Şiir Antoloji.comKitap ŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResim Antoloji.comForum NedirÜyeler Antoloji.comGruplar Antoloji.com Mesajlarım
 
 
http://nedir.Antoloji.Com
Arayın :
                              hallac-ı mansur kimdir?
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
  Kişiler
 Genel
 Yaşam
 Edebiyat
 Güncel
 Toplum
 Bilim
 Din
 Müzik
 Tarih
 Cinsel
 TV Dizileri
 Atasözleri
 Deyimler
 Filmler
Futbol Takımları
Köyler
HALLAC-I MANSUR HALLAC-I MANSUR terimi Seu Kuyt
tarafından 01.05.2003 tarihinde eklendi
HALLAC-I MANSUR sizce ne demek,
HALLAC-I MANSUR size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
Sayfa: 1 2 3 4 5 7
sonraki sayfa >>
BayMetin Bedir 1 Offline
Metin Bedir 1
Bay, 46
Çanakkale
11 person liked.
3 person did not like.
hallacı mansur. muhittin arabi şemsi tebrizi bu üç alimin kaderi aynı üçüde o günün güç sahibi yobazları tarafından katledilmiş veliler. sırf muhittin arabi 600 yüze yakın eser bırakmıştır.ve günümüze o yobaz takımlarından geleceği aydınlatan hiç bişey kalmamıştır. ve yok olup gitmişlerdir bugüne şekil veren yine arabi mevlana hallacı mansurdur. ve gelecektede insanların içsel dünyalarını duygu ve hislerini yine onlar şeklendirmeye devam ederek hep varolacaklardır. (05.08.2013 10:00)
(bakınız: insan, mevlana, dünya, bugün, kader, araf, duygu, insanlar, yobaz, aydın)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayanNaz Akman Offline
Naz Akman
Bayan
İstanbul
ölümü öpen derviş...HALLAC_I MANSUR (25.05.2013 01:44)
(bakınız: ölüm, derviş)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayRüzgar Elif Offline
Rüzgar Elif
Bay, 30
Onlarca yıl aradıktan sonra EN-EL HAK diyen Hallacı Mansur'u anlayabilmek... (14.09.2012 12:10)
(bakınız: bilmek, sonra, onlar)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayKaside Bürde Offline
Kaside Bürde
Bay
Sivas
Bu konu hakkında güzel bir kitap tavsiye ederim. Bu kitabı okuyunz...

Kitabın İsmi:DİCLE`DEN YÜKSELEN FERYAT / HALLAC-I MANSUR
Kitabın Yazarı: Ahmet Çelik

*****************************
Kendimi tesbih ederim, şanım ne büyüktür diyen Bayezid Bistami ile Cübbemin altında Allahtan başkası yok diyen Cüneyd-i Bağdadinin sözleri aşk sarhoşluğuna bağışlanmış da Enel-Hak diyen Hak aşığı için Bağdatın Babut-Tak meydanında bir darağacı kurulmuş ve Hallac-ı Mansur, hakkında verilen ölüm fermanı gereği, 26 Mart 922 tarihinde hunharca katledilmiştir.

Hallac-ı Mansur gibi gerçek bir aşığın, basireti ve ateşli imanı sayesinde, değil acı ve elemlerin, ona reva gördükleri ölümün bile bu ölçüde tatlılaşabileceğinden habersiz olanlar, idamından sonra ondan geriye herhangi bir iz ya da işaret kalmasın ve adı unutulup gitsin diye, bedenini ateşte yakıp küllerini Dicle Nehrine savurmuşlardır.
Ancak ne izlerini yok edebilmiş ne de adını unutturabilmişlerdir.

Kalbin masivadan arınarak Hakk'ın esma, sıfat ve zılâl nûrlarına ayna olması sonucu meydana gelen şiddetli sevgi ve aşk sebebiyle salik, akis ve gölgeleri Hakk'ın kendisi zanneder. Hallac'ın 'Ene'l-Hakk' dediği makam burasıdır.

