HZ.MUHAMMED nedir? HZ.MUHAMMED kimdir?
Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  ŞiirKitapEtkinliklerŞarkılarResimForumE-KartÜyelerGruplarSMS
http://nedir.Antoloji.Com
  
Arayın :
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
 
  Kişiler
  Genel
  Yaşam
  Edebiyat
  Güncel
  Toplum
  Bilim
  Din
  Müzik
  Tarih
  Cinsel
  TV Dizileri
- müjgan (6)
- kadın (374)
- maşallah (4)
- dilara (36)
- rahmet (18)
- nüans (6)
- yarasa (13)
- akrep burcu (99)
- zara (23)
- şans (38)
- beta (2)
- zebur (11)
- ahmet levend.. (1)
- hz.ali (64)
- gerçek (149)
- içtima (5)
- zal oğlu rüs.. (19)
- kakalak (3)
- selamün aley.. (19)
- ebru (31)
HZ.MUHAMMED HZ.MUHAMMED terimi -_- tarafından 17.12.2002 tarihinde eklendi
HZ.MUHAMMED sizce ne demek,
HZ.MUHAMMED size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
Sayfa: 1 2 3 4 5 10 20 21
sonraki sayfa >>
Bay yasirock Offline
yasirock
x
uğruna ölülesi bir önder zeki bir komutan (03.10.2006 20:23)
(bakınız: zeki, lüle)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay evda Offline
evda
Bay, 34
İstanbul
sonsuz güzellik sahibi.........tek insan........ (01.10.2006 17:44)
(bakınız: insan, güzel, güzellik, sonsuz)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay medichlorian Offline
medichlorian
Bay, 32
Monaco
mükemmellik mükemmellik mükemmellik (01.10.2006 16:19)
(bakınız: mükemmel)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayan Nâr-ı SeVDâM Offline
Nâr-ı SeVDâM
Bayan, 24
Ankara
Ummânında kaybolduğum nursun
Mecnûnun leylâ da aradığı, yandığı
Çöllerde kana kana yudumladığı senin sevgindi
Annesiz bir çocugun anne diye uzandığı
Babasız gecelerde baba diye andığı sensin
Soğuk ve insaf bilmez yalnızlıklarda hangi hasta vardır ki
Gözyaşı döksünde o yaşlar senin avucuna damlamasın
Hangi masum, hangi mazlum vardır ki
O merhamet deryası yüreğini sığınak yapmasın.
Eyy Sultan-ı Levlâk!
Kardan adamıyla güneşe çalım satan bir çocuga bakar gibi baktın bize
Sağanak yağmuru altında ateş yakan bir yolcuyu izler gibi izledin
‘Bilmiyorlar Allahım! ’ dedin
Bilseler yapmazlardı.......
Herşeyin önü ondan, sonu ona
Varlıklar adedince selam sana, salât sana

Sen içimde yanan tatlı bir korsun
Sen ummânında kaybolduğum nursun.......
(30.09.2006 21:39)
(bakınız: sevgi, yalnızlık, anne, gece, baba, yağmur, leyla, gözyaşı, arda, adam)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayan yağmurun eli Offline
yağmurun eli
Bayan, 29
Rize
en sevgili
her yaradılanın sebebi
gül
etrafın da ona hayran binlerce bülbül
ezelden ebede kadar hiç bıkılmadan sevilen
ahir zaman peygamberi
herkesin örnek alması gereken insan
Rabbim onuanlayabilmeyi nasip etsin herkese
(30.09.2006 14:21)
(bakınız: insan, sevgi, zaman, sevgili, yara, esin, peygamber, sevi, herkes, aman)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay leyliii Offline
leyliii
x
İlahi bilgi, onun şahsında en mükemmel modelini buldu, insanlık onun şahsında ulaşabileceği en mükemmel noktaya erişti.

'Valllahi bu davayı bırakmam içingüneşi sağ elime ayı da sol elime verseler yine de vazgeçmem. Allah bu dini hakim kılar ya da ben bu uğurda ölürüm' Hz Muhammed
(27.09.2006 23:36)
(bakınız: insan, deli, muhammed, bilgi, güneş, nokta, uğur, ırak, yine, dava)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayan yeşile doğru Offline
yeşile doğru
Bayan, 26
İstanbul
HİLYE-İ SAÂDET

Eshâbına nasîhatdan sonra,
Fahr-i âlem dedi, benden sonra,

Hilye-i pâkimi, görse biri,
Olur o, yüzümü görmüş gibi,

Gördükde, hubbu hâsıl olsa,
Yâni hüsnüme âşık olsa,

Beni görmeği etse arzû,
Kalbi, sevgimle olsa dolu,

Cehennem olur, ona harâm,
Rabbim, Cennet'i eder ikrâm.

Dahi, haşretmez çıplak, ânı Hak,
Olur gufrânına, Hakkın mülhak.

Denildi ki, hilye-i Resûli,
Severek yazsa, birinin eli,

Eder Hak, onu korkudan emîn,
Belâ ile dolsa, rûy-i zemîn.

