KAPİTALİZM nedir? KAPİTALİZM kimdir?
Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  ŞiirKitapEtkinliklerŞarkılarResimForumE-KartÜyelerGruplarSMS
http://nedir.Antoloji.Com
  
Arayın :
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
 
  Kişiler
  Genel
  Yaşam
  Edebiyat
  Güncel
  Toplum
  Bilim
  Din
  Müzik
  Tarih
  Cinsel
  TV Dizileri
- sevmek (232)
- vatandaşlık (5)
- kutup (4)
- demek (38)
- etekleri zil.. (3)
- anka kuşu (79)
- eşitlik (18)
- heykeltraş (1)
- mesnevi (15)
- muamma (12)
- meslek (16)
- 21 gram (26)
- duygu (62)
- hülya (12)
- ceo (9)
- mustafa (31)
- çekül (9)
- ağlamak (221)
- diplomasi (5)
- ole (14)
KAPİTALİZM KAPİTALİZM terimi YaLaNLaR...... tarafından 30.06.2003 tarihinde eklendi
KAPİTALİZM sizce ne demek,
KAPİTALİZM size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 10
sonraki sayfa >>
Bay bilimselbakış Offline
bilimselbakış
x
KAPİTALİZM İLE EKOLOJİK KRİZ ARASINDAKİ İLİŞKİ NEDİR?



