TWITTER'DA
TAKİP ET
twitter.com/AntolojiCom
Şiir Antoloji.comKitap ŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResim Antoloji.comForum NedirÜyeler Antoloji.comGruplar Antoloji.com Mesajlarım
http://nedir.Antoloji.Com
Arayın :
                              organ nakli nedir?
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
  Kişiler
 Genel
 Yaşam
 Edebiyat
 Güncel
 Toplum
 Bilim
 Din
 Müzik
 Tarih
 Cinsel
 TV Dizileri
 Atasözleri
 Deyimler
 Filmler
Futbol Takımları
Köyler
ORGAN NAKLİ ORGAN NAKLİ terimi etoM1961
tarafından 22.09.2006 tarihinde eklendi
ORGAN NAKLİ sizce ne demek,
ORGAN NAKLİ size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
Sayfa: 1 2
sonraki sayfa >>
Baylimon kızı Offline
limon kızı
x
0 person liked.
1 person did not like.
Organ naklinin dini boyutu olduğuna asla inanmıyorum...

Eğer günahsa organımı bağışlamak bütün günahlarım böyle olsun razıyım...
(15.05.2009 17:46)
(bakınız: yorum, günah, eğer, böyle, lama, bağışlamak, asla, olsun, razıyım, razı)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayanelif esin Offline
elif esin
Bayan, 18
Bulgaristan
Organ nakli dinimizce sakıncalı değildir.Çünkü organ nakli sayesinde birçok hayatlar kurtarılıyor.Bu günah veya ayıp değil ki.Sadece birinin yaşamı için ona organ veriyorsun.O kadar.DİNİMİZCE SAKINCALI DİYENLER VEYA DÜŞÜNENLER YANLIŞ BİLİYORLAR.ORGAN BAĞIŞLAMAK GÜNAH DEĞİL.SEN CAN KURTARACAKSIN.BUNUN NESİ GÜNAH Kİ. :=D (15.05.2009 15:32)
(bakınız: hayat, yaşam, esin, günah, kurt, sade, çünkü, sadece, lama, yanlış)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayNUSRET ORHAN Offline
NUSRET ORHAN
Bay, 57
İzmir
Dinimizin insan hayatına verdiği önem dikkete alınırsa, bağışlanan organm bir başkasını mağduriyetini giderecekse, organı veren kişinin de sağlığını tehlikeye atmayacaksa organ bağışına onay verilebilir.
Yine ölen bir kişiden organ alınacaksa, organı veren kişinin gerçek manada ölmüş olması gerkir.
Yine her iki haldede organ bağışının gönüllü verilmiş olmasıda gerekir.
Bütün bunlar son dönemin problemlerinden olduğu için, karar yinede kişilere kalmalıdır.
Herkesin fikrinede saygı gösterilmelidir.
(23.04.2009 23:17)
(bakınız: insan, hayat, gerçek, saygı, gönül, esin, dede, kara, yine, organ bağışı)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayNUSRET ORHAN Offline
NUSRET ORHAN
Bay, 57
İzmir
Düşünüldüğünde elbetteki öbür tarafta bu organlara ihtiyacımız yoktur, Allah hepsini istediği şekilde yeniden yaratmaya kadirdir.
İhtiyacı olanın mağduriyetini gidermek elbette iyidir.
Ama yinede süpheler var, aksi görüşte olanlar da çoğunluktadır.
(07.11.2008 16:59)
(bakınız: araf, yara, lara, hepsi, yine, düğün, yeni, maya, kadir, görüş)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayNUSRET ORHAN Offline
NUSRET ORHAN
Bay, 57
İzmir
Organ naklinin islam dinine göre caiz olup olmadığı hala tartışılır durumdadır. Ve kimse net olarak bir şey söyleyemez, bu konuda.
görüşler farklıdır.
Ama şüpheli şeylerden uzak durmak gerektiği için şimdilik konu
açıklığa kavuştuluncaya kadar Organnakline olumlu bakmıyorum.

