Şiir Antoloji.comKitap ŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResim Antoloji.comForum NedirÜyeler Antoloji.comGruplar Antoloji.com Mesajlarım
 
 
http://nedir.Antoloji.Com
Arayın :
                              hz.ebubekir kimdir?
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
  Kişiler
 Genel
 Yaşam
 Edebiyat
 Güncel
 Toplum
 Bilim
 Din
 Müzik
 Tarih
 Cinsel
 TV Dizileri
 Atasözleri
 Deyimler
 Filmler
Futbol Takımları
Köyler
HZ.EBUBEKİR HZ.EBUBEKİR terimi kara han
tarafından 19.07.2004 tarihinde eklendi
HZ.EBUBEKİR sizce ne demek,
HZ.EBUBEKİR size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 2 3
BayAbdülbaki Offline
Abdülbaki
x
1 person liked.
0 person did not like.
Peygamberimizin (sav) aziz dostu. (30.10.2005 15:47)
(bakınız: dost, peygamber, amber, aziz)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayasir yolcusu Offline
asir yolcusu
Bay, 35
İzmir
Hz.Ebu Bekir -1-

Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’den sonra da İslâm’ın yayılması ve tâbiiyet müessesesi Allahû Tealâ’nın emriyle devam etti. Hz. Ebubekir ilk halife seçildi. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’in en sevdiği arkadaşı, sevgili ve sadık dostu olan Hz. Ebubekir, pekçok isimle tanınır. En bilinen ismi Ebubekir’dir. Hak yolundaki sadakati onu sıddîk makamına getirmiştir.
Hz. Ebubekir’in hayatı incelendiğinde İslâmiyet’in devamını temin için bu büyük ve ağır görevi üstlendiği görülür. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’e olan muazzam bağlılığı ile ilâhi emanet olan Huzur Namazı’nın İmamlığını büyük ve sarsılmaz bir metanetle yerine getirmiştir.
Dünya tarihinde nebîlerden sonra en kıymetli insan Hz. Ebubekir’dir. Daha İslâm’a girmeden çok tesirinde kaldığı bir rüya gördü:
Gökten dolunay inip Kâbe’ye gelmiş ve sonra parça parça olmuş, parçalar Mekke’deki her evin üzerine düşmüş sonra da tekrar biraraya gelip göğe yükselmişti. Fakat kendi evine düşen ay parçası evde kalmıştı.
Sabahleyin heyecanla uyanan Hz. Ebubekir, hâlâ rüyanın tesirindeydi. Bir müddet sonra ticaret maksadı ile gittiği yerde Rahip Bahira’ya rüyasını anlattı ve yorumlamasını istedi. Rahip Bahira:
- Bulunduğun Kureyş Kavmin’den bir peygamber gelecek. O’nun HİDAYET NURU heryere yayılacak. Sen, O hayattayken O’nun en yakın arkadaşı vefatından sonra da halifesi olacaksın! dedi. Hz. Ebubekir çok şaşırmıştı. Rahip Bahira sözlerine devam etti:
- Şimdi hemen memleketine dön! O’na ulaş, O’na vahiy gelmeye başladığında herkesten önce O’na îmân et ve O’na tâbî ol.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’e ilk tâbî olan hanımı Hz. Hatice’dir. Erkeklerden de ilk tâbî olan Hz. Ebubekir’dir. Bu rüyanın yorumunun ardından Mekke’ye dönerek Peygamberimiz (S.A.V) ’e tâbî olmuştur. Zaten Hz. Ebubekir’in baba ve atalarının seçtiği yol hiç aklına yatmamış, hep kendilerine bile fayda sağlamayan putlara tapılmasına hayret etmiştir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’in sohbetlerine yakın arkadaşlarını da davet etmiş anlatılan Kur’ân-ı Kerim âyetleri karşısında onlar da hiç vakit kaybetmeden Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’e tâbî olarak sahâbe olma şerefine nail olmuşlardır. Bunlardan bazıları; Hz. Osman, Hz. Talha, Hz. Zübeyr, Hz. Abdurrahman Bin Avf, Hz. Sad Bin Ebu Vakkas ve Hz. Ebu Ubeyde örnek yaşamları ile daha sonraki yıllarda asrı saadeti merak edip o yaşamı benimseyenlere örnek olmuşlardır.
