|
|
 |
 |
|
İNSANLIK |
İNSANLIK terimi
Renan Re
tarafından 03.06.2005 tarihinde eklendi |
İNSANLIK sizce ne demek,
İNSANLIK size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| Bay, 24 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Neden insanlık hep bende kalıyor,
Gidecek kimsesi yok mu? (07.10.2011 02:40)
(bakınız: insan, neden, bend, gidecek)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 54 |
| İzmir |
 |
|
|
 |
Ne insanlar eski insan,
nede insanlık eski insanlık.
Şimdi varsa yoksa 'BEN'.
Şimdi moda: Ben kurtulayımda nolursa olsun. Benden sonra tufan. (16.02.2009 14:54)
(bakınız: insan, şimdi, insanlar, kurt, sonra, olsun, moda, yoksa, olur, bend)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
insanlık..
tekelci kapitalizmin şirketlerinin kucağına emanet edilerek
kendi emeğine yabancılaştırıldığı..
siyasal alanda.. insanlık gücünün tahakkümüne
boyun eğdirildiği..
hayatı.. ulus devletlerin
kirli ırkçı pragmatist emellerine teslim edildiği için..
hayat damarları kurumuş tüketimin
rehâvetin.. konforun.. israfın.. kinin.. hasedin.. öfkenin
şiddetin pençesinde
inim inim
inlemekte
… (25.09.2008 02:27)
(bakınız: insan, hayat, kapitalizm, devlet, esin, oyun, emek, emel, öfke, eller)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 25 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Azıcık insanlık olsaydı bu hallere gelmezdik! (16.12.2006 16:42)
(bakınız: insan)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 30 |
| Ankara |
 |
|
|
 |
'Gazetelerin sürmanşetinden büyük puntolarla lanetlemek, bu canavarların kökünü kurutmuyor yazık ki. Aksine kimi sapık zihinlerde başka pisliklerin üremesine cesaret veriyor. Ve artık her şey, her şey, her şey sıradanlaşıyor! Her acıya, her lanetli pisliğe, her aşağılık fiile alışıyor insanlar, duyarsızlaşıyor.' (03.12.2006 10:54)
(bakınız: insan, büyü, cesaret, esin, insanlar, emek, artık, yazı, sapık, gazete)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 30 |
| Ankara |
 |
|
|
 |
ALİ ÇOLAK
Böyle bir dünyada nasıl yaşanır?
'Bütün güzel şeyleri yok ediyorlar! ' diye haykırıyordu Virginia Woolf, evinin pencerelerini bombalar sarsarken. Tarih, 28 Mart 1941'di… II. Dünya Savaşı, kasıp kavuruyordu. Savaşın yol açtığı acılar canına tak edince Ouse Nehri'ne doğru yürüdü.
Nehrin kıyısına vardığında, cebine kocaman taşlar doldurup kendini sulara bırakıverdi. Geriye, bir mektup ve insanoğlunun kulağında kıyamete kadar çınlayacak şu sözler kaldı: 'Delirecekmiş gibi hissediyorum. Bu korkunç çağda daha fazla yaşamayı sürdüremem! ..'
Bir yıl sonra… 1942. Brezilya... Bu kez Stefan Zweig, inandığı değerlerin bir bir yıkıldığını, yaşamının bir anlamı kalmadığını düşünüp karısıyla birlikte ölüme gidiyor. Böyle bir dünyada paylaşılacak bir şeyin kalmadığına inanıyor. 15 Haziran 1940 tarihli günlüğüne, 'Neredeyse 59 yaşındayım, önümdeki yıllar korkunç olacak; bu aşağılanmalara niye katlanayım ki? ' diye yazmıştı. Zweig, 61 yaşındaydı ve meşhur bir yazardı. Savaşın başlarında, Avrupa kentlerini dolaşırken ruhunda depremler oluyor ve kendi kendine söyleniyordu: 'Tüm insanlık söz konusuyken insanın kişisel ve özel şeylerle ilgilenmesi ne tuhaf! '
Savaşlardan söz etmeyeceğim. Savaştan daha onur kırıcı, daha aşağılık insanlık hallerini anlatacağım. Uzak bir dağ başına çıkıp, Virginia Woolf gibi haykırmak istiyorum: 'Bu korkunç çağda daha fazla yaşamayı sürdüremem! ..' ve Zweig gibi oturup ağlamak istiyorum: 'Bu aşağılanmalara niye katlanayım ki? ' İnsanlık onuru, ilkel çağlarda ancak bu kadar aşağılanmıştı. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömülüşü bile bu aşağılamanın yanında masum (!) kalıyor. O haberi ve yanındaki bebek fotoğrafını gazetede gördüğümde, yüzümde beliren ifade iş arkadaşlarımı korkutmaya yetmişti. İnsan olduğum için, böyle bir haberi duyduğum için, bu insanlarla aynı çağda ve aynı ülkede yaşadığım için utandım. Yüzümün utançtan, bir ağacın gövdesi gibi çatladığını hissettim. İçimde korkunç bir kusma hissi… Konuşma yeteneğimi yitirip dilsiz kalmak isterdim! … Böyle bir dünyada yaşamanın, söz söylemenin ne anlamı olabilir?
