En Popüler:
1 - erotik film
2 - gerdek gecesi
3 - ergenekon
4 - başbağlar katliamı
5 - kızlar
6 - kürt
7 - elif
8 - kabir azabı
9 - fethullah gülen
10 - sinan aygün
11 - tuana
12 - ergenekon destanı
13 - ölüm
14 - dabbe tül arz
15 - ayşe
16 - esra
17 - satanist
18 - faşizm
19 - ebrar
20 - lâhika
|
 |
MUHAMMED sizce ne demek, MUHAMMED size neyi çağrıştırıyor?
 |
Terimi Ekleyen: -_-
Eklenme Tarihi: 17.12.2002 22:26 |
O kurtarıcı O en güzel olan O nu anlatan herşey güzeldir
Muhammed demek yeterlidir tek kelimeden bir destandır
kardeşlerim ben onun ismini duyunca gözlerim doluyor hep şuan yazdıklarınızı okudum anlatacak halim kalmadı hepsini okudum çok güzel paylaşımlarda bulunmuşsunuz Allah razı olsun ama tekrar tekrar okuyun onun hayatını biliyorum demeyin bilsenizde okuyun en güzel olan o, ondan kopmayın inş
bir keresinde ashab-ı ile otururken bir genç o meclise geldi Allah ın Resulü salat ve selam ona ve soyuna olsun o genci aldı en öne oturttu herkes şaşırmıştı kim bu genç ki Ebubekir in bile önüne oturttu kim bu dediler
Allah Resulü buyurdular ki bu genç bana yeryüzünde en çok salavat okuyandır onun için onu en yakınıma aldım
o bana şöyle salavat okuyor Allah ım Muhammede salat eyle ona nasıl salavat okumak yakışıyorsa öyle bir salat olsun
Muhammede salat eyle ona nasıl salavat okumamızı emrettinse öyle bir salat olsun
Muhammede salat eyle ona salavat okuyanların ve okumayanların sayısı kadar olsun
(bakınız: hayat, güzel, gözler, kardeş, arda, okumak, esin, yorum, oyun, emek)
|
bozkurtemrah
04.10.2007 15:42 |
buhari de ve bazı kaynaklar da h.z. ayşe nin
peygamberimiz ile 9 yaşın da evlendiği ifade edilmiştir.
ancak başka rivayetler de vardır.
bunlardan birini tercih etmenin bir sakıncası olmaz.
h.z ayşe validemiz, peygamberimiz ile evlendiğinde kaç yaşında idi?
peygamber liğin gelişinden on yıl sonra,
50 yaşında iken eşi h.z. hatice’ yi kayıp eden
peygamberimiz (a.s.m.) kendisine hem ev işleri ve
çocuklarının bakımın da yardımcı olacak,
hem de islâm’ a davet faaliyetlerin de destek olacak
eşlere ihtiyacı vardı. bunun için bir yandan yaşlı ve
dul bir kadın olan sevde’ yi, öte yandan da en yakın
arkadaşı olan h.z. ebu bekir’ in kızı h.z. ayşe’ yi istetti.
h.z. peygamberin bu isteği, vahyin başlangıcından 10 yıl sonradır.
h.z. ayşe vahiy başlangıcından beş altı yıl önce doğmuştur.
dolayısı ile h.z. ayşe’ nin peygamberimiz ile evlendiği yaşın
17 - 18 olduğu ortaya çıkar. bu konu, daha detaylı bir şekilde,
mevlana şibli’ nin “asr-ı saadet” kitabın da geçer.
(ist. 1928. 2/ 997)
h.z. ayşe’ nin evlendiği zaman yaşının büyük olduğunu,
ablası esma’ nın biyografisinden kesin olarak anlıyoruz.
eski biyografi kitapları esma’ dan bahis eder iken diyorlar ki:
“esma 100 yaşında iken, hicretin 73. yılın da vefat etmiştir.
hicret vaktinde 27 yaşında idi. h.z. ayşe ablasından
10 yaş küçük olduğuna göre, onun da hicrette tam 17
yaşında olması icap eder.
ayrıca h.z. ayşe, h.z. peygamber’ den
önce cübey ile nişanlanmıştı.
demek evlenecek çağda bir kız idi..'
(hatemü’l enbiya h.z. muhammed ve hayatı,
ali himmet berki, osman Keskioğlu, s. 210)
(www.sorularlaislamiyet.com)
(bakınız: hayat, zaman, aliye, kadın, büyü, mevlana, çocuk, kitap, ayna, abla)
|
Risale_i_NUR_talebesi
20.09.2007 10:09 |
Efendim....
Kalemim,ellerim nasıl ifade etsin...
Bitmez tükenmez kokusuyla,solmaz bozulmaz duruşuyla bir çölde açmış güldür Gül....
Ehl-i aşk diyordu ki:
Muhabbetten Muhammed oldu hasıl;
Muhabbetsiz Muhammed'den ne hasıl?
Ölmeden önce ölmenin,öldükten sonra da neşv ü nemâ bulmanın sırrını öğreten cânım Efendim...
Ondan öğrendiğim aşk öyle bir aşktır ki; diğer öğreticilerimin gösterdiği aşk beni prangalı bir köle ederken,Efendimin öğrettiği aşk büsbütün özgür kılıyordu...
''birbirinizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş sayılmazsınız''...
Sevmenin elzem oluşunu ifade ediyordu sözleriyle her defasında...
Yaradılışın tohumu Sevgiydi.. Öğrendim...
Uhud bir dağken onu da sevendin Efendim...Sevmenin boyutlarını derinleştirensin....
Vesselâm...