Hastalık görmez, dünyâda teni,
Ağrı çekmez hiç, bütün bedeni.

Günâh etmiş ise de, bu adam,
Cehennem cismine, olur harâm.

Âhiretde azâbdan kurtulur,
Dünyâda her işi, kolay olur.

Haşreyler, ânı hem, Rabb-i celle,
Dünyâda, Resûlü görenlerle.

Hilye-i Nebîyi, güç iken beyân,
Başlarız, ona oldukça imkân.

Sığınarak zülcelâle,
Vasfederiz âcizâne.

İttifak etdi, bu sözde ümem,
Kırmızı beyâzdı, Fahr-i âlem.

Mübârek yüzü, hâlis ak idi,
Gül gibi, kırmızımtırak idi.

İnci gibi, yüzündeki teri,
Pek hoş eylerdi, güzel cevheri.

Terleyince, O menba-ı sürûr,
Dalgalanırdı sanki, bahr-i nûr.

Görünürdü gözü, dâim sürmeli,
Kalbleri çekerdi, güzel gözleri.

Akı, beyaz idi gâyetle,
Medh eyledi Rabbi, âyetle.

Siyâhı ânın, değildi ufak,
Bir idi ona, yakınla uzak.

Geniş, güzel ve latîfdi gözü,
Nûr saçardı hep, mübârek yüzü.

Kuvve-i bâsıra-i Mustafavî,
Gece, gündüz gibi, olurdu kavî.

Bakmak arzû etseydi, bir yere,
Cism-i pâki de dönerdi bile.

Başa tâbi' ederdi cesedi,
Bunu terk etmemişdi ebedî.

Hem, cism idi, Resûl-i ekrem,
Yaraşır, rûh-i mücessem desem.

Güzel, hem sevimli idi Resûl,
Hakkâ çok, sevgili idi Resûl.

Mâlikle Ebû Hâle, söyledi,
Hilâl gibi, açık kaşlı idi.

İki kaşı arası, her zemân,
Gümüş gibi görünürdü, ayân.

Mübârek yüzü, az yuvarlakdı,
Derisi, berrak, hem de parlakdı.

Siyah kaşları mihrâbı ânın,
Kıblesi idi, bütün cihânın.

Ortası, yüksekce görünürdü,
Yandan bakınca, mübârek burnu.

Çok güzel idi, çekme ve latîf,
Edemez gören, O'nu tam târif.

Seyrek idi, dişlerinin arası,
Parlardı, sanki inci sırası.

Ön dişleri, etdikçe zuhûr,
Her tarafı, kaplardı bir nûr

Gülse idi, iki cihân serveri,
Canlı cansız, her şeyin peygamberi.

Görünürdü ön dişleri, pek afîf,
Dolu dâneleri gibi, çok latîf.

İbni Abbâs der, Habîb-i Hudâ,
Gülmeğe, eyler idi istihyâ

Hem hayâsından O, dînin senedi,
Kahkaha etmedi derler, ebedî.

Nâzik, mahcûb idi, Resûl-i cenâb,
Dâim eyler idi, bakmağa hicâb.

Yüzü benzerdi, yuvarlak aya,
Zâtı aynaydı, yüce Mevlâya.

Nûrlu idi hep, o vech-i hasen,
Bakılmazdı, tenevvüründen.

Gönüller aldı, o güzel Nebî,
Âşıkı oldu yüzbin sahâbî

Bir kerrecik görenler, rüyâda,
Dediler, böyle zevk yok, dünyâda.

Hem güzel yanakları, bileler,
Fazla etli değildi, diyeler.

Ânın etmişdi, cenâb-ı Hâlık,
Severek, yüzün ak, alnın açık.

Boynunun nûru, ederdi her ân,
Saçları arasında, leme'ân.

Mübârek sakalından, iyi bil,
Ağarmışdı ancak on yedi kıl.

Ne kıvırcıkdır, ne de uzun,
Her uzvu gibi idi, mevzûn.

Gerdan-i pâk-i Resûl-i âfak,
Gâyet ak idi ve gâyet berrâk.

Eshâb içinden, çok ehl-i edeb,
Karnı, göğsiyle, birdi, dedi hep.

Açılsaydı, mübârek sînesi,
Feyz saçardı, ilim hazînesi.

Aşka olunca, mahall-i teşrîf,
Başka olur mu, o sadr-ı şerîf?

Mübârek sînesi, geniş idi,
İlm-i ledün, ona inmiş idi.

Ak ve berrakdı, o sadr-ı kebîr,
Sanırdı görenler, bedr-i münîr.

Ateş-i aşk-ı zât-ı ezelî,
Odlara yakmışdı, O güzeli.

Bilir elbet bunu, pîr-ü civân,
Yassı kürekliydi, Fahr-i cihân.

Sırtı ortası hem, etli idi,
Kerem sâhibi, devletli idi.

Gümüş teninde, letâfet vardı,
İrice mühr-i nübüvvet vardı.

Sırtında idi, mühr-i nübüvvet.
Sağ tarafına yakındı, elbet.