Çevresel tahribat alarm verici boyutlara ulaşmıştır. Küresel ısınma, ozon tabakasının delinmesi, üst toprağın kaybı, yağmur ormanlarının temizlenmesiyle oksijenin tükenmesi, asit yağmurları, zehirli atıklar, besinlerdeki ve sudaki böcek zehiri kalıntıları, doğal türlerin hızlanan tükenme oranı, vb. vb. şeylerin büyüklüğü hakkında neredeyse günlük olarak yukarıya doğru revize edilmiş tahminler yapılıyor. Bazı bilim adamları, hayati ekosistemlerin tamir edilemez bir biçimde tahrip olması ve kitlesel insan ölümlerinin başlamasından önce harekete geçmek için 35 yıl gibi kısa bir zamanın olabileceğine inanıyor (Donella M. Meadows, Dennis L. Meadows, ve Jorgen Randers, Beyond the Limits: Confronting Global Collapse, Envisioning a Sustainable Future, Chelsea Green Publishing Company, 1992) . Veya, Kirkpatrick Sale'in ifade ettiği üzere, 'gezegen küresel bir ekolojik tahribat [ecocide, ekolojik intihar] yolunda ilerliyor, belki de bunun tam eşiğinde.' ('Bioregionalism -A Sense of Place,' The Nation, 12: 336-339) .
Çoğu anarşist, ekolojik krizin köklerinin, Geç Cilalı Taş Devri sırasında ataerkilliğin, köleliğin ve ilk ilkel devletlerin ortaya çıkmasıyla beliren tahakküm psikolojisinde yattığını düşünür. Eko-anarşizmin öncülerinden birisi olan Murray Bookchin (bakınız Kısım E) şunu belirtiyor, 'toplumsal tahakkümle birlikte ortaya çıkan hiyerarşiler, sınıflar, mülk sahibi biçimleri, ve devletçi kurumlar, kavramsal olarak insanlığın doğayla ilişkisine aktarıldı. Doğa da giderek latifundium [Eski Roma'daki büyük araziler] köleleri gibi acımasızca sömürülecek basit bir kaynak, bir nesne, bir hammadde olarak görüldü.' (Toward and Ecological Society, s. 41) . Ona göre, tahakküm psikolojisini söküp atmaksızın ekolojik felaketin gerçekleşmesini önlemeye yönelik tüm girişimler büyük olasılıkla sadece palyatif [kısmen rahatlatıcı] olacak ve bu nedenle de başarızlığa mahkum olacaktır.
Bookchin şöyle devam ediyor, 'insanlık ile doğa arasındaki çatışma insan ile insan arasındaki çatışmanın bir uzantısıdır. Ekoloji hareketi, tüm yönleriyle tahakküm sorununu kucaklayamadığı müddetçe, zamanımızın ekolojik krizinin kökenindeki sebeplerin ortadan kaldırılmasına yönelik hiçbir katkıda bulunmayacaktır. Eğer ekoloji hareketi, genişletilmiş bir devrim kavramının gerekliliği ile radikal bir şekilde uğraşmaksızın, sadece kirlilik ve [vahşi hayatı] koruma kontrollerindeki reformizme -sadece 'çevrecilik'e- bağlı kalırsa, mevcut doğal ve beşeri sömürü sisteminin güvenlik supabı olarak hizmet edecektir.' (a.y., s. 43)
Kapitalizm, tahakküm psikolojisinin ekolojik olarak en tahripkar çıkış yerini bulduğu araç olduğu için, çoğu eko-anarşist kapitalizmin yıkılmasına en birincil önceliği verirler. 'Sistem, hiç abartısız doğayı bitip tükenmez bir şekilde hırsla yutmasıyla, bütün biyosferi çöl ve arktik canlı topluluklarının kırılgan basitliğine indirgeyecektir. Bitki örtüsü ile hayvan topluluklarını giderek karmaşık biçimlerde ve ilişkilerde farklılaştırmış olan organik evrim sürecini tersine çevirecek, böylece de daha basit ve daha az istikrarlı bir yaşam dünyası yaratmış olacağız. Bu korkunç gerilemenin sonuçları uzun vadede yeterince tahmin edilebilir bir şeydir -biyosfer, en sonunda insan yaşamının gereklilikleri noktasında çökecek ve insan yaşamı için gerekli olan organik önkoşulları ortadan kaldıracak şekilde fazlasıyla kırılgan bir hale gelecektir. Her ne kadar ne zaman gerçekleşeceğini tahmin etmek imkansız olsa da, yalnızca üretim amacıyla üretim yapmaya dayanan bir toplumdan bunun ortaya çıkması... sadece bir zaman meselesidir.' (a.y., s. 68)
Kapitalizmin ortadan kaldırılması gerektiğinin, çünkü 'yeşil' kapitalistlerinin iddialarının aksine 'çevre dostu' haline gelecek şekilde kendisini reforme edemeyeceğinin vurgulanması önemlidir. Bunun sebebi, 'kapitalizm yalnızca pre-kapitalist doğaya tahakküm kavramlarını geçerli kılmakla kalmaz, doğanın talanını toplumun yaşam kanunu haline getirir. Bu tür bir sistemle onun değerleri hakkında tartışma yapmak, büyümenin sonuçları hakkındaki öngörülerle onu korkutmaya çalışmak, bizzat onun metabolizması ile tartışmaktır. Yeşil bir bitkiyi fotosentez yapmaktan vazgeçmeye ikna etmek, burjuva ekonomisini sermaye birikiminden vazgeçirmekten daha kolaydır.' (a.y., s. 66)
Bu nedenle, kapitalizm, tahakküm (insanın insan üzerinde ve böylece de insanın doğa üzerinde) ve sürekli, sonsuz bir büyümeye (büyüme olmaksızın kapitalizm öleceği için) dayandığı için ekolojik tahribata yol açar.
