|
|
 |
 |
|
NECİP FAZIL KISAKÜREK |
NECİP FAZIL KISAKÜREK terimi
çekimsizfiil
tarafından 01.09.2002 tarihinde eklendi |
NECİP FAZIL KISAKÜREK sizce ne demek,
NECİP FAZIL KISAKÜREK size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| Bay, 45 |
| İzmir |
 |
|
|
 |
Başımızı iki elimizin arasına alıp düşündüğümüzde sadece Yazdığı şiirleri yaşayan tek şairdir. Bu iş sevda şarkısı bestelemeye benzemez. Yaşadığını yazan da diyebiliriz. Necip Fazıl' ı kaybettiğimizde Hava indirme tugayında askerdim. Hüngür hüngür ağlamıştım.
Hasta yatağındaki bir sorusu ve cevabı....
-'Oğlum bu gün günlerden ne? '
-'bu gün doğum günün baba'
-'Belkide ölün günüm'
Doğduğu gün ölmüştü. (17.11.2004 01:01)
(bakınız: ben, şiir, baba, sevda, düş, gay, şair, ölü, sade, yaz)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bayan, 24 |
| Van |
 |
|
|
 |
'Lâfımın dostusunuz, ÇİLEmin yabancısı,
Yok mudur, sizin köyde, çeken FİKİR SANCISI? '
Necib Fazıl Kısakürek (16.11.2004 23:53)
(bakınız: dost, çile, yok, yabancı, ısı, köy, yaban, sancı)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 35 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Hakkını teslim etmek gerek üstadın. Şiir adına müstesna bir kişilik.Severek okuduğum baş ucu kitaplarımdan biri de onun 'Çile'sidir. Yalnız bir döneme ait şiirlerini yok sayması hep üzmüştür beni. Bu konuda şairi anlıyor olsam da hak veremiyorum.. (14.11.2004 02:16)
(bakınız: çile, ben, şiir, kitap, şair, yorum, yok, şii, baş)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 26 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Dava ve mana aşkının şiirlerine,yazılarına ve hayatına yansımasıyla Necip ve Fazıl olan geçen yüzyılın yetiştirdiği mümtaz bir emsal...
Emsalini taklitle iştigalim üstadım...muvaffak olabilirsem şayet bahtiyarım... (11.11.2004 11:25)
(bakınız: aşk, hayat, şiir, ali, yazı, ana, yaz, şii, alim, bil)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 23 |
| Ankara |
 |
|
|
 |
necip fazıl üstadım........
anlatılamayacak kadar gizemli ama bir okadar akılcı.
biz yani benim gibi düşüneneler üstadı her kesin anlmasını beklemiyoruz düşünme kabiliyeti, takdir etme duygusu olmayan insanlar zaten anlamayazlar kendilerini boşuna yormasınlar ama şu bilinmeliki necip fazıl kısakürek türk edebiyatındaki en büyük dava adamı, en iyi şair.....
üstadı saygı ve rahmetle anıyorum........
üstad allah senden razı olsun.....
ölüm güzel şey budur perde ardından haber;
hiç güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber.... (09.11.2004 16:17)
(bakınız: ölüm, allah (c.c), insan, ben, türk, büyü, güzel, sen, akıl, edebiyat)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 25 |
| Erzincan |
 |
|
|
 |
YİNE GELECEKLER……
Bir akşamüstü vicdanımızın özgür vadisinde “rehavet seanslarındayken” yakaladılar bizi…
Toz pembe güller germiştik pencerelerimize..
Düne ve bugüne dair çöpleri istif etmiştik küflü bodrum katlarımızda..Yarının ekşi
kokulu,kehanetleri zaten kitabımızda bile yoktu.Mesaj kağıdı sarılı olmayan çok köşeli taşlar
camlarımızı tuzla buz etti.Kafalarımız tavana değercesine zıpladık.Korkak değildik; ama
açıkçası ürktük sesteki bu ani desibel değişikliğinden.Sirenleri çalmaya da gerek
yoktu..içimizdeki güzelliğe dair hisleri tahliye etmeye de..Ama,camı kırmışlardı bir
kere..Oysa çoğu zaman görürdük camın öte yanından onları.Gülümseyerek bakarlardı; ama
dişlerinin çene kemiklerini nasıl ezdiğini de hissederdik.
