BUGÜNKÜ GAZETELER
Gazeteler  Sabah Gazeteler  Milliyet Gazeteler  Zaman Gazeteler  Sözcü Gazeteler  Habertürk Gazeteler  Taraf Gazeteler  Cumhuriyet Gazeteler  Fotomaç Gazeteler  Türkiye Gazeteler  Tüm Gazeteler

Şiir Antoloji.comKitap ŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResim Antoloji.comForum NedirÜyeler Antoloji.comGruplar Antoloji.com Mesajlarım
 
 
http://nedir.Antoloji.Com
Arayın :
                              hikmet kıvılcımlı kimdir?
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
  Kişiler
 Genel
 Yaşam
 Edebiyat
 Güncel
 Toplum
 Bilim
 Din
 Müzik
 Tarih
 Cinsel
 TV Dizileri
 Atasözleri
 Deyimler
 Filmler
Futbol Takımları
Köyler
HİKMET KIVILCIMLI HİKMET KIVILCIMLI terimi leyla halid
tarafından 12.01.2007 tarihinde eklendi
HİKMET KIVILCIMLI sizce ne demek,
HİKMET KIVILCIMLI size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
Bayyanki_go_home Offline
yanki_go_home
Bay, 28
İstanbul
2 person liked.
0 person did not like.
1920'lerin illegal TKP kurucularından ve MK üyelerinden. Şefik Hüsnü'yle arası çok iyidir. Diğer üyeler olan Şevket Süreyya ve Vedat Nedim Tör'ü ekonomizmle ve düzene sapmakla suçlar, onları oportunist olarak niteler. Nazım Hikmet TKP'ye girdiğinde ondan yaşça çok küçüktür ve birbirlerinden hıoşlanmazlar. Daha fazla bilgi için Hikmet Kıvılcımlı'nın 'Kim Suçlamış' adlı kitabına bakılabilir.
TİP'in SD teorisine karşı ortaya çıkmış olan MDD (Milli Demokratik Devrim) kanadında yer almıştır. Fakat Mihri Belli'nin şekillendirmiş olduğu MDD'yi aynı zamanda eleştirir.
Mahir Çayan'ın fikirleri Doktor'un fikirlerine çok benzer. Ulusal kurtuluşçu (kuvayi milliyeci) yönü ağır basar. İşçi sınıfının öncülük edeceği, buna karşın köylülerin, esnafların, memurların, aydın kesiminin de içinde bulunduğu toplu bir halk hareketyile ikinci kuvayi milliye hareketini gerçekleştirmeyi amaçlamıştır. Bu teorinin genel adı marksizm'de Demokratik Halk Devrimi'dir.
Teorileri legal alanda Halkın Kurtuluş Partisi, illegal alanda TKP-Kıvılcım adlı partiler taraından devam ettirildiği iddia edilir.
Sosyalist hareketin Türkiye'deki ilk ve en önemli temsilcilerinden biridir. Sanayileşmemiş doğu toplumlarının sınıf yapısını, Finans-Kapitalist ve Tefeci-Bezirgan alt zümrelerini literatüre kazandıran devrimcidir.
(20.11.2008 13:50)
(bakınız: nazım hikmet, zaman, türk, gerçek, devrim, akıl, mahir çayan, türkiye, bilgi, veda)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baybilimselbakış Offline
bilimselbakış
x
BİZANTİZM Mİ, SOSYALİZM Mİ?
7 Şubat 1967

Türkiye tarihinde üst sınıflarımız: 'tefeci-bezirgânlar' ile 'devlet sınıfları' denilen paşalar, beyler, efendiler idi. Bu iki tabakanın çocukları (Jön Türkler) , kendi çıkarları ve Allahın inâyetile III. Selim, tanzimat, meşrutiyet, cumhuriyet hareketlerini başardılar... Her defasında dışandan GAVUR ağır bastırdı mıydı, onlar içeriden MÜSLÜMAN silâhlı kuvvetleriyle tepki gösterdiler.
Cumhuriyet çağına değin fınans-kapital, YABANCI kumpanyalar ve bankalar siperinde silâhlı kuvvetlere dayanarak Türkiye ekonomisine ve politikasına hükmetti.
Cumhuriyet çağından beri, fınans-kapital bu sefer YERLİ şirketler ve bankalar siperinde, silâhlı kuvvetlere dayanarak, Türkiye ekonomisine ve politikasına hükmetti.
Tarihsel geleneğimiz bu idi: Silâhlı kuvvetler kimin elinde ise, Türkiye onun yörüngesine girerdi. Silâhlı kuvvetler PADİŞAH'ın elinde bulunduğu sürece, Türkiye padişahlıktı. Padişah İstanbul'da gâvurlar eline esir düşüp, silâhlı kuvvetler Anadolu'da paşalar elinde kalınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti, sonra cumhuriyet oldu. Çok-parti zamanı, Finans-Kapital, dış gâvurlara fazlaca güvenip silâhlı kuvvetlere yukarıdan bakınca, 27 Mayıs gecesi, silâhlı kuvvetler iktidara el koydular. Yeni anayasa yaptılar. Başka her şey vız geldi, tırıs gidiyor.
Böylesine yalın kat, böylesine açık bir gidiş ve güdüş ülkesi olan Türkiye'de ne yapmalıyız? denince ne görüyoruz? Kuru 'tartışma.'
Bayan Boran çıkıyor, 'Sosyalist bir sosyolog olarak' (1 Ocak 1967: Dönüşüm'de) diyor ki: 'Evet, iki aşamalı devrim teorisi, sosyalist literatürde tartışılır. Ama, her az gelişmiş ülkenin koşulları ayrı tartışılmalıdır.'
Bizim şu ülkenin ayrı sayılan 'koşulları' nelerdir?
Bay Kafaer kalkıyor, 'plâncı bir devletçi olarak' diyor ki: 'İşçi sınıfının devrimci niteliğine' güvenen asıl biziz. Tartışmalı olan, hâkim tezat 'proleter - sermayedar' tezadı değilken, iki aşamalı bir devrim stratejisi mi izlenecek, bir aşamalı bir devrim steatejisi mi izlenecek? Devrimci sınıf ve tabakaları harekete geçirmek için kullanılacak ana kaldıraç nedir? ' Kullanılacak 'kaldıraç' hangisidir?
İki taraf da İşçi Partili. 'işçi sınıfının devrimci niteliğine' güveniyorlar. Eksik olmasınlar. Ama, 'İşçi Partisi'ne uyarmak için uyanmalı', 'Sosyalistlerarası Konferans' diye bir takım 'kaldıraçlar' teklif edilmiş. Böyle pratik işler, 'Üstâdları' hiç ilgilendirmiyor.
'Sosyalist sosyolog' Hanım: 'tarihsel bilime dayanan demokratik öncülük'; 'plâncı devletçi' Bay: 'partimiz saflarında sıklaşan işçi sınıfının eğitilip önderliği', sakızlarını çiğneşip, mevlevi dervişleri gibi 'DÖNUŞÜYORLAR.'
Oysa bugün TİP'in önündeki konu: 'devrim' değil, (bir zamanki üye akını yerine) başlamış üye kaçışıdır. Bunda küçükburjuva yapımız kadar, düşünce ve davranış kıtlığımızdan gelme eğitimsizlik de rol oynuyor. Bay Aybar kitap ve dergi yasaklıyor, düşünce adına, Malatya Kongresi'nde Bayan Boran, eğitimin 'eylem' içinde olacağı bahanesiyle, eğitim karan alınmaması gerektiğini 'ispatlıyor.' Kongre ertesi, teşkilâtta her türlü eğitim çabası yasaklanıyor. Neden?
Çünkü, eğitim teklifi 'eskiler'den gelmiş. Eskiler 'eylem dışı eğitım' mi öne sürmüşler? Tam tersine. Öyleyse, eskiler neden bu denli 'tü kaka? '. Çünkü... burjuvazi 'kaka! ' demiş... Kandırmak mı? Bu mantık, ne yazık ki Sabahattin Âli'yi ve Nâzım Hikmet'i yemiştir. Son pişmanlık para etmez.


SOSYALİST GAZETE YAZILARI
(10.07.2008 16:09)
(bakınız: istanbul, nazım hikmet, zaman, türk, gece, nedir, para, sosyalizm, büyü, bugün)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baybilimselbakış Offline
bilimselbakış
x
Dr. Hikmet KIVILCIMLI


VATAN PARTİSİ TÜZÜK VE PROGRAMI

VATAN PARTİSİ ANATÜZÜĞÜ

Birinci Madde - 'VATAN PARTİSİ' adlı siyasi kurulun merkezi İSTANBUL'dur.

2 - GAYE ve KONU: Kişicil veya Oligarşik nüfuz yerine mutlak surette kanun yolu ile:
a -) Devleti Halktan üstün değil, Halkı Devletten üstün tutan gerçek hürriyeti fiilen kurmak ve antidemokratik kanunları ayıklamak.
b -) Müzmin işsizlik ile azgın hayat pahası kanser haline gelmiştir. Bunları köklerinden kazımak için, ikinci bir Kuvayimilliye seferberliği gerektir. Bu iktisadi seferberliğimizi, atom dahil en son sistem ağır sanayi temeline dayandırmak.
c -) Milli üretim mücadelemizin para maddesini, -ne sadakayla, ne zorla- ancak UCUZ DEVLET ve BİLİNÇLİ TİCARET yolu ile sağlamak.
d -) Bu mübarek iktisadi Kuvâyimilliye Seferberliğimizin güdücü ruhunu (başta işçi sınıfımız gelmek üzere) cahil-alim, köylü-şehirli.. bütün değer yaratan iyi niyetli vatandaşların; tamamiyle aşağıdan gelme ve tamamiyle serbest (TEŞEBBÜS + TEŞKİLÂT + KONTROL) 'larında bulmak; ve bu emelle, bütün organlarda bilfiil üretmenleri çoğunlukta görmek, yarımız olan kadını ön safta bulmak, gençliğe sonsuz inanmak.

ÜYELİK

3 - ÜYE OLMAK:
a -) Siyasi Partiler Kanununa uygun, 18 yaşını bitirmiş, medeni haklı TC vatandaşı olmak ve Birinci Kuvâyimilliyeciliğimizin yeminini içmek:
'Vatan ve milletin mutluluğuna ve esenliğine, milletin şartsız kayıtsız hakmiyetine aykırı bir gaye gütmeyeceğime ve Cumhuriyet esaslarına sadakatten ayrılmayacağıma namusum üzerine söz veririm.'
b -) Parti gaye ve programını benimseyip yaymak ve Parti yasasına uymak.
c -) Safi kazanca göre ayda 1 lira ile 100 lira arasında aidat ödemek. (Finans Divânı işsizlerden aidat almayabilir.)
d -) Parti organlarından birinde fiilen çalışıp, toplantılara muntazam gelmek. (Üst üste üç toplantıya ve yılda topyekün beş toplantıya gelmeyen, çekilmiş sayılır.)

4 - PARTİYE GİRME ÇIKMA ŞARTLARI:
a -) 1 yıldan beri Partili iki üyenin tavsiyesi ile, parti organlarının tasvibi ve merkezce tescili yapılan vatandaş üye olur. (Birinci Kongreye kadar tavsiyeyi kurucu üyeler yaparlar.)
b -) Parti üyesi yer değiştirirken, bulunduğu organdan belge alır ve gittiği yer organına katılır.
c -) Partiden çıkmak serbesttir. Kendi çıkan bir hak arıyamaz.
d -) Partiden çıkarma yetkisi Merkez Haysiyet Divânına düşer. Çıkarılan kimse, ancak ileriki Kongreye başvurabilir. (Otomatikman partiden atılanlar şahsen Kongreye başvuramazlar.)

5 - PARTİ DİSİPLİNİNİN ÖZÜ: Hür teşebbüs kabiliyeti (inisiyativ) dir.
a -) Bütün organların toplantılarında, her üyenin eleştiri hakkı sınırsız ve seçimlerde oy hakkı mutlak surette bir tektir.
b -) Yetki ve sorumluluk kendiliğinden veya kuru kıdemle alınmaz. Yalnız ve ancak, yaratıcı (Bilgi + Tecrübe + Enerji) 'ye, lâkin, daima bir kararla verilir ve gene bir kararla geri alınır. Hiçbir görev, hiç bir partiliye kişicil hiç bir imtiyaz bağışlamaz. Partinin en alt kademe üyeliği işi, en şerefli faaliyettir. Mertebeler zincirinde en son halka Genel Başkan'dır.
c -) Tartışmalar, istisnasız, organlar içinde, program ve gündeme göre, soyut ve genel değil, elle tutulur, her yanı belirtilmiş, şahsiyata ve hissiyata kaçmaz Prensip ve Fikirler etrafında, yıkıcı değil yapıcı şekilde olur.
d -) Her tartışma: Nutuk çekmek ve lâfı uzatmak için değil, daima pratik ve ilerletici bir karara varmak için yapılır. Her karar bir organın eseridir ve o organın bölgesine giren bütün üyeler için parti emri olur.

6 - PARTİDEN ÇIKARILMA'yı gerektiren başlıca disiplinsizlik unsurları şunlardır:
a -) Kariyerizm (mevki hırsı ve gururu) gütmek.
b -) Eleştirisini organ içinde yapmak yiğitliğini göstermemek ve organlar dışında korkakça dedikodularla soysuzlaşmak.
c -) Organların çoğunlukla aldıkları kararlara uymamak.
d -) Parti programı ve yasasına aykırı veya gizli söz ve harekette bulunmak. (Herhangi bir gizliliğe ve tahrike kayan üye, otomatikman Parti dışında kalır ve İl Yönetim Kurulu bu ihracı karara bağlar.)

