Şiir Antoloji.comKitap ŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResim Antoloji.comForum NedirÜyeler Antoloji.comGruplar Antoloji.com Mesajlarım
 
 
http://nedir.Antoloji.Com
Arayın :
                              fetih nedir?
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
  Kişiler
 Genel
 Yaşam
 Edebiyat
 Güncel
 Toplum
 Bilim
 Din
 Müzik
 Tarih
 Cinsel
 TV Dizileri
 Atasözleri
 Deyimler
 Filmler
Futbol Takımları
Köyler
FETİH FETİH terimi kabristan
tarafından 12.04.2007 tarihinde eklendi
FETİH sizce ne demek,
FETİH size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
BayMuhsin İyili.. Offline
Muhsin İyiliksever
x
0 person liked.
0 person did not like.
Sıkıntıları Gideren, Hayır Kapılarını Açan, Allah’ın El-Fettâh Güzel İsmi

El-Fettâh (kapalı şeyleri açan; sıkıntıları ortadan kaldıran ve sorunları çözen; hakla batılın arasını açan) güzel ismin kökü olan feth, “açmak” anlamına gelir. Bu maddi ve manevi olabilir. İnsanın yaşamında sınıfını geçmesi, bir sınavı kazanması; kalfanın usta olması, bir iş yeri açması, ev satın alması; kişinin nişanlanması, evlenmesi… birer maddi fetih olduğu gibi tövbe etmesi, namaza başlaması, namazdan zevk alması, namazla ilgili bazı sırları yaşaması da birer manevi fetih olarak zikredilebilir. Bu açıdan her ne kadar bu fetihler kulun çalışması ve gayreti ile elde ediliyorsa da bunların her biri Allah’ın (c.c.) izniyle ve El-Fettâh güzel isminin tecelli etmesiyle meydana gelmektedir. Bunun için bir insan, tıpkı rızık hususunda nasıl çalışma ve gayret ile fiili duada bulunuyorsa ve bunun sonucu olarak er-Rezzâk (rızık veren) olan Allah’ın (c.c.) nimetlerine eriyorsa hayatındaki sıkıntıları ortadan kaldırmak, sorunları çözmek, bazı nimetlere ermek için gösterdiği ve birer fiili dua hükmünde olan çalışma ve gayretlerle de Allah’ın (c.c.) el-Fettâh güzel isminin tecellisine vesile olabilir.

Allah’ın El-Fettâh güzel isminin tecellilerini hayatımızda görüp ona şükretmek gerekir. Bütün sıkıntıların çözümünde bu güzel isim tecelli eder. Hayır kapıları bu güzel ismin tecellisi ile açılır. Müslüman birisi etrafındaki nesneleri ve kişileri nasıl duyu organları ile algılıyorsa manevi organları ile Allah’ın bu güzel isminin hayatındaki tecellilerinde de dikkat kesilmelidir. Böyle durumlarda Allah’a şükretmelidir. Ayrıca bu tür tecellileri zaman zaman hatırlayarak duygusallaşmalı, Allah’ı övmeli ve yüceltmelidir. ‘Ama, Rabbinin nimetlerini söyle (say, anlat, hatırla…) ! (Duha suresi, 11) ’

İnsanın hayatı baştan sona El-Fettâh güzel isminin tecellileri ile doludur. Zira her birimiz annemizden doğduğumuz zaman çaresiz, zayıf, bilgisiz birisi idik. Okullar okuduk, iş hayatına atıldık. Pek çok şeyler öğrendik. Pek çok şeylere sahip olduk. Bu sırada pek çok sıkıntı ile karşılaştık. Bunların bazısını veya çoğunu aştık. Pek çok hayır kapısı bize açıldı. Tüm bunlarda yüce Allah’ın El-Fettâh güzel ismi üzerimizde tecelli etti. ‘O istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymak isteseniz sayamazsınız. Gerçekten insan çok zalimdir, çok nankördür (İbrahim suresi, 34) .’