Bildirdi bize, edenler târif,
Bir büyük ben idi, mühr-i şerîf.

Rengi, sarıya yakın, karaydı,
Güvercin yumurtası kadardı.

Etrâfına çevirmiş, sanki hatlar,
Birbirine bitişik, kılcağızlar.

Anlatanlar, O âlî nesebi,
Dedi, iri kemikliydi Nebî.

Her kemik iri, merdâne idi,
Sûreti, sîreti şâhâneydi.

Mübârek âzasının her biri,
Uygun yaratılmışdı hem, kavî.

Çok hoş idi, her uzvu ânın
Âyetleri gibi, Kur'ânın.

Elleri ayası, O sultânın,
Ayakları altı, dahi ânın,

Geniş ve pâk idi, nâzik mergûb,
Tâze gül gibi latîf ve mahbûb.

Çok mevzun idi, der ehl-i nazar,
O kerâmetli, mübârek eller.

Selâm verseydi, birine eğer,
Tebessüm ederdi hep, Peygamber.

Bir iki gün, geçseydi aradan,
Hattâ uzasaydı da, bir aydan.

Belli olurdu, hoş kokusundan,
O kimse, adamlar arasından.

Billûr gibiydi, ten-i bî-mûyu,
Nice medh edeyim, ol pehlûyu.

Dostu seyretmek için, o şerîf,
Göz olmuşdu, bütün cism-i latîf.

Kemâl üzereydi, nâzik teni,
Hallâk göstermişdi, hikmetini.

Yokdu, göğsünde,karnında aslâ,
Hiçbir kıl, sanki gümüş levhâ.

Göğsü ortasından aşağı yalnız,
Bir sıra kıl, dizilmişdi, hilâfsız.

Bu siyah hat, bu mübârek bedende,
Hoşdu, hâle gibi, ay çevresinde.

Bütün ömründe kalmışdı, kezâ,
Gençlikde gibi, mübârek âzâ.

İlerledikçe, sinn-i Nebevî,
Tâzelenirdi hep, gonca gibi.

Hem dahi, kâinâtın sultânı,
Zanneyleme ki, ola pek yağlı,

Ne zaîf, ne de pek etli idi,
Mu'tedil, hem pek kuvvetli idi.

Lahmı, şahmı, dediler ehl-i derûn,
Birbirinden, ne ziyâdeydi, ne dûn.

Etmiş, ol beden sarâyın üstâd,
Adl-ü dâd ile, esâsın bünyâd.

Îtidâl üzere idi, pâk teni,
Nûra gark olmuşdu, bütün bedeni.

Orta boylu idi, o Sidre-mekân,
Ortalık, O'nun ile buldu nizâm.

Seyreden mu'cize-i kâmetini,
Dedi hep, medh edip hazretini.

Görmedik böyle, gül yüzlü güzel,
Boyu, hem hûyu, hem yüzü güzel.

Orta boylu iken, Nebî,
Uzun kimseyle yürüseydi.

Ne kadar, uzun olsa idi, o er,
Yine yüksek görünürdü, peygamber.

Uzun boylu olandan o cevher,
Yüksek idi, el ayası kadar.

Bir yola gitseydi, izzetle,
Hızlı yürür idi, gâyetle.

Deriz, vasf-ı şerîfinde yine,
Yürürken, eğilirdi önüne.

Yâni, bir yokuşdan iner gibi,
Dâim önüne, az eğilirdi.

Şanlı, şerefli idi, O Celîl,
İftihâr eylerdi, rûh-ı Halîl.

Bir zâtı ki, murâd ede Hudâ,
Her âzâsı, olur elbet a'lâ.

Yolda giderken, eğer bir kimse,
Ansızın, Resûlullah'ı görse,

Korku düşerdi, kalbine ânın,
Yüksekliğinden, Resûlullah'ın.

Hem de biri, Nebî ile, müdâm,
Sohbet ederek, söylese kelâm,

Sözlerindeki lezzet ile, ol,
Kul olurdu, kabul etse Resûl.

Etmişdi O'nu, Hallâk-ı ezel,
Hüsn-i ahlâkla, bî-misl-ü bedel.

Yâ Resûlallah! gücüm yok medhine,
Yaratıldık hep, senin hürmetine.

Hâsılı, ey Şâh-ı iklîm-i vefâ,
Sana cânım da fedâ, her şey fedâ!
(27.09.2006 13:36)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay kirgizistan Offline
kirgizistan
Bay, 22
Kırgızistan
yaratilanlarin en sereflisi (26.09.2006 10:24)
(bakınız: yara, ilanlar)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay Mehmetcik2 Offline
Mehmetcik2
x
İstanbul
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakiş da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakiş da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım ...
(24.09.2006 05:48)
(bakınız: yağmur, seni, baki, kuma, damar, için, bekleyen, batı, senin için, visal)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Sayfa: 1 2 3 4 5 10 20 21
sonraki sayfa >>

"HZ.MUHAMMED" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız: HZ.MUHAMMED nedir? HZ.MUHAMMED kimdir?


05.09.2008 16:59:28

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim