Şiir Antoloji.comKitap ŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResim Antoloji.comForum NedirÜyeler Antoloji.comGruplar Antoloji.com Mesajlarım
 
 
http://nedir.Antoloji.Com
Arayın :
                              erdem beyazıt kimdir?
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
  Kişiler
 Genel
 Yaşam
 Edebiyat
 Güncel
 Toplum
 Bilim
 Din
 Müzik
 Tarih
 Cinsel
 TV Dizileri
 Atasözleri
 Deyimler
 Filmler
Futbol Takımları
Köyler
ERDEM BEYAZIT ERDEM BEYAZIT terimi SİM61
tarafından 06.02.2006 tarihinde eklendi
ERDEM BEYAZIT sizce ne demek,
ERDEM BEYAZIT size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 2 3
Baysüleyman yav.. Offline
süleyman yavaş
Bay, 30
İstanbul
0 person liked.
0 person did not like.
BULMAK

Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti
Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma
Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından
Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde
Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş
Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine
Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar
Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın
Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi
Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım
Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden
Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm
Erdem Beyazıt

BÜYÜK ŞAİRİ SAYGIYLA ANIYORUM

ALLAH GANİ GANİ RAHMET EYLESİN...
(09.07.2008 00:26)
(bakınız: ölüm, zaman, büyü, dünya, gözler, deniz, yaşam, ayna, sevda, saygı)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baysandalî Offline
sandalî
Bay, 49
Ankara
BÜYÜK ŞAİR ERDEM BAYAZIT

'Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm' diyen Şair'e rahmet olsun.

Hemşehrim, hemşehrisi olmakla onur duyduğum,
Şiirlerine hayran olup çağrısına hemen uyduğum,
Ölüm haberini duyduğumda dona kalıp buyduğum,
Bayazıt oğullarından bir bey Erdem Bayazıt Ağabey.

İsmiyle mütenasip erdem sahibi, adam gibi adam,
İnandığı yolda kararlı, cesur ve itikatı sağlam,
Vakur yaşadı, istemedi ne şöhret ne ihtişam,
Gür sesli Büyük Şair Erdem Bayazıt Ağabey.

Kahramanmaraş, şair yatağı güzel bir memleket,
Kısakürek, Zarifoğlu, Karakoç cümlesine bereket,
Sana sözümüz olsun, nice şairler yetişecek elbet,
Gür sesli Büyük Şair Erdem Bayazıt Ağabey.

Dünya dediğin, koca kainatta nokta, küçücük bir daire,
Herkes gün gelecek ölecek, kim bulmuş ki ölüme çare,
Allah rahmet eylesin tüm geçmişlerimize ve büyük şaire,
Bayazıt oğullarından bir bey Erdem Bayazıt Ağabey.

Ahmet SANDAL

Erdem Bayazıt, Büyük Şair. İçten geldiğince, tabi ve gür sesli haykırışların sahibi. Geçen hafta Hakk'a yürüdü. Allah rahmet eylesin. Bir hemşehrisi ve şiir yolunda yürüyen bir kardeşi olarak, anısına bir şiir kaleme almak şahsıma nasip oldu. Bu vesileyle de Erdem Bayazıt Ağabey'e, Yüce Allah'tan rahmet diliyorum. Allah tüm Ümmet-i Muhammed'i imandan ve birlikten ayırmasın. Amin.

Ahmet SANDAL
08.07.2008, Ankara
(08.07.2008 23:09)
(bakınız: ölüm, şiir, büyü, güzel, dünya, ankara, muhammed, kardeş, adam gibi adam, adam)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayanCRESPİ Offline
CRESPİ
Bayan, 64
Edebiyat dünyamızdan bir yıldız daha kaydı. rahmetler olsun Erdem Beyazıt.
Geriye bıraktıklarınla yaşayacaksın.
(08.07.2008 21:56)
(bakınız: dünya, edebiyat, yıldız, ahmet, beyaz, erdem, yazı, ırak, rahmet, daha)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baysalimkanat Offline
salimkanat
Bay, 51
Türkiye
E_y Sebeb Ey diyen ağabey
R_uhun yücelerdedir umarım
D_ahlin çoktur dünya görüşümde
E_y sebeb olan şiirin güzellik kazanmasına
M_adem sevdirmiştir Rabbimiz gönlümüze
B_irgün buluşacağız ebediyet âleminde
A_hımız gidişine.. acziyetimizden
Y_oksa temiz geldiğin gibi tertemiz gittiğin öyle belli ki,
A_hirette umulur ki dünyadakinden iyidir hallerin.
Z_ordur kesişmesi yolların yazılmadıkça kaderce
I_rmağı aynı değilse insanların
T_a Mavera'ya uzanan çizgi değilse yolcunun yolu
(08.07.2008 20:25)
(bakınız: insan, şiir, güzel, dünya, kader, insanlar, adem, gibi, güzellik, yazı)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayanSAMİHA İKBAL Offline
SAMİHA İKBAL
Bayan, 38
İstanbul
Kanatları şiir olan güzel adam,

