|
|
 |
 |
|
EDEP |
EDEP terimi
srfsrfsrf
tarafından 11.02.2004 tarihinde eklendi |
EDEP sizce ne demek,
EDEP size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| Bayan, 26 |
| Cebelitarık |
 |
|
|
 |
Ten-i âdemdeki can, bil ki edeptir
Dil ü çeşm-i beşerin nûru edeptir
Edebi olmayan âdem, değil âdem.
Ayıran âdemi hayvandan, edeptir.
Edep Yâ Hû!
Edep tâcını başına giy de, nereye gidersen git..
Bu kadar güzel ifadeler varken, bazı düşünmezlerin mefhumu 'kişilerin karşısında el pençe dîvan durmak','bacak bacak üzerine atmamak','bir yaş dahi büyük olunsa abla/abi demek',çok gülmemek veya hoşsohbet olmamak' gibi anlamaları ve insanlara böylece empoze etmeleri şahsımın sinirini bozar.
Edep; fiili Hakk'dan ve fâili de Hakk bilmektir. (öyle demişti biri)
(elbette kulların cüz'i de olsa iradelerinin ve akıllarının olduğunu unutmamak lazım)
Çokbilmişim ben! Hadi ordan! İmamın dediğin yap yaptığını yapma.. :)
Nokta. (15.06.2006 15:24)
(bakınız: insan, büyü, güzel, anlam, akıl, abla, adem, bilmek, emek, gidersen)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan, 23 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Edeb, ruhsal incelik, içtenlikli iyi davranışlardır. Edeb içtenliği, o da alçakgönüllülüğü ifade eder. Çünkü kişi eğer davranışlarından haberdarsa, o zaman bencilliğiyle güdülmekte ve kendiliğinden [zorlamasızl davranış melekesinden yoksun bulunmaktadır.
Edeb, dünyada hemen hemen imkansızdır. «Doğru davranışlar» dünyada yaşanır. Edeb halk çevresinde gösterilir. însan bir kez halkın korunmuş çevresine girdi mi, bir güven ortamına girmiş olur. Artık edeb, sizin için bir görev olur. Nefs'i -zaviyede, halkada, Allah'ın kulları arasında, Şeyh'in önünde- köşeye sıkıştırmışsmızdır. Bu, edeb ortamıdır.
Yol, edebden başka bir şey değildir.
Yabancıya ve konuğa gösterilen bir edeb vardır. Fukaraya gösterilen bir edeb vardır. Soyluya ve seçkine gösterilen bir edeb vardır. Şeyh'e gösterilen bir edeb vardır. Edebin kemale ermesi, kendinize gösterdiğiniz edeb iledir.
İlkine, varışta ve ayrılışta gösterilen cömertlik ve sunulan armağanlarla ulaşılır, ikincisi tercihle belli olur. Elindekilerde ve aldıklannda, kendinden önce kardeşini tercih etmelisin. Sonraki hizmetle, beklemekle, sabırla ve dinlemekle olur. Sonraki, Şeyhinin istediğini sen istiyormuşsun gibi istemendir. Sonuncusu, ilk aşamada deliler gibi dövünmemen, öfkelenmemen ve bağırıp çağırmamandır. Orta aşamada aşırı keder ve neş'eden kaçınmandır. Son aşamada ise Hakikat'in Huzurunda olmanın hazzıyla hepsini unutmandır. (30.05.2006 21:49)
(bakınız: insan, zaman, dünya, deli, huzur, kardeş, sabır, beklemek, gönül, esin)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 25 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Edep bir tac imiş, Nuru Hüdadan;
Giy o tacı, emin ol her beladan... (17.05.2006 20:24)
(bakınız: bela)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 28 |
| Kocaeli |
 |
|
|
 |
Edeb sahibi kişi alçak gönüllüdür;
cömerttir;
her türlü aşırılıktan uzaktır;
merhametlidir;
yalandan, hileden, kibir ve gururdan uzaktır;
yaradılanı yaradandan ötürü hoş görendir.
yani kıro edeplidir, çünkü yukarıdaki bütün özellikler bende mevcuttur ayıptır sölemesi. hohoho yyy (16.05.2006 13:35)
(bakınız: yalan, yara, gönül, uzak, kıro, gurur, merhamet, kibir, çünkü, ayıp)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 28 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Eski Osmanlı kültüründe bir incelik örneği olarak, çarşıya inerken veya eve dönerken, büyüklere hürmet sadedinde bir yaşlı zatın yanından geçip gidilemediğini, ancak onun:'Geç oğlum ben yavaş yürüyorum... deyip müsaade etmesinde sonra önünde geçilip gidilebildiğini.. (14.05.2006 23:36)
(bakınız: büyü, osmanlı, esin, yorum, lara, sade, sonra, idil, osman, çarşı)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
| Kahramanmaraş |
 |
|
|
 |
Ebû Nasr Tûsî'ye göre edeb, şu üç maddede hulâsa edilebilir:
1- Söz üstadları ve sözde süs arayanların edebi ki, gönlün sesi ve soluğu olmaması itibarıyla tasavvufçularca 'kîl u kâl' sayılmıştır.