D.04.1 KAPİTALİST FİRMALAR NEDEN 'YA ÖLMELİ YA DA BÜYÜMELİ'DİR?
Endüstriyel üretim 1950'den bu yana elli kat artmıştır. Sınırlı [sonu olan] bir çevre içerisinde böylesi bir genişlemenin, felaketvari sonuçlar olmaksızın sonsuza kadar süremeyeceği açıktır. Ancak, yukarıdaki alıntının akla getirdiği üzere, kapitalizmin büyüme bağımlılığından kurtulması ilkesel olarak imkansızdır.
Kapitalizm kar için üretime dayanır. Bir firma karlı kalabilmek için, aynı endüstrideki diğer firmalarla rekabet edebilmek amacıyla mal ve hizmetleri yeterince ucuz üretmek zorundadır. Eğer bir firma üretkenliğini arttırırsa (tüm firmalar aynısını yapmak zorunda oldukları için) , daha ucuza üretebilecek, böylece fiyat kırarak rekabeti zayıflatacak ve piyasadan daha fazla pay kapacaktır -en sonunda daha az karlı firmaları iflas etmeye zorlayana kadar. Üstelik, daha yüksek üretkenliğe/karlılığa sahip olan firmalar büyüdükçe, genellikle ölçek ekonomilerine ulaşırlar (yani daha büyük hammadde miktarlarını toptan fiyatlardan [bulk rates] almak) , böylece de daha az üretken/karlı olan işletmeler karşısında daha da fazla rekabetçi avantaj elde ederler. Yani, sürekli olarak artan üretkenlik ayakta kalmak için hayatidir.
Üretkenliği arttırmanın iki yolu vardır; işçilerin sömürülmesini arttırmak (örn. daha uzun [çalışma] saatleri ve/veya aynı ücret karşılığında daha yoğun çalışma) veyahut aynı ürün veya hizmeti üretmek için gerekli emek miktarını azaltacak yeni teknolojilerin uygulamaya geçirilmesi. İşçilerin sömürü düzeyindeki artışları engellemeye yönelik mücadeleleri nedeniyle, kapitalizmde üretkenliği arttırmanın ana yolu yeni teknolojilerdir (her ne kadar kapitalistler verili teknolojiyle işçiler üzerindeki sömürüyü diğer araçlarla daima arttırmanın yollarını arasalar da) .
Ancak yeni teknolojiler pahalıdır; yani, sürekli geliştirmelerin maliyetini karşılamak için firma ürettiğinin daha fazlasını satmalı, böylece de sermayesini (makinalar, işletme sahası [floor space], işçiler, vb.) sürekli büyütmelidir. Aslında, kapitalizmde olduğu yerde durmak krize davetiye çıkarmaktır -bu nedenle firma sürekli olarak daha fazla kar için uğraşmalı ve dolayısıyla daima genişlemeli ve yatırım yapmalıdır. Diğer bir deyişle, firma yaşamak için, sermayesini büyütmeye ve geliştirmeye devam etmesine yetecek kadar satabilmek için, sürekli olarak sermayesini ve üretim seviyesini büyütmeli ve geliştirmelidir -yani, 'büyü ya da öl', veya 'üretim için üretim'.
Bu nedenle kapitalizm açısından ekolojik krizi çözmek ilke olarak imkansızdır, çünkü 'büyü ya da öl' onun doğasına içkindir:
'Kapitalistik piyasa ekonomisinde 'büyümenin sınırları'ndan bahsetmek, savaşçı bir toplumda savaşın sınırlarından bahsetmek kadar anlamsızdır. Birçok iyi niyetli çevreci tarafından seslendirilen ahlaki dindarlıklar, çokulusluların ahlaki dindarlıklarının manipülatif olması kadar naiftir. Kapitalizmin büyümeyi sınırlamaya 'ikna edilmesi', bir insanoğlunun nefes almayı bırakmaya 'ikna edilmesi'ne benzer. Kapitalizmi 'yeşilleştirme', onu 'ekokojik' kılma girşimleri, sonsuz bir büyüme sistemi olan sistemin doğası nedeniyle başarısızlığa mahkumdur.' (Murray Bookchin, Remaking Society, s. 93-94)
Kapitalizm varolduğu müddetçe, 'insan yaşamının organik önkoşulları'nı ortadan kaldırıncaya kadar, kaçınılmaz olarak 'sonsuz bir şekilde doğayı hırsla yutmaya' devam edecektir. Bu sebeple, kapitalizmle hiçbir şekilde uzlaşılamaz: bizi yok etmeden önce onu yok etmeliyiz. Ve zaman giderek tükeniyor.
Kapitalistler, doğaldır ki bu sonucu kabul etmezler. Çoğu kanıtları göz ardı eder veya durumu pembe renkli gözlüklerle görür; ekolojik sorunların göründükleri kadar ciddi olmadıklarını veya çok geç olmadan önce bilimin bunu halletmenin bir yolunu bulacağını savunur. Sağ liberterler bu yaklaşıma sahip olma eğilimindedirler, ancak onlar aynı zamanda gerçek bir serbest piyasa kapitalizminin ekolojik krize karşı çözümler sağlayacağını da söylerler. Kısım E'de, bu argümanların neden çürük olduğunu ve liberter sosyalizmin neden ekolojik felaketi önlemede en iyi umudumuz olduğunu göstereceğiz. ulaşım adresi
PATİKAYOLU@MSN.COM
HARAMİLER@MSN.COM
(10.07.2007 21:04)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayan esmer_kiz_ko.. Offline
esmer_kiz_konya
Bayan, 24
Konya
ABD'inin daha nice ülkelerin üretim ve dağıtım sistemidir..üretim araçları kamu mülkü değildir..Toprağa,hammaddelere,fabrikalara,makinelere kapitalistler sahiptir..2 çeşit sınıf vardr;

