Nedir Bölümü Yenilendi. Sayfanın yeni şekli ile ilgili görüşlerinizi bize iletmek için buraya tıklayın.


LAİKLİK nedir? LAİKLİK kimdir?
Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  ŞiirKitapEtkinliklerŞarkılarResimForumE-KartÜyelerGruplarSMS
http://nedir.Antoloji.Com
  
Arayın :
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
 
  Kişiler
  Genel
  Yaşam
  Edebiyat
  Güncel
  Toplum
  Bilim
  Din
  Müzik
  Tarih
  Cinsel
  TV Dizileri
LAİKLİK LAİKLİK terimi SagaArterSizofren tarafından 13.10.2003 tarihinde eklendi
LAİKLİK sizce ne demek,
LAİKLİK size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 10 13 14 15 16 17
Bay kara han Offline
kara han
x
İstanbul
. Batı toplumlarında din ve demokrasi arasında gerilim olmamasının nedeni, sıkça iddia edildiği gibi, Hıristiyan dininin demokratik modele daha yatkın olması değil. Bunun nedeni, Batı'da, uzun ve kanlı bir çatışma sürecinin sonucunda, dinin ya toplumsal hayattan radikal bir şekilde el çektirilmiş olması ya da Protestanlaşma süreciyle modernleşmeye uyarlı hale gelmesidir. (15.07.2004 17:25)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
(bakınız: hayat, din, demokrasi, neden, cin, dil, ilim, son, gibi, kan)
Bay eclemif Offline
eclemif
Bay, 32
İngiltere
ALTINOLUK - Nisan 1998 / Taha AKYOL'un görüşleri:

“Devletin İslâm’la Barışması Zorunludur”

– Devlet-Din ilişkileri Türkiye’de problemli bir alan olarak görülüyor. Sizce de öyle mi? Problem sizin açınızdan hangi boyutlarda?

Taha AKYOL: Evet, Türkiye’nin temel sorunlarından biri, din-devlet ilişkilerindeki sağlıksızlıkdır ve bunun en büyük sebebi, otoriter laikçi devlet anlayışıdır.
Devletin laikliği böyle anladığı bütün toplumlarda bu sorun yaşanmıştır.
Sorun ciddi boyutlardadır. Bu sorun, özelliştirmeye taraftar veya karşıt olmaya benzemez. Bu sorun, tarihte büyük toplumsal kavgalara yol açmıştır. Dayatmayla değil, yumuşama ve uzlaşmayla çözülür.

– Devletin bu alanı düzenlemek için benimsediği ilke laiklik ilkesi olarak belirdi. Bu ilkeyi getirirken İslâm’dan ve İslâm’ı üstün bir değer yargısı olarak benimseyen halktan ne bekliyordu? Problem nerede çıktı?

Taha AKYOL: Fransız Jakobenizminden esinlenen bizdeki laiklik, sadece devletin teokrasiden arınması olarak değil, dinin devlet eliyle toplumdan da tasfiyesi ve “vicdan”larda bırakılması olarak uygulanmıştır. Demokrasi döneminde toplumdaki her dindarlık tezahürünün “irtica” paranoyasıyla karşılanmasının ve “görüldüğü yerde ezilmeli” diye devlet şiddetiyle karşılanmasının temelinde bu yanlış anlayış vardır. Bu çatışma, devletin dini toplumsal alanda tasfiye etmek istediği Fransa’da da şiddetli gerilim ve rejim sorunlarına sebep olmuştur. Liberal ve muhafazakar modernleşme modellerinde ise, mesela İngiltere, ABD ve kuzey ülkelerinde bu din-devlet çatışması yaşanmamıştır.
Bizdeki laikçiler Batı tarihini ve din sosyolojisini bilmedikleri için, ezberledikleri vecizeleri tek hakikat sanıyorlar ve dar kafalı davranıyorlar.

