En Popüler:
1 - erotik film
2 - porntube
3 - gerdek gecesi
4 - çıplak kadınlar şubatı
5 - kızlar
6 - elif
7 - kürt isimleri
8 - dabbe tül arz
9 - öss tercihleri
10 - esra
11 - ensest
12 - tuana
13 - kürtçe
14 - suna pekuysal
15 - betül
16 - ayşe
17 - ^^platonik_aşk^^
18 - etimesgut anadolu lisesi
19 - agire jiyan
20 - büyü
|
 |
DEVRİM sizce ne demek, DEVRİM size neyi çağrıştırıyor?
 |
Terimi Ekleyen: Courtney
Eklenme Tarihi: 26.05.2001 01:34 |
devrim: bagımsızlıktır, özgürlüktür kimsenin emperyalist sömürücü devletlerin altında yasamamak ugruna verilen mücadeledir. Devrim için çok canlar yandı yanıyorda ama mücadelemiz YUSUFLARIN, HÜSEYİNLERİN, DENİZLERİN izinde giderek devem edecek. Saygılarımla....
(bakınız: deniz, özgürlük, saygı, devlet, evrim, ömür, seni, deve, altın, için)
|
gtar
11.07.2007 13:18 |
DEVRİMODERN ZAMANLARDA DEVRİM NEDİR? *
Bahar günlerini geride bırakırken, siyasetle, ülke ve dünya gündemiyle pek
ilgili olmayan; ne seçimlere ne de Almanya´daki G-8 görüşmelerine ve
protestolara kafasını takmayan gençlik 68´lerden, 70´li yıllardan çok
farklı olarak, devrim marşları değil daha soft, lolipop şarkılar söylüyor.
Bunlar arasında en popüler olanlardan biri ise Nil Karaibrahimgil´in 'Bu
mudur? ' şarkısı oldu. Karaibrahimgil şarkısında 'Modern zamanlarda aşk /
yorulmuş mudur? / bu mudur? ' diye soruyor. Gündelik ilişkiler aşkı silip
süpürürken Hazır Kart´ın 'özgür kızı' (aslında kapitalizmin reklam
endüstrisine hapsolmuş bir 'köle kız' mı desek ona! ?) gençlere soruyor:
'Modern zamanlarda aşk / buharlaşıp uçmuş mudur? / bu mudur? ' Umarsız ve
duyarsız gençlik bu çerez şarkılarla hayatı tüketirken, bize hep örnek
gösterilen, Batılılaşma yönlü arzularımızın cezp edici çekim merkezi olan
Avrupa´nın gençliği başka bir yaşam tarzını ortaya koyuyor; Almanya´nın
Rostock kentinde, G-8 zirvesinde bir araya gelen dünyanın egemenlerini,
kapitalizmin ve ekolojik felaketlerin başaktörlerini protesto ediyor.
Göstericilerin başında ise, her zaman olduğu gibi en uzlaşmaz ve devrimci
çizgiyi temsil eden anarşistler gelmektedir.
'Bu mudur? ' şarkısından yola çıkarak, biz de anarşistler olarak şu soruyu
soralım: 'Modern zamanlarda devrim nedir? ', acaba şarkıdaki gibi
'buharlaşıp uçmuş mudur? ' yoksa 'yorgun mudur? '. Elbette bu sorunun,
devrimin ne olduğu mevzusunun, kimsenin elinde hazır bir cevabı yoktur.
Kesin olan bir şey varsa, o da devrimin hiç de buharlaşmış veya yorgun
olmadığı, hala canlı ve dinamik bir şekilde devinmeye devam ettiğidir.
Bugün her şeyden önce iktidar yapıları çok karmaşık ve iç içedir. İktidar
kendini bir merkez ve yukarıdan aşağı uzanan bir piramit gibi değil, her
tarafa yayılmış olan bir ağ olarak kurmaktadır. Michel Foucalt´nun iktidar
teorisini dikkate aldığımızda, 'tıpkı güç ilişkilerinin karmaşık ve
yayılmış olması gibi, direnişin de çok merkezli ve muhtelif olması
gerekir' (David West, Foucault´da Öznenin Jeneolojisi, Anarkotopya, 2007) .