Elini ateşe sokan kişinin yandığında can havliyle: 'Yandım, ateş oldum.' demesi nasıl mecazi bir hakikati ifade ediyorsa ve bu söz; söyleyenin gerçekten ateş olduğunu göstermiyorsa 'Enel-Hak' sözü de böyle bir mecazi idraktir. Kulun kendi fiil ve davranışlarını görmez olup kendisinde olan fillerin Allah'a aid olduğunu idrak etmesidir.

Sen çekilince aradan- Kalır seni Yaradan' bu anlamda söylenmiştir. Bu anlamda söylenmiş bir söz, elbette küfür değildir.

Ancak iltibasa müsaid olduğundan bu tür sözleri, sadece beşerî sıfatlardan soyutlanıp ilahî sıfatlarla muttasıf olanlar söyleyebilir. 'Ene'l-Hakk' sözünün söylendiği makam Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarıyla idrak olunduğu makamdır.

'Hakk' ismi, esma ve sıfat tecellîsidir. Bu yüzden sûfîlerden 'Ene'l-Hakk' diyenler çıktığı halde 'Enallah' diyenler çıkmamıştır
(14.10.2011 16:31)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayAhmet Yıldız.. Offline
Ahmet Yıldız 9
x
en el hak ben allahım (ben allahın bir suretiyim bütün varlıklar gibi) demek istemiş ama bunu çarpıtanlar ona işkence edip asmışlar yakmışlar.ben şimdi söylüyorum hadi beni assın o yobazlar hala bağdatta soyları en el hak ben allahım ben kendimi görüyorsam canlıysam ben allahım ben burdan yola çıkarak gerçek allahı beni yaratanı görebilirim ama buna kızanlar cehennemi ancak görebilirler.ben bunları okumadan önce de biliyordum çok düşünüyorum kendi kendime çok konuşuyorum ancak deliler hallacı mansuru tam anlamıyla anlayabilirler.ben gördüme allah derim ben allahı görüyorum ben allahım kendimi görmeseydim nasıl allahı görebilirdim.benim varlığım allahın varlığının kanıtıdır.aslında tek allah bizi herşeyi yaratandır. (22.04.2011 03:31)
(bakınız: anlam, deli, gerçek, cehennem, şimdi, yara, yorum, yobaz, emek, aslı)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayansahsanem Offline
sahsanem
Bayan
Antalya
Enel Hak.... (24.01.2011 11:30)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayMuhammed İkb.. Offline
Muhammed İkbal 1
x
Mutasavvıfların bahsettiği 'tanrı,evren toplamıdır'(panteizm) manasında değil 'varlıkta gayrı yoktur' (Vahdet-i Vücud) manasındadır.İşte Mansur, bu mananın kahraman ve şehitlerinden... (18.12.2010 21:39)
(bakınız: tanrı, şehit, hitler, evren, vahdet-i vücud, kahraman, aman, rind, işte, varlık)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayErdem Ülkün 1 Offline
Erdem Ülkün 1
Bay, 70
Türkiye
Ben Tanrıyım diyen Mansur'un, 'Suyun rengi kabın rengidir' diyen Cüneyd-i Bağdadi! nin,Tanrıyı görmek isteyen eşyaya baksın' diyen Muhyiddin-i Arabi'nin bu sözleri, İslam tasavvufunda 'Tanrı,evren toplamından başka bir şey değildir'anlamında KULLANILMIŞTIR. (22.04.2010 12:39)
(bakınız: anlam, tanrı, islam, tasavvuf, görmek, evren, ağda, başka, sözler, gidi)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baycandacanan Offline
candacanan
x
Sofiyye-i aliyye denilen büyük velîlerden. İsmi Hüseyin bin Mansûr, künyesi Ebü'l-Mugis'tir. 858 (H.244) yılında İran'ın Beyzâ şehrinde doğduğu rivâyet edilmektedir. 919 (H.306) yılında ise idâm olunarak şehîd edildi.

Hüseyin bin Mansûr'a Hallâc denilmesine şu olay sebeb olmuştur. Bir gün o, dostu olan bir hallâcın dükkanına girdi. Bir işinin görülebilmesi için onun tavassutunu ricâ etti. Fakat hallâcın gittiği yerden dönüşü biraz uzun sürdü. Geldiğinde; 'Yâ Hüseyin! Gördün mü başımıza gelenleri. Senin için bugün kendi işimden oldum.' diye söylendi.