Bir gün öleçeğim biliyorum
Bunu her an ölür gibi biliyorum...

'Doğumum, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir'

Gün olur toprak uyanır
Ağaç uyanır uyanır böcekler
Sarı bozkır titrer çıplak dağlar yeşerir
Gök yıkanır kirli dumanlardan
Su coşar deniz kabarır canlanır ölü şehirler...

Mekanın cennet olsun.. Bize ey demeyi belleten güzel adam...
Ölümü hayata döndüren şair...
(08.07.2008 19:08)
(bakınız: ölüm, hayat, şiir, güzel, deniz, cennet, arda, adam, şair, yorum)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BaySürgün Ruhun.. Offline
Sürgün Ruhun Rüya Defteri
Bay, 34
dönüşüyle, yeryüzünden bir şair daha eksildi. bir başkası şair doğmuş olmalı, bayrağı teslim alacak bir yeni mısra düşen... o'nun huzurunda, bembeyaz kıyılarda, o an hiçbir işimize yaramasa da yalnız bir iletişim, bir tanışmışlık ibaresi olarak kalubeladan, birbirimize, avazımız çıktığı kadar bağırabilmek, çığırabilmek dileğiyle...şiirlerimizi...bütün şiirlerin yazılma sebebine...bütün şiirlerin sahibine doğru... rahmetini eksik etmesin, en rahmetlisi... (08.07.2008 16:35)
(bakınız: şiir, huzur, arda, yara, yalnız, esin, şair, bilmek, doğru, ahmet)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayNevedip Offline
Nevedip
Bay, 37
Balıkesir
GÜNEŞÇAĞ SAVAŞÇISI

“Onlar gittiler

Giderken bir muştu gibiydiler”

Böyle diyordu gönül insanı Erdem Bayazıd, sonsuzluğa yürümeden önce. Ölmeden önce ölünüz emrine harfi harfine uymuş diri yüreklilerden biriydi o. O bir Güneşçağ savaşçısıydı adı üstünde. O da gitti ve giderken o da sonsuzluktan haber veren bir muştu gibiydi. Çünkü mısra mısra müjdelerinde yokluğu mağlup etmişti hep ve sonsuzluğa davet etmişti herkesi. Çağcıl insanın çoğu zaman düşünmediği, hatta anti aging felsefeleriyle hafife bile aldığı; ama aslında hakkındaki soru işaretlerinin mutlaka cevaplanması gerektiği ölüm gerçeği hakkında bakın neler diyordu şâir:

Kabuğunuza çekilin yorganınızı çekin üstünüze

Kalsın titrek ve mavi elleriniz

Bekleyin geliyor ölüm usulca

Usulca girer koynunuza.

Biz çoğunlukla ölüm şairi olarak Cahit Sıtkı’yı biliriz. Elbette onun şiirlerinde ölüm teması ağırlıklı olarak işlenmiştir. Ama her şâir aslında diğer insanlardan mutlaka daha fazla ama kendi değer ölçülerinin mütevazi sınırları içerisinde muhakkak ölümden bahsetmiştir. Çünkü bengi bir yaşam isteyen şâirin ruhunu, şu kısa ömür doyuramamaktadır. Zira duyguların hendesesinde hesaplar sonsuzluk ölçekli yapılır. Hele şâirler için boyutlar arasında her hangi bir sınır yoktur. Geçmişle gelecek, başka başka ruh dünyalarıyla ölüm ötesi hayat, onların yürek gezegenlerinde sarmaş dolaştır.. Şairlerin hislerine herhangi bir sınır konulamaz. Aslında şiirin en birinci malzemelerinden olan söz sanatları ve bunların içinde epey bir yekün tutan mübalağa sanatı, ruhun dizginlenemeyen sonsuzluk arayışlarının kelime düzleminde hafif bir yansımasıdır. En yenici şiirlerde bile şairlerin bu şuuraltı arayışları kendini belli eder.