TEMSİLCİLER ve MAHALLİ KONGRELER

7 - TEMSİLCİLİKLER ve KONGRELER:

a -) TEMSİLCİLİK, partinin temel taşıdır. Küçük bir parti örneği halinde işler. Her köy ve muhtarlıktaki partililer bir yıl süreli Parti Temsilcisiyle Yedeğini seçerler. Parti Temsilcileri: Her şehir, kasaba, köy, işletme ve ilh. gibi vatandaş topluluğunun bulunduğu yerlerde Parti işlerini yürütürler:

b -) İL ve İLÇE KONGRELERİ: Her yılın Eylül ve Kasım ayları arasında, birbirlerini tamamlayacak sıra ile toplanır. İlçe Kongrelerine üyelerinin hepsi katılarak İl Kongresi için 5'te bir delege seçer. İl Kongrelerine katılanların yarısı Büyük Kongreye asli, yarısı yedek delege seçilir. Ancak; Kanun gereğince: İlçe delegeleri 600'ü, seçilmiş il delegeleri 1000'i, seçilmiş Büyük Kongre delegeleri 1200'ü aşamaz. Her ilin partili TBMM Üyeleri, İl Yönetim Kurulu ile İl Haysiyet Divânı, başkan ve üyeleri O il kongresinin asli delegesidir.

c -) KONGRE GÖRÜŞMELERİ: Her Kongre, programı, yasa maddelerini, Büyük Kongre ve Merkez Kurulu kararlarını gözönünde tutarak, bölgesinin bütün dâvâlarına çözüm yolları bulur.Kararlarını en kısa zamanda Merkeze bildirir. Kongreler arasında Yönetim Kurulları ayda bir'den az olmamak üzere, üyelerle sıkı temas, sohbet, görüşme ve danışma konferansları tertipler.

d -) YÖNETİM KURULLARI: Her Mahalli Kongre, en çok ilçede 9, ilde 11 üyelik Yönetim Kurulunu, 3 kişilik yedeğini ve Başkanı seçer. Her Kurul, ayrıca, kendi içinden bir veznedar, bir muhasip seçerek gereken iş bölümünü yapar. En az haftada bir toplanır. Başkan, gerektiğinde yedekleri göreve çağırır.

e -) İL HAYSİYET DİVANI: İl Kongrelerince iki yıl için seçilmiş 3 asil, 3 yedek üyeden kurulur. Partili kişilerle organlar arasındaki anlaşmazlıkları inceler. Öğüt ve paylama cezaları verir. Uzaklaştırma ve Partiden çıkarma istemlerini Merkez Haysiyet Divânına gönderir.

BÜYÜK KONGRELER

8 - BÜYÜK KONGRENİN KURULUŞU:

a -) Genel Kurul toplantısı olan Büyük Kongre, Partinin en yüce yetkili organıdır. 2 yılda bir toplanır. Her gelecek toplantının gününü ve yerini kendisi kararlaştırır. Sebepler mücbirse, Başkanlık Divânı Kongre Kararlarının ruhuna uygun, teknik değişiklikler yapabilir.

b -) BÜYÜK KONGREYE KATILACAKLAR; Üye delegeleri, Merkez Yönetim Kurulu ve Merkez Haysiyet Divânı üyeleri, Partili Bakanlar ve TBMM üyeleri, asli delegedir. Partililer, Halk, İşçi Sendikalarının ve Demokratik Kuruluşların Temsilcileri gözlemci üye olur.

c -) OLAĞANÜSTÜ BÜYÜK KONGRE: Merkez Yönetim Kurulunun kararı veya 5'te bir Büyük Kongre delegesinin yazılı dileğiyle toplanır. Yalnız hedef tutulan belli konuları ele alır. Seçim yapmaz.

d -) Büyük Kongrenin yeri, günü, saati ve gündemi en az üç gün önce hükümete bildirilerek iki gazete ile yayınlanır. Kongre Edebiyatı, en az bir ay önce (Olağanüstü Büyük Kongrede iki hafta önce) görüşülmek üzere alt organlara sunulur. Büyük Kongrenin geri bırakılması bir defa olur. Yeni toplantının gecikme sebepleriyle birlikte, kanuni bildirimi ve yayımı yapılır.

9 - BÜYÜK KONGRENİN İŞLEYİŞİ:

a -) Büyük Kongre Genel Başkanın nutkuyla açılır.

b -) Çoğunluk varsa, Kongre için bir başkan, bir vekili ve kâtipler seçilir. Bu kurul, tutanakları, saklanmak üzere imzalar.

c -) Gündemde mevcut ve 20'de bir üyenin dileği, yahut çoğunluğun kararı ile gündeme alınmış bütün Parti, memleket, dünya konuları görüşülür. Hesaplar incelenir. Bütçe tastik olunur. Program ve Anatüzük değişikliği, Merkez Yönetim Kurulu Kararı ile, yahut iki il kongresinin üç ay önceden yazılı isteği ile gündeme girer. 3'te 2 çoğunlukla kabul edilir. Büyük Kongre kararları, gelecek Büyük Kongreye kadar Partinin değişmez prensipleridir.

d -) Büyük Kongre: Genel Başkanı, Genel Sekreteri, 19 kişilik Merkez Yönetim Kurulu ile 3 kişilik yedeğini, 7 kişilik Merkez Haysiyet Divânı ile 3 kişilik yedeğini seçer. Merkez Yönetim Kurulunun kimlikleri ile Anatüzük değişmeleri bir hafta içinde resmi makamlara bildirilir.

M E R K E Z

10 - MERKEZ YÖNETİM KURULU:

a -) İş bölümü: Merkez Kurulu, Genel Başkanın yahut vekil edeceği Genel Sekreterin, yahut bir Merkez üyesinin başkanlığında toplanır. Bir sekreter iki üyeden derleşik üçer kişilik yedi divân seçer.

b -) Başkanlık Divânı: Genel Başkanla Genel Sekreterin katıldıkları, genel yönetim, yürütüm ve uyum organıdır. Partinin bütün organlarını birer aylık tam yetki ile kontrol ve sevkeder. Genel Başkan kanalıyla, daimi toplantı halinde sayılır. Gerektiğinde Merkez Yönetim Kurulu ve Merkez Haysiyet Divânı yedeklerini göreve çağırır.

c -) Organlar divânı, Kültür divânı, Finans divânı, İşçi Kuruluşları divânı, Aydın, Köylü, Esnaf Kuruluşları divânı, Kadın, Çocuk ve Gençlik divânı.. En az haftada bir toplanırlar. Sekreterlerinin başkanlığı altında, isimlerinin anlattığı konuları ele alıp yürütürler. Münasebetleri, Başkanlık Divânı kanalından geçer.

d -) Merkez Toplantısı: Merkez Yönetim Kurulu en az ayda bir genel toplantı yaparak, Başkanlık Divânının ve Merkezin çalışmalarını gözden geçirip, yeni direktifler verir.
Başkanlık Divânı lüzum gördükçe veya Merkez Kurulu çoğunluğu yazı ile diledikçe, Merkez Toplantısı Genel Başkan tarafından çağırılır.

11- MERKEZ HAYSİYET DİVÂNI:

a -) Partili kişilerle organlar arasındaki anlaşmazlıkları inceler.
b -) Partinin bütün hesap işlerini dilediği zaman, en az yılda iki defa gözden geçirir.
c -) Disiplinsizlik hallerinde, öğüt, paylama, uzaklaştırma ve partiden çıkarma cezalarını verir.

12 - GENEL BAŞKAN ve GENEL SEKRETER:

a -) Genel Başkan bizzat veya Vekili vasıtasıyla, Merkez Kurulunu ve Başkanlık Divânını toplayarak başkanlık eder.
b -) Hükümet, başka parti ve merasimler önünde Partiyi temsil eder.
c -) Bin liradan yukarı hesap ve masrafları imzalar.
d -) Genel Sekreter: Yazışmaları, resmi defterleri idare, bin liradan aşağı hesapları imza, gerekince Genel Başkana yardımcılık veya vekâlet eder.

MADDİ CİHETLER

13 - PARTİNİN GELİRİ, GİDERİ:

a -) Aidat, giriş ücreti (beş lira) , kanuni bağış.
b -) Başkanlık Divânının onayı ile yapılacak yayın, takvim, rozet, kimlik kartı, eğlence, gezi, konferans, okul, temsil, yarış ve ilh. gelirleri.
c -) Hangi organın hangi nisbette masraf yapacağını Merkez Kurulu tayin eder. Her yıl bilanço ve kesin hesaplar Finans Divânınca hazırlanıp, Başkanlık ve Merkez Haysiyet Divânınca imzalanır.
İkibin liradan fazla para Başkan imzasıyla işçi veya esnaf, yahut köylü kredi kurumlarına yatırılır.
d -) Partinin kapatılması halinde malları işçi sendikalarına, yoksa işçi hastanelerine, yoksa esnaf ve köylü kuruluşlarına bağışlanır.

14 - PARTİNİN BÜRO İŞLERİ:

a -) Üye Defteri: Üyelerin kimlikleri, giriş tarihleri, aidatları içindir.
b -) Karar Defteri: Yönetim Kurulunun Kararları, üyelerinin imzaları altında, gün ve sayı sırasiyle yazılır.
c -) Gelen - Giden Evrak Defteri: Gelen-giden evrak gün ve sayı sırasiyle yazılır. Gelen evrakın asılları, giderin örnekleri sırasiyle dosyalarında saklanır.
d -) Gelir-Gider Defteri: Bütün paraların alındıkları, verildikleri yerler yazılır. Gelirlerin seri numaralı makbuzlarının dip koçanları ve giderlerin belgeleri dosyalarında saklanır.


VATAN PARTİSİ PROGRAMI

Vatanımızın 'Amerika' derecesinde yüksek teknikli medeniyet kurmasından bahsedilir. Lâkin, daima bir şey unutuluyor: Amerikayı Amerika yapan hız, Amerikalıların 111 yıl önce köleliği kaldırmak uğruna Vatandaş Harbini göze alabilmeleriyle, yani, keskin hürriyet kavgasıyle başlamıştır. Ve şu üç sebeple gelişmiştir: 1- Devletin kırtasiyeci ve askerci olmayışı (Tam Demokrasi) , 2- Derebeği artıklarının yokedilmesi (Toprak Reformu) , 3 - Sanayi sermayesinin ötekilerden üstün olması (Teknik Yaratıcılığı) .

1- Devletin kırtasiyeci ve askerci olmayışı: HÜRRİYET ve UCUZ DEVLET bahislerinde,

2- Derebeği artıklarını giderme: KÖYLÜ bahsinde,

3- Sanayii her şeyden üstün tutma: SANAYİ ve İŞÇİ bahislerinde, ayrı ayrı program madde ve gerekçeleri olarak verilmiştir.
Bu üç şart, modern medeniyet yükselişi için, birbirinden ayrılmaz bütündür. Biri eksik oldu mu, hiç birisi gerçekleşemez. Hürriyetsiz toprak reformu, yahut sanayileşme, kendimizi aldatmak olur. Aksine, büyük sanayimiz ve işçi dâvamız yoluna girmeden, ziraatimizi modernleştirmek, yahut hürriyetimizi sağlamak, -şimdiye kadarki tecrübelerden yüzde yüz anlaşıldığı gibi-, tatlı veya acı hayal olur.
Programımız, o üç ana davayı, Türkiye halkına bütünlüğü ile sunmak için, iki büyük kısma ayırmıştır. Birinci Kısım: HÜRRİYET KATLARI, İkinci Kısım: İKTİSAT TEMELLERİ'dir. İktisat temelleri de ayrıca 5 bölümdür: 1 - İŞSİZLİK TEZİ, 2 - PAHALILIK ANTİTEZİ, 3 - SANAYİ SENTEZİ, 4 - İŞÇİ SENTEZİ, 5 - KÖYLÜ SENTEZİ.


KISIM: I

HÜRRİYET

HÜRRİYETİN GEREKÇESİ

A - DEMOKRASİ Halka inanmakla başlar.

Abdülhamit, resmi İngiliz gazetesi Times'e şöyle demişti:
'Beni Hürriyete muhalif görenler yanılıyorlar. Kullanmasını bilmeyen bir memlekete hürriyet vermek, kullanmasını bilmeyen birisine tüfek vermiye benzer. Herif, babasını, anasını, kardeşlerini öldtirür. Sonra döner kendi kendisini vurur.'
Yani, 'Kızıl Sultan' millete inanmıyordu: Onun için, 'memleketi hürriyeti kullanmaya hazırlamak' bahanesiyle, 'Kanuniesasî'yi 33 yıl rafa kaldırdı. 10 Temmuz'da yeniden ilân etti. Lâkin, hürriyet, 31 Mart günü, Abdülhamidi temizlemedikçe yaşıyamıyacağını gordü.
Gerçekte; millet değil, Osmanlı tefeci ağalarıyle acente bezirgânları hürriyete lâyık değillerdi. Onun için, Meşrutiyet, o derebeği artıklarının gölgeleri altında, polis kuvveti ile tutulan, kırtasiyeci bir askerî istibdatı, parlamentocu şekil'lerle süslemekten öteye geçemedi.
Sonraları; kafalar değil, ağızlar değişmişti. 'Millet hürriyete lâyık değil' demeğe cesaret gösteremiyenler yapılan istibdatı, hürriyetlerin en âlâsı gibi övüyorlardı. Tek Parti Şefliği, yumruğunu masaya vurarak:
'İdaremiz bütün mânasile halk idaresidir' (Meclis, 2.11.944 nutku) tehdidiyle herkesi susturuyordu. Demokrasi 'Vatanda anarşi ve sözü ayağa düşürmek' (Meclis, 24.5.945) sayılıyordu... Böylece, Hamit saltanatı kadar uzun süren yıllarda, Anayasamız kendisine zıt kanunlarla ateş çemberine alındı.. DP, iktidara gelmeden, mevzuatımızda binlerce antidemokratik kanun buldu. İktidara geçince, kendisinin 'Demirkırat' olmasını yeter buldu. Uluslararası Finans - Kapital Ağa DP+CHP Avadanlıklarını işleterek, Halkımızı: 'Seçim-geçim' dalaverelerinde 'oy davarı', NATO Kumarında 'Av davarı' yaptı. Kırat, Hak ve Hürriyetleri tekmelemekte büsbütün azıttıkça katırlaştı. Sille tokat Yassıada'ya gönderildi. 27 Mayıs: Finans-Kapitalin binbir Nemrutluklarına rağmen bir türlü kökü kazınamıyan Kuvâyimilliye Ruhu'nun yaptığı kör-ataktı. Çarçabuk 'başı bağlandı'. Adaleti zorlatıldı: Kuvâyimilliyeci geleneğimizin son yâdigarı olan Anayasamız 'Günah Tekesi' yapılıp kurban edildi. Kırat hortladı 'Adalet' Bezirganlığına çıktı. Vatan ve Millet 'sömür+ez'ine yeniden hız verildi. 12 Mart sürekavı: Ortak-Pazar'a toptan çıkarılışımızın kanlı şöleni oldu. Halkımız: Finans-Kapitalin kasap çengeline asılmış kanıyan çiğet.
Vatan Partisi: 'Hakimiyet şartsız kayıtsız milletindir' buyruğunu, halk düşmanlığına giydirilmiş demogoji (lâf ebeliği) olmaktan kurtarmayı, Anayasalara ve Kuvâyimilliyeciliğimize işlenen cinayetlere son vermeyi görev bilir. Artık, bu cinayetleri kimse mübah görememelidir. Demokrasi halka inanmakla başlar. Halkın teşkilâtlanmasıyla olgunlaşır. Köle millet olmaktan kurtulmak için, Demokrasiyi bütünü ile kullanmaktan başka usül henüz keşfedilmemiştir.

