En Popüler:
1 - erotik film
2 - gerdek gecesi
3 - başbağlar katliamı
4 - ergenekon
5 - kızlar
6 - sinan aygün
7 - fethullah gülen
8 - kürt
9 - dabbe tül arz
10 - deniz gezmiş
11 - elif
12 - tuana
13 - lol
14 - esra
15 - ergenekon destanı
16 - ölüm
17 - kabir azabı
18 - elfida
19 - embesil
20 - rumuz(lar)
|
 |
GALATASARAY LİSESİ sizce ne demek, GALATASARAY LİSESİ size neyi çağrıştırıyor?
 |
Terimi Ekleyen: benek
Eklenme Tarihi: 08.03.2003 16:12 |
Fransız lejyonunun misyoner faliyet içinde bulunduğu bir yer diyebilirsiniz ya da Fransız ve İngilizlerin bir zamanlar karargahı ve hatta birçok mezunun ne tesatüfse iktisadi, iştimai, sanat her alanda bir şekilde baş olmalarını ilginç de bulabilirsiniz. Doğru da söylüyor olabilirsiniz. Gitmelisiniz, görmelisiniz.
(bakınız: zaman, aliye, sanat, doğru, gitme, kara, ingilizler, ilginç, aman, sana)
|
Sahasrara
21.08.2007 17:45 |
Ataturk'un NUTUK'dan alintidir;
(dileyenler bakiniz www.nutuk.org/pdf/1150)
'Bugun hala SULTANİ MEKTEBİNİN salonlarini aleyhimize konferans verdirmek icin ecnebilere acik bulunduranlar var,bu gibilere LANET'
Bu demek oluyor ki Kurtulus savasi sirasinda bu MISYONER okulu Fransaya yardim ve yataklik etmistir.Ve bunun okul takimida bu gecmisiyle ovunmesin biz Sultanlar mektebinden geldik diyen yoneticileriyle,kongre uyeleriyle
(bakınız: okul, esin, emek, kurt, gibi, demek, hala, baki, onlar, nebi)
|
fikret eker
12.02.2007 04:01 |
Aşağıdaki hikaye C. Bayar Üniversitesi Öğrenci Konseyi'nin hazırladığı Çanakkale adlı kitapçıktan alıntıdır ve Galatasaray Dergisinde de yayınlanmıştır..Belki okumayanınız vardır..
'Balıkesir`de son gömdüğümüz Çanakkale gazisi İvrindi'nin Mallıca köyünden 104 yaşında Azman Dede idi. Gençliğinde iki metreyi aşkın boyu,dev görünümüyle insan azmanı sayılmış herkes ona azman demeye başlamış, soyadı kanunu çıkına da Azman soyadını almıştı. Esas ismi adeta unutulmuştu.
Yıllar önce bir yerel araştırma sırasında Mallıca köyü kahvesinde kendisiyle görüştüm. Kulakları ağır işitiyordu. Köylülerden biri yardımcı oldu. Benim sorduklarımı kulağına bağıra bağıra söyledi. Onun sesine alışkın olduğundan anladı. Sorduklarımı cevapladı. Söz Çanakkale`ye geldiğinde o koca ihtiyar sarsıla sarsıla, hıçkırıklar içinde ağlamaya başladı. Kendi zor duyduğu için kan çanağına dönen gözleriyle bize de duyurmak için bağıra bağıra anlatmaya başladı:
-“Bir hücum sırasında bölük erimişti. Yüzbaşı telefonla takviye istedi. Gece yarısı siperleri takviye için istediğimiz askerler geldi. Hepsi askere alınmış gencecik insanlardı. Ama içlerinde daha çocuk denecek yaşta üç-dört asker vardı ki hemen dikkatimizi çekti. Bölüğü düzene soktum. Yüzbaşı gelenlerle tek tek ilgileniyor, karanlıkta el yordamıyla üstlerini başlarını düzeltiyor, sabah yapılacak olan süngü hücumuna hazırlıyordu. Sıra o çocuklara geldiğinde, o cıvıl cıvıl şarkı söylerek gelen çocuklar birden çakı gibi oldular. Yüzbaşı sordu; “Yavrum siz kimsiniz? ”, içlerinden biri; “Galatasaray Mektebi Sultanisi talebeleriyiz Vatan için ölmeye geldik! ..” diye cevap verdi. Gönlüm