Hz. Ebubekir İslâm’a girdiği ilk yıllarda herkesin de kendisi gibi mutlu olmasını istediği için insanları mutluluğun temeli olan İslâm’a çağırıyordu. Her seferinde de insanlardan büyük tepkiler alıyordu. Bir seferinde de bayıltıncaya kadar dövdüler. Evinde zorlukla ayıltıldığında ilk sorduğu kişi Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’di. Kendisini hemen O’na götürmelerini istedi. Hz. Ebubekir’in annesi, oğlunun bu sevgisi ve isteği karşısında dayanamadı ve onu, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’in yanına götürdü. Hz. Ebubekir gözyaşları içinde Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’e sarıldı. Annesi de o gün, orada tâbî oldu.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) insanlara MİRAÇ olayını anlattığında müşrikler O’nunla alay ettiler hatta Hz. Ebubekir’in yanına giderek O’nu yolundan çevirmek için:
- Senin Efendin Kudüs’e bir gecede gidip geldiğini söylüyor. Oraya gidiş geliş bir aydan fazla sürer, diyerek caydırmaya çalıştılar.
Ancak Hz. Ebubekir:
- Eğer O söylediyse inandım. O’nun anlattığı herşey doğrudur, yeter ki O söylesin... diye cevap verdi ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’in yanına giderek:
- Miracınız mübarek olsun! Allahû Tealâ’ya sonsuz hamd ve şükrederim ki bizleri sana yardımcılar kıldı. SENİN RUHUNLA Nİ’METLENDİRDİ. Canım sana feda olsun!
Mekke’de müşriklerin zulmü artmıştı. Hz. Ebubekir, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’den, birlikte diğer mü’minler gibi Medine’ye göç etmelerini istedi. Peygamber Efendimiz (S.A.V):
- Sabret! Ümidim odur ki; Allahû Tealâ, bana da izin verir. Beraber hicret ederiz, buyurdu.
Bunun üzerine ümitlenen Hz. Ebubekir hemen iki deve satın aldı ve o günü beklemeye başladı. Mekke’de artık sadece Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile Hz. Ebubekir, Hz. Ali, fakirler, hastalar, ihtiyarlar ve müşriklerin hapise attıkları mü’minler vardı.
Diğer taraftan Medineli müslümanlar (ENSAR) , hicret eden Mekkelileri (MUHACİRÎN) çok iyi karşılayıp misafir ettiler. Aralarında kuvvetli bir BİRLİK meydana geldi.
Hicret gecesi Peygamber Efendimiz (S.A.V) , Allahû Tealâ’nın emriyle evinden çıktı. O geceki cesaretinden ötürü “Allah’ın Arslanı” ünvanını alan Hz. Ali’yi yerine bırakıp müşriklerin arasından geçerek Hz. Ebubekir’in evine gitti. Yolda aralarından geçtiği ve O’nu öldürme hazırlığı içinde olan müşriklerin hiçbiri Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’i baktıkları halde göremediler. Hz. Ebubekir, O’nu iki devesi ile karşıladı.
- Hangisini murad edersiniz? diye sordu. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ,
- Benim olmayan deveye binmem, buyurdu.
Bu kesin emir karşısında mecbur kalan Hz. Ebubekir devenin bedelini söyledi. Kılavuzluğu ile ünlenmiş Abdullah Bin Üreykıt’ı yol göstermesi için ücretle tuttular. Develeri üç gün sonra Sevr Dağı’na getirmesini söylediler. Safer Ayı’nın 27’si Perşembe günü yanlarına bir miktar yiyecek alarak yola çıktılar, izleri belli olmasın diye parmaklarına basarak gidiyorlardı. Etraftan gelecek bir tehlikeyi önlemek ve eğer bir zarar gelirse önce kendisine gelmesini sağlamak için Hz. Ebubekir sağa sola, ileri ve geri giderek her an tetikte Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’i koruyordu. Mağaranın kapısına geldiklerinde de Hz. Ebubekir önce içeri kendisi girdi. Mağarayı temizledi, oluşmuş pekçok deliği kapattı. Ancak biri açık kalmıştı onu da ayakkabısının ökçesi ile kapattı ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’i içeriye davet etti.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) içeri girdi. Mübarek başını Hz. Ebubekir’in kucağına koyup uyudu. Hz. Ebubekir’in ayağını koyup kapattığı yer bir yılan deliği idi. Delikten dışarı doğru ayağında bir basınç hissetti. Yılanın dışarı çıkmak istediğini anladı ancak Peygamber Efendimiz (S.A.V) uyanmasın diye yeteri kadar bastıramadı. Yılan, deliğinden çıktı ve dünya tarihinde peygamberlerden sonra Allah’ın indinde en kıymetli insan olan Hz. Ebubekir’e şöyle söyledi:
- Ya Ebubekir! Ben binlerce yıldır hep bu anı bekledim. Allah’ın kâinatta en sevdiği insan olan Peygamberi’ni görmeden O’nun mübarek yüzünü seyretmeden beni öldürme.