B - DEMOKRASİ: Fikre saygı, halka refahla gelişir.

Millet hâkimdir, diyoruz. Bir hâkimin haklı karar verebilmesi için yalnız savcıyı dinlemesi yetmez, dâvacıyı da, suçluyu da, savunma ve kamu şahitlerini de, bilirkişileri de, jüriyi de ayrı ayrı dinlemesi, bütün delilleri ve belirtileri göz önüne koyması gerektir. Demek, hâkimiyet sahiden milletin olabilmek için en iptidaî şart: Fikirlerin hür olması, yani fikre saygı, fikri fikirle karşılamaktır.
Vatan Partisi, mevcut öteki partiler gibi düşünmüyor. Bizde partilerden bir kısmını 'Ana', bir kısmını yavru, geri kalanları da öveği evlât veya sığıntı sayanların zihniyet ve marifetlerini pek iyi biliyoruz. Bizzat Ahmet Emin Yalman'ın şu sözlerini aslâ unutmadık:
'Kendimiz gibi düşünmeyen adamı bir vatan haini, satılmış, bedbaht, acınacak bir gafil diye tahkir ederek üzerine saldırıyoruz. Hele siyasi parti münakaşalarında saygı ve tahammül, kaide değil, istisna...' (Vatan, 5.10.1948) .
Fakat, herşeye rağmen, Vatan Partisi, Bilim ve Prensip Partisi kalacak, derebeği artıklarının peçelerini açacak, parlamento şekillerimize, halk hâkimiyeti özünü geçirecektir. İster askercil, ister sivil her türlü kırtasiyeci geriliği ve polisçi tahakkümü Halkımıza lâyık bulmayacaktır.
Çünkü, peçeli veya peçesiz her istibdat: Yalnız aydınlık ve ruh düşmanı olmakla kalmaz, toplumcul sağlığımıza, iktisadi ve medeni varlığımıza da sinsi bir suikastdir. Tarihte Osmanlı geriliği başladığı zaman Osmanlı istibdadı ile katmerlenip zırhlanmıştır. Gerilik, bir avuç imtiyazlıyı ancak doyurur ve ancak imtiyazlıları cennette yaşatabilmek uğruna, yaşatabildiği ölçüde, tekmil milleti yoksulluğa boğar. Onun için; geriliği, farzumuhal, demokrasi bile haklı çıkaramaz. Bilâkis, Roozvelt'in dediği gibi: 'Demokratik bir âlemde kuvvet, umumi refah bakımından kendini haklı çıkarmalıdır.' (12.11.1944)
Bizde hürriyet, Abdülhamit mantığı ile uygulanır, yani lâfta, kalırsa, ne iktisatça, ne medeniyetçe, ne toplumca, ne kültürce.. Hiç bir ileri adım ömürlü olamaz ve hele halkı rahat ettiremez. En basit millet menfaatleri, kimseye ağız açtırmadan, en batakçı ağalık hırsına ve zümre mütegallibeliğine kolayca kurban edilebilir. İleri memleketler için nedir, bilmiyoruz, bizim için hürriyet: Ölüm, dirim meselesidir.
Vatanımız: Birinci Kuvâyimilliyeciliğimizin yâdigârıdır. Demokrasimiz: İkinci Kuvayimilliye seferberliğimiz olacaktır:

Kuvayimilliye Milletçisiyiz: Mukadderatımıza tek yabancı karıştırmıyacağız.

Kuvayimilliye Devletçisiyiz: Pahalı ve hazır yeyici devletin yerine, vatandaşa iş bulmayı birinci görev bilen ucuz ve üretmen devleti geçireceğiz.

Kuvayimilliye Devrimcisiyiz: Her türlü maddi sömürüyü kaldıracağız.

Kuvayimilliye Lâyikiyiz: Her türlü manevi sömürüyü kaldıracağız.

Kuvayimilliye Halkçısıyız: Osmanlı artığı bezirgân ve hacıağa oligarşisinin önderliği yerine, çalışan çoğunluğumuzun önderliğini tutacağız.

Kuvayimilliye Cumhuriyetçisiyiz: Halk tarafından, halk için idare, Adalet, ve Kültür sisteleri kuracağız.
Parolamız: Hür, kuvvetli, bahtiyar Türkiye'dir.

HÜRRİYETİN HEDEFİ: Fakir halk

1 - DEMOKRASİ, (İkiyüz yıl önce yaşamış Frenk filozofu Condorcet'nin dediği gibi) : 'En kalabalık ve en fakir sınıfın maddi, manevi, ruhcul, toplumcul bakımdan iyileşmesi olmalıdır.'

HÜRRİYET RUHU: Seçim

2 - Seçimler hür, nisbi ve tam olacak. Asker, polis, jandarma, mahpus ayırdı yapılmayacak. Üç aydan beri mukimlik kaydı kalkacak. Medeni kanunun rüşt çağı (18 yaş) ile SEÇMEN olunacak.

3 - SEÇİLEBİLİRLİK: 25 yaşında başlayacak. Siyasi mahpuslar ve (resmi yetkilerinden faydalanmamaları şartile) görevli memurlar ve askerler de seçilecek.

4 - SİYASİ PARTİLER: En küçük vatandaş topluluğunun bulunduğu her yerde serbestçe teşkilâtlanabilecek. Ocak ve Bucak organları yeniden açılacak.

5 - MİLLET VEKİLİ dokunulmazlığı adi suçlarda tamamen kalkacak ve siyasi kannaat ve faaliyetlerde mutlak kalacak. Millet Vekili maaşı, orta hayat endeksinden yukarı çıkmayacak. Ödenek yerine, bütün taşıt, ve seyahat masrafları (devletçe sağlanamayan yerde faturası devletçe ödenerek) bedava olacak. 'Yirmibeş seneden beri ilk defa konuşuyorum', 'Ömrümüz Meclisin kahvesinde geçti' diyen Millet Vekili yerine, iş ve üretime bağlısı geçecek. Her Millet Vekili, 100 köyle şahsan muhabere ve temas edip, seçmenlerine sık sık hesap vermeye gidecek. Veremezse, Dernekler Kanunu 18. maddesi nisabı ile geri çağırılabilecek. Partisinden çekilen, Millet Vekilliğinden de çekilecek.

6 - B.M.MECLİSİ, özüyle ve sözüyle Kuvâyimilliye Meclisi olacak. Senato kalkacak. Yürütme yetkisini de doğrudan doğruya kullanabilecek. Anketler Meclis kürsüsünde kalmayıp, olay yerinde bilfiil yapılacak. Hükümetten şikâyet vatandaşın demokratik haklarını ilgilendirdiği vakit, yerinde incelemeyi Meclis üyeleri sonuçlandıracaklar.

7 - KANUNLAR, bilhassa bir kurucu, meclis toplanarak, baştan başa gözden geçirilecek. Kanun sayısı fevkalâde azaltılacak. Yargıtay başkanının dahi hangisinin yürürlükte olduğunu bilmediği mevzuat labirenti, ilkokul gören vatandaşın bile yolunu bulabileceği kadar sadeleştirilecek. Halkın kolayca anlıyacağı dile çevrilecek. Sayıları bir ara 8000 dıye gösterilen antidemokratik ve Anayasa'ya zıt kanunlar kaldırılacak. HALK OYLAMASI (Referandum) esası konacak.

HÜRRİYETİN İNSANI: Teşkilâtlı Millet

8 - HALK KURULUŞLARI: Bugün devletin sırtına boş yere yükletilmiş hadsiz hesapsız görevleri kendi üzerine alacak. Öyle tam teşkilâtlı millet haline girebilmemiz için, yalnız şehir ve köy ahalisi değil, öğretmen, adliyeci, ve memurlar da hür sendikalar, serbest birlikler, cemiyetier, kulüpler ile cihazlanacaklar. O sayede en cılız kişi bile teşkilâtına arkasını dayayarak, hakkını yorulmadan arıyacak. Dağınık millet, en tabiî haklarını arayamayan mazlum millet kavramı kalkacak.

9 - KOOPERATİFLER üzerinde bilhassa durulacak. Kooperatif, merasimi yıllarca süren, ağır masraflı teşebbüs halinden çıkacak. Halkın en geniş yığınları kendi teşebbüsleri ve kontrolları altında birleşecekler. Tüketim kooperatifleri iç ticaretin tanziminde esas rolü oynıyarak bir taraftan vurgunculuğu imkânsızlaştıracak, öte taraftan darmadağınık ufak sermayecilikleri üretime katılmak üzere serbestleştirecek. Kredi kooperatifleri, halkın 'köy bankası' adını takacağı şekilde tefeci ve bezirgân dümeni olmaktan çıkacak. Üretim kooperatifleri, öncekilerle işbirliği ederek, köyde, şehirde küçük üretmenleri en modern teknik ve usüllerle yükseltecek.

HÜRRİYET MÜEYYİDESİ: Adalet bağımsızlığı

10 - HAKİMLER: Ölü formül olarak bırakılan Anayasamızın 'Millet adına yargılama' buyruğunu diriltip işletmek için Millet tarafından seçilecekler. Asker-sivil adalet ikiliği kalkacak:

11- HUKUKÇU SENDİKALARI savcılar ve avukatlar da dahil, bütün meslekten adliyecilerin sicil, terfi testlerini hazırlayacak ve mesleki menfaatlarını koruyacak.

12 - ADALET KONGRESİ: Her yıl, bütün hukukçuları toplandırıp mevzuatımızın genel gidiş ve uygulaması üzerinde etütler yapacak ve ANAYASA MAHKEMESİ'nin antidemokratik konulardaki çalışmalarını inceliyecek.

13 - SUÇ'ların basın ve siyaset çeşitleri ayrılıp, mutlak surette açık oturumlarda yargılanacak. Cezaevleri, terbiyeci bir müdürle selfguvernement (kendi kendini yönetim) . usulünce idareye tabi tutularak, çalışma esasına bir o kadar kültür eklenecek. Her medeni ülkede şart olan rejim-politik uygulanacak: Siyasî suçlarda mutlak surette ve adi suçların dahi iş ve kültür testlerine uymuş bulunanlarında sabıka denilen lânet damgası kaldırılacak. Irz suçu dışında idam cezası olmıyacak.

14 - JÜRİ usulü bütün mahkemelere sokulacak. Köyler ve uzak semtler için BİNDİRİLMİŞ MAHKEMELER bulunacak. Geçim endeksine kadar gelirlilere bedava dilekçe ve dâva hakkı gibi, hukukçu sendikalarında bağımsızlığını kazanmış, geçimini hak sigortaları cihetinden sağlamış bedava avukat imkanı da verilecek.

HÜRRİYETİN BEŞİĞİ: Kültür bağımsızlığı

15 - Hak arıyan adliyeci gibi, HAKİKAT arıyan ve İNSAN YARATAN öğretim, eğitim ve bilim cihazlarımız da, ülkemizde gerçekten KEŞİF ve İCAT ruhunu beslemek için tam istiklâle kavuşacak. Bütün eğitmen, öğretmen ve profesörler; KENDİ KÜLTÜR SENDİKALARI'nda şahsiyetlerini ve menfaatlerini koruyacaklar. Hükümet, bir öğretim kanunu ile, öğretim kollarını, öğretmen vasıflarını, okul masraflarını belirtmekle kalacak ve özel müfettişleriyle yalnız o kanunun uygulanmasını kontrol edecek. Başka şekilde, öğreticilerin hayat, istikbal ve faaliyetlerine karışmıyacak.

16 - ÖĞRETİM SİSTEMİ. Bilhassa kol işiyle kafa işi arasındaki uçurumu doldurma hedefini güdecek. İLKOKULLAR.: Çevre üretimlerinin tarla veya fabrika ve ilh.. sistemine göre.. TEKNİK ve ORTAOKULLAR: Memleket sanayi plânında ayrılmış o yerin pratik iktisadi ihtiyaçlarına göre programlanacak. YÜKSEK ÖĞRENİM: yabancı yayınları aşırmalarla rızıklanan kürsü ötülgenliği yerine, memleketimizin yerüstü, yeraltı, insan, hayvan bütün varlıklarını inceliyerek, ekonomi ve üretim şartlarımızı geliştirmiye fiilen yarar ORİJİNAL emeği geçirecek; lâboratuvarını tarlalarımıza ve atelyelerimize bağlıyarak BİLİM YAPMA görevini sınaî kalkınma hamlemizle taçlandıracak.