İnsan şöyle bir düşününce, Allah’ın El-Fettâh güzel isminin her gün defalarca kez üzerinde tecelli ettiğini görecektir. Evdeki musluk bozulur, yapılmasa evi su basacaktır. Tamirci gelir, bu sıkıntıyı giderir. Para sıkıntısı çektiğimiz an bir yerden gelen para ile rahatlarız vb. Böyle durumlar dışında iş hayatımızda büyük bir rahatlamaya girebiliriz. Allah hiç beklemediğimiz kapıları açarak iş hayatımızda El-Fettah güzel ismini tecelli ettirebilir. Bütün bu durumlar şükrü icap ettirir.

El-Fettah güzel ismi tasavvuf ve tarikat yoluna giren kişilerde daha bir anlamlı tecelli eder. Çünkü zikir ve rabıta ile yaşanacak binlerce hal vardır. Nakşibendiyye tarikatında zikre 5.000 Lafza-i Celalle (Allah) başlanır. Bu zikir önce kalbe vurulur. Kalp normal şartlarda iki ay içerisinde harekete geçer. Nasıl hamile bir bayanın karnındaki çocuk belli bir zaman sonra harekete geçerse bu zikir de önce karın kısmını yılan gibi oynatmaya başlar. Bu, zikrin kalbe tesir ettiğinin göstergesidir. Bir anlamda manevi bir fetihtir. Sonra başka haller tek tek fethedilir. Letaif noktalarının yanması, ağrıması, açılması gibi. Öyle ki burada bunları tek tek anlatmanın imkânı yoktur. Kısacası Allah’ın El-Fettâh güzel ismi sofide yeni bir halle birkaç ay içerisinde başka bir şekilde tecelli eder. Bunun sonu yoktur. İlahi tecelliler her kişide farklı tecelli ettiği gibi kişinin hayatı boyunca da bu farklılık devam eder.

Tabii feth deyince aklımıza hemen büyük bir ibadet olan cihat gelir.

Tarihte İslam devletlerinin bir fetih üslubu ve yönetim anlayışı vardı. Allah (c.c.) onlara el-Fettâh güzel ismiyle yeni toprakları fethetmeyi nasip eylediğinde sivil halka ilişmiyorlardı. Amaçları o topraklarda kurulan İslam devletiyle insanların Allah’ın (c.c.) diniyle tanışmalarını sağlamaktı. Adaleti, insanlığı görüp yaşamalarını gerçekleştirmekti.

“Dinde zorlama yoktur (Bakara suresi, ayet 256) .” ayeti gereği tarihteki İslam devletlerinde farklı dinlerin mensuplarına saygı ve hoşgörü gösterilmiştir. Müslümanlar, Gayri Müslimlerle gerek bireysel gerek toplumsal ilişkilerinde kendi dinlerinin hak olduğunu bunlara kanıtlamak zorunda hissetmişlerdir. Gayri Müslimlerin büyük çoğunluğunun gönüllerini Allah’ın (c.c.) el-Fettâh güzel isminin tecelli etmesiyle kazanmışlardır. Onları inançlarında özgür bıraktıkları halde büyük kısmının gönül rızaları ile Müslüman olmalarına vesile olmuşlardır.

Bugün fetih genellikle manevi alanda gerçekleşmektedir. Kalpler İslam dinine kazandırılmaya çalışılmaktadır. Bunda da tıpkı atalarımızın fethettikleri topraklar üzerinde Gayri Müslimlere gösterdikleri hoşgörüyü, saygıyı insan ilişkilerinde temel almak zorundayız. Çünkü İslam dini başka dinlerdeki ve ideolojilerdeki zorbalığın ve baskının yerine bu yüce kuralı ile gönülleri fethetmektedir.