Hz. Ebubekir gözyaşları içinde yılana Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’i seyretmesi için izin verdi. Ancak bir damla gözyaşı yüzünden süzülüp Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’in mübarek yüzüne düşünce O EN SEVGİLİ uyandı. Durumu hemen kavrayarak yılana kâinatın en güzel tebessümü ile baktı. Hz. Ebubekir yılanın ne zaman gittiğini bile anlamadı. Bu arada iz takip ederek mağaraya gelen müşriklerin kapının üzerindeki örümcek ağı dikkatlerini çekmişti. Öyle kalın bir ağdı ki, bunu örümcek yıllarca örmüş olmalıydı, diye düşündüler. Güvercinlerin de mağaranın kapısına yuva yapmış olduklarını görünce:
- Eğer buraya girmiş olsalardı kapının üzerindeki ağ yırtılmış olmalıydı. Bu örümcek, ağını daha bizler doğmadan örmüş dediler ve oradan ayrıldılar. Müşrikler mağaranın kapısında tartışırlarken içeride Hz. Ebubekir endişeye kapıldı. Peygamber Efendimiz (S.A.V) :
-Ya Ebubekir! Sakın endişelenme. Elini bileğine koy ve atardamarını bul. Kalbinin her çift atışında Al-lah, Al-lah, Al-lah diye zikret. Allah’ın katından senin kalbine gelecek olan rahmet+fazl, rahmet+salâvât adlı nurlar sana sukûnet verecektir, buyurdu. Gerçekten de Hz. Ebubekir bu zikri (hafî zikir) yapınca sakinleşti. Müşrikler de bu arada mağaranın önünden ayrılmışlardı.

kaynak:http://www.mihr.com/dergi/dergi.asp? y=2004&a=9&s=9&id=1149
(12.12.2004 23:13)
(bakınız: allah (c.c), sevgi, insan, dost, hayat, anne, gece, baba, büyü, büyü)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayasir yolcusu Offline
asir yolcusu
Bay, 35
İzmir
Hz.Ebu Bekir -2-

Geçen sayımızda sahâbenin ileri gelenlerinden ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’in en yakın arkadaşı olan Hz. Ebubekir’in hayatından örnekler verdik. Sahâbe asrı saadeti yaşamış, İslâm’ın hedefi olan 4 teslimi gerçekleştirmiş, hepsi dünya ve ahiret saadetinin tümüne ermişlerdir. Hz. Ebubekir de gördüğü rüya üzerine kâinatın en büyük mürşidi olan Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’e tâbî olmuş, Allahû Tealâ’ya 4 teslimini gerçekleştirmiştir. Hz. Ebubekir, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’e tâbî olan ilk kişidir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’in miraç olayında “O dediyse doğrudur.” diyerek sadakatinin, güveninin derecesini bildirmiştir. Hz. Ebubekir, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’e ve İslâm’a canı, malı, bütün kudret ve imkânlarıyla yardım etmiştir. Bütün malını ALLAH yolunda harcamıştır.
Tebük Gazası’nda Peygamber Efendimiz (S.A.V) herkesin yardım etmesini emir buyurunca mü’minler mallarının bir kısmını seve seve verdiler. Hz. Ömer, her zaman en çok yardımı yapan Hz. Ebubekir’i bu defa hayırlarda yarışta geçeyim diye malının yarısını getirip teslim etti. Ama Hz. Ebubekir, tüm servetinin anahtarını getirip, İslâm uğruna harcaması için teslim etti. Peygamber Efendimiz (S.A.V) sordu:
- Ya Ömer! ... Evine ne kadar mal bıraktın? Hz. Ömer:
- Malımın yarısını bıraktım, dedi.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) sonra Hz. Ebubekir’e sordu:
- Ya Ebubekir, sen evine ne bıraktın?
- Allah ve Resûl’ünün sevgisini bıraktım.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) , Hz. Ömer’e dönerek:
- İkiniz arasındaki fark, cevaplarınız arasındaki fark kadardır, buyurdu.
Hz. Ebubekir’in hizmetini yapan bir kişi vardı. Kendisine daima yemek getirirdi. Her sofraya oturuşunda Hz. Ebubekir, yemeğin kimler tarafından nasıl pişirildiğini sorar, cevap kendisini tatmin ederse Besmele ile yemeğine başlardı. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’in vefatından sonraki günlerdi. Üzüntüsü çok büyük olan Hz. Ebubekir bir akşam önüne konan yemekten, adeti olan soruları sormadan bir lokma yedi. Lokmasını yutar yutmaz daldığı düşüncelerden sıyrılıp, getirene alışılmış sorularını sordu. Hizmetkâr:
- Efendim, cahiliyye devrinde kendilerini ziyaret ettiğim bir aile vardı. Onlara bazı hizmetlerde bulunmuştum. Bugün bana borçlarını ödediler. Ben de sonra sizden alırım düşüncesiyle o para ile bu yemeği pişirdim, dedi.