17 - Öğretim DEMOKRATLAŞTIRILACAK. Ezberciliğe değil, güçlükler karşısında çözüm yolları bulma, yani hafıza yerine yaratıcı zekâyı işletme prensibi, öğretim ve eğitimin baş prensibi olacak. Ismarlama ayakkabı gibi her öğrenciye, kişiliğini ezmiyen ısmarlama eğitim güdülecek. 'Fazla diplomalı bize gerekmez' kaygısı ile, İMTİHAN'lar öğrenci 'turnikesi', yahut salhanesi haline sokulmıyacak. Dönen öğrenci nisbeti öğretmenin, öğretim sisteminin ve öğretim araçlarının nitelikleri ile kıyaslanacak ve testlere girecek. Öğretimin her kademesine her yaş ve cinsten her vatandaş imtihan vermek şartı ile girip belge alabilecek. Her yerde gece-gündüz işleyen HALK ÜNİVERSİTELERİ kurulacak.

HÜRRİYETİN KONTROLU: Prensip Basın - Yayını

18 - Kanunlar, hiç bir prensip ve fikir tartışmasını önliyemiyecek. Basında küfür ve şahsiyat ifratı ile en hayatî meselelerde gerçeği saklama (susuş kumkuması) tefritini gidermek üzere, ilk tedbir: Bütün yazarlar sendikalandırılacaklar, ve halk hizmeti gören gazetelerin fikri ve idari istikametlerinde oy sahibi edilecekler. İlâncılık millileştirilecek. Basın-Yayın (Radyo, Televizyon, Sinema ve Tiyatro dahil) halk kuruluşlarının ortak yönetimine verilecek. Cinayet ve açık saçıklık edebiyatı durdurulacak, oradan tasarruf edilen milli enerjiler insancıllığa ve ülkücülüğe yükseltilerek, üretim hayatımızı, iş kahramanlarımızı belirten konulara aktarılacak.

HÜRRİYETİN UYGULAMASI: Hoşgörü ve Sağlık

19 - HÜKÜMET TARZI: Milli Mücadele'nin ilk yıllarındaki eleştiriye katlanma ruhuna sadık kalacak. Basma kalıp damga ve umacı politikası ile yıldırma usülleri kaldırılacak. Bakanların kanunüstü durumlarına son verilecek; aylık ve ödenek Millet Vekilininkinden farklı olmıyacak, yolluk orta bir memura verilenden yukarı çıkmıyacak. Birinci Büyük Millet Meclisi'nde olduğu gibi, her bakan Meclis önünde teker teker sorumlu olarak seçilecek.

20 - MEMUR'ların kendi kendilerini yetiştirip, menfaatlerini koruyacakları MEMUR SENDİKALARI kurulacak. DEVLET Mensuplarının karınları ve kafaları doyurularak halk hizmetinde verimleri arttırılacak. Memurla sivil vatandaş arasında adalet ikiliği ve hak uçurumu kaldırılacak.

21 - Çok eski zamandan kalma VALİ, KAYMAKAM, NAHİYE MÜDÜRÜ gibi Saltanat Makamları kaldırılacak. Yerlerine, Batı Demokrasilerindeki gibi veya muhtarlarımız gibi, halk tarafından seçilmiş mahalli idareciler geçecek; mahalli polis o seçme idarecilerin emrine verilecek.

22 - ANAYASAMIZIN kamu hukuku maddeleri ile, İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ hükümleri, kısıntısız olarak, kitaptan hayata geçirilecek. Her alanda, kapı-komşumuz ve tarihcil yoldaşımız olan Yakın Doğu Halklarıyla bilhassa işbirliğine gidilecek.

23 - SAĞLIK işleri, kültür ve adaletimiz gibi, başlı başına bir kanunla hekim ve hasta bakıcı sendikaları yardımı ile, bağımsız millî iradeye kavuşacak, AİLE HEKİMLİĞİ kurumu kurulacak ve her yuvayı tabiî abone sayıp; ırk sağlık-korumasını geliştirecek. Hastaneler tıp ve halk kuruluşlarının kontrolu ve seçimiyle idare edilecek.

24- SPOR: Kulüplerimizin memleket ve dünya ölçüsünde tam hareket serbestlikleri tanınacak. Spor, kalbi ve öteki içorganları yıpratan, zekâ aleyhine adale urlaşmasına yol açan ve birkaç 'kahraman' yetiştirmek için yüz binlerce kişiyi seyirci durumunda battallaştıran kumarlaştırılmış şeklinden çıkarılacak. Sporla hareketlerimiz şiirleşecek ve zekâmız toplumcullaşacak. Milyonlarımızın Beden ve Beyin uyumunu arttırmak için, her çağda ve her sağlıkta vatandaşa spor alanı, âleti ve imkânı sağlanacak.

HÜRRİYETİN GÜCÜ: Demokratik Ordu

25 - Modern orduda her tek erin bilinci zaferi yarattığına göre: bilfiil çalışanlar askere gidince, geride kalanlarına en az geçim endeksine eşit yardım yapılacak. Terhis edilince makul tazminat ödenecek. Hizmet ocağı, toplumcul + teknik + Kuvayimilliyeci okul haline getirilecek.

HÜRRİYETİN SENBOLÜ: Müdahalesiz vicdan

26 - Her yurttaş, yer, içerken olduğu gibi, dinî ve manevî ihtiyaçlarını giderirken devlet veya kişi karışmasına uğramıyacak..

HÜRRİYETİN DÜNYASI: Gerçekçi dış siyaset

27 - Hiç bir soyut fikre, ölü düstura ve kuruntu duyguya kapılmayacağız. Kim, ağır sanayi hamlemizi hakkıyle desteklemek üzere, en az faizle en uygun yardımı yaparsa (Yabancı Sermaye maddemize bakıla) onunla dost olacağız. Cihana, O.İ.T.'nin (Milletlerarası İş Teşkilâtı'nın) anatüzük girişini hatırlatacağız.
'Fukaralık nerede bulunursa bulunsun, herkesin refahı için bir tehlikedir.'

HÜRRİYETİN RAKAMI: Toplumcul istatistik

28 - Türkiye'mizde olanları peçeleyip tedbirleri felce uğratan en derebeğice zulümlerden biri de 'RAKAMLARIN İSTİBDADI'dır. İstatistiklerimizde geçim seviyeleri, gelir basamakları, üretim, teknik, aile ve teşkilât dereceleri belirtilecek. Böylelikle hem medeniyet aşkımız özentilikten kurtarılacak, hem hükümetimiz kör yoklamaları ile bocalamama imkânını bulacak, hem de milletimiz, alın yazısını düzeltme çarelerini kavrıyacak.


KISIM: II

EKONOMİ (İktisadiyat)

Bugün bin vatandaşımız içinde dokuzyüz doksan altısının uykusunu kaçıran iki müzmin illetimiz var: 1 - İşsizlik korkusu, 2 - Pahalılık kâbusu.

BİRİNCİ ÇİZİ

İŞSİZLİK

GEREKÇE: İşsizlik 'ÜMMÜLHÂBÂİS = KÖTÜLÜKLERİN ANASI'dır. Yarım milyon sanayi işçimiz varken: 'Bütün yurt mâhkemelerine bir yılda bir milyona yakın iş gelmekte' idi. (Ulus, 21.12.1946) Bugün, resmî açıklamalara göre açık işsizlerimizin sayısı 5 milyona yaklaşıyor. Mahkemeler ve hapishaneler dolup taşıyor. Ona karşılık tütün tüketimi 1938'in 12 ayında 13,5 milyon kilodan 1942'nin yalnız 5 ayında 17,5 milyon kiloya çıkar. Bakanlarımız bile, açıkça: 'Millet kendini içkiye verdi' diyorlar. 1938 den 1939'a kadar teşviki sanayi işletmelerinin ürünü % 16, suçlar % 31 artar. Bütün bu hal, işsizliğin millete dayattığı taksitli intihardır. Hapishaneyi (16 yaşındaki Necdet gibi) 'cennet' sayan işsizler ülkesindeyiz. Onun için, vatanımızın can düşmanı işsizliğe karşı MUKADDES CİHAD ilân etmek boynumuza borçtur.

1 - MUKADDES CİHAD İLÂNI: Bütün memleket radyoları ve bekçileri, sabah, akşam ezanlarından sonra, şehir ve köy meydanlarında şu büyük millî gerçeği her gün haykıracaklar:

'Tarlada, fabrikada, karada, denizde, havada çalışmak: masa başında; salonda, sarayda oturmaktan çok daha üstün şereflidir! ..'

'İnsan için, işten gayrısı yalandır! '

2 - İŞSİZE SES: En büyük, şehirlerimizin en kıyı mahallelerinden, en ücra köyümüzün dağ başına kadar, her nerede bir tek yurttaş işsiz kalırsa, orada, özel, resmî, bütün telefon, telgraf ve ulaşım araçları derhal, bedavadan o yurtdaşa açık tutulacak. Masraflar belediyelerce ödenecek.

3 - İŞSİZE İMDAT: İşsizliğe karşı mücadele için, köylere kadar otomatik işleyen bağımsız halk teşekkülleri kurulacak. Yangın çıktığı vakit, bütün taşıtlar nasıl itfaiyeye yol veriyorsa, tıpkı öyle, bir işsizin haberi geldi mi, tekmil devlet cihazı ile halk ve belediye kuruluşları, işsiz vatandaşın imdadına, yangına koşarca, yıldırım süratile koşacak. İşsizliğin görüldüğü ocağa veba girmiş, zelzele çarpmış, bomba düşmüş gibi, yardım ekipleri yarışacak. Hükümetin birinci görevi: Eşkiya bastırmaktan önce, işsize iş bulmak olacak.

4 - İŞSİZE TAZMİNAT: İşsizlik, toplum halinde yaşayan hiç kimsenin tek başına kabahati olmadığı için, her işsize iş bulamayan ilgili teşekkül ve kurumlar, en az geçime elverişli bir ücret ve tazminat ödeyecek. Bu hususta ihmali görülenler, başta Cumhurbaşkanı ve Bakanlar gelmek, bütün devlet erkânı da dahil olmak üzere, zincirleme kendi ceplerinden işsizlik tazminatını ödemeye (sembolik mahiyette olsun) katılacaklar.

5 - İŞSİZE İŞ: Memleketimizden her yıl ihraç edilen 80-90 milyon kilo üzüm, 30-40 milyon kilo incir, 70-80 milyon kilo tütün, hatta maden ve benzeri birçok ilk ve ham maddeler, dış pazarlara gitmezden önce kendi işçilerimizce âzamî derecede elden geçirilip işlenecek, standartize edilecek. Bu suretle, hem kalitesi yükselecek mallarımıza daha çok müşteri bulunacak; hem hayat pahamızı arttırmakta hayli rol oynayan döviz açığımız kapanacak; hem de kendi işçilerimiz eli böğründe beklerken, başkalarına iş vermek durumundan kurtulunacak.

İKİNCİ ÇİZİ

PAHALILIK

GEREKÇE: Hayatın pahalanması: Fiyat rakamının şu veya bu olması değil, vatandaş geliri ile alım gücünün düşük ve iratçılık ile devlet giderlerinin yüksek olmasıdır. Onun için:

1 - GELİR POLİTİKASI: Memleketin her bölgesi için özel GEÇİM ENDEKSLERİ çizilecek. Endeksleri, yalnız bakanlık veya ticaret odaları değil; İşçi, memur, esnaf, aydın, kadın ve köylü teşekkülleri de hazırlayacak. Her vatandaşın EN AZ GELİRİ o geçim endekslerine göre uygulanacak.

2 - FİYAT POLİTİKASI: Vatandaş ihtiyaçlarından hangi kısmının, vatandaşın enaz gelirinden ne kadarı ile karşılanacağı, barometrenin ibresi gibi, gözönünde tutulacak. Meselâ: Kira, ısıtma, aydınlatma, su, radyo masraflarını içine alan BARINMA giderleri, vatandaş gelirinin en çok 10'da birini; yiyecek, içecek masrafları en çok 6'da birini; devlet masrafları ve vergiler en çok 10'da birini geçmiyecek. Bugünkü hesaba göre: Geçim endeksine kadar olan gelirlerde vergilerimiz yarı yarıya, kiralarımız beşte birinden onda birine kadar indirilecek.

3 - İRAT POLİTİKASI: Kiralar iki cins akara (yani, kira getiren mülklere) göre ayarlanacak.
a) İhtiyaç akarı: İşçi, memur ve esnafın aile tasarrufu ile kurdukları yapılardır. Bunlarda bütün kiralar, geçim endeksine ulaşıncaya kadar, serbest bırakılacak.
b) İrat akarı: Geçim endeksinden yukarı gelir sağlayan kira yerleridir. Bu akarın kira hadlerini ev-kadınları temsilcileriyle tüketmen kuruluşları takdir edeceklerdir. Anlaşmazlık çıkarsa, jürili mahkeme karar verecektir. Yıllık kira, gerçek bina maliyetinin 20'de birinden yukarı çıkarılmayacaktır.

4- DEVLET POLİTİKASI: a) Vasıtalı vergiler, Türkiye'de 13 yılda bütçenin yarısından üçte ikisine çıktığından, ilk hedef olarak bu nisbet tersine çevrilecek.
b) Vasıtasız vergiler: Geçim endeksi derecesine kadar olan gelirlerden alınmayacak: Ondan yukarısında ilerleyici vergi (bugünkü rayiçle: 5.000 - liradan yüzde 5; 10.000 liradan yüzde 15; 50.000 liradan yüzde 35; 100.000 liradan yüzde 75 ve. ilh.) alınacak.
c) Bütçedeki, her tek milyon masraf, fiyatları iki milyon yükselttiğine göre, bütçeyi ilk merhalede beşte bir azaltarak, 'emsâl üssü' yoluyla fiyatların en az üçte bir düşmesi sağlanacak.
d) Enflasyon: On yılda onbeş misli kâğıt para arttıran usul kaldırılacak.
e) Devletin ürettiği mallar: İşverenlere maliyetinden ucuz, Halka pahalı satılmayacak.