– Aradan 70 yıl geçti. Türkiye’de Devlet-Din ilişkileri problem olmaya devam ediyor. Bu arada devletin hâlâ İslâm’dan beklentileri var; İslâm’ın reforme edilmesi, müslümanların bunu kabul etmesi gibi. Gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunu bir çıkış yolu olarak görüyor musunuz?
AKYOL: Devlet, bırakın din gibi tamamen itikadi bir alanı, bütünüyle dünyevi olan ideolojik düşüncelerde bile “reform” yapma hakkına, yetkisine sahip değildir; buna kalkışmak akıllılık da olmaz. Böyle bir yaklaşım zihinlerin resmi ideoloji tahakkümü altına alınması, toplumsal ve zihni dinamizmin öldürülmesi olur.
Siyasi kültürümüzün kısırlığının önemli sebeplerinden biri, bu resmi ideoloji dayatmasıdır zaten...
Kamu düzenini ihlal etmeyen ve şiddetten uzak duran her düşünce, bu arada inançlar, doğal akışına bırakılmalıdır. Yeni yorumlar, yaklaşımlar, yeni fikirler toplumsal süreçte oluşur.

– Sizin için devletin İslâm’la barışması sözü anlamlı mı? Anlamlıysa bunun içi nasıl doldurulabilir? Toplumsal barış için de öyle bir girişimi gerekli bulur musunuz?
AKYOL: “Devlet İslâmla barışmalı” sözü anlamlı olmanın ötesinde, zorunludur. Bunun içi, demokrasiyle doldurulur. Din alanında devlet liberal özgürlüklere saygılı olmalıdır. Şu, özellikle önemlidir: Devlet eliyle dinin toplumsal alanda tasfye edilmesi biçimindeki bir devlet yapılanması ve siyasi kültür, kendi muhafetini de “devlet eliyle dinin topluma egemen kılınması” biçiminde üretmektedir. Jakobenizm, dünyanın her yerinde dinin siyasileşmesine yol açmıştır. Barışmanın yolu, toplumsal alanın demokratik, sivil, liberal (hürriyetçi) bir alan olduğunu kabul etmektir.

– Anayasa Mahkemesi kararları ve laikliğe bir doktrin olarak bakan çevrelerde Türkiye’deki laikliğin batı ülkelerindeki laiklikten farklı olacağı belirtiliyor. Gerekçe olarak da böyle bir tavrın İslâm’ın ve müslümanların özelliklerinden kaynaklandığı söyleniyor. Bu değerlendirmelerden özgürlükleri kısıtlayıcı bir laiklik tanımı çıkıyor. Bu görüşü nasıl değerlendiriyorsunuz?
AKYOL: Anayasa Mahkemesi’nin laiklikle ilgili yorumlarını resmi ideolojinin tariflerine uygun buluyorum, halbuki bireysel özgürlüklere ve liberal değerlere öncelik veren bir yorum hem daha “ileri” olur hem toplumsal barışa daha bir katkı sağlardı. Meselenin diğer boyutu daha önemlidir: Bizdeki resmi laik anlayış, hem İslâm’ın sosyal ve kültürel tarihini hem Batı’nın modernleşme tarihini incelememiştir. Bu ufka sahip olmayınca da, resmi laiklik anlayışı, tek parti devrinin resmi dogmaları, vecizeleri içinde “geçmişi” günümüzde yaşatmaya devam ediyor.

– Laiklik Türkiye’de tarif sıkıntısı çekiyor. Anayasa Mahkemesi müteaddid defalar laiklik tarifi yaptı. Bu tariflerde laiklik İslâm’ın karşısına alternatif bir hayat düzeni hatta bir din olarak konuyor. Siz de bu izlenimi ediniyor musunuz?

AKYOL: Sorun, bireysel hürriyet alanının geniş mi, dar mı olacağı sorunudur. Bireysel hürriyet alanı geniş olacaksa dini düşünce ve hayat tarzı gibi, ladini, hatta dinsiz düşünce ve hayat tarzı da serbest olacaktır. İslâm tarihindeki felsefe ve “itizal” tartışmalarını, bunun kelam ve tasavvufa bile büyük katkılar sağladığını hatırlayın. Toplumsal gelişmenin şartı bu hürriyettir. Dogma, laik olduğu zaman dogmatizmden kurtulmuş olmayız.

– Sayın Demirel’in 1980’lerde verdiği demeçlerde laikliğin bir din gibi algılanması konusunda kaygıları var. Buradan yola çıkarak devlet adamları nezdinde İslâm-devlet-laiklik-demokrasi-konularının nasıl çözümlendiğini düşünüyorsunuz?
AKYOL: Halkın seçtiği devlet adamlarıyla, bürokratik cihazın devlet adamları arasında, genelde laiklik anlayışları çok farklı olmuştur. Ben, Karabekir’in, Fethi Okyar’ın, Menderes’in, Özal’ın çizgisini doğru buluyorum. Nasıl çözümlendiğini soruyorsunuz, çözümlenmiyor ki!