Kuran-ı Kerim’deki Fetih suresi de Allah’ın El-Fettâh güzel ismi gibi bir fazilete sahiptir. Fetih suresi okunduğunda hayatımızdaki sıkıntıları ortadan kaldırmak, sorunları çözmek, bazı nimetlere ermek gibi güzel şeylere vesile olur. Onun içindir ki peygamberimiz (s.a.s) , Fetih suresi nazil olduğunda şöyle demişlerdir: ‘Bana bu gece öyle bir sure nazil oldu ki o sure benim için hem dünyadan hem de dünyadaki bulunan her şeyden daha hayırlıdır.’ Peygamberimizin (s.a.s) bu surenin faziletlerini, nimetlerini dünya ve dünya içerisindeki nimetlerle kıyaslaması manidardır. Bunun altında yatan bir hikmet bulunmaktadır. Zira bu sure öncelikle hediyelerini dünyalık nimetlerde göstermektedir. Sıkıntıların ortadan kalkması, hayırlı işlere kapı açılması dünyaya ait büyük nimetlerdir. Aslında bu sure dünyanın bütün nimetlerini kapsamaktadır. İşte bu sure-i şerife Allah’ın izni ile bütün dünya nimetlerine vesile olmaktadır. İnsan kendisine haftalık sure-i şerife virdi edindiğinde en az haftada bir gün de olsa bu sure-i şerifenin okunmasına da yer verebilir.

İnsan kendi küçük aklı ile kendisine neyin lazım olduğunu bilemez. Hayırlı gördüğü bir şey hakkında şer olabilir. Yine şer olarak gördüğü bir şey de hakkında büyük hayırlar barındırabilir (bk. Bakara suresi, 216) . Bunları bizim önceden bilmemiz imkânsızdır. Onun için dualarda istek genel olarak belirtilmeli yani hakkımızda hayırlı ne ise onun gerçekleşmesi istenmelidir. Bu aynı zamanda edebe de uygundur.

Allahın güzel isimleri ile tevessül yapılabilir. Hususiyle El-Fettâh güzel ismi ile de tevessül yapılabilir.
Allah’ın (c.c.) güzel isimleri ile dua etmek, yani uygun düşen güzel isimlerle Allah’a (c.c.) tevessül etmek, duanın kabul olmasında çok etkilidir. Tevessül etmek duada bu isimleri vesile kılmaktır.
Allah’a (c.c.) güzel isimlerle tevessül etmek, Allah’a (c.c.) hamd u senâ edip peygamberine ve âl u ashâbına salât ve selâm getirdikten sonra dua konumuza uygun olan güzel isim yada güzel isimleri seçmekle ve duamızda zikrederek bunun yada bunların hakkı, fazileti, bereketi üzerine Allah’tan (c.c.) istemekle olur. Örneğin El-Fettâh güzel ismi ile şöyle tevessül yapılabilir: ‘Allah’a sonsuz hamd u senalar olsun. Peygamberimize çokça salât ve selam olsun. Ey yüce Allah’ım, Senin El-Fettâh güzel isminin hürmetine şu sıkıntılarımızı kaldır, şu hayırları nasip eyle. Âmin.’

Zikir ise sadece Allah rızası için yapılmalıdır. Bu Allah’ın (c.c.) güzel isimleri için de böyle olmalıdır. Zira zikir aşk gibi bir yüce duyguyla çekilir. İsimleri arka arkaya söylemenin başka bir mantığı yoktur. Allah’ın güzel isimleri Allah’ı övmek ve yüceltmek gibi bir ulvi gaye ile çekilmelidir. Dünyevi bir maksatla zikrettiğimizde bu her şeyden önce edebe aykırıdır. Allah’ın rızası niyeti ile zikir çekildiği zaman yüce Allah o kişiye ilgili Esma-i Hüsnanın dünyaya bakan faziletlerini, nimetlerini de armağan olarak verir. ‘Allah (c.c.) sonsuz lütuf ve ihsan sahibidir (Hadid suresi, 29) .’ Allah (c.c.) , kapısına geleni boş göndermez. Zira zikirle insan Allah’ın kapısını çalar.

Her Esma-i Hüsnanın dünyaya bakan faziletleri, hediyeleri vardır. Yani bir kişi herhangi bir Esma-i Hüsna zikrini çekerse havas bilgileri olarak kitaplarda geçen nimetlere Allah’ın izni ile erişebilir. Ama burada yanlış olarak gördüğümüz husus, kişilerin zikri çekerken Allah rızası dışında bir gayelerinin olmalarıdır. Dünyevi maksatlarla zikir çekmeleridir. Zikir sadece Allah rızası için çekilmelidir. Bundan başka Allah’ın güzel isimlerini zikir ile amaçlanan şey, Allah’ı övmek, yüceltmektir. Gerçi bu da Allah’ın rızasına muvafık olan bir şeydir.

