|
|
 |
 |
|
MİSTİK |
MİSTİK terimi
Ay_TC_Yildizim
tarafından 26.03.2006 tarihinde eklendi |
MİSTİK sizce ne demek,
MİSTİK size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
Musfa UZUN net de xat kanalların da kızlara yaptığı sapıkca teklifler le tanınır- bu teklifler yakın zaman da bayanlara tehditlere kadar artmıştır. Gereken baş vurular yapılmıştır. Konuşma ve yazışma kopyaları tesbit edilmiş olup bu MİSTİK hava kendisine yakın da tattırılacakdır. Lütfen bu kötü durumun yüzüne vurulmasını istiyoruz. Gerktiğin de tepkimizi gösternek den çekinmeyelim. (24.12.2008 08:27)
(bakınız: zaman, kızlar, lara, yazı, sapık, lütfen, kötü, anal, bayan, aman)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan, 23 |
|
 |
|
|
 |
mistik gizemli kuşku duymanı sağlayan (20.08.2008 11:10)
(bakınız: gizem, kuşku, gizemli)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
mistik nedir sizce (20.08.2008 09:31)
(bakınız: nedir)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
Ruhsal güçleri geliştirme, Mistik güçler elde etme teknikleri
Mustafa Uzun / S. Sırname eseri
'Bilesiniz ki Allah her insana ruhsal güçler bahş etmiştir. bilhassa Evliya olarak nitelendirdiğimiz insanlardan zuhur eden tabiiat üstü hadiseler esasında tabiat üstü değil her insana bahş edilen tabii meziyetlerdir. lakin çoğu insan asli tabiatının oldukça aşağısında kalan benlik denilen kuytuya çekildiği için bu güçlerinden istifade edememektedir
Bir radyo verisini düşününüz tabii radyo alıcısını yani radyoyu da...
Nasıl ki çukur bölgedeki bir radyonun yayınlardan istifade edebilmesi olanaksız ise benlik denilen kuytudaki insanlarında Hakikate vasıl olmaları ve bunun nimetlerinden faydalanmaları mümkün değildir.
Ayrıca! radyoya ses gelmez! Radyo sessiz frekansı sese çevirir.'
Mustafa Uzun / S.Sırname eseri
BİLİMSEL YÖNDEN RUHSAL GÜÇLERİ ELDE ETME YÖNTEMLERİ:
FİZİKİ GEREKSİNİMLER
' 'Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.' Deyiminden yola çıkarak evvela şu hatırlatmayı yaparak işe başlıyoruz.
Vücudumuzda abrasifliğe yani sinirliliğe ve de sağlıklı düşünememeye yol açan bir nevi statik elektrik vardır. Bu elektriğin suya ve de toprağa temas yoluyla etkisiz hale getirildiğini batılı bilim adamları yakın zamanlarda keşf etmiştir. Oysa ki İslam dini bu gerçeği yüzyıllar öncesinden görmüş ve su ile günün beş vakti periyodik olarak erkanına uygun bir şekilde abdest alınmasını suyun olmadığı yerde topraktan istifade etmesini yani teyemmüm abdestini tavsiye etmiştir.
Vücudumuzdaki statik elektrik suya ve toprağa temasla etkisiz hale getirilir. dar naylonsu giysiler ise vücudumuzdaki bu zararlı elektiriğin dışarıya atılmasına mani olmakta abrasifliğimizi artırmaktadır. (sanayi elektriğinin naylon alışımlı plastik kablolardan üretilmesinin nedeni elektriği kablonun içinde kalan bölgeye hapsetmek, dışarıya elektriğin yansımasını önlemektir.)
