MEZOPOTAMYA nedir? MEZOPOTAMYA kimdir?
Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  ŞiirKitapEtkinliklerŞarkılarResimForumE-KartÜyelerGruplarSMS
  Nedir Ana Sayfası
  Son 24 Saat
  Yazdıklarım
  Yeni Terim Ekle
TERİM ARA:
  Kişiler
  Genel
  Yaşam
  Edebiyat
  Güncel
  Toplum
  Bilim
  Din
  Müzik
  Tarih
  Cinsel
  TV Dizileri
  Tüm Terimler


En Popüler:
1 - erotik film
2 - gerdek gecesi
3 - başbağlar katliamı
4 - ergenekon
5 - kızlar
6 - kürt
7 - fethullah gülen
8 - sinan aygün
9 - elif
10 - dabbe tül arz
11 - kabir azabı
12 - deniz gezmiş
13 - ölüm
14 - ergenekon destanı
15 - esra
16 - tuana
17 - özlem
18 - lol
19 - elfida
20 - embesil


MEZOPOTAMYA MEZOPOTAMYA ile ilgili haberler >>
MEZOPOTAMYA ile ilgili şiirler >>
MEZOPOTAMYA sizce ne demek, MEZOPOTAMYA size neyi çağrıştırıyor?
Terimi Ekleyen: -_-
Eklenme Tarihi: 18.07.2003 16:39
Sayfa: 1 2
sonraki sayfa >>

Mezra-u BoTan
SaKaR_Kız_CaNDy
25.11.2007 01:55

kürtlerin devleti
(bakınız: kürt, devlet)
roojin_1988
09.04.2007 20:33

uygarlığı çağrıştırıyor
(bakınız: ağrı, çağrı, uygar)
aveafbli
09.04.2007 20:32

KÜRTLERİN ANAVATANI! !

KÜRTlerin şuan yoğun olarak üzerinde yaşadığı topraklara yani mezopotamyaya halkımızın yerleşme çabaları, ataları olan Medlerin M.Ö. 1000 yıllarında tarih sahnesinde belirmesi ile başlar. Hint-Avrupa grubunun Aryen kolundan olan Medler, bu ülkeye yayılmak için komşuları Persler ve Asurlarla yüzyıllarca süren bir mücadeleye girişmişlerdir.
Önce Persleri ve daha sonra da M.Ö. 612 yıllarında Asurları yenen Medler, zamanlarının en büyük imparatorluğunu kurmuşlardır. Bu imparatorluğun sınırları yaklaşık olarak bugünkü Kürdistan sınırlarını kapsamaktadır.
Med devletinin M.Ö. 550 yıllarında Persler tarafından yıkılmasıyla tarihte halkımız üzerinde sürekli tahakküm ve istila dönemi de açılmıştır. M.Ö. 6. yüzyıldan M.S. 7. yüzyıl ortalarındaki Arap ordularının işgaline kadar geçen süreçte halkımız çeşitli köleci imparatorlukların istilası altında kalmıştır. Sırasıyla Persler, Yunan-Makedonyalılar, Ermeniler, Romalılar, Bizanslılar ve Sasaniler kurdukları imparatorluklarla Kürdistan'ı ya kendi aralarında boğuşma alanı seçmişler ya da bu boğuşmada hakim çıkan, halkımızı kendi hakimiyeti altına almıştır. Her iki durum da çok kanlı sonuçlara yol açtığından, halkımız varlığını sürdürmek için sürekli dağlık alanlarda yaşamak zorunda kalmıştır. Bu şartlar ise içe kapanık ve parçalanmış aşiret toplulukları halinde kalmamıza yol açmıştır.
10. yüzyıla kadar baskısını sürdüren Arap egemenliği, bu yüzyıldan itibaren zayıflamaya başlamıştır. O tarihte başka güçlü bir istilacı gücün olmayışı, halkımızın milli benliğini geliştirmesine elverişli bir ortam yaratmıştır. Başta Mervani Kürt Devleti olmak üzere bu dönemde kurulan feodal Kürt devletleri bu ortamın ürünleridir.
11. yüzyılda Kürdistan üzerinde yeni bir istilacı güç belirmiştir. Bu güç, İslamlığı kabullenmesiyle birlikte fetihçi bir karakter kazanan Türk Oğuz boylarıdır. Türkler kısa zamanda kendilerini feodal toplumun egemenleri olarak yeniden örgütlemişlerdir. İşgal ettikleri ülkelerde yaşayan halkların kültürleri daha gelişmiş olduğundan, Türk boylarının büyük bir kısmı yerleştikleri topraklarda asimile olmuşlardır.
Kısaca niteliklerini belirlediğimiz Türk feodallerinin (Atabey, Hakan, Sultan) Kürdistan üzerindeki yönetimi, 11. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar, bazen katliamlara varacak kadar şiddetli, bazen de hafif olmak üzere sürekli olmuştur. Büyük Selçuklu İmparatorluğu, onun parçalanması ile Atabeyler, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Artukoğulları, Anadolu Selçukluları gibi tüm bu Türk feodal beyleri, dönemlerinde tam hakim olmamakla birlikte, Kürdistan üzerinde yönetimlerini sürdürmüşlerdir. Bunları ard arda Moğolların ve Timur'un bir kasırga gibi hızla gelip geçen istila dönemleri izlemiştir. İran Safevi yönetimi altındaki Kürdistan'ın büyük bir parçası daha sonra Osmanlı egemenliği altına girmiş ve Kürdistan, Safevilerle Osmanlılar arasında paylaşılmıştır.
Osmanlı Türk feodal yönetiminin Kürdistan'daki gelişmesi 16. yüzyılda başlar. Bu yönetimin gelişmesinde, işbirlikçi Kürt feodal beylerinin temsilcisi Şeyh İdris-i Bitlisi'nin çabası büyüktür. Osmanlı Türk sultanlarının Kürdistan'daki gönüllü ve gözde ajanı durumundaki bu kişinin de çabasıyla Kürdistan halkının iki büyük mezhep halinde parçalanması bu dönemde hızlandırılmıştır. Osmanlı sultanları ile İran şahları, siyasi amaçları doğrultusunda bu bölünmeden yararlanmışlardır. Kürdistan'ı hem kendi aralarında bir savaş alanı olarak kullanmışlar, hem de bu savaşlarda aynı halkı birbirine kırdırtarak daha kolay yönetim altında kalmalarını sağlamışlardır. Günümüzde bile, Türk sömürgecileri bu bölünmeden yararlanabilmektedir.
Birinci Dünya Paylaşım Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu yenilince, Kürdistan üzerindeki dış baskılar azalmıştır. Henüz emperyalist ülkelerin tam işgalinin de gerçekleşmediği bu yıllar, bağımsızlık için dış şartların son derece elverişli olduğu yıllardır. Ama bir yandan iç şartların yetersizliği (aşiretçi-feodal yapı, modern sınıfların olmayışı, örgütsüzlük) diğer yandan yeniden örgütlenen Türk hakim sınıflarının baskısı, bu elverişli şartlardan yararlanmayı olanaksız kılmıştır.
Birinci Dünya Paylaşım Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu yenilince, Kürdistan üzerindeki dış baskılar azalmıştır. Henüz emperyalist ülkelerin tam işgalinin de gerçekleşmediği bu yıllar, bağımsızlık için dış şartların son derece elverişli olduğu yıllardır. Ama bir yandan iç şartların yetersizliği (aşiretçi-feodal yapı, modern sınıfların olmayışı, örgütsüzlük) diğer yandan yeniden örgütlenen Türk hakim sınıflarının baskısı, bu elverişli şartlardan yararlanmayı olanaksız kılmıştır.
Oluşan Kürt feodal tabakaları, yerli bir yönetimden ziyade yabancı güçlere bağlı yaşamayı çıkarlarına daha uygun bulmuşlardır.
Ancak ne şartlar altında? ! ! !
Şuan mezopotamya...
_keçika pıti_
11.01.2007 20:00