5 - HALK POLİTİKASI: a) Halk teşkilâtı: İşçi, köylü, memur, esnaf, aydın bütün meslek zümrelerimiz 'Merih' yıldızından uzman getirtmeyi beklemeden, kendi teşebbüs ve kontrollarile TÜKETİM KOOPERATİFLERİ halinde teşkilâtlandırılacak.
b) Fiyat Kontrolü işi: Memur ve tüccarlardan alınıp, anılan halk ve kadın temsilcileri ve kuruluşlarına verilecek.
c) Mesken işi: Bir zaman büyük şehirlerimizde yangına karşı zengin, fakir herkesin katıldığı gönüllü teşekküller nasıl var idiyse, tıpkı öyle, evsizlere imece yoluyla inşaat seferberliği bir çeşit gönüllü millî spor derecesine çıkarılacak. Maliyeti çok, ömrü az, sağlığa aykırı izbecikler yerine, sokakları şakülileştiren ucuz, konforlu, blok inşaat: Halk Kuruluşları, Belediyeler ve Devletçe desteklenecek.
d) Büyük Vurgunla Mücadele: Esnafcık 10 kuruşluk malı 15'e satınca, memurcuk 100 kuruşu zimmetine geçirince nasıl mahkemeye düşüyorsa, tıpkı öyle; 7 üzüm tüccarının kayrılarak, bir kalemde 6-7 şer milyon kazanması, Bir milyon vatandaşın fındığına yarı fiyat verilip, iki misli kâr edilmesi, bir bankerin 3 günde söylenti ile 4-5 milyon lira vurması, 23 milyon köylünün buğdayından 3 yabancı, 3 yerli firmanın 300-350 milyon ele geçirmesi gibi vurgunlar da normal ticaret icabı sayılmayarak adalete teslim edilecek.

BİRİNCİ SONUÇ

SANAYİLEŞME

GEREKÇE:

İşsizliği bir numaralı düşman ilân etmek, hayat pahalılığını karantinaya almak, ortadan kaldırmaya yetmez. Her iki âfetin kökü: Sanayileşme tempomuzun yavaşlığında gizlenir. Müzmin üretim kıtlığı: İşsizliği, işsizlik: Çalışanların kazanç düşüklüğünü peşinden sürükler. O zaman, işsizlikle pahalılık birbirini doğuran rezil çenber halinde vatandaşların boyunlarına asılmış lânet halkası olur. Netekim:

1- HAYAT PAHASINDAN EN AZ ETKİLENENLER SANAYİ MEMLEKETLERİDİR: İkinci Emperyalist Savaşta (1939 ilâ 1942) hayat pahası: Yüzde hesabiyle, savaşa giren İngiltere'de 17, Almanya'da 8 iken, Türkiye'de 500'ü buldu. Macaristan'da 44, Bulgaristan'da 54 idi. Savaşa girmemiş vatanımızın, savaş görmüş küçük komşularından 8-10 misli, büyük batılılardan 30-60 misli fazla pahalılığa boğulması, dizginsiz bezirgân ve tefeci ilişkileri gibi ekonomik ve toplumcul bir çok sebepler yanında, bilhassa üretimimizin modernleşmemiş olmasından ileri gelir.

2 - İŞSİZLİĞE ÇARE, İŞ HACMİNİ GERÇEKTEN GENİŞLETMEKTİR. Bizde yapıldığı gibi, işsizlik tehdidi altında bir kısım çalışanları günde 13 saat yıpratırken, öteki kısmını yarım gündelikle kısmî işsizliğe mahkûm etmek, işsize iş bulmak sayılamaz. Bir yumurtayı 10 kişiye taşıtmamak veya işçiyi takatı üstünde yorgunlukla ezmemek için, tek çare, memlekette iş hacmini sahiden genişletecek daima artan hızlı sanayileşmedir.
Batının 400 yılda aştığı basamakları biz birkaç 4 yılda atlamaya mecburuz. Bu mecburiyetlere inanarak, her toplumcul sınıf, zümre ve tabakanın en vatansever, en namuslu, en canlı ve en ileri unsurlarını feragatle içine alan genel bir millî seferberlik açmaya mecburuz. Birinci Emperyalist Savaştan sonra İSTİKLÂLİMİZİ kurtarmak için, nasıl demir çarık, demir asâ, Batılılara Karşı Birinci Kuvayimilliye hareketimizi başardıysak, aynı imanla bugün de İSTİKBALİMİZİ KURTARMAK için, BATILILAR DERECESİNE yücelmeyi hedef tutan Ekonomik bir kutsal cihada, İkinci SINAİ KUVAİMİLLİYE hareketine mecburuz. Türkiye'nin sanayileşmesine hiçbir parti muhalif değil. Fakat, bütün kurulu partilerden ayrıldığımız iki ana prensip var:

1 - TEMEL FARKI: Başka partiler, yabancı uzmanlara uyup, küçük sanayi ile çöplenmemizi, makineleri dışarıdan getirmemizi yeter buluyorlar. Vatan Partisi ağır BÜYÜK SANAYİİ, modernleşmemizin temeli ve mihveri sayar.

2 - USUL FARKI: Başka partiler, yukarıdan, kırtasiyeci bezirgân durgunluğuna yaslanarak, kaplumbağa yavaşlığı ile gidişimizi yeter buluyorlar. Vatan Partisi, birkaç yılda çağ değiştiren Kuvayımilliyeci geleneğimize lâyık bir hamle ile, çalışan halkımızın feragatli dinamizmini hareketimize motor yapmak istiyor. Halkı, iktidara kadar üzerine binilip, iktidara gelince geri çevrilen bir araba değil, ekonomik ve toplumcul hayatımızın özü sayıyor.
Tarımımızı dahi ilerletmek için, vatanımızda AĞIR SANAYİ önce zaruridir. Çünkü: Makine yapan memleket, yapamıyanı haraca bağlayabilir. Sonra, bizde ağır sanayi mümkündür de. 1950 yılında sanayi üretimimiz; ihtiyaçlarımızın 3'de ikisini, çelik, makine ve kimya üretimi, ihtiyaçlarımızın 3'te birini karşılıyordu. Ne çare ki, sanayi faaliyetimiz 1938 yılı yüzde 15,6 iken, 1952 yılı 12,9 a, 1974 yılı 11.2'ye düştü. Bu nisbet sömürge Tayland'da 14.8, Filipin'de 18.5, Yunanistan'da 23.9 iken, bizdeki gerisin geri gidiş: CHP'nin DEVLET KAPİTALİZMİ gibi, DP LİBERALİZMİ'nin (!) de 'plânlı KARMA EKONOMİCİLİK'in de derdimize deva bulamadığını gösterir.

ELVERİŞLİ SERMAYE

1 - ÖZEL SERMAYE: Vergi kaçakçılığı uğruna, üretimimizi tahta perdeciklerle bölük pörçük eden, verem yuvası işletmeleri toplum bünyemizde çıban gibi açan BESLEME SANAYİ himaye değil, tasfiye edilecek. Vatanımıza en modern sanayii getirecek şahsi teşebbüsler teşvik görecek.

2 - YABANCI SERMAYE: Siyasî müdahale ve ekonomik imtiyaz istemeyecek. Ağır sanayimize tekniğin son sözünü getirecek. Geldiği ülkedekinden düşük ücret ve çalışma şartları öne sürmeyecek. Medenî milletlerdeki rayiçten üstün faiz ve kâr almayacak. 10 yıl sonunda, (amortismanını bitirip) işletmeyi Türkiye halkına devredecek.

BİLİNÇLİ TİCARET

3 - DIŞ TİCARET: Yalnız malımızı alanın değil, malımızı değerile alanın malı, milletlerarası eksiltme yoluyla alınacak. Ömrü altı ayı geçmeyen ve vurgunculuğun balık avladığı bulanık su haline gelmiş dış ticaret rejimleriyle zaten bozuk ticarî dengemiz mahvedilmeyecek. İthalât ihtiyaçlarımız, açıkça belli sanayileşme plânımıza göre istikrarlı mertebeler zincirine konarak TAHSİSAT keyfî idaresi imkânsızlaştırılacak. Lükse haraç ödenmeyecek. Yabancı fatura hileleri, dış ticaret ataşelerimizle sıkı kontrol edilecek. Hilenin önüne geçilemeyen branşlar, millileştirilecek. Dış ödemeler dünyanın en pahalı değil, en ucuz dövizi ile yapılarak enaz 800 milyon tasarruf yapılacak. Döviz kaçakçılığını besleyen acentelikler kamulaştırılarak, en az 4 milyarlık ödeme açığımız kapatılacak. Demir, çelik ve makine ithalâtı kamulaştırılarak, uluslararası eksiltme yoluyla en az 3 milyarlık ithalâtçı ve toptancı kârı ağır sanayimize ayrılacak: Devlet tekelindeki ürünlerin ihracatı, üretmen sendika ve teşekküllerinin kontrolu altında devlet eliyle yapılarak, hem bitmez dedikodular durdurulacak, hem, her yıl en az 3 milyarlık ihracatçı kârı gene sanayimize yatırılacak. Böylece, yalnız dış ticaret kanalıyla 9-10 milyar millî tutumluluğumuz millet kalkınmasına yarayacak.

4 - İÇ TİCARET: Millî sermayemizi çarçur eden başıbozukca israflar önlenecek. Her yıl, milyarlarca liramızı üretim dışı bırakan reklâm masrafları yerine, en iktisatlı tanıtma ve satma cihazı olan kooperatifler kurulacak. Küçük tasarruflar, büyük üretime teşvik edilecek. İratcılığı ve müflis bezirgânlığı himaye eden gelenekleri giderecek usul ve kanunlar konulacak. Her köşede bir sarraf gibi emlâk ve arazi havaoyunu ile ikramiye kumarını kışkırtan değer yaratmaz tenbel iratçılığı ağır vergilere tabi tutulacak. DEVLET BANKALARI: Bir taraftan millî sanayileşme plânımızı desteklerken, diğer taraftan küçük şehir ve köy üretmenlerini üretim kooperatiflerine çeken ilk madde ve apre istasyonlariyle verimlendirecek. ÖZEL BANKALAR'dan her biri, mevduatlarını, kendi seçecekleri üretim dallarında, para sahipleri için de daha istikrarlı bir verim sağlayacak olan üretim seferberliğimize destek yapacaklardır.

UCUZ DEVLET

5- UCUZ İDARE: Devlet, belediye, özel idare ve her türlü mahalli bütçelerle, her türlü Devlet ve yarı-resmi ekonomi kuruluşlarında fuzuli, kırtasiyeci lükse, mirasyedice israflara son verilecek. Batakçı DP bile iktidara gelirken 1,5 milyarlık bütçede 300 milyon lira (yani,5'te bir) tasarruf imkânı bulduğuna göre: Masraflar en az dörtte bir kısılacak; on yılda 8 misli artarak fiyatları yirmibeş misli pahalandırmış bulunan müsrif bütçe usûlü kaldırılacak.

6- VERİMLİ MEMUR: Millî mücadeleyi zafere götüren hükümet kadroları bütçemizin % 3 ilâ 5'ini tuttuğuna göre, bu ilk Kuvayimilliyeci: uygun devlet geleneğimiz ideal sayılacak. Para enflasyonu ile atbaşı giden MEMUR ENFLASYONU durdurulacak. Fiili üretimde daha yüksek hayat standardı sağlanarak, esasen ezici çoğunluğu üretimden sun'î olarak koparılmış bulunan memurlara gönüllü olarak katılacakları büyük sanayi cephemizde gerçekten yaratma alanı açılacak. Memurların hem bedenleri MASABENTLİK'in binbir sancılı artritizm illetinden korunacak, hem ruhları olumlu değer yaratıcılığın manevî saadetile yücelecek.
Başta bakanlar gelmek üzere, büyük memurlara: İsveç'in tramvayda ölen Başbakanı; karısı hem öğretmenlik, hem ev işleri görürken, kendisi de her sabah bisikletle Bakanlığa giden Savunma Bakanı örnek tutularak, barem yapılacak. Büyük memurlar lehine küçüklerin tırpanlanması usulleri kaldırılacak. Tek tek memurların aylıklarında millî gelire göre meydana gelen alçalma önlenecek. Böylelikle, kafa ve mideleri doyurulan memurlardan bazılarının sürçmeleri önlenecek. Memurun yükselme ve gönenmesinde, neçelik yerine niceliğe (Kaliteye) önem verilecek; fişlerle test usulü esas tutulup, memur sendikaları söz sahibi edilerek; azil ve tâyinlerde kişicil ve indî etkilere set çekilecek.

BÜYÜK SANAYİ

7 - İKTİSADİ MİLLET KURULUŞLARI: Büyük sanayimizde çalışanların yüzde altmışını benimsemiş İktisadi Devlet Teşekküllerinin yönetimine (Bugün olduğu gibi Finans-Kapitâl Tekelleri ve Bankalar değil) Halk Kuruluşları katılacak. Hesapları Sayıştay vizesinden geçecek. Her işletmenin teknik ve idari güdümünde, İşçi Temsilcileri çoğunlukta olacak.

8 - PLANLI BÜYÜK SANAYİ: Ucuz devlet, bilinçli ticaret kanallarından ve toprak reformundan doğacak tasarruf ve döviz fonlarına dayanarak, bir Meclis devresi olan 4 yıl için, 18 milyar liralık Birinci Ağır Sanayi Plânı kurulacak. Şimdiki bütçemizin en az 20'de biri ile 5 milyarlık motor, 5 milyarlık tersane, 4 milyarlık oto-traktör, 4 milyarlık tarım ve sanayi makineleri fabrikaları kurulacak. 2'nci dört yılda sanayiye elverişli atom pilleri, kimya işletmeleri, elektrik santralları kurulacak. Milletlerarası eksiltme yolu ile, hiçbir batıl itikatla, bönyargıyla kösteklenmeksizin, sermaye gelmediği zaman patent ve ihtisas parayla satın alınacak.