Hüseyin bin Mansûr onun endişeli hâline bakarak tatlı tatlı gülümsedi ve; 'Üzülme senin işini de biz hallederiz.' dedikten sonra parmaklarını pamuk yığınlarına doğru uzatıverdi. O anda henüz atılmamış pamuk yığınları harekete geçti. Kaşla göz arasında, tel tel saf pamuk bir tarafa, kirli ve süprüntü kısmı ise diğer tarafa ayrıldı. Hallâcın gözleri fal taşı gibi açılmış şaşkınlıktan sanki ayakta donmuş kalmıştı. Olay kısa zamanda halk arasında yayıldı. Bu târihten sonra da Hüseyin, Hallâc-ı Mansûr diye anıldı.
Bir defâsında Mekke'ye gitmişti. Kâbe'nin karşısında bir sene oturdu. Uzuvlarının yağı buradaki taş üzerine aktı. Derisinin rengi değişti. Fakat yerinden kıpırdamadı. Her gün ona bir somun ile bir testi su getirirlerdi. Somundan kopardığı birkaç lokma ekmek parçasıyla iftar edip geriye kalan kısmını testinin üstüne koyardı. O sene hacılarla birlikte Arafat'a çıktı. Herkes geri döndüklerinde bir âh çekti ve dedi ki: 'Ey âlemlerin Rabbi! Ey azîz olan Allah'ım! Bütün tesbîh edenlerin tesbîhinden, bütün tehlîl söyleyenlerin tehlîlinden ve her tefekkür sâhibinin tefekküründen seni tenzîh ederim. Ya ilâhî! Biliyorsun ki, sana şükretmekten âcizim. Benim şükrüm ancak budur.'

Hallâc-ı Mansûr yanına gelenlere yazın kış meyveleri, kışın yaz meyveleri çıkarır ikrâm ederdi. Elini havaya uzatınca, avucu, üzerinde 'Kul hüvallahü ehad' yazılı gümüş paralarla dolardı. Bunlara 'kudret paraları' ismini verirdi. İnsanlara, evlerinde ne yediklerini, ne yaptıklarını, ne konuştuklarını ve kalplerinden geçenleri Allahü teâlânın bildirmesi ile haber verirdi.

'Kul, ubûdiyetin, kulluğun bütün şartlarını kendinde toplarsa, Allah'tan başkasına kul olmanın yorgunluğundan kurtularak hürriyete kavuşur, külfetsiz ve sıkıntısız bir şekilde Allah'a kul olmanın zîneti ile süslenir. Peygamberlerin ve sıddîkların makâmı budur. Bu durumdaki kula ibâdet ve tâat zor gelse bile, Allahü teâlânın yardımı ile onu zevk ve gönül rahatlığı ile îfâ eder. İslâmiyet yönünden bu nevî ibâdetlerle süslü bulunduğu halde ibâdetlerinde kalbine en küçük bir meşakkat, sıkıntı ârız olmaz.'
Darağacına çıkan Mansûr hazretlerine şu suâl soruldu; 'Tasavvuf nedir? ' 'Tasavvufun en aşağı derecesi, işte bende gördüğünüz bu haldir.' 'Ya ileri derecesi? ' 'Onu görmeye tahammülünüz olmaz.'

İdâm edilmeden önce halk taş atmaya başladı. Atılan taşlara hiç ses çıkarmıyor, hattâ tebessüm ediyordu. Bir dostu, taş yerine gül attı. O zaman Mansûr hazretleri inledi. Sebebi sorulduğunda; 'Taş atanlar beni yakînen tanımayanlardır. Tabiîdir ki halden anlamazlar. Halden anlayanların bir gülü bile beni incitti.' cevâbını verdi.

Bu arada kendisinden nasîhat istemek için gelen hizmetçisine; 'Nefsi, yapması gereken bir şeyle, ibâdetle meşgul et! Yoksa o seni yapılmaması gereken bir şeyle, haramlarla meşgul eder.' dedi.