Üstelik şiir, eski tarihlerden beri, hatta düz yazıdan da daha önceleri ebediliğin bir aracı olarak kullanılmamış mıdır? Binlerce yıl öncesinden bugüne kulaktan kulağa yayılmış olan halk hikâyelerimiz, türkülerimiz ya da destanlarımız, hep şiir formlarında söylenmiş sözlü ürünler değiller midir? Hatta çocukluğumuzdan beri okul sıralarında, duvarlarda görmeye alışık olduğumuz bütün o yazılar, manzum değiller midir? Demek ki her insanın ruhunda var olan sonsuzluk isteği, bir şekilde kalıcı eserler oluşturma emrini veriyor biyolojik yapımıza. Beynin nöronları, ruh cevheri, kalbimiz ve bütün latifelerimiz el ele verirlerse eğer, ölümsüz eserler ortaya koyabiliyorlar. Eski çağlardan beri insanlık, ölümsüzlüğü şiirlerle yakalamaya çalışmış. Aslında bu durum, basit bir biyolojik yapıya sahip olduğunu düşündüğümüz karıncaların ölüme karşı direnişiyle paralel bir refleksin ürünü. Bu biyolojik yanımızın titrek bir dürtüsü kimilerine göre… Ama bir de çoğu zaman es geçtiğimiz, bizi o karıncadan tefrik eden sonsuzlukla ilintili bir yanımız vardır ki, aslında bu veçhemiz, sonsuzluktan muştularla yüklü mısraların cevelan ettiği debisi yüksek bir ilham nehrinin yatağıdır.. Her yürekte az çok sesi duyulur bu latifenin. Ama şâirler, bu yürek seslerini, karınlarından konuşmasını beceren insanlar gibi yüreklerinden konuşarak satırlarına dökmeyi başarmışlardır. İşte bu şâirlerin en önemlilerinden birisi de Erdem Bayazıt’tır. O açıkça yürekten, çoğu zaman ruhtan konuşmasını bilmiştir. Şu aşağıdaki mısralar ruhun tatlı dilinden değil de nereden süzülmüştür?

Dirilmek yeniden

Yerin uyanması gibi kımıldaması gibi toprağın

Bulutları yarması gibi gün ışığının

Yağmurun ansızın boşanması

Binlerce kuşun bir anda parlaması havalanması

Erimesi gibi karların ve buzulların

Patlaması gibi dal uçlarında tomurcukların

Her şâir ölümün farkındadır farkında olmasına ama ölümden sonrasının karanlığını her şâir aydınlatamaz. Bunun için iman güneşi gerekir öncelikle. Amentüdeki imanın şartlarına inanan herkes, eğitimi ne olursa olsun ölüm gerçeğiyle bir şekilde başa çıkabilmektedir ruh dünyasında. Ama ahirete inanmayan bir insan için ecel, tamamen yok oluşun adıdır. Ölüm onun için bütün sevdiklerinden sonsuza kadar ayrılışın, karanlıklara yuvarlanışın adıdır. Ona göre, hayat aynacığında yansıyan bütün ışıklar, o aynanın bizatihi kendi malıdır. Aynadaki yansımalar yok olduğunda, ayna da yok olmuştur olacaktır. Ya da ayna yok olduğunda o ışıklar da yok olacaktır. İşte bu önermelerde var olan paradokslara Erdem Bayazıt hiçbir zaman düşmemiştir. O bir “Güneşçağ savaşçısıdır” çünkü