1.sınıf; kapitalist sınıftır.gelirini başkalarını kendi hesabına çalıştıtrarak elde eder
2. sınıf; işçi sınıfıdr.gelirini yaptğı iş karşılığı aldığı ücretle elde eder.ama bu üster hiçbirzaman emeğinin karşılığı olmamıştır..
işveren emek gücünün bi fiyattan satın alır ve emeğin ürününü daha yüksek bir fiyattan satar.farkı kendisine alıkoyar ve bu farkada ARTI-DEĞER denir..
sosyalizimle kapitalizm birbirine karıştırılmamalıdır;
sosyalizimde; herkesten yeteneğine göre,herkese emeği kadar
kapitalizimde; herkesten yeteneğine göre,herkese gereksinizim kadar verilir..
sosyalizm; kapitalizmden kominizme geçişte zorunlu bir basamakır..
(12.02.2007 02:59)
(bakınız: zaman, sosyalizm, alara, emek, lara, madde, ülkü, değer, ülke, eğer)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay setthink Offline
setthink
x
Yeniden İslam ve Kapitalizm Üzerine

Önceki bazı yazılarımda İslam ile kapitalist ekonomi modelinin uyumlu olduğunu savunmuştum. (Bkz, 'Kapitalizm Gerçekten İslam'a Uymaz mı? ', 'İngilizce Makale: 'Islamocapitalism' '.) Bunlar bazı okurlara 'kulak tırmalayıcı' gelmiş olabilir, çünkü bizde 'kapitalizm' denince daha ziyade maddecilik, açgözlülük, paraya tapınma gibi ahlaki alçalmalar akla geliyor. Benim 'kapitalizm'den kastım (ve kavramın doğru manası) ise; devletin otoritesinin sınırlandığı bir sosyo-ekonomik düzen ve girişimci bireylerin yaratıcılık ve yenilikçiliğini teşvik eden bir kültür. Sosyalizmin seküler bir anlayışla 'devlet'e yüklediği sosyal adalet hedefinin ise, Kuran'ın ve diğer ilahi kitapların öngördüğü gibi, asıl olarak bireylerin ve cemaatlerin vicdanıyla gerçekleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Yine de kapitalizm 'bu topraklara' yabancı bir kavram gibi durduğu için toplumumuzun çoğuna, özellikle de dindar kesime biraz uzak geliyor. Dindar iş adamları başarılı kapitalist girişimlerde bulunsalar bile, yaptıkları işin öyle tanımlanmasını istemiyor gibiler. Kanımca bu önyargıyı biraz sorgulamak gerek. Girişimcilik, iş kurmak, para kazanmak, kar etmek gibi kavramlar gerçekten de 'ithal' mi, yoksa İslam'ın özünde ve geleneğinde olup da bazı Müslümanların zamanla kötü görmeye başladığı meşru değerler ve hedefler mi?