Ellerinden, bacaklarından sonra dilini de kesmek istediler. İzin isteyip; 'Allah'ım, bana senin için bu işkenceyi revâ görenlere rahmet et! Senin rızân için beni elimden, ayağımdan, gözlerimden, başımdan, canımdan ayıran bu kullarını affet! ' diye yalvardı.

Daha sonra dili ve başı da kesildi, cesedi yakıldı, külleri Dicle'ye atıldı.Atılan küller dökülür dökülmez, nehir hemen kabarmaya başladı. Kabaran Dicle'nin suları Bağdât'ı basmak üzereydi. O zaman bir dostu hırkasını Dicle'ye attı ve Dicle bir müddet sonra eski normal hâlini aldı. Hallâc-ı Mansûr hazretleri bu kimseye, şehid edilmeden önce: 'Benim kollarımı, bacaklarımı, başımı kestikten sonra, cesedimi yakıp, külünü Dicle'ye atacaklar. Korkarım ki, nehir taşıp Bağdât'ı basacak. O zaman hırkamı nehrin kenarına götürüp, sulara at.' buyurmuştu.

Abdülmelik Evkâf anlatır: 'Bir gün üstâdım olan Hallâc-ıMansûr'a; 'Ey hocam! Ârif kimdir? ' diye sordum. Buyurdu ki: 'Ârif o kimsedir ki, Zilkâde ayından altı gün kala, Salı günü, 919 (H.306) senesinde Bağdât'ta eli ayağı kesilerek, gözleri çıkarılarak, baş aşağı astırılıp, gövdesi yakılarak, külünü savururlar.'Onun dediği zamânı gözledim. Meğer o söylediği kendiymiş, o ne söyledi ise aynını yaptılar.'

Naklederler ki: Onu darağacında astıkları vakit iblis yanına geldi ve; 'Bir Ene (ben) sen dedin, bir Ene de ben. (Sen Ene'l-Hak dedin, ben: 'Ene hayrun minhü= Ben ondan hayırlıyım.' dedim) Nasıl oluyor da bu yüzden senin üzerine rahmet, benim üzerime lânet yağdırıyor? ' diye sordu. Hallâc-ı Mansûr şu cevâbı verdi: 'Sebep şudur. Sen 'Ene' dedin, kendini ortaya koydun, ben Ene dedim, kendimi ortadan kovdum. Benliği ortaya getirmenin iyi olmadığını, benliği ortadan kaldırmanın ise gâyet iyi olduğunu bilesin, diye bana rahmet, sana lânet etti.'
Hallâc-ı Mansûr, zamânındaki bâzı zâhir âlimlerinin anlayamadığı sâdık, Allahü teâlânın aşkı ile yanan bir Hak âşığıdır. Şiddetli mücâhedeler ve çetin riyâzetler çekmiş, himmeti yüksek, kerâmetler sâhibi bir velîdir. Sözleri güzel, konuşması fasîh ve belîğ, firâseti üstün, hakîkat, esrâr, mânâ ve mârifetler sâhibi olup, yaşadığı müddetçe, dâimâ ibâdet ve riyâzetle meşgûl olurdu. Günde bin rekat namaz kılardı. Şehîd edildiği günün gecesinde de 500 rekat kılmış olup, her gece en az dört yüz rekat namaz kılmaya kendisini mecbur tutardı.
(08.11.2009 20:06)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayNUSRET ORHAN Offline
NUSRET ORHAN
Bay, 57
İzmir
Hallac-ı Mansur, En el-Hakk (Ben Hakk'im) sözünü söylediğinden beri 1000 (Bin yıl) dan fazla süre geçmiş.
Ancak bu gün bile bu lafı söyleytyecek bir tasavvuf adamı az bulunur,
söyleyen bulunsa dahi o lafı anlayacak az bulunur.
yani 100 yılda pek bir şey değişmemiş.
(30.10.2009 00:56)
(bakınız: adam, tasavvuf, geçmiş, söyle, ancak, yani, dahi, bile, fazla)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Sayfa: 1 2 3 4 5 7
sonraki sayfa >>

"HALLAC-I MANSUR" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: HALLAC-I MANSUR KİMDİR? hallac-ı mansur kimdir?

Antoloji.com
22.08.2014 06:54:53  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]