“Geldik” dediler, yüzlerindeki maskeyi çamurlu sokağın ortasına vurarak…:
”Beklemiyordunuz değil mi? ”
Gerçekten gelmişlerdi..
Uçlarını aleve batırdıkları ışından okları, bir ejderha ıslığı gibi tıslayarak yardı
gökyüzünü..Mavinin hüzün tonuna alevin kızgın alını bulayarak ilerledi öfkeden
silahları.Sadaklarında düşmanlık vardı,kin vardı,zehir vardı.Kurumuş gülden ördüğümüz
kubbemize şimşek hızıyla saplandı alevden okları.Çatımızı yaktılar..Kubbemizi çatırdatmaya
çalıştılar…
Önce biri belirdi yılandan gözleriyle camın hemen arkasında. Sonra diğerleri sökün
ettiler.Savaş bozgunu yaşamış,apış araları ekşi ekşi kokan çapulcu askerler gibi girdiler
dünyamıza…Sepetlerimize bastılar tekmeyi,ağaçlarımıza vurdular baltaları.Yumurtalarımızı
yere çaldılar.dipleri hayvan tersine bulanmış çizmeleriyle ezdiler civcivlerimizi.Kapılarımıza
çentik attılar,ekmek satan un fırınlarımızın un çuvallarını mızrakladılar. Selam veren
dostlarımızı horladılar.ineklerimizi tekmelediler.
Mavimin hüzünlü tonuyla boyadığı akşam vakti geldiler…
Atlarını çocuklarımızın geleceğinin üzerine sürdüler… Süraka yoktu aralarında,atları
ayaklarına kadar değil,bellerine kadar girmişti bataklığa.Ama gözlerinde kinleri ağızlarında
küfürleri vardı.En çok da aramızda durup,dostluk türküleri söylerken dün,bugün onların
yanına geçip sapanlarına taş koyup üzerimize sallayanlar şaşırttı bizi.
Gecenin karanlığında bağırdılar karanlığa, gökyüzüne doğru…
Tamtam çaldılar saat başı…
Yüreklere korku salıp kitapları yaktırmak, anıları sildirmek,aynaları kırdırmaktı amaçları…
Kısmen başardılar da…
Kürklerini toplayıp, göçlerini hazırlayıp, yola dizilen kervanları gösterdiler parmaklarıyla.
Bakın dediler bakın nasılda korkuttuk arkadaşlarınızı… Onlar ki, en iyi günlerde
türkülerinize eşlik ederlerdi…
Sularımıza zehir katmak, ekmeğimizi küfletmek istediler…ırmağımız güçlü akıyordu çok
şükür buğdaylarımız dayanıklıydı…Başaramayınca bunlar sinirlendiler, Değirmencilerimize
.salçalarımıza hakaretler yağdırdılar…Yapraklarımızı yoldular,tarlalarımıza sürdüler
hayvanlarını.
En mahrem odalarımıza kadar sokuldular…Yastıklarımızı iğdiş ettiler sivri uçlu
mızraklarıyla.
Çeyiz sandıklarımızı etrafa çaldılar…Yazmalarını çiğnediler kadınlarımızın..Çocuklarımızı
almaya çalıştılar, anaların kucaklarından beğenmedikleri her şeyi topladılar.Cadde ortalarına
kitap, giysi, namus, haya, un, kurumuş kabak…Hepsini üst üste yığdılar…Şarap şişelerinin
diplerinde kalan sıvılarını boca ettiler bu yığının üstüne…Aydınlanmak için kullandığımız
meşaleyle yaktılar birikimlerimizi…
Sokağa çıkamadı çocuğumuz…
Perdeleri sıkı sıkıya kapadık bilinçsiz bir tepkiyle…
Sonra “Neden? ” Sorusunu sorduk kendi kendimize! ! !