Araştırmacı yazar Faruk Türkoğlu'nun Referans gazetesinde yayımlanan 'Girişimci Milletin Efendisidir' başlıklı uzun analizinde bu soruya ışık tutacak bir bölüme rastladım. Türkoğlu, 'Tarih Boyunca Girişimcilik' alt başlığıyla, Osmanlı İmparatorluğu'nda 'bezirganlığın' ('iş adamlığının') ilk başta iyi görülmesine rağmen sonradan kötü bir imaj kazanışını şöyle anlatmış:
Osmanlı İmparatorluğu’nda 17. yüzyıla kadar her tür ekonomik faaliyet, toplum içinde prestijli bir konuma sahipti. Tarıma büyük önem verilir, mal alıp satanlar için “Bezirganlık, ulular sanatıdır, dünyanın şenliği bunlarladır” gibi olumlu tanımlamalar kullanılırdı. Esnaflık ise ekonomik istikrarın temel unsuru sayılırdı.

Esnafa ve tüccara bakış açısı, duraklama ve gerileme dönemlerinde değişti. Bilim ve teknolojideki gelişmeler iyi izlenmeyince üretimi artırma yolları tıkandı. Doğu ticaret yollarının kapanması, ticaretteki kazançları azalttı. Fetihlerden elde edilen gelir de zamanla gerileyince, Sabri Ülgener’in “İktisadi Çözülmenin Ahlak ve Zihniyet Dünyası” adlı eserinde vurguladığı gibi, ekonomik hayat bir durgunluk içine girdi.

Bu ortamda üretime ve ekonomiye daha fazla önem verilmesi gerekirken tam aksi yönde eğilimler ortaya çıktı. Kanaatkârlığın ve mistik değerlere sığınmanın yaygınlaştığı bir ortamda, devlet büyüklerine kapılanma ve kolay yoldan para kazanma gibi olumsuz eğilimler güçlendi. Gerileme döneminde başlıca iş alanları aşağıda görüldüğü gibi irtifa kaybetti:

- Osmanlı’nın gelişme döneminde “hırfet” kelimesi sanat ve zanaat, harif kelimesi, zanaatkar anlamında kullanılırdı. Sonraki dönemlerde “harif” kelimesi “herif”e dönüştürülerek olumsuz anlamlarda kullanılmaya başlandı.

- Gerileme döneminde, toplumun büyük çoğunluğu esnaflara karşıydı. Şair Sümbülzade Vehbi bunlar için “Sınıf-ı esnafta yoktur insaf” nitelemesi ile toplumdaki bu duygulara tercüman oluyordu.

- “Bezirgan” kelimesinin anlamındaki alçalma günümüzde de devam ediyor. Bu kelime normal bir alım satım faaliyeti için değil de kuşku duyulacak ticari faaliyetler için kullanılıyor.

Ticaret ve her tür kazancı amaçlayan ekonomik girişimlerin, dürüst rekabet kurallarına ve yasa hükümlerine uygun olduğu sürece onurlu bir iş sayılması gerektiği ancak Osmanlı’nın son döneminde kabul edildi. Hazreti Muhammed’in “El kasib-u Habibullah” (çalışıp kazananı Allah sever) hadisi, geçen yüzyılın başlarında hatırlandı ve İstanbul Kapalıçarşı’nın Çadırcılar Kapısı üstüne Hattat Sami Efendi tarafından yazıldı.

“Paranın elin kiri” sayıldığı dönemler geride kalmış görünse de girişimciliğin ve girişimcinin, toplum içinde hak ettiği itibarı gördüğü henüz söylenemez. Bürokrasinin önemli bir bölümü, girişimcilere hâlâ zorluk üstüne zorluk çıkarıyor.

Girişimcilere zorluk üstüne zorluk çıkaran söz konusu 'bürokrasinin önemli bir bölümü'nün laiklik ve fikir özgürlüğü gibi başka konularda da hala 1930'lardaki gibi, yani 'çağdışı' bir zihniyetle düşünüp davrandığını da buraya eklemek lazım.