Tıpla yakından alakadar olanlar gayet iyi bilirler ki kemiklerimizin gelişimi için gerekli olan D3 minerali sadece ama sadece yüzümüzün yanak bölgesinde bulunan bir noktadan güneşin emilimi ile elde edilir. Yanağımızın güneşteki bu yararları ışınları bire bir görmesi gerekmemektedir. Evin güneş gören odasında yanağınızın açık olması yeterlidir. Şimdi diyeceksiniz ki peki bunun konumuzla ne alakası var. konumuzla alakası şudur. güneşte ve de başka gezegenlerde sadece yararlı ışınlar değil abrasifliğe sebebiyet veren zararlı ışınlarda vardır. Bu zararlı ışınlar ise vücudun bel, göğüs ve bacak bölgelerinin açık olarak gezilmesi neticesinde emilmektedir. İslam dininin örtünme ile alakalı olarak uygulamış olduğu kotanın zahiri yani dış yüzünde de bu gerçek yatmaktadır. Batini yönleri ise fizyolojik olarak etkileşime girip tahrik olma ve de tahrik olmanın sonucunda kötü fiillerle karşı karşıya kalma gibilerinden etkenlerde vardır.
Suya temastaki şu inceliğinde altını çizerek ruhsal yönden ruhani güçlere sahip olmanın fiziksel gereksinimleri konusuna noktayı koyup manevi gereksinimler konumuza geçiş yapmayı düşünüyorum. Araba kullananlar gayet iyi bilirler önce kontağı çevirirsiniz sonra debriyaja basarsınız sonra vitesi takıp debriyajdan ayağınızı yavaş yavaş çekerek gaza yüklenirsiniz. her şeyin bir sırası vardır. evvela kontağı çevirmek yerine gaza yüklenirseniz o aracı harekete geçiremezsiniz. Aynı şekilde abdest almadaki inceliklere ve de periyodik sıraya riayet etmezseniz ve bir yandan vücudunuzdaki statik elektriği suya temas yöntemi ile boşaltıp bir yandan da dar, naylonsu ve de açık giysiler giyinmek sureti ile bu elektriği güçlendirirseniz bilesiniz ki çabalarınız nafiledir. bu durum altı delik olan bir testiyi doldurmaya çalışma ahmaklığına benzemektedir.'
Mustafa UZUN / S. Sırname eseri
MANEVİ GEREKSİNİMLER
1: Tüm mahlukata karşı çok merhametli olmak
Ki merhamet detaylarda gizlidir. bu detayları zaten şimdi sıralayacağımız maddelerde göreceksiniz. 2: kalbinizi kötü düşüncelerden arındırmak. Çünkü içinizden yapmayı geçirdiğiniz kötülük zamanla huyunuz haline dönüşür. kötü düşünceler kötü huyların tohumudur. ve zamanı geldiğinde fiile dönüşür.
3: eşinize karşı üst düzey sadakat göstermek, eşiniz yoksa kaderinizdeki kimseyi ahlaki değerlerinizden ödün vermeden beklemektir.
Bilesiniz ki sevgiliye sadakat hususunda kul, köle haline gelmek derlerin ve de iç huzursuzlukların kölesi olmaktan bin kat daha iyidir.
4: Eleştirilere açık olmak sizi eleştiren insanlara ' sus yeter seni dinlemek istemiyorum sen kendi haline ' bak demekten kaçınmak
Niketim Hz. Mevlana sizi gerçek kimliğinize kavuşturacak olan kimseleri Aynaya benzetmiş ve ' Madem ki fakr cömertlik kereminin aynasıdır. Haberin olsun ki aynanın üstüne hohlamak zararlıdır.' diyerek şu gerçeği izhar etmek istemiştir.
Bilirsiniz aynanın üstüne hoh diye nefesinizi üflediğinizde ayna buğulanır ve size gerçekleri gösteremez bir hal alır aynı şekilde sizi eleştiren size doğru yolu gösteren kimseler karşı gönül kırcı sözler ve de davranışlar sarf ettiğinizde o kimsenin kalbi buğulanır ve size gerçekleri göstermekten uzaklaşır. sizin önünüzde koskocaman bir çukur görse dahi yeniden terslenmek tarafınızdan incitilmek korkusu ile karşınızda dilsiz kesilir. Ayrıca o kimse kalp kırıklığını göze alıp yinede size yolu göstermek istese bile ona yapmış olduğunuz vicdansızlıklardan ötürü Allah önünüze set çeker.