akıverdi o çocuklara. Bu savaş için çok küçüktüler. Daha süngü tutmasını bile bilmiyorlardı. Onlarla ilgilendim. “Mermi böyle basılır. Tüfek şöyle tutulur. Süngü böyle takılır. Düşmana şöyle saldırılır! ..” diye. Onları karşıma alıp bir bir gösterdim. Siperlerin arkasında ay ışığında sabaha kadar talim yaptık. Gün ışımadan biraz dinlensinler diye siperlere girdik. Ortalık hafif aydınlanır gibi olunca hep yaptıkları gibi düşman gemileri gelip siperlerimizi bombalamaya başladılar. Yer gök top sesleriyle inliyordu. Her mermi düştüğünde minare gibi alevler yükseliyor birgün önce ölenlerin kol, bacak, el, ayak gibi parçaları havaya kalkan toprakla siperlere düşüyordu. Mermiler üzerimizden ıslık çalarak geçiyordu. Siperler toz duman içinde kalmıştı. Bir ara yüzbaşı “Azman yandık! ..” diye siperin köşesini işaret etti. O şarkı söyleyerek sipere gelen, sanki çiçek toplarmış gibi neşeli olan o çocuklar siperin bir köşesinde sanki bir yumak gibi birbirine sarılmış tir tir titriyorlardı. Çocuklar harbin gerçeği ile ilk defa karşılaşıyorlardı. Ürkmüşlerdi. Yüzbaşı yandık demekte haklıydı. Muharebede bir ürküntü panik meydana getirebilirdi. Tam onlara doğru yaklaşırken içlerinden biri avaz avaz bir marş söylemeye başladı! ..
Annem beni yetiştirdi bu yerlere yolladı
Al sancağı teslim etti Allah'a ısmarladı
Boş oturma çalış dedi hizmet eyle vatana
Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana
Baktım hemen biraz sonra ona bir arkadaşı daha katıldı. Biraz sonra biri daha... Marş bitiyor yeniden başlıyorlar. Bitiyor bir daha söylüyorlar. Avaz avaz! .. Gözleri çakmak çakmak... Hücum anı geldiğinde hepsi süngü takmış, tüfeklerine sımsıkı sarılmış, gözleri yuvalarından fırlamış, dişler kenetlenmiş bekliyorlardı. O an geldi. Birden yüzbaşı “Hücum! ..” diye bağırdı. Bütün bölük, bütün tabur, bütün alay cephenin her yerinden fırladık. İşte tam o anda, tam o anda, o çocuklar kurulmuş gibi siperlerden fırlayıverdiler. İşte o an. Tam o an bir makinalı yavruları biçiverdi. Hepsi sipere geri düştüler. Kucağıma dökülüverdiler. Onların o gül gibi yüzleri gözümün önünden gitmiyor. Hiç gitmiyor! .. İşte ben ona ağlıyorum, o çocuklara ağlıyorum! ..”
Azman dede ağlıyordu. Ben ağlıyordum. Kahvede kim varsa ağlıyordu. Kahveci gözyaşları içinde bize çay getirdi. Eğildi;
“Azman dede hep ağlar. Niye ağladığını bugün ilk defa anlattı.” dedi.
|
H@ndsome_Boy
06.02.2007 20:36 |
özhan canaydın........
sen nasıl bir kişiliksin ya.............
taraftar kendisini istifaya çağırır.........
maçtan sonra açıklaması......ilginç ötesi..........diyorki.......taraftar tepksinde haklıdır.......mantık kuralım........taraftar tepkisin de haklıysa.......hatalısın....istifa etsene....
diyor ki bir 10 numara eksiğimiz var..bu yüzden başarısız olduk....4 yıldır başkansın....hala bir 10 numara eksiğimiz var sözünü söyleyecek utanmazlıktasın....
(bu yazım da antrenörsün neden hiç spordan bahsetmiyorsun diyenlere)
(bakınız: neden, araf, hata, aydın, mantık, yazı, başarı, sonra, söyle, ilginç)
|
Ayaz_Adana
04.11.2006 15:13 |
|
 |