2- Dîn-i Mübîn-i İslâm'ı, kalbî ve rûhî hayat seviyesinde temsil edenlerin edebi ki, nefsin riyâzâtla, duyguların muhabbet ve mehâfetle yoğrulması ve kılı kırk yararcasına şer'î hudutlara riâyetten ibaret görülmüştür.
3- Sürekli muhâsebe ve murâkabe ile, 'tecelligâh-ı ilâhî' olan kalbi pâk tutanların edebi ki, hayallerine bile, huzurun edebine muhalif herhangi bir halin târi' olmaması şeklinde yorumlanmıştır. (28.04.2006 00:44)
(bakınız: hayat, huzur, islam, hayal, yara, esin, tasavvuf, yorum, duygu, kabe)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
| Kahramanmaraş |
 |
|
|
 |
Aslında tasavvuf da zaten 'edeb' demektir..
her 'vakit', her 'hâl' ve her 'makam'ın husûsî edebleriyle edeb demektir.
Ne var ki, bu edeblerden her biri,
insanın iç âleminde gerçekleştirebildiği ölçüde, onun ahlâk, tavır ve davranışlarında da kalıcı olabilir;
yoksa, vicdanın enginlikleri ve duyguların derinlikleriyle bütünleşememiş bir edebin devam ve temâdisi söz konusu olmadığı gibi,
insanı, iç âlemine göre değerlendiren Allah nezdinde de hiçbir kıymeti hâiz değildir.
O rengin ve zengin ifadeleriyle hem edebi hem de edebin bu farklı yanlarını Hz. Mevlânâ ne hoş ifade eder:
Gönül erbâbınca edeb bâtınîdir;
zira onlar, sırlara açık ve muttalîdirler.
Beden insanı olan ehl-i ten nezdinde ise edeb zâhirîdir;
çünkü Cenâb-ı Hakk onlardan bâtınî olan şeyleri gizlemiştir.
Biz, her zaman Allah'tan edebe muvaffak olmayı dileriz, (zira) edebi olmayan, Cenâb-ı Hakk'ın lütfundan mahrumdur.' (28.04.2006 00:43)
(bakınız: insan, zaman, mevlana, gerçek, ahlak, arda, gönül, tasavvuf, duygu, emek)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
| Kahramanmaraş |
 |
|
|
 |
Akıllılık, usluluk, hal, tavır ve davranış güzelliği
veya insanlara iyi muamelede bulunma mânâlarına gelen edeb;
sofîlerce
'edeb-i şeriat',
'edeb-i hizmet',
'edeb-i Hakk'
ünvanları altında yanlışlıklardan korunma ve
yanlışlığa sürükleyen sebep ve
sâikleri bilmekten ibaret sayılmıştır.
Edeb-i şeriat: Dînin usûlünü bilip uygulamak;
edeb-i hizmet: Cehd ü gayret ve hizmette her zaman birkaç kadem önde;
ücret, takdir ve bilinmede birkaç kadem geride bulunmak;
ayrıca, esbaba tevessülde kusur etmemenin yanında bütün iyilik
ve güzellikleri Allah'tan bilmek;
edeb-i Hakk da: Hakk'a yakınlığı temkinle bezeyip, şatahat ve lâubâliliğe girmemekten ibarettir.
Bir diğer yaklaşım da,
'edeb-i şeriat',
'edeb-i tarikat',
'edeb-i mârifet'
ve 'edeb-i hakikat' şeklindedir ki;
birincisi: Allah Rasûlü'nün, husûsî, umûmî, kavlî, fiilî, hâlî ve takrîrî bütün sünnetlerini hayata geçirip yaşamak;
ikincisi: Mürşid ve muallime karşı tam teslimiyet, tam muhabbet, ölesiye hizmet, sohbete devam ve kalbinde itiraza yer vermemek;
üçüncüsü: Yakınlık ve temkin dengesini, havf ve recâ muvâzenesini, lütuflara mazhariyet ve acz u fakr mülâhazasını muhafaza etmek;
dördüncüsü: Cenâb-ı Hakk'a tahsîs-i nazar ederek beklentilere girmemek, endişelere düşmemek ve gönül gözlerini ağyâr hayalinden bile korumak şeklinde yorumlamışlardır. (28.04.2006 00:41)
(bakınız: insan, hayat, zaman, baba, güzel, gözler, yaşamak, akıl, yaşam, hayal)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
“Edep bir tâc imiş nûr-u Huda’dan; giy ol tâcı emin ol her belâdan” (28.04.2006 00:02)
(bakınız: bela)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"EDEP" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|