Bunun üzerine Hz. Ebubekir, hizmetkâra o aileye yaptığı hizmeti sordu. Aldığı cevaptan hiç de hayırlı bir iş neticesinde kazanılmadığını anladı. Hemen sofradan kalkarak hizmetkârın harcadığı parayı ödedi. Sonra o yuttuğu tek lokmayı çıkartmak için öyle uğraştı ki; gözlerinden akan yaşlar mübarek sakalından süzülmeye başladı. Sonunda o şüpheli lokmayı çıkardı. Çevresindekiler:
- Ya Ebubekir! Bir lokma için bu eziyet çekilir mi? dediler.
Hz. Ebubekir:
- Evet çekilir... dedi ve devam etti. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’in “Allah haram yiyenlere cenneti de haram kılar.” buyurduğunu duydum, dedikten sonra:
- Yarabbi, helâl mi haram mı olduğunu sormadan yediğim bu lokma için elimden geleni yaptım. Eğer vücudumda bu lokmadan bir şey kaldıysa beni affet... diye yalvardı.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) zaman zaman ashabına hayır olarak neler yaptıklarını sorardı. Ashabı da O’ndan hiçbir şey gizlemezlerdi. Çünkü O, bunu onların cevabına bir nasihat eklemek veya o olayla ilgili bir hadîs söylemek için sorar, kendisine cevap verilmesini isterdi.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir gün sabah namazını kıldırdıktan sonra sordu:
- Hanginiz bugün bir hastayı ziyaret etti?
Hz. Ömer:
- Ancak şu anda sabah namazını kıldık, henüz yerimizi terketmedik. Nasıl bir hastayı ziyaret etmiş olabiliriz? dedi.
Hz. Ebubekir:
- Ben ziyaret ettim, dedi.
Herkes şaşkınlıkla ona bakıyordu, o devam etti:
- Kardeşimin ağır hasta olduğunu söylediler. Yolumu oradan geçirdim. Onun hal ve hatırını sordum. Sonra mescide geldim.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) tekrar sordu:
- Bugün hanginiz bir sadaka verdi?
Hz. Ömer yine:
- Namazı kıldığımızdan beri seninleyiz, yerimizden ayrılmadık. Nasıl bir sadaka vermiş olabiliriz? dedi.
Hz. Ebubekir:
- Mescide girdiğimde bir dilenci birşeyler istiyordu. Oğlumun elinde bir miktar ekmek vardı. Onu alıp dilenciye verdim.
O zaman Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurdu:
- Hayırlarda yarışınız!
Hz. Ömer ve Hz. Ali yaptıkları hayırlarda her zaman Hz. Ebubekir’in öne geçtiğini her fırsatta açıklamışlardır.
Hz. Ömer:
- Ebubekir’le müsabakaya girdiğim her hayırda mutlaka o beni geçmiştir, demiştir.
Hz. Ali:
- O her yarışta daima önderdir. Yarış ettiğimiz her hayırda Ebubekir bizi mutlaka geçmiştir.
Hz. Ebubekir, kendi ağzından çıkan sözü ölçmek ve kontrol etmekte insanların en dikkatlisi idi. Yakınlarına da az konuşmayı tavsiye ederdi. Halid Bin Velid’e;
- Az konuş! ... Çünkü sana fayda sağlayacak olan, senden duyulup hakkı ile anlaşılandır.
İbni Ebu Süfyan’a da:
- Kısa konuş! ... Çünkü uzun konuşmanın bir kısmı diğerini unutturur, demiştir.
Hz. Ebubekir, İslâm’da Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’den sonra herşeyde ikinci idi. Ama davete ilk icabet edendi.
Hz. Ebubekir’in ölümünde Hz. Ali şunları söyledi:
- Sen, fırtınaların ve en şiddetli kasırgaların kımıldatamadığı bir dağ idin. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’in dediği gibi sen, bedeninde zayıf, Allah’ın dîninde kuvvetli, gönlünde mütevazı, Allah katında ve yeryüzünde makamı yüce, mü’minlerin gözünde büyüktün. Ya Ebubekir! Allahû Tealâ seni mükâfatların en güzeli ile mükâfatlandırsın. Çünkü herkes, Allah’ın Resûl’üne “yalancı” derken sen, onun doğruluğuna inandın.