Aynadaki yansımalar, güneşin ışınlarının tecellisinden başka bir şey değildir ona göre.. Ve bizler de o ebedi güneşin maddi evren aynasında tezahür eden ışınlarının farklı tonlardaki yansımalarından ibaretiz. Aynanın kırılması ya da bir şekilde yansımaların kesilmesi, aslımızın yok olması anlamına asla gelmemektedir. Zaten aslımız, manamız ve değerimiz olan bütün renkler, ışıklar o güneşin zatında sabittirler. Asla kaybolmamışlardır, kaybolmayacaklardır da. O Sonsuz Güneşin “en güzel isim” ışınlarının yansımalarından ibaret olan düşüncelerimiz, duygularımız, yaşantılarımız kısacası her şeyimiz, bâki kalacaktır, asla hiçbir özelliğimiz yok olmayacaktır. Yok olan aynalardır, asıllar ise her zaman sabittir. Ve bir “Güneşçağ savaşçısı” asla yok olmayacağını çok iyi bilir. İşte asrın Güneşçağ Savaşçılarından olan Erdem Bayazıd da aslına, Güneşler Güneşinin sonsuzluğuna döneceğini çok iyi biliyordu. Ve her Güneşçağ Savaşçısı gibi o da sonsuzluk ülkesinin saraylarına doğru yelken açmıştı ardında şu bengi mısraları bırakarak,

Şu bizim atımızdır deniz hipodrom

Nehrin yatağını öp sen ey savaşçı

Birikinti gölleri geç apartmanları geç kaldırımları

Bir bir ayıkla mezarları.

Güneşçağ öncüleri yolları tuttu dua erleri tuttu

Yüzleri Mekke ülkesi gözleri Medine çeşmesi

Elleri altınçağ mimarı

Erdem Bayazıd, şiirleriyle, mefkuresiyle yaşamaya devam edecek etmesine ama bizler de onun şiirlerini, ideallerini yeni kuşaklara aktarmayı bir görev bilmeliyiz. Gençliğimizi geç olmadan Erdem Bayazıd gibi şâirlerimizin sevgi kokulu mısralarıyla tanıştırmamız gerekiyor. Çünkü sevgisizliğin, ahlaksızlığın ve şiddetin yegane reçetesi, aşağıdaki kırık dökük dizelerimde de ifade etmeye çalıştığım gibi Erdem Bayazıd misali şâirlerimizin sevgi kokulu mısralarında saklı değil; aksine ayan beyan ortadadır..



Her yarının güneşi

Bugünden ekilir unutma

Ve her günü aydınlatan

Bir başka şâirin ruhudur

Güneşler ekilmeden toprağa

Filizlenmeyecek altınçağ

Ve gülemeyecek,

Kölemen kaderli bebeler

Güneşçağ savaşçılarının

Sevgi kokulu mısralarıyla tanışana dek…

Oğuz Düzgün (www.edebigazete.com, www.habersaati.com)
(08.07.2008 15:56)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayaklı evvel Offline
aklı evvel
Bay, 56
Kocaeli
ERDEM BEYAZIT
sebeb ey şairi.olgun ve mert ses.cihangir imparatorluğun YİĞİT SESİ.TOK SESLİ ŞAİR.ŞİİRİ CİHADA ADAMIŞ BİR KAVGA ERİ.sebeplerin sebebine sığınan şair.şiiri iman ettiren neslin bölük komutanı..Necip Fazıl soyundan Maraş'ın MEDARI İFTİHARI.Sürüp gelen çağlardan bir alperen.bir dost kucaklaşması.Anadolu insanının kente çağrısı.bir çığlık bir niyaz.Zulme dur deme savaşın büyük doğu davasının emanetçilerinden.Fetih devasına bir ulu batlı.
Diriliş neslinin ilk örneklerinden. Yedi güzel adamdan biri.Diriliş neslinin yüz akı.edebiyat kalasının başkomutanlarından.Ölmeden ölen bir kahraman.ölümsüzlüğe ermiş.Risalelerle gökyüzünü kuşatmaya adanmış bir ömür.İslam halklarının yalnızlığını risalelerle yok etmeye çabalan ben de buradayım biz de buradayız diyen biri.İslam dünyasının varolma mücadelesinde ben de varım diyen bir dava eri.
(08.07.2008 15:43)
(bakınız: ölüm, insan, dost, çile, şiir, para, büyü, güzel, dünya, savaş)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 2 3

"ERDEM BEYAZIT" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: ERDEM BEYAZIT KİMDİR? erdem beyazıt kimdir?

Antoloji.com
31.07.2014 04:18:56  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]