Bugün anarşizmi kabaca devletin ortadan kaldırılması, devletsiz toplum
ideali olarak görmek yeterli olmayacaktır. Anarşizm; sömürü, iktidar ve
tahakkümün her biçimine karşı çok yönlü ve yıkıcı olduğu kadar yaratıcı ve
yapıcı bir tarzda verilecek özgür, sınıfsız, sınırsız ve sömürüsüz bir
dünya mücadelesinin adıdır. Bu mücadele kaçınılmaz olarak her anarşist
bireyi ve grubu bir kararın eşiğine getirir: kapitalizme ve iktidarın tüm
biçimlerine karşı 'devrimci' bir duruş ve yaklaşımla mı mücadele edeceğiz;
yoksa bazı ara 'çözüm'lere, yani reformlara ikna mı olacağız. Bu konuda,
her anarşistin farklı tercihi olacaktır. Bizim tercihimiz ve yanıtımız,
'devrim'dir. Ernesto Che Guevara´nın sözleriyle: 'Devrimin dışında başka
bir hayat yoktur! ' (Che Guevara, Sosyalizm ve İnsan, Yar Yayınları,
Haziran 1990) . Kapitalizm her yere yayılırken, sistem insanları kitle
kültürü, eğlence endüstrisi, alkolizm ve uyuşturucularla esir alırken; biz
özgürlüğün ve gerçek hayatın ancak devrim içinde yaşanabileceğini
düşünüyoruz. Birkaç on yıllık hayatları boyunca insanlar birer esir gibi,
sistemin rehineleri gibi yaşamak için gönüllü oluyorlar. Anarşistler
olarak devrimi yaşamaya, ruhlarımızda ve bedenlerimizde, sokaklarda,
kentlerde ve kırlarda; fabrikalarda, okullarda ve tüm griye boğulmuş
binalarda yaşadığımız baskılara karşı koymaya, devrimin ta kendisi olmaya
çağırıyoruz. Devrimci anarşizm bu temel noktada, devrimci yönelimiyle
diğer ekollerden ayrışır. Devrim, sokaklarda, barikatlarda olduğu kadar;
hayatın en mikro alanlarında da süren bir süreçtir. Devrimci anarşistler
için, G-8´e karşı yapılan küresel direniş de, bir aile içinde patriyarkaya
karşı verilen mücadele de çok önemli ve anlamlı, genel anarşist sürecin
olmazsa olmaz bileşenleridir. Saldırı her yerdedir, öyleyse devrim de her
yerde, her sosyal alanda, örgütlü olarak yaşanmalıdır.
Türkiye´de devrimci anarşistler, verilen mücadelenin bir Anarşist Cephe
içinde sürdürülmesi gerektiğini, hareketin farklı bileşenlerinin cephe
tarzında birbiriyle ilişkilenmesini ve merkezi olmayan bu cephenin
özgürlük mücadelesi içinde genişletilmesini savunurlar. Özgürlük bizce
toplumsaldır. 'Tek bir bireyin gerçek hürriyeti, tüm herkesin kurtuluşunu
ima eder; çünkü tüm insan topluluğunun doğal temeli olan dayanışma yasası
sayesinde kendim gibi özgür olan insanlarla çepeçevre sarılmadıkça, ben
kendim gerçekten özgür olamam, [özgür] hissedemem, bunu bilemem. Her
birimizin köleliği benim köleliğimdir.' (Mihail Bakunin, Hürriyette
Dayanışma, Anarşist Bakış) . Bakunin´in, bu görüşlerine katıldığımız için
bizler toplumsal örgütlenme, dayanışma ve birlikteliğe inanıyoruz.
Bireysel bir kurtuluş mümkün değildir!