(bakınız: sevgi, gerçek, yara, canım, iman, koku, kalem, eller, selam, beni)
|
Mâi Eflatun
14.09.2007 22:09 |
Nur Saçan Kandil”
Onun aslı nurdur. Allah-u Teâlâ o nurda tecellî ettiği için: “Sirâc-ı münîr = Nur saçan kandil” olmuştur.
Allah-u Teâlâ kulu ve Resul’ü Muhammed Aleyhisselâm’ın bizzat mübarek şahsını; mücessem bir hidayet, bir rehber ve bir önder kılmıştır.
Mübarek vücudu serâpâ nurdur. Bu nur ile körler bile görür, duymayan kulaklar duyar, kapalı kalpler açılır, yolunu şaşıranlar yol bulur.
Bu hususta Allah-u Teâlâ, Zât-ı risaletpenâhî’yi muhatap kılarak şöyle buyuruyor:
“Ey Peygamber! Biz seni bir şâhit, bir müjdeci, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle Allah’a çağıran ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.” (Ahzâb: 45-46)
Bunun içindir ki vücud-ı şerif’leri, ruhları, lisanları, kalpleri, ahlâk ve amelleri, ilim ve fehimleri nur kaynağıdır.
Bu öyle bir nur ki, bu nur Allah-u Teâlâ’nın nurudur. Bu öyle bir kandil ki, bütün âlemleri nurlandıran bir kandildir.
Her ne kadar görünüşü beşer ise de, fıtrî yapısı ayrıdır.
Cismin beşer oluşu hakkında Âyet-i kerime’de şöyle buyurulmaktadır:
“Resul’üm! De ki: Ben de sizin gibi bir beşerim. Ancak bana vahyolunuyor.” (Kehf: 110)
İşte onun hakkındaki bütün yanılmalar bu noktadan doğuyor.
“Ben de sizin gibi bir beşerim.” beyanı, onun beşer yönüdür, zâhirî görünüşüdür, dışıdır.
İşte bu perdenin ötesine geçemeyenler:
“Allah’tan size bir NUR ve apaçık bir kitap gelmiştir.” (Mâide: 15)
Âyet-i kerime’sinde geldiği haber verilen bu “Nur”u göremediler, cisimde takılıp kaldılar, “Nur”a inemediler, hidayete eremediler ve iman etmiş de olmadılar. Onlar öteye geçemedikleri için, ilâhî nurdan, rahmetten, merhametten mahrum kaldılar.
Âyet-i kerime’de geçen; “Nur” Muhammed Aleyhisselâm’dır, zira ancak onun vasıtası ile hidayete erilir.
“Kitap” ise Kur’an-ı kerim’dir, o da hidayet rehberidir.
“Ben de sizin gibi bir beşerim.” Âyet-i kerime’sini görerek: “O da bizim gibi bir insandır.” diyenler, onun:
“Asluhu nur, cismuhu âdem” olduğunu, “Sirâc-ı münîr” olduğunu, “Nur saçan kandil” olduğunu bildiren ve buna benzer Âyet-i kerime’leri görememektedirler. Nefisleri onlara onu göstermiş, diğerini göstermemiş. Hakikati göremediklerinden ötürü de Âyet-i kerime’lere iman etmediler ve imandan kaydılar. Bu ise Allah-u Teâlâ’nın onların kalplerini döndürmesinden ileri gelmektedir.
Resulullah Aleyhisselâm’ı hükümsüz ve hiçe sayanlar;
“Aslıhu kâfir, cismuhu necis”tir.
Bu necasetliklerinden ötürü o “Nur”a leke sürmeye çalışıyorlar. Bu necaset halleri ile o “Nur”u görmeleri mümkün değildir. Amma kendilerinin necis olduğunu da bilmiyorlar.
(bakınız: insan, akıl, kitap, ayna, ahlak, kalp, esin, adem, emek, iman)
|
Bilal87
01.09.2007 04:08 |
'Muhammed' ismi ne güzel bir isimdir; efendimiz (s.a.v) ’in ismidir.
peygamber efendimize (s.a.v) ,
Muhammed ismi ile beraber; Ahmed, Mahmud ve
Mustafa da deniliyor; hepsi de güzel isimlerdir..
Zaten bu isimleri de efendimiz (s.a.v) güzelleştiriyor..
Muhammed isminin anlamı ise 'tekrar tekrar övülmüş'
anlamına gelmektedir..
'Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl,
Muhammed'siz muhabbetten ne hâsıl? '
(bakınız: güzel, anlam, peygamber, isim, hepsi, mustafa, efendim, usta, gelmek, muhabbet)
|
elif_56
20.08.2007 08:36 |
Hz. Muhammed (sav) yasadigi müşaheden sonra bu güzelligi, bu müjdeli haberi, bütün insanlik ile paylasmayi diledi. ilmi yaymak ugruna evinden, malindan, yurdundan oldu, taşlandi, öldürülmek istendi. Yilmadi, yildiramadilar, yildiramazlardi. Mekke´nin ileri gelen müsrikleri bu irade karsisinda caresiz kalmis, bari anlasma yoluna gidelim belki vazgeçer düsüncesi ile, ya Muhammed dön bu davandan, sana ne istesen verelim dediklerinde “'Bir elime güneşi, öteki elime ayı verseniz yine de bu davadan vazgeçmem”' diye karsilik vermistir.
Neydi müşahede ettigi, ne yasamisti da böylesine gözü hic bir seyi görmez olmustu?
(bakınız: insan, güzel, deli, esin, belki, güneş, kars, sonra, yine, seni)
|
Maharaj
13.08.2007 20:16 |
|
 |