Doğrusunu elbette Allah bilir.
(07.11.2008 16:56)
(bakınız: şimdi, islam, yorum, doğru, uzak, şüphe, lara, söyle, hala, görüş)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayalizengin Offline
alizengin
Bay, 33
Kütahya
Neden Organ Nakli?

Belki de bu konu ile ilgili onlarca makale okudunuz. Ama hiç birinde de içimizi rahatlatacak tamam bu problem de çözüldü rahatlıkla organ nakli caizdir diyemiyorsunuz.
Ama inanın bazı konularda yapıcı ve iş görücü olmak gerekir. Kur’an- ı Kerim’de “ Kim bir insanı yaşatırsa bütün insanlığı yaşatmış gibi olur” deniliyor. İsteyenler Maide süresinde bu ayeti okuyabilirler. Sonra kendilerine yakın hissettikleri islam alimlerinin tefsir kitaplarından iyice araştırmak lazım. Karşılıklı tartışarak işin ucundan tutmak gerektiği için bu elzemdir.
Yazılı ve görsel medyada sürekli ön plana çıkarılıp yayınlanan böbrek nakli ve hastaları üzerine duralım biraz. Tabii şöyle düşünmemek lazım, organ nakli sadece böbrek nakli ile sınırlı değildir. Aksine; kemik iliği, karaciğer, kalp, kalp kapağı, akciğer, pankreas, ince bağırsak ve kornea nakli ile de yepyeni hayatlar yeşertilebilir.
Türkiye de 40 bin böbrek yetmezliği yaşayan insan böbrek bekliyor. Belki de ilerki günlerde bu rakamı arttıracak olan bizleriz. Bu yazıyı okuyan, sessiz kalan çoğunluk... Her şeyiyle organ nakli, a’dan z’ye bütün insanlığa, toplumun en küçük zayıf bireyinden tutunda, gücüyle küçük dağları ben yarattım diyen bireylere kadar olumlu yönde etkisi olacak bir vatansal görevdir.
Bunu hem maddi hem manevi, hem insancıl hem de vicdani açıdan ele alabiliriz. Bu yüzden, bir gazetede okuduğum haberi size aynen aktarmak isitiyorum. “Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Kurulu Başkan Yardımcısı ve Organ Nakli Koordinatörleri Bilim Kurulu Başkanı Operatör Dr. Ata Bozoklar, Türkiye'de böbrek bekleyen 40 bin dolayında hasta bulunduğunu ve bir hastanın devlete 5 yıllık maliyetinin 287 bin dolar, 40 bin hastanın ise toplam 8 milyar dolar olduğunu anlatır.”
Lütfen herkes bu açıklamayı bir kere daha okusun. Maddi yönden kimlere yalvarıp, aşağılandığımız küçük düştüğümüz olsa olsa bir asırlık ülkelere yaranmak için neler yaptığımızı zihninizden bir geçirin. Evet, Sayın Dr. Ata Bozoklar’ın açıklamasının devamı ise daha da açıklayıcı, diyor ki Bozoklar;
'Bu 40 bin hastaya şimdi hemen nakil yapılsa ülke her yıl 1 milyar dolar kazanır. Hastaların yaşam kalitesi de artar. Bu nedenle organ bağışı mutlaka artırılmalıdır'
Dedik ya, hem maddi hem manevi...