Bir başka deyişle 'kapitalizm'in iyi bir şey olup olmadığı konusunda, 'kapitalizm düşmanları'nın dünya görüşüne, özellikle de dine yönelik bakış açılarına göz atılarak da fikir yürütülebilir...



http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/09/yeniden_islam_ve_kapitalizm.php
(04.11.2006 20:51)
(bakınız: ölüm, istanbul, hayat, zaman, aliye, türk, para, sosyalizm, büyü, dünya)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay etom Offline
etom
Bay, 76
su içebilir,
nefes alabilir,
mideni de
doldurabilirsin,
ama;
benim istediğim kadar!
anlaştık mı?
?
-
-eto-
(17.10.2006 20:08)
(bakınız: nefes, beni, mide, kadar)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayan meh8tap9@ Offline
meh8tap9@
Bayan, 19
Almanya
kapitalizm igrenc bisey....kapitalistler para icin kardeslerini analarini satabilecek insanlar...bu kapitalist dünyada yasadigimdan dolayi utaniyorum...ne yazikki kapitalizme karsi elden gelen bisey yok.

Bagzi kapitalist ülkeler, durumu iyi olmayan ülkeleri sömüre sömüre bitirdiler...insallah öyle bir duruma gelirki su kapitalist ülkeler sömürecek devlet kalmadiginda birbirini yerler....
(14.10.2006 15:48)
(bakınız: insan, para, dünya, yorum, devlet, insanlar, ömür, kars, ülke, anal)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay harun_bircan Offline
harun_bircan
x
içinde bulunduğumuz SİSTEM.... (09.10.2006 22:35)
(bakınız: için, sistem)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay nümayiş Offline
nümayiş
x
İstanbul
'Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser.'

Karl MARX
(05.10.2006 16:43)
(bakınız: esin, gölge, karl marx, kapital, pita)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay -sufaya- Offline
-sufaya-
Bay, 26
Ankara
Fikir babasının Nasrettin Hoca olduğu söyleniyor..

bknz.
parayı veren düdüğü çalar.
(03.10.2006 17:56)
(bakınız: para, baba, söyle, fikir, hoca, eren)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bay TOPLU_KATLİAM Offline
TOPLU_KATLİAM
x
Kapitalizm paranın tanrı olarak kabul edildiği,eğitim ve sağlık gibi en temel insani ihtiyaçların bile paraya endekslendiği modern bir efendi-köle sistemidir....Kapitalizm,Koç ve Sabancı gibi sermayeyi elinde tutan kodamanların, gerektiği zaman devleti dolaylı yoldan tehdit edebildiği,ülkeye giren her yabancı sermayeden yüklü miktarda komisyonlar alarak vatan için hayırlı ortaklıklar yapabildikleri! ! ,kendi kurdukları özel okullardaki zeki beyinleri ülkenin geleceği için değil de kendi holdinglerinin geleceği için yetiştirebildikleri ve uluslararası politikada Türk başbakanlarından bile daha çok itibar görebildikleri aşağılık ve er yada geç yıkılması gereken kokuşmuş bir sistemdir...Bugün en basitinden Koç ve Sabancı aileleri kendi köpekliklerini yapan basın sayesinde insanların gözünde 'insanlara ekmek veren vatansever zengin' olarak kendilerini kamufle etmeyi başarmışlardır..Halbuki gerçekler renkli basının bize pompaladıklarından çok farklıdır..Bugün en basitinden Sakıp Sabancı Amerika'da başkanlık yapan Nixon,Carter,Reagen ve Clinton dönemlerinde beyaz saray'da özel olarak ağılrnabilmiş ve geceyi burada geçirebilmiştir..Türk başbakanlarına bile Washington'da yapılan ikinci sınıf muameler düşünüldüğünde Koç ve Sabancı ailelerinin gördükleri bu akıl almaz itibarın nedeninin paralarından çok masonik bağlantları olduğu görülecektir..