– Şöyle bir tartışma var: Dindarlar diyor ki; “Türkiye’de inanç özgürlükleri kısıtlı.” Buna karşılık da; “camileriniz açık değil mi, ibadetinize engel olan mı var? ” söylemi mevcut. Siz dindarların daha çok özgürlük taleplerini anlamsız buluyor musunuz?
AKYOL: Camiler açık öyleyse din özgürlüğü var, lafı samimiyetle söyleniyorsa, sosyoloji alanında bir cehaletin ifadesidir. Dinin camide kalması için söyleniyorsa, liberal hürriyetlerin reddidir. Batı’ya baksınlar, din ve kilisenin kendisi kilisenin içinde mi kalıyor?

– Türkiye’nin İslâm ve demokrasiyi birlikte yaşatma noktasında İslâm ülkelerine örnek olabileceği, olması iddiası var. Bunu sağlamada çok başarılı olduğumuzu düşünüyor musunuz? Halk iradesine karşı gösterilen endişelerin önemli bir boyutu aslında İslâm’a karşı endişeler olarak düşünülemez mi?
AKYOL: İslam ve demokrasinin birlikte yaşaması, yani rejimin demokrasiye halk iradesine ve hürriyetlere dayanması, İslâm’ın da sivil toplumda liberal hürriyetlere sahip olması Türkiye’nin dünyaya sunabileceği mükemmel bir modeldi. “Refah Partisi”nin siyasi kültürsüzlüğü ile partideki aşırılar ve “derin devlet”, Türkiye’nin bu evrensel şansını dumûra uğrattılar. Sonunda oraya varacağımıza, başaracağımıza inanıyorum.

– Şöyle bir varsayım üzerinde düşünürsek; 70 yıl önce Cumhuriyet kurulurken İslâm’la daha barışık bir çizgi tutturulabilir miydi? Tutturulabilseydi Türkiye’nin bugünleri nasıl olurdu?
AKYOL: Bu son derece mümkündü. Karabekir’in Terakkiperver Partisi bunu savunuyordu ve Osmanlı modernleşme sürecinde bu potansiyel, bu büyük şans oluşmuştu. “İrtica” evhamıyla Terakkiperver kapatıldı. İsmet İnönü 1947’te “Terakkiperver”i kapatmakla hata ettik, demiştir. Devrim tarihleri “Terakkiperver’in “irtica partisi” olduğunu yazıyor da, İnönü’nün bu sözünü yazmıyor! Tek Parti ideolojisi, 1934 yılında, Osmanlı’dan beri devam eden ve Batılılaşma yanlısı Türk Kadın Cemiyeti’ni bile kapatmıştı.
Süreç devam etseydi, bugün nasıl olurdu? Buna bilimsel değil, ancak “analoji” yoluyla cevap verebiliriz: Türkiye Fransız modeline göre değil, liberal iİngiliz ve ABD modeline göre bir din-devlet-toplum ilişkisi modelini seçmiş olurdu.
(10.06.2004 15:48)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
(bakınız: çile, hayat, zaman, ben, kadın, türk, para, büyü, sen, dünya)
Bay kara han Offline
kara han
x
İstanbul
'..Türk askeri, Türkiye halkı, laiklikle yaşayabilmesi için birinci ve değişmez bayrağının Bağımsızlık olduğunu geç de olsa anlayacaktır.
Askerimiz iyice öğrensin.Bizler bağımsız kalabilirsek Laik kalabiliriz.Bağımsız kalamazsak Laik kalamayız.Bizi önce NATO suayı yapıp, sonra bu radikal din tartışmalarıyla bizi ortadoğudan uzak tuttular.Ve bağımsızlığımızla oynayanlar bugüne kadar karşımıza Şii, sünni, hoca - molla ideolojilerini, örgütlerini teröristlerini hortlatıp, büyütüp çıkartıp getirip koydular.Bizim en değerli aydınlarımızı İsrail gizli servisine öldürtüp, sonra 'radikal islam'ın üstüne yıktılar.

