|
|
 |
 |
|
HİKAYELER |
HİKAYELER terimi
MehmetAYDIN
tarafından 29.07.2004 tarihinde eklendi |
HİKAYELER sizce ne demek,
HİKAYELER size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| Bayan, 23 |
| Ankara |
 |
|
|
 |
Benim ne kadar iyi olduğumu bilmek istersen şu temsili hikayeciğe bak; (ehüm)
Bir hadbin ile bir hüdabin (benim nan o :) aynı dolmuşa binmek suretiyle doğru yoldan giden hüdabin (ben :) orta kısımda köşeye kurulur,diğeri hodbin ise en arkaya oturur.(niye arkaya oturuyokii,hımm düşünün taşının bakim,altında bişiler arayın:P
Derken elinde asası,yüzünde nuru,efenim sakalında beyazı ile bir dede çıkagelir...Ayakta diz ağrısı,bel ağrısı ve dahi bilmem ilk gözağrısı çekerikeeeen.....
Hüdabin kalkıp yerin boşaltır,hodbin oturup totosunu ısıtır..
Bknz:Mütevazi Hüdabinin hikayeceği:=))) (30.03.2012 15:11)
(bakınız: bilmek, doğru, beyaz, hikaye, dede, ağrı, yazı, beni, baki, altın)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
'Kısa bir süre okuduktan sonra,gözkapaklarının ağırlaşmaya başladığını hissetti.Alışkanlıktan olacak,kötü alışkanlıktan.
Meslekte de yeniyim:acemilikten olacak
....' (11.04.2011 19:23)
(bakınız: alışkanlık, kötü, sonra, acemi, yeni, maya, meslek, ağır, kısa, kötü alışkanlık)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x, 12 |
|
 |
|
|
 |
Saat 22:13 olmuştu.
Hâlâ dışarda ve hâlâ canı sıkkındı.İçinde birşey vardı ve tam midesinin üstünde... Düşecekmiş gibi hissediyordu.
Kendi kendiyle konuması böyle yolculuklarda olurdu; sanki bu kez içinde hırçın susmuş,sadece aynı nakaratı tekrarlamaktan ibaretti..
'try to find your way, try to find your way! '
Ne denir ki...Karanlık zamanlarda tek çare,ışığa yürümekti. (31.03.2011 23:31)
(bakınız: zaman, arda, karanlık, esin, saat, gibi, sade, kara, yolculuk, böyle)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan, 23 |
| Ankara |
 |
|
|
 |
Saat:5:47'ydi,telefonu çaldı,arayan hayırhahıydı,tam bu vakitte arar onu seherin sihrine çağırırdı.Alışmıştı buna, hep aynı manzara, hep aynı monotonluk, aynı yol aynı kapıydı,ama sanki bugün farklıydı,mesela içeri loş karanlıktan ışık sızar gibiydi.Biraz da terlemişti,soğuk değilmiydi halbuki? Kalkmalı dedi; battaniyesini üzerinden attı ve tam kalkacakken ayak ucundan kabarıklık gördü,sanki biri uyuyordu! Nefes alış verişlerini duyuyordu resmen! biran dönüp ona bakacak sandı,daha fazla yaklaşmaya korktu.
Annesine benziyordu! Annesi olabilir miydi? ! Çıkıp cesurca gelmiş miydi? ! Gelebilir miydi ki? Biraz, hayır hayır gayet zangır zangır titreyerek uzaklaştı, hatta kaçarak...
-
Evet annesi cesur olabilirdi ama o korkaktı annesini bir daha göremeyecek olsa da o tarafa bakmadan çıktı odadan ve tekrar girmedi,giremedi... (29.01.2011 22:02)
(bakınız: anne, bugün, araf, irem, karanlık, bira, esin, saat, uzak, nefes)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan, 23 |
| Ankara |
 |
|
|
 |
Hikayeler yazacakmış ona.
_ (02.01.2011 15:14)
(bakınız: hikaye)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
Hikayeler yazacağım sana,yaşanmamış taptaze,dokunulmamış mahremiyetine.
Baharlar olacak hep.
Sadece senin olacak o baharlar.Hiç hüzünlenmeyecek yüreğin.Hiç ağlamayacak gözlerin.
Bir dünya kuracağım sana.Yaşaman için değil..
Yaşamak ne acıydı ne hüzündü dost.Bir daha yaşaman için değil.Artık yaşamayacağız seninle.Ruhumuz dolaşacak o rüyalar şehrinde.
Kirpiklerimize bahar rüzgarı dokunacak,olmayan kirpiklerimize.Yüreğimize dokunur gibi dokunacak.Hani o üzüntüye batan yüreğimiz.. Ferahlık saçacak bizim baharımız.
Cennetimiz dost..Cennetimiz olacak.
Ölme sakın,gitme ne olur.
Bir hikaye yazacağım sana,yaşatmayacak ama öldürmeyecek de.Beni böyle mahsun bırakıp gitme ne olur dost...
Mâhur •¤ (12.09.2010 18:08)
(bakınız: dost, dünya, gözler, hüzün, rüya, yaşamak, cennet, yaşam, bahar, rakı)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
Sana yasanmis hikayelerden cok yasanmamis bir suru hikaye anlatabilirim ben
Belki dinledikten sonra, yazik olmus yasanmamakla dersin ha!