Sorular çoğaldıkça onlar küçüldü, onlar küçüldükçe ışık sızdı perdelerimizde…Işık,
karanlığın ölümü demekti…Karanlık olmayınca onlarda olmayacaklardı, bunu çok iyi
biliyorlardı…! ! !
Akşam batarken güneş, mavinin hüzün tonunda gelmişlerdi..Kızıl bir şafak vakti meleğin
bağırışıyla gitmeye başladılar..Arkalarında harabeler bıraktılar…Binalar, evler, camlar,
yürekler…Tehditler savura savura kayboldular ufukta…Bazıları “pişmanlık” belirtisi ifadeler
kullandı giderken.”Vicdan”ları varmış gibi davrandı kimileri.Ama yapmışlardı bir kere, yani
kırmışlardı camlarımızı bir kere.
Korkuyu, şaşkınlığı, ürkekliği hemen attık üzerimizden.Yaşlı gözlerimizi silmeden tebessüm
etmeye çalıştık hayata.Ve bir “Karınca Samimiyetiyle” tekrar başladık çalışmaya.Örmeye
başladık buğudan ağımızı.Bir yağmur akın etti gözümüzden.Kanı, külü, çamuru aldı
götürdü.Kinlerimizi yıkadı testilerimizi doldurdu.
Güneş tepeye doğru yükseldi şehrimizin dışından..Mutluluk şarkıları yine yükseldi
gökkubbemize doğru..İşte tam bu sırada belirdi tepede en “DELİ” olanımız…
Var gücüyle bağırdı
“GÜLMEYİİİİİİNNNN! ! ! ! ! ”
Herkes sesin geldiği yöne yöneldi
Elindeki asasını bulutlara doğrulttu, sonra bizlere doğru ve boşluğa savurdu:
“ŞARKI DA SÖYLEMEYİN…! ! ! !
“ŞARKI DA SÖYLEMEYİN”…..! ! ! ! ! !
Daha bir dikkat kesildik sesine “HALA ANLAMIYORSUNUZ DEĞİL Mİ? ? ? ” diye sordu
acı ifadelerle…
“GİTTİLER SANIYORSUNUZ…OYSA ORADALAR….! ! ! ! ! ”
Herkes birbirine baktı şaşkınca, sonra tekrar ona; “ŞUNU BİLİN KESİNLİKLE” dedi deli….
Ve kanımızı donduran şu cümleyi haykırdı
“GENE GELECEKLER….GENE GELECEKLER…….! ! (26.10.2004 16:27)
(bakınız: aşk, ölüm, dost, hayat, zaman, kadın, türk, gece, güzel, dünya)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 22 |
| İzmir |
 |
|
|
 |
burda boşuna konuşmuyoruz işte...seni anlıyoruz üstad
acaba bizi duyuyor musun?
bu gün bir kaç kitabını alacaktım param yetmedi,
artık kendi sesinden yankılarınla yetineceğim,yavaş yavaş okuyacak seni en iyi ben anlayacağım ve anlatacağım...
sen bir hazinesin,insanlar seni arıyor nerdesin (23.10.2004 17:56)
(bakınız: insan, ben, para, sen, esin, insanlar, ses, biz, iyi, en iyi)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 25 |
| Adıyaman |
 |
|
|
 |
Bir gün Üstad konferans salonunda konferans verirken,kendini bilmezin biri Üstad'a hıyar atar.Üstad istifini hiç bozmadan:
-Adamın biri buraya kimliğini düşürmüş gelip alsın der.
Üstad; şimdilerde kanı beş para etmeyen bazı insanların kürsülerde konferanslar verdiğini görseydi heralde şöyle derdi:
-Bizim zamanımızda kürsüye hıyar atılırdı,şimdide hıyarlara kürsü atılıyor! .. (19.10.2004 19:34)
(bakınız: insan, zaman, para, din, düş, anı, adam, ada, dil, hiç)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"NECİP FAZIL KISAKÜREK" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|