Kalp saniyede halden hale girer. Değişkendir. Onu bir noktada tutmak zordur. Hele zikir sırasında bu daha çok olur. Nefis ve şeytan vesveseleri ile kalbi bulandırırlar, zikri dünyevi bir amaç haline dönüştürebilirler. O yüzden Nakşibendiler, Lafza- Celal zikrini her tespih devredişinde (100 adetten sonra) ‘İlahi ente maksudi ve rızake matlubi (Allahım Sen maksadımsın, isteğim de Senin rızandır.) ’ demektedirler. Böylece sapmış, sapacak, dönek, renkten renge giren, girecek olan kalbe rotasını gösterirler. Kalp bu rotadan saptı mı zikir yarar değil insana zarar vermeye başlar. Bu durum Esma-i Hüsna zikrinde daha çok kendisini gösterir. Yani kalp Esma-i Hüsna zikrinde rotasını şaşırmaya daha müsaittir. Esma-i Hüsna zikrini çekerken kalp O’nun rızası dışında başka yerlere takılabilir. Onu uyarmak ve doğru yola sevk etmek gerekir. Onun için Esma-i Hüsna zikri çekerken ‘İlahi ente maksudi ve rızake matlubi (Allahım Sen maksadımsın, isteğim de Senin rızandır.) ’ sözünü en azından başta ve sonda birer kere de olsa söylemek ve bu konuda kalbi uyarmak gerekir. Daha çok söylemek daha büyük yararlar sağlar.

Dualarımızda dünyevi şeyleri isteyebiliriz. Ama duada ahreti de unutmamak gerekir. Aslında dinin ruhu ahret olduğu için öncelikle ahrete talip olmamız gerekir. “Kim ahiret mahsulü isterse onun ürünlerini fazla fazla artırırız. Kim de sırf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama ahirette onun hiç nasibi olmaz. (Şûrâ suresi, ayet 20) .”

Allah (c.c.) , El-Fettâh (kapalı şeyleri açan; sıkıntıları ortadan kaldıran ve sorunları çözen; hakla batılın arasını açan) güzel isminin hürmetine bizlerin bütün sıkıntılarımızı gidersin, bizlere bütün hayır kapılarını da açsın. Âmin.
Muhsin İyi
(25.05.2012 20:14)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayMehdî KIZILB.. Offline
Mehdî KIZILBAŞBUĞTÜRK
x
Kimden: Mehdî KIZILBAŞBUĞTÜRK
Kime: Grup: Biat ALLAH İçindir
Tarih: 5.7.2009 11:45 (GMT +2:00)


Konu: İSTANBULUN İKİNCİ FETHİ MESELESİ:


*İstanbul'un fethinin ancak Mehdi'ye nasip olacağını * ileri sürdüler...

*Fatih Sultan Mehmed Han,padişahlığının birinci senesinde devrinin ünlü alimlerini ve devlet adamlarını Edirne'de topladı...Onlarla İstanbul'un fethini görüştü ve reylerini aldı...Hiçbiri fethe razı olmadı...Sebeb olarak da *İstanbul'un fethinin ancak Mehdi'ye nasip olacağını * ileri sürdüler...Nihayet Akşemseddin durumu öğrendi ve dedi ki: *İstanbul'u evvela Sultan Mehmed Han fethedecektir...Daha sonra frenkler alacaklar,Mehdi işte onlardan İstanbul'u kurtaracak,fetheyleyecektir...* Bu kanaatini kabul ettirebilmek için alimlerle münakaşa ve mübahase etti...Fatih de bunun üzerine sözüne itibar etti; inandı ve hazırlığa başladı...*

Kaynak:(Menakıb-ı Akşemseddin,Varak,9a-10 b,Süleymaniye Kütüphanesi...)
Kaynak: Mehdilik,Doç.Dr.Avni İLHAN; Shf.148,149...

* * * * * * * * * * *(*) ! ...zuhuru yakındır?

