En Popüler:
1 - erotik film
2 - gerdek gecesi
3 - kızlar
4 - ergenekon
5 - kürt isimleri
6 - erdem beyazıt
7 - elif
8 - fethullah gülen
9 - kürt
10 - esra
11 - dabbe tül arz
12 - tuana
13 - büyü
14 - öyle birini sevdim ki
15 - saynur tezel
16 - dekar
17 - lol
18 - seyduna türküleri
19 - insan
20 - hümanist
|
 |
MUHAMMED sizce ne demek, MUHAMMED size neyi çağrıştırıyor?
 |
Terimi Ekleyen: -_-
Eklenme Tarihi: 17.12.2002 22:26 |
Hâtemü'r-Rüsul'ü Mîraç'ta Öne Geçiren Velâyet'in,
'İlmullah'a Mazhar Olan Ârifteki Tecellîsi:
Hüseyin bin Abdullah el-Abbâsî -kuddise sırruh- Hazretleri 'el-Husûs bi-Edâti'n-Nusûs fî Şerhi'l-Fusûs'un başka bir noktasında Hâtemü'r-rüsul'ü Mîraç'ta öne geçiren şeyin 'Hâtemü'l-velâye' olduğuna işâret etmiş; bu velâyetin, âriflerden 'İlmullah'la desteklenen bir kimseye daha tevdî edildiğini haber vermiştir:
'Âriflerden birinin makâmı hakkındaki bu üstünlük, zihnindeki kuvvetle ve keşfinin kendisine hükmetmesiyle bir tahsise sâhip olup, Mîrâç'ta onu ileriye geçiren velâyet-i Muhammediyye'nin Hâtem'inin iktizâsı olan ibârenin, zihinde zâhiren meydana getirdiği şeyin dışında anlaşılamaz. Zîrâ bu, Hakk'a mutâbık bir keşif karşılığında, Ömer'in Ebu Bekir üzerine -radıyallâhu anhümâ- Bedir esirleri hakkında hükmettiği şeye nisbetle tahsis edilmiştir ki, konuşma ilmi bakımından 'İlmullah'; yâni 'Allah'ın ilmi' hakkında âriflerden biri için de aynı şey geçerlidir.' ('el-Husûs bi-Edâti'n-Nusûs fî Şerhi'l-Fusûs', İ.Ü. Ktp., AY, nr.: 4480, vr. 52a)
'Kâf' Harfinin Sırrı, Hâtemü'r-Rüsul ve
Hâtemü'l-Evliyâ'ya Verilmiştir:
Velîlerin sonuncusu olan Hâtemü'l-evliyâ'nın, Allah'ı bilen âriflerin en üstünü olduğuna dikkati çeken Hüseyin bin Abdullah el-Abbâsî -kuddise sırruh- Hazretleri, onun tâbî olduğu Hâtemü'r-rüsul'le birlikte, etrâfı çepeçevre kuşatan hazîreye vâsıl ve 'Kâf' harfinin sırrına mazhar olduğunu ifşâ ederek, 'el-Husûs bi-Edâti'n-Nusûs fî Şerhi'l-Fusûs' adlı eserinde şöyle buyurmuştur:
'O, O'nu başka bir şeyle değil, kendi nefsiyle bilir. Allah'ı bilmenin en üstünü işte budur (ve bu) velîlerin hakîkatlerini tasvir eden Hâtem'e müyesser olmuştur. Dolayısıyla Allah'ı bilenlerin en üstünü de odur. Bu ilim, Hâtemü'r-rüsul ve Hâtemü'l-evliyâ'dan başkası için geçerli olamaz. Hâtemü'r-rüsul'ün Hâtemü'l-evliyâ'dan daha önde olduğu husûsunda, Hâtemü'l-evliyâ'nın 'tâbi' olması bir işârettir. Hâtem yalnız iki olduğu için, etrâfı çepeçevre kuşatan hazîreye ancak onlar vâsıl olmuşlar ve kendilerine 'Kâf'ı müşâhade ettiren 'Kâf' harfinin sırrına yalnız onlar vâkıf olmuşlardır.' ('el-Husûs bi-Edâti'n-Nusûs fî Şerhi'l-Fusûs', İ.Ü. Ktp., AY, nr.: 4480, vr. 52b-53a)
İlmi 'Kâf' Harfinden Çıkarılan ve
Hâtemü'r-Rüsul'ün 'İhvân'ı Olan
'Ezelî İnsan'ın Hakîkati:
Hüseyin bin Abdullah el-Abbâsî -kuddise sırruh- Hazretleri yukarıdaki beyanlarının hemen ardından, tıpkı Hâtemü'r-rüsul gibi ilmi 'Kâf' harfinden çıkarılan Hâtemü'l-evliyâ'nın da; 'Âdem su ile toprak arasında iken ben peygamberdim.' sözünü söylemeye salâhiyetli, ezelî bir insan olduğuna işâret etmiş ve onun Resulullah Aleyhisselâm'ın 'İhvân'ından, nefsini görmeyen bir kişi olduğunu haber vermiştir:
'Nebîlerden, resullerden ve onların dışındakilerden herhangi biri (bu sırrı) ancak, hakîkatlerin hakîkati ve ilmi 'Kâf' harfinden, mişkâtı ise ilk Nûr'un kandilinin içinden olan Hâtemü'r-rüsul'ün mişkâtından görebilir. O kadîm (ilk) insan sınıflarının ezelîsi olarak takdir edilmiş, bildirilmiş olan insandır ki, kendisinden:
'Âdem su ile toprak arasında iken ben peygamberdim.' diye sözetmiştir.
