|
|
 |
 |
|
MEZOPOTAMYA |
MEZOPOTAMYA terimi
-_-
tarafından 18.07.2003 tarihinde eklendi |
MEZOPOTAMYA sizce ne demek,
MEZOPOTAMYA size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
Güneydoğu Anadolu'dan başlayarak, Basra Körfezine kadar uzanan, Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki bölgeye Mezopotamya denir. Mezopotamya Verimli topraklara sahip olması, iklim şartlarının uygun olması gibi nedenlerden dolayı sık sık istila ve göçlere sahne olmuş, insanlar arasındaki kültür etkileşimi fazla olduğundan medeniyet bu bölgede gelişmiş (21.07.2005 22:01)
(bakınız: insan, neden, yara, toprak, insanlar, anadolu, gibi, doğu, nehir, niyet)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 32 |
| İngiltere |
 |
|
|
 |
Akdeniz ile Güney ve Orta Asya arasındabir köprü olan Mezopotamya, Cilalıtaş Devri’nden beri çeşitli halklara yurt olmuştur. Sümerler, Akkadlar, Asurlular birbirlerini izlemiş ve ilk kent devletleri ile ilk imparatorlukları kurmuşlardır.
Mezopotamya, Mısır’la birlikte, tarih çağlarında ilk uygarlığın geliştiği yerdir. Dicle ve Fırat’ın alt çığırları arasındaki bu topraklarda insanlar sulu tarıma geçmiş, kentler kurmuş ve 4. Binyılın sonlarında bir yazı sistemi icat etmiştir. Bu topraklarda hayat şartları çok çetindir; nehirler Nil gibi düzenli aralıklarla alçalıp kabarmaz ve ekilen toprakları zenginleştirecek alüvyonları taşımazdı. Zaman zaman afete dönüşen taşkınların bazıları, Tufan efsanesi olarak düşünülmüştür..
Kent devletleri veya geniş krallıklar halinde örgütlenen Mezopotamya halkları, Mısır’daki gibi bir tanrı-kral oteritesi tanımadılar. Toprağın, insanların ve malların mutlak efendisi tanrıya inandılar ve kral sadece onun naibi olarka bakıldı. Kralın oteritesi hiçbir zaman firavundaki gibi sınırsız olmamış.3. Binyıldaki Sümer krallarından 6. Yy’daki Babil kralı Nabukodonosor’a kadar krallar hem asker, hem yönetici olmuşrlardır. Günümüze kadar ulaşan kil tabletlerdeki yazışmalar sayesinde tanıdığımız merkezi ve yerel yönetimi kral temsil ederdi.
Mezopotamya, Mısır’ın tersine, bütün rüzgarlara açık bir geçiş bölgesidir. Arabistan ve Suriye bozkırlarından dalgalar halinde gelen göçebe Samiler, tarihin akışını bazen ani istilalarla hızlandırmış, bazen yavaş yavaş değiştirmiştir. Bu bölge, hem çeşitli halkların ve kültürlerin biz mozaiğidir, hem de uçsuz bucaksız killi ve bataklık ovalarda bulunmayan taş, metaller ve kereste gibi yapım malzemelerini hep başka ülkelerden almak zorunda kalmıştır. Bu iki nedenle, kralların dikkatli bir yönetici ve başarılı bir asker olması gerekirdi.9. Yy’dan 8. yy’a kadar askerliğin ve savaş politikasının ağır bastığı Asur bir yana, en barışçı hükümdarların bile hiçbir neden yokken yılda bir kere sefer düzenlemesi bir gelenekti. Aslında bu nedensiz seferler, her an ayaklanabilecek halkın ve saldırgan komşuların gözünü korkutmak, uzak eyaletlerden vergi toplayabilmek ve Ermenistan’dan alınacak madenler, Lübnan’dan getirrilecek sedir keresteleri için ticaret bağlantısı kurmak üzere bir gövde gösterisiydi.
Göz kamaştırıcı uygarlıklarıyla, birbirinden görkemli saraylar, tapınaklar ve şehirler kurmak, saraylarında rahat ve gösterişli bir hayat sürmek krallar için bir güç gösterisiydi. Mezopotamyalılar, yönetimde olduğu kadar askerliktede başarılydılar; hafif piyadeler, ağır piyadeler, savaş arabaları ve okçulardan oluşan iyi örgütenmiş ve çok iyi eğitilmiş ordularıyla imparatorluklşarını ustaca korumayı bilmişlerdir…
Kaynak: Maurice Meuleau (19.07.2003 13:32)
(bakınız: aşk, insan, hayat, zaman, para, korku, deniz, ney, akıl, savaş)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"MEZOPOTAMYA" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|