|
|
 |
 |
|
GÜVERCİN |
GÜVERCİN terimi
Eternalflame
tarafından 09.04.2005 tarihinde eklendi |
GÜVERCİN sizce ne demek,
GÜVERCİN size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| Bay, 32 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Biz kavilleşmiş güvercinlere mi bırakmıştık
Gözlerimizle konuşmayı... (24.06.2005 17:48)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: gözler, ırak)
|
|
|
|
| Bayan |
| Mersin |
 |
|
|
 |
KENTLER VE GÜVERCİNLER...
Bir şehir üşür mü? Sıkı sıkı neye sarılır koca şehir? Morarır mı elleri bir şehrin? Nasıl ısıtır kendini? Sorular sorular..Sıcağı düşleyenin, soğuğa dair uzayıp giden soruları…Sahi insan soğuktan mı üşür? Nedir içini ısıtan, ışıtan?
İnsan üşür de bir şehir üşümez mi?
Yalnızlıkların sonsuz bir yazgı gibi uzanıp gittiği, kar tanelerinin telaşsız düştüğü bir şehrin yalnızlığı...
İnsanın yalnızlığı…
Yalnızlığa nişanlı bir insanlık…
Walter Benjamin demişti de o günden sonra kentlere dair içimde büyüttüğüm imge olmuştu: “Bir kente ilk bakışta değil, son bakışta AŞK! ”
Ve bir kenti hep güvercinlerle düşünmeliydim bunun ardından..
Düşündüm de…
Son kanat çırpınışlarıydı güvercinlerin…
Hele bozkır ayazına tutulmuşsa günlerimiz…
Güneşin ölgün sarısı da vurmuyorsa Kurtuluş Parkı’na, Kızılay’ın üstü karbon türevi bir kurşuniliğe sarınmışsa, Ulus her zamanki yalnızlığı ve yoksulluğu içindeyse...Nicedir ruhlarımızı Konur Sokak, Yüksel Caddesi, Sakarya barlarına sıkıştırdık o günden bu yana güvercinleri düşlerim..
Bir kenti güvercinlerle özdeşlik kurarak anlatmak düş gücünü zorlamak mı oluyor? Sorarım size bir kentin her yerinde boy atan, orası senin burası benim kanat çırpan… Her adım atışımız da pıtır pıtır bizimle yürüyen, her an sek sek oyununa davet edecekmiş gibi ‘salına da salına da gel’en hangi varlık vardır bizle bu kadar içiçe geçmiş? Bu kentin en az bizim kadar sahipleri olan, telaşsız konuklarımıza yazıyı borç bildim de yazdım bunları...
Hayvan sevgisi deyince kedi, köpek, akvaryum süsleri balık muhabbetlerine bulandık uzun zamandır. Kedi demeyin bana...Ev kuzusudur onlar…(Kedileri seviniz, polis köpeği vardır ama polis kedisi bulamazsınız!) Peki köpekler mi? Ne zamandır süs eşyası gibi taşınmakta, kentin yalnızlaşan insanlarına kuyruk sallamakta…Ben özgürlükten söz ediyorum…Efendi köle ilişkisinden değil…Onun için güvercinler diyorum…O simsiyah, boz, kahverengi güvercinler…Paçalı, Bağdadi, Taklacı, Demkeş, Mardin, Kuveyt, Dilber, Fener Kuyruk... Kanatlı tinerci çocuklardır onlar...
Hani gitgide arsızlaşan, kolumuza taktığımız manita gibi yanımızda yürüyen o sokak serserisi güvercinlerden söz ediyorum…
O kadar çok kuşatılmışlık içerisindeki insan. Ayrılıklar, hüzünler, ölümler. Tüketim kalıplarının şekillendirdiği yalnızlaşmış ruhlar. Geçim derdinin verdiği koşuşturmalar...Doğaldır ki yalnızca olumsuzluklar değil yaşanılanlar; yaşam coşkusu, sevinçler, kavuşmalar...Bilcümle hayatın kendisine dair şeyler...İnsana dair durumlar...
Şehire ve insana dair duruşu, parçalanmışlıkları ve yer değiştirmeleri yeniden anlamlandırmak ancak bu şehre ve dostluğa dair ne varsa tüm parçaları bir araya getirmekle olanaklı kılınabilir bir şeydir. Şehrin ayrılmaz parçası güvercinlerle kurulacak ilişki de bir başlangıç sayılamaz mı? Yalnızca bir şehrin parçası mıdır güvercinler? Kentin telaşsız sakinliğidir güvercinler. Sokaklarımızda, bulvarlarımızda, evimizin balkonunda, çatı aralarında, kimi zaman oturduğumuz bankın yanında...Bir duruş, kentin dokusuna eşlik etmenin verdiği bir anlamdır güvercin...İnsansız ortamda yaşamayan/yaşayamayan nadir canlılardandır güvercinler. Ruhu olan bir kentin ayrılmaz parçasıdırlar...Ruhsuzlaştırılmaya çalışılan kentlere kanat çırpışlarıyla bir karşı çıkıştır güvercinler.