Bu işin islama ve gelişen tıbba göre izahına gelince, bu biraz bilgi ve yorum gerektiriyor açıkçası. Bunun içinde ilk önce Kur’anı Kerim’deki şu ayetle devam edelim. “ İnsan ölüyor, toprağa gömülüyor. Beden çürüyüp gidiyor.” Bu ayetten de anlaşıldığı gibi ölümden sonra bedenin, diğer bir deyimle vücudun bir önemi yok. Asıl gerçek ruhda gizli. Gömülünce toprağa karışıyoruz. Organ nakline dinen karşı çıkanlar; dirildiğimizde bağışladığımız organların eksikliğini çekeceğimizi düşünürler. Bizim yaratıcımız o kadar büyüktür ki, kullarını tas tamam tekrar diriltmekte hiç zorluk çekmeyeceğine hepimiz bütün kalbimizle inanıyoruz.
Yani bu konuda İslâmiyetin göze aldığı önemli madde, insan hayatının kurtarılmasının hedef alınmış olmasıdır. Çünkü dinin ana ögelerinden birisi de “hayatı muhafaza”dır. Bir kişinin hayatının kurtulmasına vesile olmanın bütün insanları hayata kavuşturmak kadar mühim olduğunu bildiren âyeti yazımızın başında belirtmiştik.
Diğer bir endişe de; nakilden sonra organların yeni bedeninde işlediği günahlardır. Harama bakan gözün cezasını kim çekecek? Kötülük yapan elin suçu kime kesilecek? Aklı selim olan herkes buna şöyle cevap verebilmeli; “ Suçlu olan o organ değil, o kararı veren akıldır.” Böylece, buna dayanılarak gelinen karşı koyumlar, her düşünen tarafından rahatlıkla çürütülebilir.
Üstelik ölmeden önce göz ve böbrek gibi bir organını bağışlayan kimse, bu organlarının öldükten sonra bir hastaya nakledilmesiyle şüphesiz büyük sevaplar kazanacaktır. Çünkü bu sayede başka bir insan sağlığına kavuşmuş, hayata dönmüştür. Böylece zararı olmayan, büyük avantajlı bir yatırımdır diyebiliriz.
Canlı vericinin verdiği organ büyük bir fedakarlıktır. Ölü vericide ki ince ayrıntılar ise Hayrettin Kahraman’a göre şöyledir: “ Halen yürürlükte olan yönetmeliğe göre ölü verici tanımı şöyle yapılmaktadır: 'Beyin ölümü gelişmiş, beyin cerrahisi uzmanı, beyin hastalıkları uzmanı, kalp hastalıkları uzmanı ve narkoz ve yoğun bakım uzmanından oluşturulmuş bulunan beyin ölüm kurulu tarafından onaylanmış, sağlığında organ ve dokularını bağışlamış ya da ailesinden organ bağışı için resmî izin alınmış, dolaşım ve solunumu ancak cihazlara bağlı olarak sürdürülebilen, tıbbî olarak geri dönüşümü mümkün olmayan vaka', 'ölü verici' olarak kabul edilmektedir.
Bazı din adamları beyin ölümü hakkında karar veren uzman doktorlara güven meselesini ortaya çıkarıyor. Bu yüzyılda gelişen tıp gücüne inanmıyorlar. Bu kararı verenin tek kişi değilde bir kurul olduğunu görmüyorlar. Hem sormak gerekir; Bu insanlar hiç doktora gitmiyorlar mı acaba?
Bu sebeple ölü verici sayısının arttırılmasının, ülkemizde organ naklinin yeterli seviyeye gelmesi için bilim adamlarımızca önemle vurgulanmaktadır. Çünkü canlı vericiler yasal olarak, ticari bir piyasa oluşmaması için yakın akrabalarla sınırlıdır. Bu yapılacak bağışlar ülkemizde ve dünyada görülen çoğumuzun farkına varmadığı kargaşayı sukunete, haksızlığı vefa borcuna bile çevirecektir.
İngiltere’nin The Times gazetesinde yer alan bir haberde, organ kaçakçılığının en fazla Hindistan, Türkiye, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde yaygın olduğu kaydediliyor. Yani bunlara tam gelişmemiş ülkele de diyebiliriz.
Türkiye’de, “Organ ve Doku Alınması Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun” gönüllülük dışında organların maddî çıkar karşılığı alınıp satılmasını yasaklıyor. Ancak yasal boşluklar yüzünden Türkiye, organ trafiğinin geçiş noktası haline gelmiş durumda ve bu işten birileri büyük paralar kazanabiliyor. Organ naklinde vericinin çok sınırlı, ihtiyaç sahibinin ise çok fazla olması organ mafyasını tetikliyor. Genellikle yoksullar insanlardan 1500-2 bin dolara alınan bir böbrek, ihtiyaç sahibi hastaya 150-200 bin dolardan satılabiliyor.
Görüldüğü gibi bu işe önem versek, kurulacak dernekler ve vakıflar oluşturacakları kriz masaları ile binlerce insanın hayatını da kurtarabilir. Kaçırılan, kaybolduğunun farkına bile varmadığımız sokak çocuklarının hayatlarını kurtarmak bizim elimizde.
Bağışlayacağımız her bir organ ile mafyanın işini daha zorlaştırmak bizim elimizde...
Üçüncü dünya ülkelerine olan utancımız, belki bir organ ile bizi yüzlerine baktırabilecek durumlara getirecek...
Depremlerde yardım için koştuğunu sandığımız uluslararası resmi mafya kurumlarının, kimsesiz çoçukları kaçırıp, içlerini boşaltarak küçük vücutlarını yok etmelerini belki bir organ bağışı önleyecek...
Her gün gözümüzün önünde ölen yüzlerce Iraklı neden ölüyor hiç düşündünüz mü?
Filistinli Zehra’nın ela gözleri niçin çalındı? Her sabah uyandığınızda hiç aklınızdan geçirdiniz mi?
İkram edilen bir bardak çay sonucu iki böbreğini de kaybeden üniversite öğrencisinin suçu neydi acaba? Güven mi yoksa beleşçilik düşüncesi mi?