Laiklik bağımsızlığın ürünüdür.Laikliğin tam anlamı bağımsızlığın bayrağı Mustafa Kemal 'dir.ABD askeri politikalrına göbekten bağlı olanlar 'bağımsız' olmaz, laik hiç olmaz.Laiklik batıya, modern dünyaya bağlamanın yolu, hilesi, siyasi tuzağı olamaz.Laiklik Irakta öldürülen kardeşlerimize susup, ABD askerleri ve politikalrının yanında yer almak hiç değildir.Laiklik İSRAİL politikalarına arka çıkıp FİLİSTİN katliamlarına susmak hiç değildir.

Radikal islam, din devleti korkusunu içimize sokan bizler değiliz.Bizim tarihimiz değildir.Çünkü Osmanlı bir din devleti değildi.Onu özleyenler 'dinci bir devlet değil' büyük bir devlet özlüyordu.Din devleti korkusunu içimize salanlar 1950 lerden sonra ABD-İngiliz-İsrail oyunlarıdır....'
(Nihat Genç-Leman dergisi-4 haziran 04)
(10.06.2004 14:47)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
(bakınız: türk, büyü, dünya, korku, din, susmak, anı, osmanlı, islam, kardeş)
Bay kara han Offline
kara han
x
İstanbul
Birgün bu toprağın çocukları, asker çocukları, imam hatiplisi, hepsi bu tartışmları önlerine koyanların İSRAİL ve ABD olduğunu öğrenecek.Ve Kulelili'si, Harbiyeli'si, bir Cumhuriyet bayramında koşarak imam hatipli kardeşlerine sarılacak.Yüzyıllık Batının oyununu bir kucaklaşmayla sona erdirecek.Bayram o gündür...
Bu saçma tartışmalar yüzünden 70 milyon halk henüz bu çocuklara, bu ülkenin en devasa sorununun işsizlik, eğitim, sağlık sigortaları olduğunu anlatacak fırsat bulamadı.Açlığına yoksulluğuna feryadına ortak olacak bir gençlik bulamadı.
Nihat Genç (Leman dergisi-4 haziran 04)
(10.06.2004 09:44)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
(bakınız: çocuk, cumhuriyet, kardeş, israil, abd, nihat genç, oyun, sağlık, gençlik, son)
Bay kara han Offline
kara han
x
İstanbul
'Esas Mesele Laiklik Değil, Ekonomi'

'Çünkü demokratik solun, sosyalist solun en büyük meselesi laiklik değildir, üretici güçler ve bu güçlerin iktidarda dengeli bir biçimde söz sahibi olmasıdır. Eğer bütün süreci laikliğe indirgersen o zaman bir manada mason partisi olmuş olursun, çünkü laiklik masonların en büyük meselesidir: Laiklik üzerindeki ısrarlar aslında anti İslamcılıktır. Halk bunu sezgisiyle anlıyor. Bir insan laik bir toplum içinde dininin gereklerini uygulayabilir, buna hiçbir mani yok. Çünkü laiklik demek dinin ortadan kaldırılması değil, dinin bireyselleştirilmesi, toplumsallıktan çıkartılması demektir. Sen dini toplumsal alandan sürdükten sonra gerisine karışmayacaksın.

Esas mesele ekonomide, yani gelir dağılımının adalete uygun hale getirilmesinde. Çünkü sosyalizmde demokrasiye yönelik eleştiri nedir; burjuva toplumda demokrasi sadece hukuk alanında sağlanır oysa asıl mesele ekonomik anlamda demokrasinin, yani gelir dağılımında eşitliğin sağlanmasıdır.

Bunu nasıl sağlayacaksın, laiklikle mi? Hayır, bunu ancak sosyal politikalarla yani üretim gücüne hak tanıyarak sağlayabilirsin. Yani üretim gücünün partisi olacak. Siyasi ifadesini orada bulacak ve siyasete ağırlığını koyacak.

Demokratik sol, sosyalist sol ve Kemalist solun biraraya gelmesi ve bunların en azından bir işçi konfederasyonun desteğini arkasına alması lazım. Hatta bu arada merkez sağda yer alan temiz politikacılarla ve milliyetçi kesimlerle ittifak aramak gerekir.

Ama bunu hiçbiri yapmadı, seçimlere tek başına girdiler ve ortada kaldılar.'
(Attila İlhan - İleri 2000 dergisi)
(28.05.2004 16:37)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
(bakınız: insan, zaman, sosyalizm, büyü, nedir, sen, acı, laz, din, attila ilhan)
Bay kara han Offline
kara han
x
İstanbul
Attila İlhan la roportajdan...
* Şu anda Batıya karşı mücadele verilirken, birtakım odaklar hala üniversiteye gitmek isteyen kızların başörtüsü ile uğraşıyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
-Bu çok sinsi bir tuzak. Türkiye’nin meselesi emperyalist Batı’ya karşı mücadele olmalıdır. Bağımsızlığını kazanan Türk milletinin önüne başka bir konu koymuşlar. Nedir o? Laiklik.
* Laikliği Gazi getirmedi mi?
-Laiklik, Gazi’nin ölümünden bir yıl önce, 1937’de anayasaya giriyor. Halbuki Türkiye Cumhuriyeti 1920’de kuruluyor. Şimdi bakınız, Gazi de irticaya karşı. Ama hangi irticaya? Emperyalist Batı’dan yana olanlara. İslam’ı irtica olarak anlasa, yanına Mehmet Akif’i alır mı? Onun yazdığı şiiri İstiklal Marşı ilan eder mi? Ben 1930’lu yıllarda Konya’nın Ilgın kazasında yaşadım. Orada kadınlar örtülüydü. Kimse kimseye bir şey demezdi. Yasak olsaydı, orda da uygulanırdı. Bana göre, Türkiye’de emperyalizme karşı mücadeleyi zayıflatmak için Türk halkını böyle yasaklarla oyalıyorlar. Laikliğin ön plana çıkarılmasının sebebi; Türklerin Batı’ya karşı anti emperyalist tavra girmemesini sağlamaktır. Türkiye’nin meselesi “Laiklik mi-değil mi” meselesi değildir. Türkiye’nin meselesi Tam Bağımsızlıktır. Ekonomisini ve kültürünü kurtarmak meselesidir. Bütün gücümüzü buna yöneltmek zorundayız. Bunun içinde yapılması gereken şey bir ulusal cephedir. Bu ulusal cephede herkes var.
(21.04.2004 12:47)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
(bakınız: aşk, ölüm, ben, şiir, kadın, türk, nedir, ağlamak, gitmek, attila ilhan)
Bay eclemif Offline
eclemif
Bay, 32
İngiltere
İslam'ın etkin olduğu yerlerde uygulanabilmesi oldukça zor mudur gerçekten?

Gariptir ki İslam'a zıt olarak bakılan bu kavram 12. yüzyılda kendilerine kelamcılar diyen müslümanlar tarafından uygulanmış ve dünya-din işleri birbirinden ayırmaya gidilmiştir ve çok kısa zamanda yer edinmiştir. Zor diye bakılan laiklik-İslam ilişkisi meğersem yüzyıllardır beraber yaşamış. Kaderin cilvesi olsa gerek, eskiden sözde Allah Rızasını kazanmak için yapılan bu hareket, yüzyıllardan sonra bu sefer karşı akım olarak ses buluyor. Ne demişler 'Civiyi civi söker.'

bkz. İlim (İlk Giriş) :
... laiklik, yani “din ve dünya işlerini birbirinden ayırma” İslam tarihinde 12. yuzyılda müslümanların düşünce ve eğitim hayatına girmeye başlamıştır. Bunun sonucu olarak da felsefe, fizik, kimya, astronomi, matematik ve biyoloji gibi araştırma konuları, din ilmi olmadığı gerekçesiyle, medereselerin eğitim programı dışında bırakılmıştır. Ne gariptir ki, bu kavramsal bölünmeyi yapan ve savunan kelamcılar BU YOLLA ISLAM’A HİZMET ETTİKLERİNİ SANMIŞLARDIR. Ancak yetiştirdikleri müslüman insan tipi, Allah’ın yarattığı şeyleri nasıl yaratmış, şekillendirmiş, duzenlemiş ve oluşuturmuş olduğu gibi konularla, yani özet olarak gerçekliğin onemli bir kısmıyla ilgilenmeyen bir insan tipi olmuştur.
(19.10.2003 14:34)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
(bakınız: allah (c.c), insan, hayat, zaman, dünya, din, gerçek, akıl, yaşam, kader)
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 10 13 14 15 16 17

"LAİKLİK" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
       
 
             
 
               
 
 

 

 

 

 

 

 

 
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız: LAİKLİK nedir? LAİKLİK kimdir?


30.08.2008 09:08:52

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
  » gebelik   » Sağlık   » Çiçekçi   » Hastaneler   »

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim