 |
 |
KADINLAR sizce ne demek, KADINLAR size neyi çağrıştırıyor?
 |
Terimi Ekleyen: sybarite
Eklenme Tarihi: 17.12.2001 03:33 |
Öyle hürriyete aşık ki kadınlar, hatta
Hiç bir erkek olamaz onlara yol arkadaşı.
Çıkar at çarşafı teklifine karşı, nitekim
Donu fılattı gö..ünden, açacak yerde başı...
(bakınız: kadın, erkek, arkadaş, aşık, lara, lama, adın, kadı, onlar, hürriyet)
|
!..selim bay..!
04.04.2007 21:38 |
kadinlar hep o 'digeri' olmustur...ikinci cinsiyet...
Kadininlarin sosyal durumu her ne kadar iyiye gitsede, hala toplumda ve sosyal yasantisinda agir bir sakatlik sözkonusudur.
Hic bir ulkede erkeginki ne benzer haklari yoktur, ve cogunlukla kadina uygun bile degildir. Kagitta bile ona butun yetki ve haklar verildigine ragmen, ne yazikki eski aliskinliklar kadinin bunlari gelenek ve yasantisinda ifade etmesi epey zor oluyor.
Ayni sosyal konumda olduklarinda bile erkegin cok daha yararli görevleri ve makamlari oluyor. Kadin rakiplerine göre daha yuksek maas ve ilerleme firsati mesela. Ayrica erkeklerin sanayide, siyasetde cok daha yer aldiklari ortada, ve ustelik en sözu gecen görevler yine erkeklerde.
Butun bunlar bir yana, erkegin kendine öz bir itibari, prestiji var. Buda geleneksel cocuk terbiyesinde belli zaten.
Sorun kadinlarin kendi tarihini bilmemeleri. Kendilerini tanimamalari. Kader diyip boyun egmeleri. Benim demek istedigim, kadinlarin kalkip isyan etmeleri falan degil ki. Sadece icinde bulunduklari durumu biraz gözden gecirmeleri yaa...insan kendi durumuna bukadar mi ilgisiz olur.
Offf off..bu dunyanin sorunlari biter mi.
(bakınız: insan, gece, erkek, kader, tarih, bira, yara, soru, esin, oyun)
|
Existens
01.03.2007 13:38 |
ŞEHİR ve KADIN
Kahrolası bir telaşla, tanımadığım uzak şehirler gezdim hafta sonunda…
Caddelerini koşar adım arşınladım; merakla daldım izbelerine; ansızın umulmadık, ama hep bekleyegeldiğim bir şey bulacakmışçasına yürüdüm kaldırımlarında, tarifsiz, arsız, metemadi bir iştahla…
Yolları sordum, yollarda kayboldum.
Bir kadını yeni tanırmış gibi, vuslat saatlere sıkışmış gibi, bir başka sefer olmazmış gibi aceleyle bulanmış rengarenk bir coşkuyla yükselip kondum sokaklarına…
Sonra yoruldum ve durdum.
Uzak bir şehre vuruldum.
Haraptı şehirlerim; yoksul ve mutsuz; yarınlarından umutsuz.
Tanımak zordu ya acul gezmelerde; ben sevdim onları yine de…
Zaten bir şehir hemen açmaz kendini size; keşfedilmeyi bekler, dirhemle sunar maharetini; kusurunu gizler.
O yüzden aceleye gelmez bir şehri gezmek; bir kadını sevmeye benzer.
Telaşsız sohbetler ister, günü birlikte karşılayıp birlikte uğurlamalar…uzun yürüyüşler, keyifli molalar…
Çünkü tıpkı bir kadın gibi, bir şehrin de sırrı, kuytularında gizlidir; çözmek emek ister.
Lakin bir kez bağladınız mı kokusuna, havasına, tadına o, sevdanızın başkentidir artık…
Gecenin kollarına birlikte dalar, sabahı beraber karşılarsınız; pazarları mahmur ve gergin Pazartesileri…
Bir kadınla birlikte uyanmaya benzer, bir şehri günün ilk ışığında görmek…
Sade, süssüz, tabiidir…
Ve hakikidir, yine de güzelse…
Bir şehre tutulmak, bir kadına bağlanmak gibidir; bir gün kopsanız da sızısı her daim asılı kalır yüreğinizde…
Nereye giderseniz, bağlandığınız şehri de götürürsünüz yanınızda; tıpkı sevdiğiniz kadını kalbinizde taşıyacağınız gibi… ölene kadar…
Bir kadını olduğu gibi, bir şehri de tanımak bir ömre sığmayabilir bazen…unutmak da…
Ve unutmadığınız şehirler, geri çağırır sizi bir gün…vazgeçemediğiniz kadınlar gibi…
Kahrolası bir telaşla, tanımadığım kadınlar sevdim ömrüm boyunca…
Ansızın umulmadık, ama hep bekleyegeldiğim bir şey bulacakmışçasına yürüdüm onlarla, tarifsiz, arsız, mütemadi bir iştahla…
Sonra birine bağlandım.
Ve hep öyle kaldım.
Can Dündar
(bakınız: kadın, gece, güzel, umut, unutmak, sevda, bazen, vuslat, arda, oyun)
|
sesizsedªsız
08.02.2007 15:29 |
|
 |