Mehdi Akşemseddin Fatih Ebu Eyyub el ENSARİ cevaplıyor:

...sultan mehmed hanın,edirnede,istanbulun fethini düşündüğünü açıkladığı meşveret meclisinde,**bir çok kereler teşebbüs edildiği halde fethin müywesser olmadığını,hadisler de neklederek,konstantiniyyenin fethi Mehdinin işidir** denildiğini duyduğu zaman akşemseddin:

...**konstantiniyyeyi evvela sultan mehmed han fetheyler,sonra ben-u asfar (rumlar ve haçlılar) ve ben-u asfar elinden yekrar Mehdi fetheyler? ** der?

...cigay kardeşim buna ne diyeceksiniz?

...bakın size bir hatırlatmada bulunayım:

...ingilizler istanbulu işgal ettikten sonra atatürk şu meşhur sözü söylemiştir:

...geldikleri gibi giderler?

...peki şimdi bu olay akşemseddinin haber verdiği gibi gerçekleş miyor mu?
...ve bizler bu durumda atatürkü mehdi mi? ilan etmeliyiz? yoksa akşemseddini mi? eleştirmeliyiz?

...ve ben size doğrusunu söyleyeyim? aslında akşemseddine murakabe yoluyla atatürk gösterilmiştir? dolayısıyla akşeyh ahirzaman mehdisini değil atatürkü görmüş olabilir?

...ama hakkı batıl batılı hak gösteren şu mesühüdde(cc) alin ikliminin hakim olduğu imansız vede amansız ahirzamanımız bizden başka bu gerçeği hiç kimseciklere yazdırmamıştır?

...çünki akşemseddinin şu tarifi atatürkü yücelttiği için vede işleri çıkılmaz hale getirdiği için bazı mutassıp din adamlarını korkutmuştur? ama mehdi hiç bir kınayıcının kınamasından korkmadan bu gerçeği nbize anlatm9ıştır?

...aslında biz kimseyi alçatmak yada yüceltmek çabası içinde değil? bilakis hikmetlerle mehdiye zemin hazırlamaktayız?

...işte sizin eleştiriniz emsal teşkil etti ve cevabını buldu?

...biz şimdi bu cevabımızı herkese ulaştıracağız ve herkesde gerçeği bizim aracılığımızla öğrenecek ve o gerçek bizleri özgür kılacaktır? gerçeğe hu?

...mehdinin zuhuru yakındır?

...imza:

...ayhanaytaç? ((tasavvufçu + nefsikolog))

* * * * * * * * * * *(*) ! ...zuhuru yakındır?

AHMED MUHSİN MERİÇ


Hazret-i Sultan Mehmed Fatih'i İstanbul'un fethi meselesinde en ziyade teşvik eden ve 'Fatih' ünvanına layık bir kisveye bürünmesinde ihtimam ve himmetini esirgemeyen kişi elbette ki 'Akşeyh' namıyla ma'ruf Akşemseddin Hazretleri (1390-1459) idi. Akşeyh, fethin hem maddi hem manevi, iki yüzü olduğunun farkındaydı.

Çünkü Fahr-ı Alem (asm) 'dan rivayet edilen hadis-i şerifler hem komutan ve askerlerden müteşekkil bir ordunun İstanbul'u fethinden, hem de silahsız, kan dökmeden; tevhid, tesbih, tahmidlerle, vukubulacak; Al-i Beyt'ten bir mübarek zatın kumandasındaki manevi bir ordunun İstanbul'u fethinden haber veriyordu. Buna binaen Akşeyh; İstanbul'un, geleceği hadislerle sabit olan Mehdi eliyle ikinci kez fethedileceğini gayet iyi biliyordu.

Devrin ulemasının hadislerin ifadesinden yola çıkarak Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethedemeyeceğini söylemelerine mukabil, Akşeyh bir değil, 'iki fetih' vukubulacağından hareketle, ulemanın bu yöndeki itirazlarına karşı çıkıyor ve mütemadiyen Sultan Mehmed'e fetihname denebilecek müjdeli mektuplar yazıyordu.