Barışta herkes kesesinin ağzını bağlayarak köşe bucak kaçarken sen, kesendeki son parana kadar ALLAH için harcadın. İkiden ikincisi, hicrette arkadaşı, darda kaldığında gönüldaşı sendin. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’in ümmetinin halifesi, O’nun tebliğ ettiği dînin koruyucusu oldun.
Cahiller dînden dönerken, sen O’nun gösterdiği yoldan sapmadan yürüyendin. Herkesin şaşırıp pusarak saklandığı gün, sen kükreyerek ortaya çıktın.
Onların gevşek bıraktığını sen sıkıladın. Onların zayıf olduğu yerde sen kuvvetliydin. Az ama öz konuşan, her işin başından sonunu gören, her işi hakkı ile yapan sendin. Mü’minlere şefkatli ve affedici, cahillere yol gösterici idin.
İslâm’ın ağır yükünü sen üstlendin. Yapılmayıp bırakılanları sen yaptın.
Bozuk inançların, gerici düşüncelerin kökünü kazıdın.
Hz. Ebubekir vefat edince Peygamber Efendimiz (S.A.V) ’in sağ tarafına defnedildi. Devrinde insanlardan bir şikâyet olmadı. Hakimler boş, hapishaneler açık kaldı. İdareci ve siyasetçilere en büyük örneği teşkil eden kudretli bir devlet adamı idi.
O, ikinin ikincisi ama davete icabette birinci idi...

kaynak:http://www.mihr.com/dergi/dergi.asp? y=2004&a=10&s=7&id=1162
(12.12.2004 23:10)
(bakınız: allah (c.c), sevgi, hayat, çile, zaman, para, büyü, büyü, dünya, gözler)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baykara han Offline
kara han
x
İstanbul
571'de doğdu. Teym oğulları kabilesinden köklü, geniş bir aileye mensup. İçki kumar, put gibi cahiliye adetlerinden uzak yaşamış, kumaş altın,elbise ticaretiyle meşgul olmuş, bugünkü tabirle ithalat ihracat yapan bir tüccardı. İsmi AbdülKabe iken, Resulullah 'Abdullah' şeklinde değiştirmiştir.
Düzgün bir aile hayatı yaşayıp, üç oğlu üç kızı vardı. İlk Müslümanlardandı. Hazreti Ebu Bekir Müslümanalara maddeten yardım ettiği gibi Bilali Habeşi gibi köleleri satın alıp, azad ediyordu. 13 sene Mekke'de Peygamber ile birlikte kaldı, beraber hicret etti. Kuba Mescidi nin imarında çalıştı. Medine'de Peygamber'ın en yakınıydı, her savaş, her sefere nefer olarak katıldı, hiç kumandan olmadı. Ebu Bekir avuçlar dolusu paralar veriyordu, Peygamber ona dua ediyorlardı.
Hastalanan Peygamber camiye gelemeyince, Hz.Ebu Bekir 17 vakit imamlık yaptı, bir sabah namazında da Peygamber cemaat o da imamdı. Peygamber vefat ettiğinde o Ali imran süresinin 114. ayetini okudu:' Muhammed bir peygamberdir, ondan öncede nice peygamberler gelip geçti. O ölünce İslam'dan gerimi döneceksiniz? Kim geri dönerse iyi bilsin ki Allah'a zarar vermez. Allah şükredenlere mükafatını verecektir.' 7 Haziran 632' de Peygamber vefat etti, aynı gün sahabenin ileri gelenlerinin biat etmesiyle Ebu Bekir halife seçildi.
Ebu Bekir yöneticilik sıfatıyla Peygamber'ın makamına geçince şöyle buyurmuştur.
-' Ey insanlar, sizin en hayırlınız olmadığım halde emir oldum..
Vazifemi hakkıyla yerine getirirsem bana uyun, yardım edin,
yanlışım olursa ikaz edin, doğruluk emanettir, yalancılık hıyanet...'

Hz. Ebu Bekir 13 Temmuz 634'te 63 yaşında vefat etti. Hz. Ebu Bekir halife olunca İslam'a aykırı hareket eden veya dinden ayrılanlarla mücadele etti.
(19.08.2004 12:56)
(bakınız: allah (c.c), insan, hayat, ben, dua, para, sen, yalan, namaz, din)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 2 3

"HZ.EBUBEKİR" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: HZ.EBUBEKİR KİMDİR? hz.ebubekir kimdir?

Antoloji.com
31.10.2014 13:22:54  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]