Sizin ölümünüzden sonra bütün insanlığa bir faydanız olsun, her şey insanca yaşamak ve yaşatmak için...
Unutmayın! ! ! Bu organlara bir gün gelir hepimizin ihtiyacı olabilir...

Ali Zengin
(12.09.2007 12:44)
(bakınız: ölüm, insan, hayat, aliye, türk, büyü, deli, gerçek, akıl, ceza)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayBilal87 Offline
Bilal87
Bay, 27
İstanbul
Organların Şahitliği:

Hazret-i Allah Âyet-i kerime’sinde şöyle buyuruyor:

“O gün kendi dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları şeylere şahitlik edecekler.” (Nur: 24)

Bu dünyada organı alınan insanın organı kendisinde mi yoksa sonradan organı taşıyanda mı şehadet edecek?

Elbette Hazret-i Allah herşeye kadirdir. Ancak Hazret-i Allah’ın nizamını, düzenini kimse bozamaz.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:

“Suçlular simalarından tanınırlar, alın saçlarından ve ayaklarından yakalanırlar.” (Rahman: 41)

Ahirette insanlar yeniden dirildiği zaman, Cenâb-ı Hakk aynı sureti verecek ki, insanlar birbirlerini tanıyabilecekler. Sen âzânı başkasına verdiğinde o âzâ sende olmayacağına göre nasıl tanınacak?

Diğer Âyet-i kerime’de ise:

“O gün ağızlarının üstüne mühür basarız. Bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahitlik eder.” buyurmaktadır. (Yâsin: 65)

Binaenaleyh mahşer gününde Hazret-i Allah ağızı mühürleyip âzâları kişinin lehine veya aleyhine konuşturduğu zaman, nakledilen o organ kimde konuşacak? İlk sahibinde mi konuşacak, nakli yapılan kimsede mi konuşacak? Böyle bir nakil yapıldığında o organ kimin hakkında şahitlik edecek? Her âzânın sahibinde olması gerekir. Bunun için aslâ vasiyet câiz değildir.

“Onları diriltip bir araya getirerek toplayacağı gün, sanki dünyada gündüz bir saat kadar kalmış gibi olurlar. Kendi aralarında birbirlerini tanırlar.” (Yunus: 45)

Kim ki bunca Âyet-i kerime’leri görüp caiz olduğunu söylerse küfre kayar.

İfsad ediciler hakkında Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurur:

“Kendilerine ‘Yeryüzünde fesad çıkarmayın.’ denildiği zaman ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. İyi bilin ki asıl ortalığı ifsad edenler kendileridir, lâkin anlamazlar.” (Bakara: 11-12)

Bu katliama cevaz vermek büyük bir dalâlettir, doğrudan doğruya bir ifsattır.