……………………
Benim hikayelerim genelde hic yasanmamis seylerle ilgilidir
Yasanamayacak olanlarla
Ama simdi git…
Sana anlatacak hic hikayem kalmadi ki benim
Artik cok kotu anlatiyor ve yaziyorum da zaten. (22.08.2007 00:51)
(bakınız: yorum, belki, hikaye, beni, dinle, sonra, ersin, ders, maya, sana)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan, 24 |
| Antalya |
 |
|
|
 |
Asidi kaçmış bir kolayla yarım bir hayattan izliyor seni senli genli senler..Boğazımı gıdıklıyor 'yapmaaa' diye bir tını geliyor içimden,içimden konuşunca nefes ile yemek borularında restorasyon başlıyor..Balgam arayışında bir öksürük havayı gıdıklıyor ardından.Gözlerim ağlamak dışında ek iş arayışına giriyor sulanıyor,sulandıkça kuruyor.Hırslanıp devam ediyorum içmeye,yarısını pusula olan pipetle yarısını ipleşen etimle..Her şeyden her şey yapan bünyem; küllükteki sigaraları boşalan bardağa boşaltıyor doldurduğunu düşünerek..Ardından o görüntüyü gözlerim beynimin düğümlenen loblarına mavi kalem ile grafiti yaparcasına çiziyor..Anlağım seksek oynamaya başlıyor o halının dikdörtgen karelerinde..Yarıçapları farklı ama özdeş olan bi anne,sokaktan getirdiğim çamur giysili taşın halı üzerindeki lekesine kızacak mı sence...
burcu bakır (02.06.2006 17:54)
(bakınız: hayat, anne, seks, ağlamak, sigara, gözler, mavi, arda, esin, yorum)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
Hikayeler ancak onları anlatabileceklerin başından geçer...
Paul Auster (03.04.2005 23:20)
(bakınız: hikaye, paul auster)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 36 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
BURASI KERVANSARAY
Birinci hicri asrın sonu ile ikinci asrın başlarında Horasan'ın Belh şehrinde kendi, çapında bir bölge hükümdarı yaşar: Bu mütevazi hükümdar, çevresine yaptığı iyilik ve adaletli tutum sebebi ile dualar alıp, hürmete lâyık olur.
Onun böylesine dua alıp, hürmete nâil oluşu yüzünden olacak ki Rabbimiz onu ismi unutulmayacak kadar büyük bir velî yapmayı murad eder, fani saltanatla ömrünün heder olup gitmesini istemez:
Nitekim irşadına vesile olan hâdiseler de bundan sonra peşpeşe hikmetle sıralanır. Bir gün sarayına girip huzuruna kadar ilerleyen meçhul bir yolcu ile tahtta oturan Sultan arasında şöyle bir â konuşma cereyan eder: Sultan İbrahim sorar: 'Yabancı, buraya kadar ne cür'etle ilerleyip, geliyorsun? ' 'Niye gelmeyeyim? Burası nedir ki? ' 'Ne olacak, saray. Sultanın sarayı.' 'Hayır, burası saray değil; kervansaraydır. Bizim gibi kervan yolcularının bir müddet istirahat edeceği kervansaray...' 'Sen deli misin be adam? Görmüyor musun burada oturan benim. Belh'in sultanı İbrahim bin Edhem. Hani burada yolcu? Var mı yolculuk alâmeti? '
'Söyle bakalım: Sultan, senden önce bu sarayda kim vardı? ' Ondan önce kim vardı? Ondan da önce kim vardı? Hani nereye gitti onlar, burada yoklar şimdi? Demek ki, onlar yolcuydular, geldiler, bir müddet istirahat edip sonra ayrıldılar. Şimdi istirahat sırası sende. Bir müddet istirahat edip sen de gideceksin.: Arkandan diğer yolcular gelecek, onlar da tıpkı senin gibi ayrılacak? Eğer burası kervansaray olmasaydı, bunların hiçbiri de gelip geçmeyecek, birinin elinde ebedi kalacaktı? ...' Belh Sultanını böylece acı şekilde ikaz eden meçhul adam, geri döner ve sessiz sedasız dışarı çıkıp gider. Neden sonra peşinden, koşanlar onu bir türlü bulamazlar:
Artık Sultan, bu meçhul adamın ikazını bir türlü unutamaz. Akşamları yatağına uzanır, kulağına aynı sesler devamlı gelir: 'Burası bir kervansaraydır. Senden öncekiler gelip geçtiler, sen de gelip geçeceksin....'
Böylece nefis muhasebesi yapıp, saltanatın faniliğini tefekkür ederken evin tavanından bir gürültü duyar. Heyecanla sorar: 'Kim var orada, ne arıyorsunuz? ' 'Benim ben, devemi kaybettim de, onu arıyorum! ' 'Yahu: sen deli misin? Deve aranır mı evin damında? ' 'Sen âtlas yorgan, yün yatak içinde âhireti ararsın da, ben dam üzerinde devemi arayamaz mıyım? ' Sultanın beyninde şimşekler çakar ve bu işin içinde İlâhi bir ikaz olduğuna hükmederek hemen fırlayıp hasır üstünde ibadete başlar: O sabah tâcını da, tahtını da terk eder, 'hepsini isteyen alsın. biraz da onlar eğlensin, benim misafirliğim bitti' diyerek ibadethanelere koşar, inzivalara düşer. çöllerde yalnız ve garip dolaşıp tefekküre başlar. Hayatın gayesini düşünür: nefsiyle mücadeleye girer. Öylesine bir nefis cihadına girer ki, terk ettiği bunca taht ve servetten sonra günlük normal yemeklerini de bırakır, bazan birkaç zeytin tanesi, bir iki lokma ekmekle ömrünü devam ettirmeye karar verir ve uzun zaman da aç, susuz yamalı elbise, hasırdan yatakla yaşar… (02.12.2004 16:40)
(bakınız: hayat, ben, zaman, dua, nedir, sen, büyü, acı, deli, adalet)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"HİKAYELER" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|