Elbette devrim dediğimizde, neyi anladığımız, nasıl bir devrim hayal
ettiğimiz sorulacaktır. Biz devrimden, 'tarihsel yasa'ları,
zorunlulukları, ilerlemeci bir tarih/toplum kurgusunu anlamıyoruz. 'Devrim
kısaca, şu amacı taşır: herkes için özgürlük, kolektif heyetlerin,
birliklerin, komünlerin, illerin, bölgelerin ve ulusların olduğu denli
bireylerin de özgürlüğü ve bu özgürlüğün federasyon tarafından karşılıklı
garanti edilmesi.' (Mihail Bakunin, Devrimci El Kitabı, çev: Süreyyya
Evren, KARAŞIN Fotokopi-Betik 6, İstanbul, 1998) . Devrimin özü budur,
herkes için özgürlük ve bu özgürlüğün federatif bir toplum yapısıyla
garanti edilmesi. Ama tabii ki, modern hayatın getirdiği karmaşıklaşma
günümüz devrimini de karmaşık bir hale getirmektedir. Bugün öngördüğümüz
federatif yapı, fabrikadaki bir işçiyi de, patriyarka ve ayrımcılık
altında ezilen kadınları ve eşcinselleri de, ulus-devletin dışladığı
azınlıkları da, yaşlıların iktidarının hayatlarını kararttığı gençleri de
içerecek bir çoğulluk arz etmelidir. Anarşi, tekyönlü okumalarla ele
alınırsa özgürlükçü doğasını kaybeder. Bizlerin hayalleri, en az toplumun
bağrında, potansiyel olarak var olan kendiliğinden anarşi kadar renkli
olmalı ve biz bu potansiyeli güçlendirmek ve genele yaymak, toplumsal bir
devrim sürecinde kapitalizmi ve devleti, besledikleri tüm ayrımcılık,
sömürü ve baskı biçimleriyle beraber ortadan kaldırmak için iradi olarak
örgütlenmeliyiz. Kendiliğinden patlamalar ve ilkeleri, amaçları
belirlenmemiş 'örgütlenme'ler anarşist hareketin önünü açamayacaktır.
İspanya´dan Rusya´ya, İtalya´dan Latin Amerika´ya kadar devrimci
anarşistlerin yarattığı gelenek bugün Anarşist Cephe´nin kara bayrağı ile
Türkiye´de de devam ediyor. Türkiye´de anarşizm bizle başlamadı ve bizle
de bitmeyecek, bunu çok iyi biliyoruz. Bugün Anarşist Cephe, kendisinden
önceki yerel anarşist deneyimleri de sahiplenmekte ve savunmaktadır.
Gelecek anarşist kuşaklar ise muhtemelen birçok yönden bizleri aşacaktır.
Biz sadece, bugünün sorunlarına bugünün yanıtlarını vermeye çalışıyoruz.
Bizim ilkelerimiz, amaçlarımız ve beklentilerimiz açıktır:
—Anarşist Cephe, anarşist otonom ve bireylerin, devrimci gayelerle
buluşacağı bir mücadele birliğidir.
—Cephe içinde, hiçbir birey, grup ya da kolektif diğerinden daha çok söz
hakkına sahip değildir, hiyerarşi ve otorite yoktur.
—Anarşist Cephe, uluslararası kapitalizme ve devletlerin oluşturduğu
iktidar ağına karşı toplumsal devrimi hedefler. Devlet, mülkiyet ve miras
hakkı ortadan kaldırılmalıdır. Ekolojik yaşamı sarsan endüstri, insan ve
doğaya zarar verdiği oranda aşılmalıdır.
—Modern yaşam bugün hepimizin dahil olduğu bir süreçtir. Sorunlar kadar
kendisine karşı direniş araç ve yöntemlerini de sunmaktadır. Biz, modern
toplumun sunduğu tüm olanaklarla, onları fetişleştirmeden, modern iktidara
sonuna kadar uzlaşmaz bir yoldan direnmeyi hedefliyoruz.
—İşçilerin kapitalistlerle olan çelişkisi hala çok önemli bir çelişkidir.
Fakat iki nokta atlanmamalıdır: Birincisi, artık işçi sınıfının yapısı ve
koşulları çok değişmiştir. Bugün hizmet sektöründe sömürülen milyonlar var
ki, onlar belki de fabrikalardaki işçilerden çok daha radikal bir
sistem-karşıtı hareketin öznesi olabilirler. İkincisi, işçilerin
mücadelesi tüm diğer çelişki ve mücadeleler üzerinde hiyerarşik bir yere
konumlandırılmamalıdır.
—Bizler fabrikalarda da, gettolaşan semtlerde de, büyük kentlerde de,
taşrada da sistemin karşısına aynı kararlılıkla çıkabilmeliyiz. Bizim
cephemizde kadınların, gençlerin, dışlanan azınlıkların, kaçak siyah
göçmenlerin, müzisyenlerin, öğretmenlerin, memurların, yoksul Kürt seyyar
satıcıların, öğrencilerin, esnafların, travestilerin, seks işçilerinin,
evsizlerin, kısacası sistemle çelişkisi olduğu düzeyde herkesin yan yana
ve beraber durması doğal bir süreçtir.