5: CÖMERTLİK
Mahlukata karşı cömertlikten kaçınmayın. Biz daha zor durumdayız diyerek cömertlikten yüz çeviren nice insanlar vardır ki süs eşyası ve de gereksiz malzemeler satın almaya geldi mi paralarını hiç tereddüt dahi etmeden istedikleri şeye serer ama konu cömertlik oldu mu fakirliklerini gözlerinde büyütür ve yardımlaşmaktan yüz çevirirler. işte bu ve benzeri durumların adına riyakarlık denir ki Allah'ın celallendiği yani en nefret ettiği şeydir.
6: ZARARLI METHİ SENADAN KAÇINMAK
Genç bir bayan vardır. çok açık olan dekolte bir elbise satın almıştır. onu o halde gören erkeklerin aklı başından gider ona fenalık dokundurma istemi ile yanıp tutuşurlarmış. O bayan bir yakınına ' Elbisem nasıl bana yakışmış mı? ' demiş. o ise sözde onu incinmemesi için 'Evet hem de çok yakmış güle güle kullan' gibilerinden zararlı methi senalarda bulunmuş.
Bakalım bu zararlı methi senanın sonu ne olmuş!
A: Fenalık dokundurmak isteyen kimselerden birinin tecavüzüne uğrayan kızın ruhi dengesi bozulmuş.
B: Sevdiği erkek haklı olarak 'Sen öyle açık saçık gezmeseydin insanların aklını ve de imanı başından almasaydın bunlar olmazdı' diyerek onunla evlenmekten vazgeçmiş.
C: İnsanları edebe aykırı giysiler giyinmek sureti ile Yoldan çeviren ve hal lisanı ile Hak tarafından ' Allah ı hukukuna değil benim güzelliğime bakın bakın bakın da hayallerinizi Allah'a itaat etme planları değil sadece ben süsleyeyim' demiş olarak kabul edilen kız ta ki günahlarından arınıp peygamber efendimizin şefaatine erinceye kadar süren 17900000 yılını cehennem yurdunda yanmak sureti ile geçirmiş. Tabii ona zararlı methi senalarda bulunan kimselerde dünya hayatında da ahiret yurdunda da gerçek gün yüzü görmemiş...
Size bir soru yöneltmek sureti ile bir hakikati izhar etmeye çalışacağım.
Sizin çok sevdiğiniz bir kimseyi Allah göstermesin ama 8 kişilik bir serseri grubu tekme tokat dövmek sureti ile ölümüne sebebiyet verseydi. Siz mahkeme önünde en ağır tekme ve tokatları atan bir iki kişiden mi şikayetçi olurdunuz yoksa sekizinden de mi? Tabii ki sekizinden de değil mi? Mahkeme önünde hiçbirinin ama ben daha za tekme ve tokat atmıştım gibilerinden bir savunma hakları olmadığı gibi Allah'ın huzurunda da hiç kimsenin 'ama ben insanları diğer insanlara nazaran daha az yoldan çıkartıcı açık giysiler giyer daha az yoldan çıkartıcı sözler sarf ederdim demeye hakkı yoktur.
Size tövbe edip durumlarınızı düzeltmenizin karşılığında mistik güçleri bahş edecek olan Mevla bu hususta şöyle buyurmuştur. demiştir ki
' Asra and olsun ki insanlar hüsrana uğramıştır (dünya ve de ahiret saadeti için hiçbir sermaye biriktirememiştir.) Ancak birbirlerini Hakkı ve de sabrı tavsiye edenler müstesna! ' ASR SURESİ
Sabrın detaylarını da sı sırname eserimdeki şu sözlerimle izhar etmek istemindeyim
' Sen ki kor ateşler içersinde ölüm kalım mücadelesi veren bir kula 'sabret' der, ateşi söndürmeye yarayan gereçleri de beraberinde takdim etmezsen bu durum o kulu sabra davet etmek değil sabır adı altında melanete ve de felakete itelemek anlamına gelir.' s. sırname eserim
7: ÇALIŞMADA TEFEKKÜR!