Onun mişkâtından iktibasta bulunanlarla ilgili olan bu sözü, onun 'İhvân'ından (kardeşlerinden) başkası söyleyemez. Onlardan biri kendi nefsini görmez ki, o da, ondan başka bir 'Kadîm' (ezelî) insandır. Onlar kısa bir dille o, uzun bir dille ondan başkası olmuşlardır. Onlara 'Hakîkatü'l-Muhammediyye'nin cüzleri', belki de 'O'nun sûretinin âzâları' denilir. O ise, kendisiyle tamamlanan bu sûretin kalbidir. İşte ilmi 'Kâf' harfinden vâr edilen Velâyet-i Muhammediyye'nin 'Hâtem'i de aynen böyledir.' ('el-Husûs bi-Edâti'n-Nusûs fî Şerhi'l-Fusûs', İ.Ü. Ktp., AY, nr.: 4480, vr. 53a)
(bakınız: insan, kardeş, arda, yalnız, adem, belki, ilim, peygamber, toprak, nokta)
|
Bilal87
10.08.2007 03:15 |
HZ.MUHAMMED(S.A.V.) ... kainatın yaratılış sebebi...O'nun ümmetinden biri olduğum için gurur duyuyorum.. Rabbim inş O'na layık ümmet, Kendisine layık kul olmayı nasip etsin hepimize..
(bakınız: hz.muhammed, yara, yorum, gurur, inat, için, nasip, yaratılış, guru, kainat)
|
tu_uba
14.07.2007 23:47 |
Efendim;
Kalem hicap eder yazamam..
Kalb hicap eder sezemem..
Dil hicap eder konuşamam..
Şairin mısralarına sığınırım, kuytuna sığınır gibi..
''Ma medahtü bi-mekaleti Muhammeda
Ve lakin medahtü mekaleti bi-Muhammeda''
(bakınız: şair, kalem, gibi, efendim, alem, efendi, irin, lakin, kuytu, mısra)
|
nazlıdanbirhugeldi
29.04.2007 22:19 |
BİRİNCİ REŞHA: Arkadaş! Hâlıkımızı tarif eden,
pek büyük bir şahsiyet-i maneviyeye mâlik,
bürhan-ı nâtık dediğimiz “Hazret-i Muhammed
Aleyhissalâtü Vesselâm kimdir? ”
diye yapılan suale cevaben deriz ki:
Hazret-i Muhammed (A.S.M.) öyle bir zâttır ki,
azamet-i maneviyesinden dolayı sath-ı arz,
o zâtın Mescid-i Aksa'sıdır.
Mekke-i Mükerreme onun mihrabı,
Medine-i Münevvere onun minber-i fazl-ı kemalidir.
Cemaat-ı mü'minîne en son ve en âlî imam ve
nev'-i beşerin hatib-i şehîridir; saadet düsturlarını beyan ediyor.
Ve bütün enbiyanın reisidir; onları tezkiye ve tasdik ediyor.
Çünki dini bütün dinlerin esasatına câmi'dir.
Ve bütün evliyanın başıdır. Şems-i risaletiyle
onları terbiye ve tenvir ediyor.
(bakınız: büyü, arkadaş, cami, esin, şehir, selam, sela, dinle, cemaat, inci)
|
h3pp4n
27.04.2007 21:15 |
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakiş da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım
Nurullah Genç'in Hz Muhammed Efendimizi yağmur (=rahmet) olarak imgelediği şiirinden alıntıdır.
(bakınız: şiir, yağmur, ahmet, nurullah genç, lara, efendim, bakış, seni, rahmet, kuma)
|
yağmur yüklü bulut
26.04.2007 23:02 |
|
 |