Türkiye seçim gündemine kitlenmişken, laik-anti-laik, darbeci-demokrat
cepheleşmesi yaşanırken, biz kendi seçimimizi çoktan yaptık: onların
saflaşmalarında, onların gündemlerin halkın yararına en küçük bir kırıntı
dahi bulunmamaktadır. Kurtuluş, özgürlük ve anarşi için halkın ve devrimin
cephesini, Anarşist Cephe´yi örmeliyiz. Bizi kurtaracak olan kendi
ellerimiz, kendi birliğimiz ve dayanışmamızdır. Anarşizmi bireysel bir
kaçış veya nihilizm değil; iktidarın, sömürünün, otoritenin hiçbir
biçimini içermeyen toplumsal ve örgütlü bir alternatif olarak görüyoruz.
Buenaventura Durruti´nin şu sözlerini bir kez daha haykırıyoruz: 'Burada,
kalplerimizde yeni bir dünya taşıyoruz. Bu dünya her an büyüyor! '
M ÇEŞİTLERİ ulaşım adresi
PATİKAYOLU@MSN.COM HARAMİLER@MSN.COM
|
bilimselbakış
10.07.2007 20:49 |
Devrim bende özgürlük ve eşitlik kavramını çağrıştırıyor.Etrafımda çok sağcıda olsa solcularda en az o kadar var.Keşke her solcu bir şeyler yapabilse kendini Türk milletine tanıtabilsede devrimin ne olduğunu anlayabilse halkımız yaşım oldukça küçük olduğu halde bazı şeyleri anlayabildiğime göre annelerimiz babalarımız dedelerimiz kısacası büyüklerimiz bunları daha kısa bir şekilde anlayabilirler.Gerçekleri görebilirler....Bunu içtenlikle söylüyorum
(bakınız: anne, türk, baba, büyü, özgürlük, gerçek, keşke, arda, yorum, evrim)
|
korkusuzTÜRK
28.06.2007 15:33 |
Devrim bence kendini tanimak ve bulmaktir, etrafa bakmaktir, gördügünün özetini cikartmak ve positiv olan herseyi paylasmak, negativ olan herseyi ortadan kaldirmaktir. Devrimin tek bir tehlikesi vardir bence. O da Perfektion. tarih boyunca Insanoglu ne zaman perfektion lugu arzludadigi sira herzaman büyük felaketler yasamistir. Bence perfekt olmayan bir Ortamda bütün insanlarin hür düsünce ve hür yasama arzusunu yaratmak mümkündür.
Sahsiyetim adina konusuyorum.
Aslinda Dünyada bütün sinirlara karsiyim. Topragin sahibi toprak, Suyun sahibi Su, havanin sabi hava, atesin sahibi ates tir. Insanoglu neye sahib cikmak isterse, onu yok ediyor. Biz bence önce özünden yanlic yapiyoruz. cocuklarimiza herzaman paylasmayi degil sahib olmayi ögretiyoruz. Onlarda gördügünü devam öretecekler. DIN VE SIYASETIN YARATTIGI KAPITALIZIM ARASINDA kivranip duracaklardir. Devrimin en büyügü kendini bütün bu sacma kontroll mechanizminden koparmak ve bütün canlilarin hür bicimde yasama arzusunu kabüllenmektir. Hayvan olan Insanoglunun bir karincadanda farki olmadigini ve onun gibide yasama arzusunu hiss etmektir. Bütün RUHUNLA.
Türkcem pek iyi olmadigi icin özürdiliyorum uzun yillardir Türkiyede yasamiyorum. Saygilarimla
(bakınız: insan, zaman, türk, büyü, dünya, tarih, türkiye, arda, yara, esin)
|
DÜSÜNÜYORUM DEMEKI VARIM
31.05.2007 08:03 |
oncelıkle devrım bır ulkede veya bı toprak parcasında meydana gelen sıyası, dın ve sosyal hak konularında bır eksıklıgın gıderılmesı ıcın yapılan bır tur calısmaların tumune devrım denır ayrıca devrımde haksızlılıga ve zorbalara ter yoktur
(bakınız: alara, toprak, lara, zorba, dana, meydan)
|
lonely_frıday
18.03.2007 11:15 |
|
 |