Metruk binaların saçak altına tünemişlikleri, Kemalettin Tuğcu çocuklarının üşümüşlükleridir. ‘Az zamanda çok işler başardık! Türk’tük, doğruyduk, çalışkandık, üşüyorduk! ’ Ne kadar çok üşüyen çocuk var Tanrım!
Güvercinler...Üşüyen güvercinler...Kent insanının yaşama ümidini, dur durak bilmeyen koşturmacasını, çıtır bir simide karışan demli çay dostluklarını, onurlu ve mütevazi duruşuyla selamlayan şehir sakinleri üşüyen güvercinler...
Olmasa da nüfus cüzdanları, bağlanmasa da hiçbir ulusa, ülkeye, sınıra aynı havayı soluduğumuz bu şehrin en az bizim kadar sahibidirler, ortağıdırlar...
Barışın sembolüydü bir zamanlar. Barutun ve kanın bu kadar ucuz olmadığı dönemlerde...
Tüm kentlerin cıvıl cıvıl çocuklar ve karanfil kokusu dostluklarla dolacağı günlere epeydir uzak zamanlardayız...Umursamazlığın diz boyunu geçtiği, gırtlağına kadar abazanlığın ve şehvetin tutsağı olduğumuz ‘Taş devri, Tunç devri, Utanç devri” günlerdeyiz...Dostluğu, paylaşmayı unuttuğumuz bu günlerde güvercinleri anımsamayı istemek, ‘Semranım’a gösterilen ilginin birazını bile istemek naiflik mi?
Pardon!
Tarihin sonu derken naifliklerin sonunu ilan etmişti paracı ideologlar...
Peygamber sürmesi gözleriyle...Hesapsız, telaşsız, demli çay tadındaki dostluklarımıza eşlik etsin tüm güvercinler...
Kente dair tanıklığımızın imleridir güvercinler.
TAMER İNCESU (12.04.2005 23:53)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: ölüm, dost, insan, sevgi, hayat, zaman, yalnızlık, türk, büyü, nedir)
|
|
|
|
| Bay, 32 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
GÜVERCİN
Bir yaralı güvercin..
Öfkesi yarımada
Kuytusunda en belalı çiçekleri devşiren
Adı girift çıkmazların depresif açılımı,
Ve kırılma noktasında dik duran
Hala dik duran.
Uzağında yeşilin
Kaldı bir başına uzun zaman var
Ölüme sığmayan terli
Ve uzun vücutları izledi hep
Kuş uçuşu
Geçtiği her toprakta
Tohum eker terli uzun adamlar..
*
köpüğünde yapışkan deli doru tayların
ardı sıra umut katarı
her gün kuruluşunda sabahları taze gün
yaşıyorum demek henüz diyerek
kanat tüy karıştırmak dünyaya
karışmak dünyaya
yönelmek kuzeye olur olmaz ve en sade haliyle
gece
bir sonrası oluşun
-gece tehlikeli her uçuşun..
(yadsınan bir hayatı yaşamak ona
yazmak bana yakışmazdı..)
..........md.........(18 mart 2002) (09.04.2005 19:46)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: ölüm, hayat, zaman, gece, dünya, umut, deli, yaşamak, yaşam, adam)
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
Çok yakisiyorlar bu sehre, çook.. (09.04.2005 18:21)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
Eskiden bazi vakfiyelerde (vakiflarin sartlarinin yazili oldugu belgeler) , güvercinler için aylik bugday miktari yazilirdi. Yani 'su kadar bugday ile güvercinler beslenecek'.
Yine eskiden bugday tasiyan gemilerde bu bugdaylar acikta oldugundan güvercinler peyda olurmus. Kanunla bunlarin kovulmasi, yemlenmelerine izin verilmemesi yasakti.
Hicret hadisesinden ve Hz. Nuh tufanindan dolayi güvercin mübarek bir hayvan olarak addedilirdi.
Bazi camilerin, medreselerin, evlerin..vs. duvarlarinda kusevleri yapilirdi bu güzel hayvanlar için. (09.04.2005 18:20)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: güzel, cami, esin, hadis, eskiden, hayvan, duvar, yasak, gemi, yine)
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
Kadiköy vapurundayim. Disarida oturmus geminin kalkmasini beklerken, martilari, iskeleden vapura gidip gelen güvercinleri seyrediyorum. Yanda iki kisi oturuyor. Birinin sorduklarina bakilirsa Istanbul'a yeni gelmis.
Derken bir güvercin konuyor korkuluklara (veya ismi her neyse) .
Soruyor adam:
- Bu güvercinlerin sahibi yok mu?
- Hayir.
- Nasil yani bunca güvercin sahipsiz mi geziyor?
Bir Istanbullu için kendi halindeki güvercinler sasirilacak bir mevzu olmadigindan, o bu hale sasirirken, ben de adamin o saskin haline sasa kalmistim. (09.04.2005 18:15)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: korku, adam, yorum, ordu, gemi, yeni, baki, amin, asil, gidi)
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
Bunlarin takla atanlari vardir. Pacalisi, bir de gagasi küçücük olanlari var (ismini unuttum) . Ama hepsi çook güzeldir.
Hele Istanbulun güvercinleri. (09.04.2005 18:11)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: güzel, hepsi)
|
"GÜVERCİN" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|