İKİNCİ SONUÇ

İŞÇİ MESELESİ

GEREKÇE: Üretimimizin modernleşmesi, yalnız makina ve usullerimizi ele almakla gerçekleşemez. İyi aletsiz ve usulsüz insan çalıştırmak nasıl geriliği ebedileştirirse, tıpkı öyle, insanı bilinçsiz makine gibi kullanmaya kalkışmak da, en değerli millî zenginliğimizin, yani işgücümüzün önce verimini alçaltır; sonra da asıl korkulan tehlikeyi: Makine düşmanlığını getirir. Netekim, yıllardan beri tarım ve sanayide makineleşmeyi ilerletemeyişimizin baş sebebi: Şehirde, köyde mutlak sömürüyü; az ücretle çok çalıştırmayı kaldıramamış bulunmamızdır. Batıda, işçilerin mutlak sömürüye karşı direnmeleri başladıktan sonradır ki, işverenler kârlarını daha mükemmel makinelerle üretim yapmaktan başka yolda bulamıyacaklarını anlamışlar, ve o işçi zoruyla, bugünkü şahika makina medeniyeti yükselebilmiştir. Onun için, hükümetimizin de dahil bulunduğu OİT'nin Birleşik Milletler Sosyal ve Ekonomik Şûrasına verdiği raporda bile şöyle denir: 'Çalışan sınıfların hayat şartlarının düzeltilmesi 'iktisadî kalkınmanın birinci hedefidir.' İş şartları ve sosyal şartlar düzelmedikçe, yeni malzemeler verilmesi ve en iyi üretim usullerinin kullanılması beklenen bütün neticeleri hasıl etmiyecektir.'

'Birçok kimseler için adaletsizliği, yoksulluğu ve mahrûmiyeti kaplayan iş şartları, öyle bir hoşnutsuzluk yaratır ki, bu durum: barışı, Cihan Ahengini tehlikeye sokabilir.'

1 - SİYASET: Nüfus artışımızın 20 misli çabuklukla artan, en uyanık, ve en teşkilât kabiliyetli (teşkilâtlanmaya ve teşkilâtlamaya en yetenekli) toplumcul kümemiz: İŞÇİ SINIFIMIZ, siyasetimize kuyruk değil, BAŞ olacak.. Türkiye Halkı: Siyaseti günlük ekmeği kadar ciddiyetle benimseyen işçi evlâtlarına, bütün demokratik haklarımızla beraber, memleket hayrına ekonomik hayatımızı da (bütün çalışanlarımız gibi) aşağıdan kontrol etme hürriyetini de vererek, milli sanayimizin Batılı ülkeler derecesinde verimli ve yüksek olmasını sağlayacak.

2 - SENDİKA: Türkiye'de bir sendikalar meselesi değil, sendikalar faciası vardır. Sendikalar Devlet içinde özel bir Devletçilik haline getirilmiştir. Bir yol Sendikaya yazılan işçi, ömür boyunca o sendikanın 'tebaa'sı durumuna giriyor, uygunsuzluk görüp çıktığı zaman bile 'dayanışma aidatı' adıyla vergi ödemek zorunda kalıyor. Sendika aidatını işçinin kendi eliyle vermesine bile izin verilmiyor. Devlet yılda iki öğün vergi alır; sendika, her ay başı alacağını hazırca kesilmiş, biçilmiş olarak cebinde buluyor. Böylece, işçi sınıfımız sendika gangsterlerine tutsak ve sağmal, vurgunculuğa yem ediliyor.
Vatan Partisi, bu vurguncu sendika gangsterliğine ve sendika faciasına son verecek. Sendika: İşçi sınıfımızın kültür ve bilincini yücelten bir HAYAT OKULU, Millî Mücadele Teşkilâtı olacak. İşçi sigortaları başta gelmek üzere, iş ve işçi hayatımızı ilgilendiren bütün tesisleri kontrol edecek. Ücret kesintileri, tazminatlar, süre uzatmaları ve işten çıkarmalar, sendikaların rızası dışında yapılmıyacak.

3 - İŞÇİ TEMSİLCİLERİ BİRLİKLERİ: Sendikasız işçiler de, seçtikleri temsilciler vasıtası ile, gerek kendi menfaatlerini, gerekse millî üretimimizin ekonomik menfaatlerini güden İşçi Temsilcileri Birlikleri kuracaklar.

4 - ESNAF OLMAYAN İŞÇİLER: Esnaf Dernekleri Kanununun 8'inci maddesi ile eski sistem kuruluşlara ısmarlanan ve işçi nüfusumuzun yarısını tutan gerçek işçi vatandaşlarımız, bağımsız ve hür işçi sendikaları kuracaklar.

5 - DANIŞMA: Ekonomik ve sosyal kanun tasarıları, Ticaret ve Sanayi Odalarından geçtikleri gibi, İşçi Kuruluşlarından da geçecek.

6 - İŞ KANUNU: Yalnız 'Teşviki Sanayi' kuruluşlarile sınırlandırılmayacak özel, resmî, küçük, büyük bütün sanayi işletmeleri gibi, tarımın, ticaretin, kredinin her koluna da yaygınlaştırılacak.

7 - BÜYÜK İŞÇİLER KONGRESİ: Her yıl toplanacak. Bu kongreye Sendikalar gibi İşçi Temsilcileri Birlikleri ve Siyasî Partiler de katılacak. Orada, iş hayatımızı ilgilendiren bütün mevzuat ve meselelere dair teklif ve dilekler hazırlanacak.

8 - KOLLEKTİF İŞ SÖZLEŞMESİ: Batı Avrupa'nın sömürgelerinde bile 1939'dan beri uygulanan toplu ve yazılı iş sözleşmeleri, işçi sendikaları elile, ve az işçili yahut sendikasız yerlerde temsilci birlikleri, yoksa en yakın sendika aracılığı ile yapılacak. Böylece; işverenlerle gangster sendikacılar arasında geçen Yahudi-pazarlıklarında işçinin iki yıllığına köle gibi alınıp satılmasına son verilecek.

9 - MİLLETLERARASI MEVZUAT: Türkiye'nin de imzaladığı O.İ.T. (Milletlerarası İş Teşkilâtı) nın 1914'den beri işsizlik, sağlık, azami süre, asgarî ücret, kadın, çocuk, sigorta ve ilh.. hakkındaki kararları ciddiye alınacak.

10 - İŞ MÜFETTİŞLERİ: Sadece hekimler arasından, İşçi Temsilcileri Birlikleri ve Sendikalar tarafından aday gösterilip, bağımsız Hâkimler Kurulu kararı ile seçilecekler ve azledilecekler. Tek işçi vatandaş dahi, müfettişlere dava açabilecek.

11 - SÜRE: Çabuk yıpranma, damar sertliği, tansiyon, kalp krizlerine karşı tavsiye edilen 5 günlük hafta genelleştirilecek. ('Tanrının haftası yetmiyor artık' Alman İdari Servisleri Baş Hekimi Fulde) . Birinci Emperyalist Savaşta bile yazın 12 kışın 9 saat süren çalışma müddetinin, fiilen 13 saate çıkarılma imkânı kapatılarak, haftada azamî 40 saat iş uygulanacak. Yılda enaz bir ay ücretli tatil verilecek. Emeklilik: işin ağırlığına ve cinsiyete göre hakça uygulanacak. Kadınlarımız: en çok 20 yıllık, erkeklerimiz:,ençok 25 yıllık çalışma ile emekliliğe hak kazanacaklar.

12 - ÜCRET: Birinci Emperyalist Savaşa kıyasla bugün 250 lira olması gereken gündelikler, hayat pahasına göre, enaz iki misline çıkarılacak. Üretimimizin verimi % 12 artarken, ücretler % 11 azaltılmayıp, çoğaltılacak. Kişi emeğinin ve millî verimliliğin zararına olan prim usulü kaldırılacak: Ücretler, her haftabaşı muntazam ödenecek. Genel tatil günleri tam ücretli olacak. O günler çalışana üç gündelik verilecek. İşyerlerine gidiş-dönüşte geçen zaman iş süresinden sayılacak, günde 8 saati geçen çalışmalar % 100 zamlı ödenecek. Kadın, çocuk, din, ırk, hürlük, mahpusluk farklarına bakılmaksızın: AYNI İŞİ görene AYNI ÜCRET verilecek.

13 - GREV: İşverenin kısmî veya tam gizli lokavtlarına hiçbir kanunla mani olunamadığı B. M. Meclisinde dahi belirtildiğine göre, işçilerimizin alınyazıları arz ve talep kanununa bağlı kaldıkça, grev, hem işçilerimizin biricik meşru nefis savunması olacak, hem de işletmelerimizi mutlak sömürü yerine makine kullanmaya sevkederek, millî ilerleme ve refahımızın canlı zembereği haline girecek. Bu kadar önemli bir hak hiçbir alanda, hiçbir bahane ile kısıtlanamıyacak, geciktirilemiyecek, lokavtlar yasaklanacak.

14 - SAĞLIK ŞARTLARI: İş, yalnız yaşama çaresi bir angarya olmaktan çıkıp yaşamanın en manalı şartı ve kişinin yaratma saadeti haline getirilecek. İşçilerimizin yalnız 'Mikrop Yatağı' işyerleri değil, 'Medeniyet Tarihini yalancı çıkaran' barınma yerleri de, iş müfettişi hekimler tarafından gözetilip iyileştirilecek. GECE işinin başlaması ve bitmesi, yazın 18'den 8'e, kışın 17'den 9'a kadar sayılacak. Gece zammı % 50 den az olmayacak.

15 - ANALIK: Daha 1915 yılı sayıları birkaç yüzü geçmiyorken, 10 yılda erkek işçilerin 4'te birini aşan kadın işçilerimize hor bakışlar, vatan hiyaneti sayılacak. Doğumdan iki ay önce sonrası için ücretli izin verilecek. Sütannelik ve sun'î emzirme işlerine Belediye kontrolü ve yardımı sağlanacak. Bütün işyerlerinde, biri yetişemezse birkaç işletme birleşerek, bir tek anne için dahi kreş ve çocuk yuvası kurulacak.

16 - ÇOCUK: Sanayi büyüdükçe okul yerine işe giden çocuklar, esnaf çırağı durumundan kurtarılacak. Çalıştıkları yerde yetiştirilmeleri için, çocuklar yarım günleri normal ücretle fabrika okulunda veya en yakın sanayi bölgesi okulunda öğretim görecekler.

17 - İŞSİZLİK SİGORTASI: İşçi, işsiz kaldıktan sonra dünyanın en güzel sigortalarının dahi uygulanması ve yararı bulunamıyacağına göre, birinci derece önemli olan, asıl işsizliğe karşı sigortalanma, işveren hesabına ve millî ölçüde kurulacak.

18 - KISMİ İŞSİZLİK: Velev tamir, temizleme bahaneleriyle de olsa angarya hizmetler, sendikaların rızası dışında ücret kesintileri yaptırmak gibi, kısmî işsizlik yaratmak da suç sayılacak.

ÜÇÜNCÜ SONUÇ

KÖYLÜ MESELESİ

GEREKÇE: Dünyamızın beşte dördünü tutan geri tarım bölgelerinin ortalama tarım işçisi verimi, ileri memleket tarım işçisinin altıda biri kadardır. Amerika'da 1 tarım işçisi, tarım dışında çalışan '13-14 kişiyi besler'. Türkiye'nin tarımda çalışan altı kişisi, tarım dışında çalışan ancak bir kişiyi besleyebilir. Yani tarımımızın verimi, Amerikadakinin 72 ilâ 84'de biri demektir. Bir vilâyetimiz kadarcık Belçika'da Türkiye nüfusunun 1/4'i yaşıyor. Adam başına iki dönüm toprak ekilebildiği halde Belçika, tarımcıl besinin onda sekizini kendisi yetiştiriyor, hatta bir kısım da tarım ürünü ihraç ediyor. Biz, en az 25 misli toprağımızla, hâlâ yabancıdan buğday sokarak açlıktan kurtuluyoruz. Bu rakamlar, toprak faciamızın dehşetini göstermeye yeter, sanıyoruz.
Halbuki, Amerika'da 111 yıl önce yapılmaktan korkulmamış toprak reformu ile, bugün yalnız boş duran tarlalarımız işlense, yıllık 15 milyon ton fazla buğdayımız olur. Millî gelirimizin ziraat bölümü iki mislinden fazla çoğalır. Fazla ürünün yarısı ihraç edilse, bugünkü bütün ihracatımızdan fazla vatanımıza altın getirir. O dövizle dünyanın muazzam fabrikalarını kurarız. İç pazarlarımızın milyarlarca artan talebi, kurulan yeni sanayimize geniş müşteri olur. Onun için, modernleşmemizin temeli olarak Büyük Sanayimizin tutunmasında birinci şart: İŞÇİ MESELESİ ise, ikinci şart: KÖYLÜ MESELESİ'dir.

KÖYE DEMOKRASİ

1 - KÖY HEYETLERİ: Hükümet veya mütegallibe nüfuzu karışmadan, tam hür seçimlerle kurulacak. Seçilen muhtar ve heyetten herbiri, seçmenlerin beşte birinin isteği ile (Dernekler Kanunu 18. maddesi hükmüne göre) her zaman değiştirilebilecek. Bugün kaymakam emri ile yapıldığı gibi, halkın seçtikleri yukardan azledilmiyecek. Karakol telefon ve telâkileri (haberleşme araçları) , köy heyetlerinin de ulaştırma aracı olacak.