Koç ve Sabancı ailelerini burada örnek vermemin nedeni onların en sansasyonel zenginler olmalardır..Koç ve Sabancı ailelerinin dışında bugün 'ekemek dağıtan vatansever zengin' kılığında ortalıklarda dolaşan ve Özal döneminden sonra türeyen Mehmet Emin Karamehmet ve Turgay Ciner gibi ülkenin kaynaklarını sonuna dek sömüren vampirler de bulunmaktadır..Örenğin Turkcell'in patronu Mehmet Emin Karamehmet, Recep Tayyip Erdoğan'la, iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinden tam beş ay önce Akmerkez'de yemek yediği çoğu medya çevrelerince de bilinmektedir..Sizce Turkcell'in patronu Mehmet Emin Karamehmet ile Türkiye başbakanı Tayyip Erdoğan'ı ortak yemek toplantısında buluşturan şey nedir? ? İkisinin de islamcı olması mı :) Tabiiki hayır..İkisinin de kendi çıkarları için çiğ tavuk bile yiyebilme yetenekleri..Karamehmet Turkcell'in devlete olan 2 milyar dolar değerindeki borcun devlet tarafından silinmesini istemiş ve karşılığında Tayyip Erdoğan'a yaklaşan seçimlerde sahibi olduğu televizyon kanallarını ve gazeteleri kullanarak 'ücretsiz probaganda' yaptırarak iktidara gelmesini sağlamayı vaad etmiştir..Tayyip Erdoğan Karamehmet'in sayesinde iktidara gelmiş ve iktidara gelir gelmez ortamı değiştirmek için Karamehmet'in en büyük rakibi olan Uzan ailesini kendisine yem olarak seçmiştir..Halkın gözünde bir anda Adaletin Kılıcı olarak görülen Tayyip Erdoğan'ın yaptığı her faaliyet aslında çok şaibelidir.Günümüzde ise Tayyip Erdoğan böylesine üretken olabilen güçlü bir ülkeyi kendi ülkesindeki özel sermayeye ve körfez sermayesine peşkeş çekmekle meşguldür..

*** Yıllık cirosu 12 milyar dolar olan Tüpraş nasıl oluyorda yıllık cirorsunun dörtte biri olan 4 milyar 268 milyon dolara Shell ve Koç ortaklığına satılabiliyor?

***Yıllık cirosu 9,5 milyar olan Turk Telekom nasıl oluyor da Oger Telecom'a 3 milyar 919 milyar dolara üstelik 5 yıl vade ile satılabiliyor?

***Erdemit nasıl oluyor da 20 milyar dolar ciro yaparken 6 milyar dolara İsrailli bir grup ile Sabancının ortak olduğu bir fona satılabiliyor? ....

Sizin bu olup bitenleri aklınız alıyor mu? ? Tayyip Erdoğan gibi El-Kaide şeflerinin dibinde diz çökmüş oturan bir adam düşünün..Bu adam birde Atatürk'e hakaretten hapis yatıyor...Kalkıyor başbakan oluyor ve halkın en güzide şirketlerini su parasına satıyor..Nerede bu paralar? diye sorduğunuz zaman saçmasapan sayısal verilerle kafanızı ütüleyip duruyorlar..Kelime oyunu yapıyorlar..Bu paraların %10'u müslüman yeşil sermayeye komisyon olarak gitti..Geri kalan %90'ı IMF'nin borcunun faizine gitti..Adamlar halka sormadan halkın malını su parasına satıp komisyon almanın derdine düşmüşler...Vaziyet ortada...Deniz Gezmiş gibiler vatan haini diye idam edilirken böyle müslüman kardeşlerimiz! ! el üstünde tutuluyorlar..
(25.09.2006 22:02)
(bakınız: insan, zaman, aliye, recep tayyip erdoğan, türk, gece, para, büyü, nedir, bugün)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 10
sonraki sayfa >>

"KAPİTALİZM" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız: KAPİTALİZM nedir? KAPİTALİZM kimdir?


13.10.2008 01:10:42

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim