|
|
 |
 |
|
FELSEFE |
FELSEFE terimi
istiridye
tarafından 18.07.2002 tarihinde eklendi |
FELSEFE sizce ne demek,
FELSEFE size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| Bayan, 30 |
|
 |
|
|
 |
Felsefe,'sevmek' ve 'bilmek' fiilerinden türetilen bir sözcük.Bilmeyi sevmek,sevmeyi bilmek:Felsefenin ilk öğrettiği budur.Bilgi sevgisi,sevgi bilgisi.Bana çağrıştırdıkları bunlar. (24.03.2007 01:25)
(bakınız: sevgi, sevmek, bilgi, bilmek, ağrı, çağrı, rind, fiil, ilgi, sözcük)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x, 24 |
| Almanya |
 |
|
|
 |
inat
www.inat.de.ki
FELSEFE, Posted: Tue Jan 16, 2007 10:15 pm
----------
THALES 624-548
Thales MÖ 624-548 yillari arasinda yasamistir. Bilimsel tarzda ilk felsefeyi ortaya koyandir. Thales ilk felsefecidir.O zamanin ticaret ve saneyi sehri olan Milet’de felsefeye baslamistir. Milet ayni zamanda bir büyük Liman sehridir.Misir’a ve Mezopotamya’ya gitmis. Misir’lilardan geometriyi, Babil’lilerden astronomiyi ögrenerek ülkesine getirmistir. Günes tutulmasini hesap ederek önceden bildirmistir.Bununla üne kavusmustur. Bu bilgiyi Babil’lilerden aldigi söylenmektedir.Thales esasen matematikcidir. Misirlilardan geometri bilgilerini eski Yunanistana ’Theles getiriyor. Bir dairenin capi ile iki esit bölüme ayrildigini, ikiz kenar ücgenlerin taban acilarinin esit oldugunu, ters acilarin bir birine esit oldugunu ilk kez Theles ögretmistir. Gölge hesabi ile denizdeki gemilerin limana uzakligini hesap ederek ne kadar zamanda limanda olacagini bildirmistir. Yine gölge yolu ile piramitlerin yüksekligini ilk hesap edendir.Thales ürünün o sene cok verimli olacagini önceden bilir ve zeytin yagi atelyelerini ucuza kiralar. Gercektende o sene ürün cok fazla olur Theles zengin olur. Bu yöntemi ile filozoflarin isterlerse zengin olabilecegini göstermis olur.Tarihte ilk (22.01.2007 15:39)
(bakınız: ölüm, zaman, büyü, deniz, tarih, bilgi, arda, matematik, esin, bilim)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x, 17 |
| Mısır |
 |
|
|
 |
Felsefeyle yaşamın anlamını bulmaya çalışanlar, yaşamın içinde felsefenin anlamını bulacaklar..
Felsefe kelimesi Yunanca'da fhilo(sevgi) ve sophia (bilgelik) kelimelerinin yan yana gelmesinden oluşuyor... fhilosophia (bilgelik sevgisi) . Yunanlı düşünürler için 'Bilgiyi sevmek, bilginin peşinden koşmak' anlamını taşır...
Ünlü filozoflardan Platon'un bir sözü var: 'Felsefe, doğruyu bulma yolunda, düşünsel bir çalışmadır.' diyor.
'Felsefe yapmak ölmeyi öğrenmektir.'
Karl JASPERS
'Felsefe, neleri bilmediğini bilmektir.'
SOKRATES
'Doğruyu bulma yolunda, düşünsel (İdealist) bir çalışmadır.'
PLATON
'İlkeler ya da ilk nedenler bilimidir felsefe.'
ARİSTOTELES
'Mutlu bir yaşam sağlamak için, tutarlı eylemsel bir sistemdir.'
EPİKUROS
'Felsefe tanrıyı bilmektir ve gerçek felsefeyle, gerçek din özdeştir.'
AUGUSTİNUS
'İnanılanı anlamaya çalışmaktır.'
ANSELMUS
'İnanılanın inanılmaya değer olup olmadığını araştırmaktır.'
ABAELARDUS
'Eleştiridir.'
CAMPENELLA
'Deney ve gözleme dayanan bilimsel veriler üzerinde düşünmektir.'
F. BACON
'Felsefe yapmak doğru düşünmektir.'
T. HOBBES
'Felsefe bir bilimdir ve geometrik yöntemi metafiziğe uygulamak gerekir, felsefeyi kesin bir bilim yapmak için.'
DESCARTES
'Felsefe, genelleştirilmiş bir matematiktir.'
SPİNOZA
'Gerçekte doğru olanı algılamaktır. Felsefe göklerden yere inerek, beş duyuyla kavranan konularla ilgilenmelidir.'
LEİBNİZ
'Bütün düşüncelerimizin duyumlarımızla, gerçek alemden geldiğini tanıtlamaktır.'
LOCKE
'Felsefe duyumların bilgisidir.'
CONDİLLAC
'İnsan zihninin mahiyetini incelemektir.'
HUME
Sonuç olarak;
Felsefe Yaşamdır...
http://www.felsefe.ekibi.com (27.12.2006 22:47)
(bakınız: insan, sevgi, sevmek, ağlamak, gerçek, anlam, özlem, tanrı, yaşam, neden)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan, 84 |
|
 |
|
|
 |
-Felsefecilerin çoğunluk ateist oldukları yönünde bir kanaat var.
Bu kanaat entelektüel kültürümüzle felsefeciler arasındaki uçurumun ürünüdür. Felsefe tarihinde ateist felsefeciler var. Ama beşerî ve özgür tefekkür yapan her akımda olabilir bu. Filozofların ezici çoğunluğu, mutlaka müesses dinlerdeki gibi olmasa da bir biçimde Tanrı’ya, ya da bir temel prensibe veya kâinatın onu var kılan bir temel ruha sahip olduğuna inanmaktadır. Belki bu inançlarını ifade ediş biçimleri basmakalıp olmadığı için genel toplum tarafından dışlanmışlar. Spinoza’ya bakın mesela. Bir 17. yüzyıl düşünürü. Yahudi cemaati tarafından dışlanmış. Ne Hıristiyanlığın ne de Yahudiliğin genel telakkisine uygun bir Tanrı telakkisi var. Ama bir felsefeci açısından bakıldığında en temel Tanrı inancı ondadır.
-Yani felsefenin dinlerle bir sorunu yok mu diyorsunuz?
Dindarlığı, donmuş bir kalıplar ve alışkanlıklar sistemi olarak değerlendirirseniz, bununla felsefenin bir sıkıntısının olmaması mümkün değil. Ama bu çeşit bir dindarlıkla dinin de sıkıntısı olmalıdır. Şuuru ve tefekkürü olmayan bir dini yaşayışın, o dine fevkalade zararı vardır. Din evvela tefekkürdür. Tefekkürü besleyen de felsefedir. İlahi vahiy ile beşeri akıl arasında bir alışveriştir, din adına tefekkürle buluşmak. Bu, fanatizmin olmadığı bir dindir. Din felsefeden yararlandığı gibi felsefe de dinden istifade eder. İnanan bir filozofun, ufkunun çok geniş olacağını düşünüyorum. Dinî alanın farkına varmaya çalışan bir felsefe de geniş ufuklu bir felsefedir. (24.12.2006 23:21)
(bakınız: ateist, akıl, tanrı, tarih, soru, yara, yahudi, yorum, araf, belki)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan, 84 |
|
 |
|
|
 |
Felsefenin, bir bilgi dalı olarak belli bir konusu yoktur.Başka bütün bilim dallarında, örneğin matematikte, fizikte, tarihte, öğrenilecek belli konular vardır: Akıl yoluyla açıklanmasına çalışılan teoremler, doğa olayları, geçmişteki olaylar... Felsefede ise böylesi bir şeye rastlanmaz. Kuşkusuz, büyük filozofların düşüncelerinden ve sistemlerinden söz açılır; ama insanlar, bu sistemlerden birini ya da ötekini, paylaşmak ya da kabul etmek zorunda değillerdir. Öte yandan, hiçbir felsefe sistemi üzerinde de topyekün bir anlaşma asla olmamıştır. Olamazdı da: Çünkü bu sistemler, çoğu zaman birbirini tutmaz ve karşı karşıyadırlar.
Peki, felsefe kesin, su götürmez ve şaşmaz bir bilgi vermiyor olsa bile, bir yaşama sanatı, bir ahlâk öneriyor mu?
O da değil! Felsefenin önerdiği yaşam sanatı ve ahlâk da, sistemden sisteme değişiyor. Felsefe de, bir matematik teoremi ya da bir fizik yasası gibi tanıtlanmış doğrular yok, kesin yaşam ve ahlâk kuralları da. Tarih boyunca, sistemleri sistemler izlemiş; her filozof, kendinden önce gelenin görüşlerinden farklı; kimi zaman onlara zıt bir görüşle ortaya çıkmıştır; şu anda öne sürülene de yarın karşı çıkılacaktır. Böylece her filozof, -ressam, müzikçi ya da şair- her sanatçı gibi, dünyaya belli bir bakış ve açıklama biçimine sahiptir ve onu ortaya koymakla yetinir.
Vaktiyle,büyük Alman filozofu Kant şöyle demişti: “Felsefeden öğrenilebilecek tek şey vardır: Felsefe yapmak! ” Felsefe yapmak da, işte bu çağrıya uymakla başlar: Düşünmek tartışmaya, tartışma eleştiriye götürür. Bütün bunlarla da,aklın ışığında doğru araştırılmış olur; biraz daha yakınlaşılır ona.
“Felsefe” kelimesinin kökeni de bunu gösteriyor.
Gerçekten, Türkçe'deki felsefe kelimesinin kendisinden türediği, -Yunanca philo(sevgi) sophia(bilgelik) köklerinden oluşan 'philosophie”, “bilgelik sevgisi” anlamına geliyor. Sophia bir “yaşama sanatı”, akla uygun davranma, her türlü ölçüsüzlüklerden kaçınma, deneyimleri dinginlikle karşılama anlamında bir ahlâk değil sadece; bir “bilgi” de aynı zamanda.
Böylece, kelimenin kökeni göz önünde tutulduğunda, felsefe, hem bir yaşama biçimi hem de belli bir bilgi türü, bir “bağımsızlaşma” ve bir “bilgi”. Eski Yunanlılara göre, bu iki kavram arasında sıkı bir ilişki de vardı: Bizi bağımsızlığa götürecek olan bilgidir ve kötü davranan kişi bir bilgisizdir her şeyden önce. “Hiç kimse bile bile kötülük yapamaz” diyordu Sokrates.
Ancak, kelimenin kökenine daha dikkatle eğildiğimizde, şunu da fark ederiz: Felsefe, tamı tamına bir bilgelik değil, sadece “bilgelik aşkı”dır.
Söylenenlere bakılırsa, İsa'dan önce 6.yüzyılda büyük bir Yunan matematikçisi ve filozofu olan Pitagoras, alabildiğine alçakgönüllülükle, kendisinin bilge olmaktan çok, “bilgelik dostu” olduğunu söylermiş. 20.Yüzyılda tanınmış bir Alman filozofu, Karl Jaspers, bu ayrım üzerinde önemle duruyor. Felsefeye Giriş adlı küçük ama kapsamlı eserinde, altını çizdiği şu: Felsefenin özü, bir bilgi edinmekten çok, onu arayıp araştırmaktır. Felsefe ona göre, “dogmatizme, yani kesin ve değişmez formüllere dönüşüp soysuzlaştığında, kendi kendisine ihanet etmiş olur. Felsefe yapmak yola koyulmaktır; felsefede sorular yanıtlardan daha önemlidir ve her yanıt yeni bir soru olup çıkar”. Felsefe, donup kalmayı sevmez. Paul Valery’nin sözleri anlamlı: Sadece istiridyelerle ahmaklar yapışıp kalırlar! diyor büyük yazar. Böylece, felsefi aranışta, bağnazın-üstelik kendini beğenmiş-dediğim dediğiyle zıtlaşan bir alçakgönüllülük vardır. Bağnaz, gerçeği elinde tuttuğundan emindir ve o yüzden de, onu başkalarına dayatma sapıklığı içindedir. Filozof ise, doğruyu aramaya çıkmıştır ve öyle olduğu için de, büyük bir alçakgönüllülükle söylediği şudur: “Doğru ne benim ne senin elinde, doğru önümüzde! ”
Bağnazın tersine, rahat değil kaygılıdır filozof. Çünkü, doğruyu aramanın ne denli çileli olduğunu bilir.
Böylece felsefe, Yunanca anlamına uygun olarak, bilgiye ve eyleme yüzü dönük de olsa, ne kuramsal bilgiler yığını, ne de pratik reçeteler tomarıdır o; felsefe, bir “genel tavır”, daha da doğrusu hem bilgiye hem de eyleme ilişkin bir”yöntem”dir. Bu yöntem, aklın eleştirici bir tavrıdır ki, bilgi söz konusu oldukça önyargıların uzağında tutar bizi; eylem söz konusu oldukça da tutkulardan uzakta...
Deyim yerindeyse,bir kafa ve ruh eğitimidir felsefe. (21.12.2006 17:37)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"FELSEFE" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|