18 aylık bir bebeğin kirletildiği yazıyordu haberde. O aşağılık kelimeyi yazmayacağım. Gazeteler, bir bebeğin adının yanına o kelimeyi nasıl yazabildiler ve o bebeğin fotoğrafını nasıl basabildiler? ! Aklımı yitirmemek için kendimi zorluyorum. Bu toplum, nasıl böyle insan dışı yaratıklar üretiyor? Hangi zeminde, hangi pisliklerin gübreliğinde dal budak salıyor bunlar? Zaruret mi, cehalet mi, başka hastalıklar mı? Ve biz bunları soyutlamak, kurutmak için ne yapıyoruz? Gazetelerin sürmanşetinden büyük puntolarla lanetlemek, bu canavarların kökünü kurutmuyor yazık ki. Aksine kimi sapık zihinlerde başka pisliklerin üremesine cesaret veriyor. Ve artık her şey, her şey, her şey sıradanlaşıyor! Her acıya, her lanetli pisliğe, her aşağılık fiile alışıyor insanlar, duyarsızlaşıyor. 'Batman da battı: 11 ölü' başlığının altına, kocaman, gülümseyen, yarı çıplak bir Hülya Avşar fotoğrafı koyuyor bir gazete. Selin yuttuğu 11 insanın acıklı ölümü, sırıtan çıplak bir kadının bedeniyle sunuluyor; o ateşin düştüğü evlerle alay eder gibi. İtiraf edelim: Artık hiçbirimiz, hiçbir ölüm karşısında üzülmüyor, sarsılmıyor, kılımızı kıpırdatmıyoruz. Onlarca insanın ölüm haberi bile içimizi titretmiyor. 'Bireysellik' çağı dedikleri bu olmalı. Başkalarının acısına kulak vermemek. Başkalarının ölümünü görmemek, duymamak…
Yoksa böyle mi olurdu! 18 aylık bir bebeğin kirletildiği haberinin, yürekleri parçalaması gerekirdi. Bir kente atılmış atom bombasından daha daha öldürücü, daha kahredici değil mi bu? İzmir'e atom bombası atılsaydı ne yapardık? Bir bomba insanların bedenini öldürür; ama bu, insanlık onurunu öldüren bir saldırı. Bu utançla nasıl yaşar insanoğlu? İntiharın haram olduğunu bilmeme ve onu asla onaylamama rağmen Virginia Woolf'un ve Zweig'in intiharını onurlu bir başkaldırı olarak gördüm hep. Böyle aşağılık bir çağda insan, yerin altının üstünden daha hayırlı olduğunu düşünüyor bazen. Ne var ki yerin altına gitmek bizim irademizde değil. Peki ne yapacağız? Belki de dünyayı bu insan dışı yaratıklara bırakmamak için inadına yaşamak gerek. Anlaşılan o ki, dünyayı güzel ahlakla süslemek isteyenlerin âheste yürümeye hakları yok. İnsanlığın dirilişini düşleyeceksek, yaşama zevkini çoktan unutmuş olmamız gerek.
04/11/2006 (03.12.2006 10:53)
(bakınız: ölüm, insan, kadın, büyü, dünya, güzel, ağlamak, anlam, korku, deli)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"İNSANLIK" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|