşebilecek kiremit, tuğla, cam veya saksı gibi şeylere dikkat etmeliyiz.
DEPREM SONRASINDA
Olası yangınları önlemek için ocak, soba gibi ev araçları ile doğalgaz musluğunu ve elektrik sigortalarını, su baskınlarını önlemek için de ana su vanasını kapatmalıyız.
Eğer bulunduğumuz yerde yangın çıkmış ve müdahale edilebilir büyüklükte ise söndürmeli, büyükse itfaiyeye haber vermeliyiz.
Deprem sonrasında gerekmedikçe telefonları meşgul etmemeliyiz.
Depremin hemen sonrasında, bir gaz sızıntısı olmuşsa patlamaya neden olmamak için, aydınlanmak veya başka bir amaç için kibrit, çakmak kullanmamalıyız.
Depremin bittiğini anladığımızda, eğer hasar varsa açık alanlara çıkıp binalardan uzaklaşmalıyız.
Telaşa kapılmadan yakınlarımızın güvenliğini kontrol etmeli, zarar gören insanlara nasıl yardım edebileceğimizi öğrenmek için yetkililerin talimatlarına uymalı, radyo, vb. iletişim araçlarını dinlemeliyiz.
Aksigorta
(bakınız: aşk, insan, ben, büyü, din, yaşam, düş, anı, neden, bilgi)
|
eclemif
01.05.2003 12:45 |
|
 |