mezopotamya iki ırmak arasındaki ülke anlamına geliyo yani coğrafi bir bölge olarak anadalonun güney doğusunda basra körfezine kadar uzanan dicle ve fırat ırmaklarıdır
(bakınız: anlam, lara, ülke, doğu, yani, ne kadar, kadar, güney, dicle, fırat)
najke
28.11.2006 21:45

'' nehirler arası '' ya da '' iki nehir arası '' anlamına gelir.
(bakınız: anlam, nehir)
sayfaların gölgesinde
02.10.2006 23:39

KÜRT HALKININ KÜRDISTANIDIR.
(bakınız: kürt, halk)
kıyametaskeri
07.09.2006 12:04

antik çağ...

başlıca ilgi alanı...
(bakınız: ilgi, antik çağ)
sayfaların gölgesinde
04.08.2006 22:48

MEZOPOTAMYA...

Ben Mezopotamya! ...
Asya'nin nazli kizi.
Bereketin, bollugun ve sevdalarin diyari...
Sevgi ve kin,
Öfke ve hirs,
Savaş ve bariş bende anlamlandi.
Bende vücut buldu ruh,
Tarih benimle başladi...

Özgürlük göbek adimdir,
Daglarimda ve ovalarimda,
Zümrüt yeşilinde
Ve güneşin sihirli renklerinde,
Rüzgarin o karşi konulmaz,
Muhteşem ritminde bir kisrak olur,
Firat'la yarişir,
Dicle'de dinginleşirim..
Nemrut'ta kara kartalin kanatlarinda
Tanrilara meydan okurum...
Eridu'da Gilgameş olur, Enkidu'yu ehlileştiririm,
Hammurabi olur 282 ile düzen getiririm...
Tanriça Iştar benimle aşik atamaz,
Çünkü özgürlük ve sevdanin pinari benim..
Çünkü ben Mezopotamya'yim
Asya'nin nazli ve biricik kizi...

Güneş;
Önce
Ve en güzel bende dogar.
Yayilir çekinmeden,
Çirilçiplak dolanir gün boyu
Ovalarimda, daglarimda...
Kah bir kelebegin kanadinda,
Kah yeni dogan bir kuzunun yanibaşinda,
Bazen tohuma duran bir çiçegin tomurcugunda
Bazen de Izlo'nun doruklarinda akşami getirir...
Vedalaşirken batimda,
Mor gecede ayin en güzel yüzüne emanet eder beni,
Ertesi günde buluşmanin sevgi ve coşkusuyla...
Çünkü ben Mezopotamya'yim
Güneşin ve ayin maşuku...

Insanlarim mert ve sevecen,
Çünkü benim suyumu içtiler,
Ekmeklerinde, sevgiyle büyüttügüm başaklarim
Ayranlarinda, sütümle besledigim,
Mis kokulu otlarimin tadi var...
Çünkü onlar benim çocuklarim,
Ruhlari bende bedenlendi...
Özgür, magrur ve sevgi dolu....

Zamansiz zamanlar,
Dokunulmamiş zaman araliklari,
Çaglar ötesi kültürler,
Atlar ve atlilar,
Diller ve dinler,
Gelenek ve renklerle,
Çocuklarimin içindeki evrenim ben.
Tipki;
Güneşin etrafinda dönen dünya gibi,
Etrafimda sevgiyle, coşkuyla dönerler.
Geçmiş ve gelecegi,
O an yaşatirim onlara,
Geçmiş ve gelecege saplanmadan...

Ateş ve su;
Benim şahitligimde evlendi,
Ateş sunaklari,
Ilk ve en önce,
Benim için yakildi.
Gündüzlerin gündüz,
Gecelerin gece oldugu,
Uçsuz bucaksiz,
Bir siginak oldum çocuklarima...

Kil çadirlarda,
Yaşama yön veren rituellerde,
Hep baş köşede oldum;
Mirra;
Ateşin, suyun
Ve çocuklarimin
Hediyesi oldu bana.
Çünkü;
Yigitlik,
Ahde vefa,
Bariş ve hoşgörü,
Topragima ve insanima verdigim mayamdir...
Çünkü, Ben Mezopotamya'yim,
Asya'nin magrur ve anaç kizi...

En iyi bagbozumlari bende olur,
En iyi şarabi, en tatli şirayi ben veririm
Belki de bundandir,
Benim topraklarimda aşk,
Sevmek ve sevilmek,
Şarap tadinda olur...
Bundan degilmi ki;
Babil Krali Nabukodonosor,
Sevdasi için Mardin'den Şamran'larla
Şira akitti yüzlerce mil aşagilara,
Bundan degilmi ki,
Iskender Zinnar'a;
Prenses Fahriyye ve Ravza cennet bahçelere,
Şad Buhari Mardin'e yerleşir..
Timur, Kustus, Antonius ve daha nicesi,
Bu sevdanin peşinde topraklarima kan bulaştirdilar...
Ihanet ektiler topraklarima;
Kelepçe vurdular çocuklarimin gözyaşlarina...
Daglarimda agaç birakmadilar, çiplak kaldim,
Utanirim..ele güne karşi,
Utanirim.. aya, güneşe karşi
Çünkü ben Mezopotamya'yim,
Asya'nin nazli ve özgür kizi...

Ibrahim bende dogdu,
Sin Mabedinde aya ve yildizlara yakarirken dogruyu buldu...
Zarathustra, Mani ve Yezidilige ben ilham oldum,
Ilk Hiristiyanlara ben kucak açtim
Lorna ve Anastisiupolis ile, Islam'in yolunu ben açtim
Dermetinan'da Haci Kemal,
Kosar'da Hoca Ihsan, Selman-i Pak ve niceleri Islam dediler;
Moşe Bar Kifo, Hanna Dolabani;
Hammara'da, Deyru'z Zafaran'da, Mor Mihail'de Mesih demediler mi?
Ekmegim, suyum ve güneşim hepsine yetmedi mi?
Yetmedi mi? Zeytinim incirim ve narim...

Utanirim anamdan, kardeşlerimden, çocuklarimdan
Utanirim güneşten, aydan ve rüzgardan...
Utanirim, aç yatan bebelerden, dedelerden,
Utanirim, el kapisinda iş dilenen civanlardan,
Içtigi suya pislik bulaşmiş analardan, babalardan utanirim..
Çünkü ben Mezopotamya'yim
Asya'nin nazli ve magrur kizi...

Necat İLTAŞ (1998)
(bakınız: insan, sevgi, zaman, gece, baba, büyü, güzel, dünya, sevmek, özgürlük)
necatiltas
16.03.2006 01:49

Sayfa: 1 2
sonraki sayfa >>

       
 
             
 
               
 
               
 
 

 

 

 

 

 

 

 
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız: MEZOPOTAMYA nedir? MEZOPOTAMYA kimdir?


06.07.2008 11:13:56
» Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim