|
|
 |
 |
|
MİMAR SİNAN |
MİMAR SİNAN terimi
-_-
tarafından 13.05.2003 tarihinde eklendi |
MİMAR SİNAN sizce ne demek,
MİMAR SİNAN size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| Bay, 32 |
| İngiltere |
 |
|
|
 |
Bu kişinin marifetleri bir kalem de anlatılmaz, genel bir araştırma sonucunda bile hakkında ciltlerce kitap çıkartılabilir. Yine de kim diye sorarsanız, kısaca, “”deha”” demem yeterli olur.
Bırakın günümüzde ondan taklit edilerek yapılan muhendislik harikalarını, hala daha bugünkü teknoloji ile bile yapılamayan eserleri, hatta bugünkü teknolojiye ihtiyaç duymadan yaptığı çalışmaları, insanı hayretlere düşürür. İsterseniz basit bir örnek vereyim:
Cami yapılıyor ve o zamanlar biliyorsunuz elektrik yok, ancak on binlerce mumla aydınlatılabilinir, Lakin nasıl muteşem aydınlatma sistemi yaptığını bir yana; mumların dumanları nereye gidiyordu sizce? Nasıl oluyorduda, cami onca mumun yanmasından sonra hala daha pırıl pırıl gözükebiliyordu? Başka ülkelerden o çağdan kalma binalara bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Binaları kapkara, ve o binaları korumak için temizleme işlemleri milyarlarca liraya mal oluyor. Mumlardan çıkan duman binan her yerine siniyor, karartıyor ve havayı kirletip insan sağlığına tehdit oluşturuyor ama Mimar Sinan öyle bir havalandırma sistemi yapıyor ki, bu dumanlar belli bir yerde birikebiliyor. Peki bu biriken dumanlarla ne yapılıyor dersiniz? Hayır çöpe gitmiyor! Her şeyden yararlandıkları gibi her şeyi de yararlı hale getirebiliyorlar. Bu biriken duman kirini biriktirip sonra mürekkep yapıyorlar!
Bakın muhteşem bir muhendislik harikası olan caminin sadece ışıklandırma sisteminin belli bir bölümünü anlattım gerisini hayal bile edemezsiniz. Lakin insanlar o çağları karanlık çağ diye bilir. Avrupa’da karanlık çağlar yaşandığı için sanki bütün dünyada karanlık çağlar yaşanıyor havası verilen o dönemlere bir bakın inceleyin derim. Bu muhteşem buluşları ve tarihe gömülmüş bilim tarihini inceleyin; ama beni en çok etkileyen; bu alim kişiler bunu ünvan ya da para için yapmıyorlardı. Bilim o zamanlar hayr yani vakıf işiydi; Allah Rızasını kazanmak için halka hizmet idi….
Tarihte nasıl bir hazine gömülü anlatamam ama her gün o hazinenin üstüne toprak atanların sayısı çoğalıyor. Eskiden dinin arkasına saklanıp bilimi ve tarihi gömmeye çalışanlar şimdi ideolojilerin arkasına saklanıp gözümüzün içine baka baka yine bilimi ve tarihi gömüyorlar…. (19.11.2004 13:18)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: aşk, ölüm, allah (c.c), insan, zaman, ben, para, sen, dünya, din)
|
|
|
|
| Bay, 51 |
|
 |
|
|
 |
Osmanlı ruhunun taş taş yükselmesi. (14.09.2004 04:09)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: osmanlı, ruh)
|
|
|
|
| Bay, 32 |
| İngiltere |
 |
|
|
 |
Tarihimizin değerini bilmemiz lazım. Bize, gelecek nesiller için emanet bırkılan milli mirasımıza sahip çıkmamız gerekiyor.
Tıpdan çoğrafyaya, bilimden felsefeye, bir uçtan bir uca kadar zenginliklerimiz varken biz hala senlik benlik davası içersinde, o şöyle-bu böyle, diye altımızda ki ateşi körüklüyoruz.
Bilimdeki gelişmelere ağzımız açık olarak bakerken esasında birbirimizin ensesine tokatlayarak açılan ağzımızdaki lokmaları başkaları topluyor. Aşağıda, aktardığım yazı bir ibrettir ki 'atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmiştir'. Bilin ki Allah önce insanları değil o milletin ilmini helak eder ki sorumsuzluklarından dolayı esas kendilerine zulmedenler yine o milletin kendisidir.
Bugün depremlerden halkımız ve en önemlisi genç beyinler yıkıntılar altında kalırken, daha önceden biz toplum olarak tarihimizi yıkıntılar altında bıraktık... ve hala yok şu mütahit yok o politikacı diyoruz, ama şu bir gerçek ki niyetlerini değiştirmeyen bir toplumu Allah değiştirmez....
Bu topraklar bizim, bu tarih bizim, bu canlar bizim... Bizim insanlarımız! ! ! (13.05.2003 16:39)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: aşk, allah (c.c), insan, ben, sen, acı, laz, gerçek, felsefe, deprem)
|
|
|
|
| Bay, 32 |
| İngiltere |
 |
|
|
 |
Gökdelenlerin esas temeli:
1950-60 arası bir tarihte inşaat mühendisi, mimar ve jeofizikçilerden oluşan bir Japon heyeti Türkiye'ye gelmiş. Heyet İmar ve İskan Bakanlığı'ndan izin alarak ülkemizdeki tarihi yapıları incelemeye başlamış. Ayasofyayı,
Yerebatan Sarnıcını filan gezdikten sonra sıra Sinanın kalfalık eseri Süleymaniye Camisi'yle Sinan'ın öğrencisi Mimar Davut Ağa'nın eseri Sultanahmet Camisi'ne gelmiş.
Japonlar bu camiler üzerinde günlerce inceleme yapmışlar. Her geçen gün şaşkınlıkları daha da artıyormuş. Çünkü Japonlar daha ilk incelemede camilerin gevşek bir zemin üzerine inşa edildiğini anlamışlar. Ama bunca yıl, bu camilerde bir çatlak dahi olmamasına akıl sır erdirememişler. Bunun üzerine Türkiye programının gerisini tamamen iptal edip, bu iki cami üzerine yoğunlaşmışlar.
Araştırmalarının sonucunda herhangi bir sarsıntı sırasında bu iki caminin sabitlenmediğini aksine yerinde oynayarak yıkılmaktan kurtulabildiği ortaya çıkmış. Minareleri incelediklerinde ise dumurları ikiye katlanmış. Minarelerin çok daha gelişmiş bir raylı sistem mekanizması üzerine oturtulduğunu ve her yöne yaklaşık 5 derece yatabildiğini görmüşler.
Daha derin araştırma yapmak için Edirne'ye, Sinan'ın ustalık eseri Selimiye Camisi'ne gitmişler. Ordaki olağanüstü sistemleri görünce iyice dumur olmuşlar. Selimiye'nin tüm sırlarını aylarını harcayarak çözmüşler. Japonya'ya döndüklerinde ise Sinan'ın sırlarını uygulamaya sokarak şehirlerini Sinan'ın kullandığı sistemlerle kurup muazzam gökdelenler dikmişler. Yani şuan gelişmiş ülkelerin gökdelen yapımında kullanıldıkları çoğu sistem, yüzyıllar önce Sinanın geliştirdiği mekanizmalarmış (13.05.2003 14:21)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: aşk, çile, türk, akıl, anı, türkiye, yara, cami, sır, dil)
|
"MİMAR SİNAN" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|