2 - JANDARMA ve MEMUR'ların devlet nüfuzunu kişicil maksatlarda kullanmaları ve 'misafirlik' angaryaları şiddetle yasak edilecek. Köylünün karakol veya memurdan şikâyeti tekrar karakola veya memura havale edilmiyecek.

3 - HER MİLLETVEKİLİ: yüz köyün sırdaşı olacak. O köyler halkıyla mektuplaşıp, sık sık buluşacak. Şikâyetleri yerince inceleyip sonuçlandırmaya çalışacak. Mebusundan memnun olmayan köy, beğendiği mebusu sırdaşlığa kabul edecek.

4 - KÖY GEÇİM ENDEKSİ'nden aşağı seviyeli, fakir köylü ailelerinden vergi alınmayacak.

5 - BİNDİRİLMİŞ MAHKEMELER: Hayvan sırtından helikoptere kadar her araçtan faydalanılarak, şikâyetlere ve dâvalara yerinde, çabuk usulle bakacak. Yalnız suç ve cinayetleri takiple kalmayacak, toprak meselelerini, borç hadlerini, toprak ve su kiralarını kontrol edecek; tefecileri ve vurguncuları koğuşturacak.

6 - KANUNLAR: Köy hayatını ilgilendiren mevzuat tasarıları, ziraat odalarından geçtikleri gibi, aynı haklarla Köylü Kuruluşlarından, Sendikalarından ve Kooperatiflerinden de geçecek. HALK OYLAMASI (Referandum) usulü; şehirler gibi, köyler için de canlı ve işler hale getirilecek.

7 - BİNDİRİLMİŞ SAĞLIK EKİPLERİ: Eczaneyi ameliyethaneyi ve hekimi, hastabakıcıyı köylünün ayağına götürecek. Köy kanununun sağlık maddeleri hekim sendikaları ve odalarınca, köyün ev, su vs. imar işleri mimar, mühendis ve tarım kuruluşları ile köylü birlikleri tarafından hazırlanıp, daima gözönünde uygulanacak.

8 - BİNDİRİLMİŞ KÜLTÜR EKİPLERİ: Beşte biri okuma, yazma bilmeyen köylünün ayağına bütün memleket için sistemli bir plân dahilinde sinema, tiyatro, kütüphane, mevsim okulu vs. götürülecek, böylece hem işsizlikten kırılan aydınlara yararlı iş, ülkü ve ekmek bulunacak; hem köylümüzün en başta üretim bilgisi gelmek üzere, hürriyet eğitimi, hayat aşkı ve siyaset bilinci geliştirilecek.

9 - KÜLTÜR ERLERİ: Okulların tatil aylarında, 500 den yukarı nüfuslu 8000 köyümüze kur'a ile üçer üniversiteli, 500 ilâ 150 nüfuslu 16.000 köyümüze birer üniversiteli ile ikişer liseli gönüllü olarak, belli programlarla yazlığa gönderilecek. Kültür erlerinin geçimleri, asker nafakası ayarında devlet ve belediyelerce ödenecek. Böylelikle, aydın gençliğimiz maddî-manevî sağlık kazanarak, halkı tanıyacak ve memlekete bağlanacak. Eski medreseliler kadarcık olsun, köye boğaz tokluğuna bilgi, teknik, heyecan ve sevgi götürüp, köyün dâvalarını getirecek.

10 - SERBESTLİK: Köylüyü, köy sınırları içerisinde hapseden kast ruhlu kültür ve idare sistemleri kaldırılacak. Herkes gibi köylü de vatanın dilediği köşesine gidip, istediği işe katılabilme imkânları bulacak. Belediyeler, sendikalar ve diğer Halk Kuruluşları köyden şehire akın edenleri derli toplu bir plân ve hazırlıklarla karşılayacak.

TEŞKİLÂT ve EKONOMİ POLİTİKASI

11 - TARIM İŞÇİLERİ SENDİKALARI: Sayıları milyonları aşan yanaşma, götürücü, aylıkçı rençberler ve tarım işçileri iş mevzuatına göre özel sendikalarla toplanacaklar. Çalışma şartları, süreleri, mahallî geçim endekslerine uygun enaz geçim endeksleri belirtilecek. OİT'nin 'Sosyal Adalet İçin' eseri der ki, 'Cihan barışı için sanayi işçilerinin sosyal ilerlemesi kadar, toprak işçilerinin sosyal ilerlemelerinin de esaslı bulunduğunu, 20. Yüzyılımızda görmeyen kimdir? '

12 - TOPRAKSIZ KÖYLÜ BİRLİKLERİ: Toprak reformunda anarşiye ve kırtasiyeciliğe yol açılmaması için temel teşkilât olacak.

13 - TARIM KOOPERATİFLERİ: Köylünün kendisi tarafından kurulup kendisi tarafından kontrol edilecek. Ortak 100'ü geçince binbir güçlük çıkarılmayacak. Bugünkü gibi 22 milyonda 50 bin imtiyazlı kişinin tekelinde, bir çeşit şirket yavrusu olmayacak; milyonlarca üretmeni dağınıklıktan kurtaracak. Şehirle köy arasındaki uçurumu (Felemenk'te olduğu gibi) doldurmaya çalışacak. Kooperatifler, hükümet veya tüccar emrindeki birliklerin kontrolünden kurtarılacak. Büyük Sanayi rekabeti karşısında el ve ev sanayiini kaybeden köylüye, büyük çiftliklere kıyasla daima daha pahalıya malolan malzeme ve eşyaları ucuza mal edecek. Ortaklarına piyasadan pahalı mal satmayacak. Satarken birbirile rekabete düşerek, bereket yıllarını bile felâket yılına çeviren küçük ekincilerin mallarını değeri ile satacak. Ortaklarının malını ölü fiatına almaya kalkışmayacak. Küçük ekinciyi modern üretime (bilim ve tekniğe) kapalı kalmaktan kurtaracak.

MİLLİ BİRLİKLER; Bütün tarımcıl meslek birlikleri, sendikalar, federasyonlar şeklinde, yurt çapında federasyonlar, konfederasyonlar kuracaklar.

14 - KREDİ: Bizim güzel geleneğimize göre, tefecilik ve faizcilik toplumcul haram ve suç olarak en sıkı koğuşturmaya uğratılacak. Bugünkü yüzde 18,5 banka faizi, köy işletmesi kooperatifleştikçe en az haddine indirilecek; büyük çiftlikler için arttırılacak, küçük ekinciye düşürülecek. Öylelikle devlete olan borcun 12 misli, banka borcunun 6 misli olan faizci borçlarıyla köylünün sömürülmesi önlenecek. Üretim Kooperatifleri kanalıyla verilen ödünçlerin taksitleri, ürün alınınca ödenecek. Kredi, takati büyük olan köylülerden çok takatsız köylüye sağlanacak. İpotek ve teminat yerine, kooperatif ve Köy Birliklerinin kefaleti ve sorumluluğu geçecek.

15 - FİYAT POLİTİKASI: On yılda, giyim eşyası 9 misli pahalanırken, tahıl fiyatlarının 4 misli olması gibi tarım ürünleri aleyhine sanayi ürünlerinin fiyat artışı durdurulacak. Köy ürünlerinin gerçek köylü kooperatifleri eliyle ihracatı kolaylaştırılacak; ofisin idare ve kontrolü Köylü Birliklerine bırakılacak. Ofis, kurtlu malları, valilerin bile reddedecekleri kadar pahalıya satan bir kapalı kutu olmaktan çıkarılacak.

Köylümüzün yarısı topraksızlıktan, buğday satın almak zorunda kaldıkça derebeği artığı mütegallibe ile bezirgânların vurgunlarına yol açan aşırı himayeciliğe de kalkılmıyacak. Ancak, modern üretimi küçük ekincilere kadar götürmekle tahılın maliyet fiyatları indirilecek.

KÖYLÜYE TOPRAK

16 - TUTUM: Küçük ekincilerimiz, esasen cılız olan sermayelerini toprak satın almada harcarlarsa, sonraki her teşebbüsleri parasızlıktan felce uğrayacağı için, Amerika'nın 1862 'Homestead kanunu' usullerine göre, topraksız ve yarı göçebe nüfusumuz, orta halli üreticiler durumuna getirilecektir.

17 - SÜRE: 45 yıldır faiz rayici düştükçe pahalılaşan topraklar, tarım makineleştikçe büsbütün ateş pahasına çıkacağından, toprak dağıtımını vurgunculuktan kurtarmak üzere, vakit geçirmeksizin devlet elindeki boş topraklar en geç altı ay içinde istimlâk edilecek. Boş topraklar en geç bir yıl içinde dağıtılacak.

18 - ŞEKİL: 1915 ten beri çıkmış kanunlar memur eliyle bir türlü neticelendirilemediğine ve B. M. Meclisinde bu işi memurların 500 yıldan önce bitiremiyecekleri belirtildiğine göre, Tarım Bakanlığının 8 milyon saydığı topraksız köylülerimizin doğrudan doğruya seçecekleri TOPRAKSIZ KÖYLÜ BİRLİKLERİ kurulacak ve bu teşekküller BİNDİRİLMİŞ MAHKEMELERİN gözetimi altında, yukarıki süreler içinde toprak dağıtımını gerçekleştirecekler.

19 - BOŞ DEVLET TOPRAKLARI: Devlet elindeki en az 14 milyon dönüm boş arazi derhal, 125.695 topraksız rençber ailesinden herbirine, verimlilik derecesi gözönünde tutularak 50 ilâ 70 er dönüm ve pek az topraklı köylü ailelerine o nisbette bedava dağıtılacak. Böylelikle yılda, (çayır, bahçe hariç) yalnız tahıl 7 milyon ton, şimdiki rayiçle 25-27 milyar lira fazla ürün millî gelirimize katılacak, ve aynı nisbette devlete gelir sağlayacak.

20 - BOŞ ÖZEL TOPRAKLAR: 4700 toprak ağası ile, 418 toprak beğinin elindeki arazi, 2,6 milyon köylü ailesi topraklarının 2,5 misli fazla iken, bu arazinin 19 milyonu, ne sahibine ve ne millete hayır getirmez bir halde duracağına, 1938'deki vergi veya kira bedelleri ile istimlâk edilecek. Topraksız ve az topraklı köylü ailesinden her birine 25 ilâ 45 er dönüm dağıtılacak. Böylelikle yılda (çayır, bağ hariç) , yalnız hububat 10 milyon ton, bugünkü rayiçle 35-40 milyar lira fazla ürün millî zenginliğimize katılacak.

Bu topraklar, 50 yıl vadeli ve faizsiz taksitlerle ödenecek. Aile başına 50 dönümden fazla yer için 10 sene vade ile % 2 faiz konulacak.

21 - GASPEDİLMİŞ YERLER: Osmanlı toprak düzeninde 'mirî', 'vakıf', 'metruk'ı, 'mevat' sayılmış yerleri gayri meşru emrivakilerle tasarrufuna geçirmiş olan aşiret reisi, mütegallibe gibi derebeği artıklarının durumları, Bindirilmiş Mahkemeler ve Topraksız Köylü Birliklerince mahallinde incelenecek. Haksız iktisaplar, sahiplerine veya köy tüzel kişiliğine geri verilecek.

22 - EK DÜZEN - Bir asırda bitmiyeceği B. M. Meclisinde belirtilen kadastroyu beklemektense, tarla ve köy sınırları gibi cinayetler kaynağı olmuş durumu, köylü teşekkülleri bindirilmiş mahkemeler nezaretinde düzenliyecek. Büyük arazi tekeli yüzünden hayvan yetiştiriciliği imkânlarını kaybetmiş bulunan köylülere, her köy için gerekli OTLAK ve BALTALIKLAR tesbit edilecek. Kır suları, mutlak adaletle üleştirilip, gerçek ihtiyaca göre sıraya konacak.

EKİNCİLİĞE TEKNİK

GEREKÇE: Büyük çiftliklere nazaran her ayrı küçük ekinci için modern tarım tekniğini ve malzemesini elde etmek ve benimsemek çok pahalı olacağından, şimdiye kadar yurdumuzda denenmiş cihazlanma metodlarımızın olumlu ve mükemmelleştirilmiş uygulanışı bütün yurda yaygınlaştırılacak.

23 - TARIM KOMBİNALARI (Kuruluşlar - bütünü) : İşlenebilir topraklarımızın 5'te dördü boş kaldığına göre, İkinci Cihan Harbi kıtlığımıza çare olan ve kısa zamanda mevcut orta ve büyük arazi sahiplerimizin yekünü kadar ürün yetiştirerek, harp sonu yurdumuzu buğday ihracatçısı yapan TARIM KOMBİNALARI, özel bir kanunla bağımsız iktisadî millet teşekkülleri halinde geliştirilecekler. Ülkücü Fen adamları ile, tarım işçi sendikaları yönetiminde ve devletin yalnız kanunî kontrolü altında, tarımcıl kalkınmamızın modern kaleleri ve örnek çiftlikleri haline getirilecekler.

24 - DEVLET TEKNİĞİNDEN FAYDALANMA: Tarım kombinaları ile Devlet çiftlikleri, komşu köylerin en fakir ekincilerinden başlayarak, orta köylüsüne kadar ki aile topraklarına sürme, ekme, gübreleme, tohum islâhı ve bilimcil usul (metot) yardımlarında bulunacaklar. 1941 yılı 1060 traktörle yalnız kombinalar bile, zirai çevrelere 10'da bire yakın fiili yardımda bulunabildiler. Memlekete 40 bin traktör girdikten sonra dahi yarı boş duran makinaların sayısı bugün 100 bine ulaşmıştır. 4'te 3'ü boş yatan bu makinalar, köydeki tarımcıl üretimimizin, tamamen yeni teknik araçlarla donatılıp verimlendirilmesi için teşkilâtlandırılacak.

25 - ZİRAİ DONATIM KURUMU: 2.2.1943 günü 'Yurt içinde 500 kadar temsilcilerin TÜCCARDAN seçilmesi' kararlaşmışken 51 temsilciliğin zor kurulabilmesi, asıl ilgililerin, yani çalışan köylünün işten uzak tutulması ile açıklanacağına göre, modern tarım tekniğinin kolayca ve ucuzca küçük ekincilerimize kadar ulaşabilmesi için, Donatım Kurumları bezirgân tekelinden çıkarılacak. Bilfiil üretici ekincilerle Topraksız Köylü Birliklerinin yeni bünyeli heyetleri emrine verilecek. Önce 500 nüfustan yukarı 8000 köy arasından en uygunları etrafında yüzer traktörlü modern teknik istasyonları ile işe başlanacak. Orada kazanılan kuvvetlerle, ikinci ve üçüncü merhalelere geçilecek. İstasyonlara yakın daha küçük köyler, dilerlerse, Kurum ağları içine katılacaklar.

26 - BİLİM ve TEKNİK TEŞKİLATI: Tarım Bakanlığı, tarım işletmelerinde fiilen çalışan tarım uzmanlarının geniş ağı haline sokulacak. Hayvan, sebze, orman, sınai tarım, meyvalı bitkiler, süs bitkileri ve her çeşit tahıl için ayrı ayrı Bilim ve Teknik İSTASYONLARI gerek devletçe gerek diğer teşekküllerce kurulacak. ÜNİVERSİTE, ve ENSTİTÜ' ler bilhassa bitki ve hayvan ve toprak islâhları için araştırmalar, uygulamalı bilim yapacaklar. Millî gelirimize her yıl 5-6 milyarlık zarar ettiren tarıma muzur hayvanlara ve tarım hastalıklarına karşı Tarımcı ve Baytar müfettişler, BİNDİRİLMİŞ TARIM EKİPLERİ halinde çalıştırılacak.

27 - ORMAN İDARESİ: Köylerimizin 4'te birine yakını orman içinde veya civarında yaşadıklarından, orman işletme ve koruma görevlerine, bindirilmiş mahkemelerin kontrolü altında, bir tatil (dinlenme) günü, başta Cumhurbaşkanımız gelmek üzere, eli çapa tutan her vatandaş bir ağaç dikerek AĞAÇ BAYRAMI'nı kutlayacak.

28 - TOPRAKSIZ BÖLGELERE SANAYİ: Toprağı kıt veya tarıma elverişli olmayan bölgelerde, sınai tarım ve tarımcıl sanayi refah getiremiyecekse Millî Üretim Seferberliği plânımız gereğince, sanayi ile geçim imkânları sağlanacak.



TÜRKİYE DEVRİM TARİHİ......
(24.04.2008 22:35)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baybilimselbakış Offline
bilimselbakış
x
HİKMET KIVILCIMLI


HİKMET KIVILCIMLI’NIN KENDİ KALEMİNDEN HAYATI

“Osmanlı İmparatorluğu Makedonyası’nın Priştine kasabasında Hüseyin Bey Posta Telgraf Müdürü iken, eşi Münire Hanımdan Hikmet doğuyor. Kosova vilayetinin İştip kazasında hastalanıyor. Bir gece, Bektaşi tekkesi türbesinde yatan Ali Baba, sandukasından fırlayarak Seher teyzesinin rüyasına giriyor. Çocuğun iyileşmesi isteniyorsa, Ali adıyla adlandırılması o zaman Hz. Ali gibi “Kılıcı kuvvetli” olacağını, yoksa öleceğini bildiriyor: Hikmet “Ali” oluyor. Henüz konuşmayı beceremezken, Pakize teyzesinin okuduğu kız mektebine götürüldükçe, kucaktan sıralar üstüne çıkarılıp davul taklitli nutuklar çekiyor, iyi alamet değil…

Hüseyin Bey Yemen-Hicaz PTT Başmüdürlüğüne aktarılıyor. Gidiş o gidiş. Çocuk babanın adını bile anmıyor. Seher teyze ve subay enişte ile Koçan’a Cumaibala üzerinden Bulgar eşkıyası baskını atlatılarak Drama’ya iniyor. Serez’den dupduru hatırlayabildiği tek şey: Demiryolu üzerinde bayram eden kalabalıklar ortasına bayraklarla donanmış bir tren gelince, vagonlara sinmiş sakallı Abdülhamit paşalarının kırmızı feslerini didik didik yırtıp havaya fırlatan Hürriyet oluyor.

“Bunun üzerine, anıları silik bir İzmir-Aydın-Muğla’ya gidiş.Tekrar İzmir İkiçeşmeliğine dönüş..

“Balkan Harbi patladığı gün çocuk kendisini yeniden İştip’te buluyor. Ulusların kanlı göçü başlamıştır. Çocuk, birkaç güne kadar geri dönmek üzere,göçmenler mahşerine kapılıyor. Bir omuzda taşınmaz Manliher tüfeği, öbüründe Kur’anı Kerim kesesi. Yollarda kaybola ola, yayan Köprülü’ye, bir buğday vagonuna ulaşıyor. Trenle, yarı aç inilen Selanik’te: Çocukları insan ve hayvan ayakları altında çiğneyen Panik’in, bezirgan yanında bir hafta Çırak’lığın, kırk para kazanmak için yarım saat süren tesadüfi Hamal’lığın, yatılıp ta kalkılmayan Ölüm’ün ne olduğunu acı acı öğreniyor.

“Bir aile kolunun bulunduğu İstanbul’a geçiş. Zabit Murat dayıyla Erzurum yerine gidilen Kuşadası. “Delice Emin Efendi'nin iptidai ve rüştiye mektebi. Tahta tüfeklerle asker talimleri. Ateş-Barut-Bomba lakapları. İlk sinema salonunda.

“Bahriyeliyiz biz sağımızdan solumuzdan

Cuşan ederiz yıldırımı her dağımızdan.”

“Efes harabelerinde, diz çökerek hedefi 11’den sahici mavzerle vuruş. Birinciliğe Celal Nuri’nin “Tarih’i İstikbal” kitabından ödül. Düğmesini basınca göklere uçan koltuklar. Saltanatları dinamitle havaya uçuran nihilistler. Teravihten sonra namaz kıla kıla sahura dek camide uyuya kalış. Çatıveren birinci Cihan Harbi. Her Allah’ın puslu günü Sisam adasından sökün edip kasabacığın üç beş yapısını delik deşik etmecesine yıldırımlar yağdıran İngiliz ve Fransız savaş gemileri. Pakize teyzenin 38’likle vuruluşu. İnsanların tavuk gibi öldürülüşü.

“İkinci Muğla’ya gidiş. Aydın-Söke yollarında açlıktan, bitkinlikte can vermiş “tebdil havalı” Mehmetçikler.. Muğla İdadi’si, sonra Sultani’si. Trampetçilik. Fifre. Çekirge mücadelesi. Nıfsıye, Nay. Mezarlığın sakız ağacına bağlı, gözleri camlaşmış, kurşuna dizilen sayısız asker kaçakları. Her gece bir karakolu basan eşkıya Demirci’nin kestiği başlar. Karakolda çeşit çeşit İşkenceler. Murat dayının ölümü. Tatilde aşar damgacılığı. Ekin harmanlarının güzelliği. Ölümden sonra daha acı gelen Osmanlı İmparatorluğunun bozgunu.

“İzmir Yunan işgalinde. Depolardan silah çekme. Kuvayımilliye gönüllülüğü. Havadan meteliği tabancayla vuran Yörük Ali Efe. Zeybekler. Aydın Cephesi. Çine köprüsü. “Köyceğiz Kuvayımilliye Askeri Kumandanlığına tayin” ediliş. Toprak beylerinin vurdum duymazlıkları ve nobranlıkları. Dağ Türkmenlerinin sıcak ana yüreklilikleri. Litoğrafya’da elle basılan menteşe gazetesi. Bolşevikler? Kızıllar! Bayrağımızın rengi. Elaltından İtalyanları çağıran Mutasarrıfa karşı gizli gençlik teşkilatı, ve hücumlar. Muğla ansızın İtalyan işgalinde. Yunan’a karşıymış: “Gavur değil mi? ” Yağlı boya kartal resmi ile Marmaris Yolları… Sıtmanın mezarlığa çevirdiği tüm köyler. Rodos’tan İstanbul’a aktarma.

“Vefa lisesi Müdürünün Kuvayımilliye kalpağını ve çizmelerini “talebeliğe yakışıksız” buluşu. Ailenin kökten işçileşmesi. Ali Kemal. “Kalpak bir alamet’i uriş oldu. Kalpaklıyı nerede görürsen vur! Sultani 9’dan İmtihan ile İstanbul Tıp Fakültesine. Ölüm kalım. “Tıbbiye’i Askeriye’i Şahane” müsabakayla müstezatlı gazel:



“Ey melce’i ulvi, ebedi hislere makes

“Sail sana bikes

“Ya sende serap, sen de mi masumlara kabus

“Bir talihe papus?

Sınıfta çıkan “Yıldız” dergisinde mistizim:

“Çiçekten buluttan bir şenme alıp

“Hü! Dedik meclis’i rindane geldik

“Bir lokma, bir hırka bir külah kafi

“Yunus’la biz bir imtihane geldik

“Coştuk ta, yahu asumane geldik

Tıbbiye camiinde askeri imamın arkasında tek sadık cemaat: Hikmet Hüseyin Efendi! Tıbbiye de İstanbul gibi İngiliz işgali altında. “Dünyayı sarsan broşürler, gazeteler. “Kül ya eyyühelkafirune…” süresinden materyalizme atlayış. Türk Ocakları Kurtuluş, Aydınlık mecmuaları. Sosyalizm… Anadolu’ya bütün sınıflarıyla geçme hazırlığı. Gelen gizli emir: “Şimdilik derslerinize çalışın! ”

“Geceyarısı 101 pare topla Cumhuriyet ilanı. Cumhuriyetçi Terakkiperver Fırkası. Vazife gazetesi. Orak Çekiç dergisi Akaret’lerde Parti Kongresi. Aydınlık dergisinin Özel Gençlik Nüshaları. Orak Çekiçli postalar. Roza Lüksenburg ve Karl Licbkneht’i flütle anış. İhbar. 1925 (1341) yılı Tıbbiyeyi bitiriş. İngilizle Musul meselesi. Birinci Şark isyanı: Şeyh Said. Türk Ocağı’nda söylev. Tophane Bekirağa Bölüğü’ne “Kapital” ile giriş. Ankara İstiklal Mahkemesi. “Tarikat’ı Selahiye”. “Silk’i askeri”. “Zat”ı şahanenin atabe’i ülyasına suikast maddesi. 10 yıl kürek.

“Ne sıraları, ne günleri sezinlenemez batıp çıkmalar. 1928 yılı yeniden “Düyun’u Umumiye” borçları. “Gitsinler Sultanlarından alsınlar. Demokraside mebus tayin edilemez” İzmir’ de? “Ameleden adamları iktidara getirmek” suçu. 4 yıl,6 ay, 15 gün.. Siverek yerine: Afyon-Konya-Adana-Müslümiye-Mardin-Diyarbakır yoluyle: “Elaziz Kürdistan’ın Payitahtıdır”, ve “Alfabesinden cebr’i alasına değin” sosyalizm…”

1935 yılı MARKSİZM BİBLOTEĞİ YAYINLARI’ndan ÇIKAN TERCÜMELERDEN:

[! -[if! supportLists]-]1. [! -[endif]-]Gündelikçi İş ile Sermaye (Marks) ,

3. Karl Marks’ın Hayatı Felsefesi Sosyolojisi (Lenin) ,

4. Karl Marks’ın Ekonomi Politiği Sosyalizmi Taktiği (Lenin) ,

6. Ludwig Feuerbach Klasik Alman Felsefesinin sonu (Engels) , Kapital, (Marks) vs..

ÇIKAN TELİFLERDEN:

[! -[if! supportLists]-]2. [! -[endif]-]Edebiyat-ı Cedide’nin Otopsisi,

5. Türkiye İşçi Sınıfının Sosyal Varlığı,

7. Emperyalizm, Geberen Kapitalizm,

8. İnkılapçı Münevver Nedir?

9. Marksizm Kalpazanları Kimlerdir? , Marks-Engels’in Hayatları, Demokrasi: Türkiye Ekonomi Politikası,

1938-3 Donanma Kor. Askeri Mahkemesi’nin İlanı: “İşbu kitaplar, erbaşlar tarafından okunmuş ve benimsenmiş ve bu hal ileride Donanma disiplinini sarsıcı mahiyette görülmüş olmağla kanaati vicdaniyeyi tamme ile” 15 yıl.

1954 yılı Türkiye Filipinlerden geri. Kuvayimilliyeciliğimiz (Gerekçe) .Vatan Partisinin Kuruluşu, Tüzüğü, Programı, Siyasetimiz,Soğan Ekmek Kongresi,1957 Seçim Kampanyası. İslam Hümanizması üzerine Eyüp Söylevi. İlkin dini siyasete alet etmekten, sonra Vatan Partisini kurmaktan Harbiye Kumandanlık hücrelerinde 6 ay aralıksız, bir tek gün gün ışığını görmeyiş. 2 yıl Sultanahmet aydınlık cehenneminde tutukluluk. Beraat, Münire Anne’nin ölümü.

1960 yılı MBK Açık Mektuplar. Anayasa Projesi. 1965: Tarih Devrim sosyalizm, İlkel Sosyalizm’den Kapitalizme ilk geçiş: İngiltere, Türkiye’de Kapitalizmin Gelişimi, Birinci ve İkinci Kuvayimilliyeciliğimiz.

patikayolu@msn.com
(10.03.2008 20:27)
(bakınız: ölüm, istanbul, insan, hayat, zaman, türk, gece, para, baba, güzel)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.

"HİKMET KIVILCIMLI" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: HİKMET KIVILCIMLI KİMDİR? hikmet kıvılcımlı kimdir?

Antoloji.com
23.08.2014 08:31:45  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]