Tefekkür ince düşünmek incelikleri görmek demektir.
Ben şimdi bizzat yaşamış olduğum bir kısayı sizlerle paylaşmak sureti ile işleriniz rast gitmiyorsa bunun sebeplerini görmenizi sağlamayı temenni etmekteyim
Varoş bir semtteki bir okula hademe olarak çalışan dinene çok bağlı bir amca vardı. bana 'Mustafa ben seni tanıdığım kadarıyla sen ferasetli birisin dini bilgi birikiminde oldukça geniş. sana bir şey danışmak istiyorum ben namazımı niyazımı hakkını vererek yerine getirir sadakalarımı da haddime düşenden fazla bir biçimde veririm lakin maddi açıdan iki yakamın bir araya gelmediğini gördüm bunun sebebi sence nedir? Allah beni sınıyor, sabrımı mı ölçüyor yoksa? ' dedi Ben ise 'Amcacığım altında 4 adet deliği olan bir testinin 3 adet deliğini tıkayayıpta birini açıkta bıraksak o testi de su tutabilmemiz mümkün mü? ' dedim. o 'Hayır' cevabını verdi. Peki bir fakire ev inşa edeceğim derken inşaat için gerekli olan kiremitleri başkasının çatısından alıp diğer fakiri açıkta bırakmak iyilik midir? ' dedim o yine aynı cevabı verdi hayır dedi. ben ise bu gerçekleri görebildiğine sevindim ama bir yandan sadaka verip diğer yandan yerleri süpürürken önüne çıkan ve de fakir çocuklarına ait olan kalemleri, silgileri ve de açacakları eringeçliğin nedeni ile bir köşeye kaldırmak yerine süpürüp çöpe atmak sureti ile o fakir öğrencilerin cebindeki paraları yeni bir kaleme kitaba ve de deftere yatırmasına sebebiyet vermene akıl erdiremedim...' dedim. '
8 DAVRANIŞTA TEFEKKÜR:
Geçenlerde sakalları ve de cübbesi ile (sözde!) islamı temsil eden davranışta ise İslamdan oldukça ırak giden ve böylelikle İslam dinini lekeleyen İslam dinine karşı anti sempati beslenmesine sebebiyet veren bir ak sakallı amca gördüm çok işlek bir cadde üzerinde bulunan bir camiinin önüne koskocaman arabasını park etmiş araçların ilerlemesine mani oluyordu. bu tip kimselere bakıp ta 'işte Müslümanların hali' dedirtenlerin vay haline ki Allah dinine leke düşürdükleri gerekçesiyle bu tip kimselere gün yüzü göstermeyecektir. bu tip insanlar Müslüman değil kendilerini Müslüman olduklarına inandırmış benlik dini mensuplarıdır. Allah tez zamanda bu tür kimseleri gaflet uykularından uyandırsın. Bu tip kimseler tekrardan benlik denen çukura düşünüp de 'Sanki dindar olmayanlar bizden daha kötü bir şekilde bencillik yapmıyorlar mı? ' diye kendilerini haklı çıkarmaya çalışmasınlar. çünkü bizim ölçümüz dindar olan veya dindar olmayan insanlar değil kurandır. kuran... Ayrıca! o tip insanlar bir misyonu temsil ederek değil günahkar olduklarını teşhir ederek bu tür bencilliğe düşüyorlar her iki gurupta yanlış yoldadır. her iki grubun insanları da gerek bu dünyada gerekse ahiret yurdunda gün yüzü göremeyeceklerdir. Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler müstesna! '
Mustafa uzun sırrı sırname eseri
web sitesi adresi: www.vefakar.com
www.buramburam.com
TELİF HAKKI İLE KORUNMAKTADIR
Bu sayfadaki her bir kelam s. sırname eserinin 1978 istanbul bakırköy doğumlu tokat ili erbaa ilçesi nüfüs müdürlüğü kayıtlı yazarı mustafa uzun a aittir. (23.02.2007 07:52)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"MİSTİK" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|