'İstanbul'u önce Mehmed fethedecek, sonra İstanbul ehl-i salibin eline geçecek, daha sonra da Mehdi İstanbul'u tekrar fethedecek' diye devrin ulemasına cevap veriyordu. (Risaletü'n- Nuriye, Akşemseddin, A. İhsan Yurd, İstanbul, 1972) .

İşte hadislerle sabit olan ve Akşeyh'in de müjdelediği ikinci fethin kumandanı Mehdi ve yine hadisin ifadesi ile 'hiçbir kınayıcının kınamasından çekinmeyen' kahraman askerlerden müteşekkil nurani ordusu, evvelemirde kalplerdeki Ayasofya'nın kapılarını açacak ve fethin sembolünün ibadete açılması ile ikinci fetih gerçekleşecek. ('Akşeyh'in Nurlu Müjdesi Ve İkinci Fetih', 25. 05. 2000)

* * * * * * * * * * *(*) ! ...zuhuru yakındır?

Hazreti Ali'nin devri yürüye
Ali Kim olduğu bilinmelidir.
Alay,alay gelen gaziler ile
Şehitlerin öcü alınmalıdır

Kendin teslim eyle bi serçeşmeye
Er odur ki yarın senden şaşmaya
Bir munafık bin gaziye düşmeye
Hak aşkına Kılıç çalınmalıdır

Yer yüzünü kızıl taçlar bürüye
Münafık olanın bağrı eriye
Sahib-i zaman emri yürüye
Mehdi kim olduğun bilinmelidir.

Pir sultanım ey dur Dede Dehman
Kendine cevretme andan gel heman
İstanbul şehrinde ol Sahib-i zaman
Tac-ı devlet ile sallanmalıdır.


Zikr-i Hakikatimizdir...
______________________
Baki Gerçekler Demine Hu Dost Allah Eyvallah...
Gerçeğe Hu Mü'mine Ya Ali Ya Mehdi Sahib-i zaman...
(05.07.2009 11:49)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baybaltimora Offline
baltimora
Bay, 41
İstanbul
'Sorunlar onları yaratanların mantığıyla çözülemez' cümlesini çok güzel ifade ediyor.. Yurtta sulh, cihanda sulh.. (10.06.2009 16:29)
(bakınız: güzel, soru, yara, esin, cümle, onlar, cihan, mantı, sorun, ifâde)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayanyarımada Offline
yarımada
Bayan
İstanbul
FETİH! ! ! bana neleri anımsatmıyor ki...sevmeyi,özlemi,acıyı,tutkuyu,ağlamayı,gülmeyi,aşkı bir insanın hissedebileceği ne kadar anlamduygu varsa hepsını onunla tanıdım, onu severek tanıdım o bunu hiç bir zaman anlayamasada...Fetih:senelerdir aşık olduğum insanın adı fetheden anlamına gelmekte ayrıca kuran-ı kerimde de Fetih suresi yer almaktadır. (09.09.2007 00:53)
(bakınız: insan, zaman, kuran-ı kerim, anlam, özlem, duygu, aşık, tutku, gelmek, lama)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayNo More Virg.. Offline
No More Virgilius...
Bay, 41
İstanbul
Kuran'da bir sure. (13.04.2007 21:29)
(bakınız: sure)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayasuva Offline
asuva
x, 27
sanki dünyada fethededilen tek yer istanbul.. çünkü benimde aklıma ilk orası ve fatih sultan mehmed geliyor. okulda kelimeyi cümle içinde bu şekilde kullanmaktan, anlamını söyleyemeyen sürekli her kelimeyi cümle içinde kullanan yetenekler geliştirdik...helal valla! (13.04.2007 15:44)
(bakınız: istanbul, dünya, anlam, okul, kelime, beni, söyle, çünkü, cümle, fatih)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayanLekeli Beyaz.. Offline
Lekeli Beyaz Melek
Bayan, 29
Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
(13.04.2007 11:17)
(bakınız: istanbul, oyun, fatih, hala)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.

"FETİH" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: FETİH NEDİR? fetih ne zaman?

Antoloji.com
30.09.2014 14:48:44  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]