Allah-u Teâlâ Secde sûresi 22. Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurur:

“Kendisine Rabbinin Âyetleri hatırlatılarak öğüt verildikten sonra, onlardan yüz çeviren kimseden daha zâlim kim olabilir?

Muhakkak ki biz suçlulardan öç alacağız! ”

Unutmayın ki Allah-u Teâlâ sizden öç alacağını bu Âyet-i kerime ile açık olarak beyan buyuruyor.

Niçin? Bu kadar Âyet-i kerime’ler yüzünüze karşı okunup izah edildiği halde, gözü yumuk bakıyorsunuz, kılınız bile kıpırdamıyor. Artık kendi imanınızı kendiniz düşünün.

Halbuki bir tek Âyet-i kerime’ye bütün insanlar, cinler, melekler dahi karşı çıksalar, hepsi kâfir olurlar.

Siz ise kupkuru zanna dayanıyorsunuz.
(13.08.2007 20:24)
(bakınız: insan, zaman, büyü, dünya, anlam, arda, ayetler, iman, ahiret, insanlar)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayBilal87 Offline
Bilal87
Bay, 27
İstanbul
Hadis-i Şerif’e Dikkat! :

Câbir bin Abdullah -radiyallahu anh-den rivayet edilmiştir:

Tufeyl bin Amr ed-Devsî -radiyallahu anh- Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e gelerek “Yâ Resulellah! Muhkem bir kal’aya ve muhafızların yanına gitmek ister misin? ” demiş. (Câbir ‘Cahiliye devrinde Devs kabilesine ait muhkem bir kal’a vardı.’ diyor.)

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buna râzı olmamıştı. Çünkü Allah muhafızlığı Medine’li Ensar’a ayırmıştı.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Medine’ye hicret edince Tufeyl bin Amr -radiyallahu anh- de Medine’ye hicret etti. Onunla birlikte kavminden bir zât da hicret etti. Fakat Medine’de sıkıldılar. O zât hastalandı ve sabırsızlık ederek oklarını aldı, onlarla parmak eklerini kesti. Derken ellerinden kan fışkırmaya başladı, sonra da öldü.

Daha sonraki günlerde Tufeyl bin Amr -radiyallahu anh- onu rüyasında gördü. Kılık kıyafeti güzel olmasına rağmen elleri sarılı idi. Tufeyl -radiyallahu anh- ona “Rabbin sana ne yaptı? ” diye sordu. O da “Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in yanına hicret ettiğim için beni affetti.” diye cevap verdi. Tufeyl -radiyallahu anh- “Neden seni ellerini sarmış görüyorum? ” deyince:

“Bana ‘Senin bozduğun bir organını biz düzeltemeyiz.’ denildi.” cevabını verdi.

Tufeyl -radiyallahu anh- bu rüyayı Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e anlattığında:

“Allah’ım! Onun ellerini de affeyle! ” diye duâ etti. (Müslim: 116)

Bunca Hadis-i şerif’leri görüp organ nakli ve vasiyetinin caiz olduğunu söylerse küfre kayar. Çünkü bu bir intihardır, intihar ise hem katliamdır, h
(13.08.2007 20:22)
(bakınız: güzel, gitmek, rüya, intihar, sabır, cahil, neden, esin, yorum, hadis)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayBilal87 Offline
Bilal87
Bay, 27
İstanbul
ORGAN NAKLİ VE VASİYETİ CÂİZ MİDİR?

Bu Hususta Mahlûkun Hükmü Yoktur.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’lerinde Böyle Buyuruyor:

“Kendi kendinizi katletmeyin.” (Nisâ: 29)
Bu bir emr-i ilâhî’dir.

“Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın.” (Bakara: 195)
Bu da bir emr-i ilâhî’dir.

“Kim bir mümini kasten öldürürse, onun cezası, içinde devamlı kalacağı cehennemdir.” (Nisâ: 93)
Bu ilâhî bir hükümdür.

KİM BU ÂYET-İ KERİME’LERİ GÖRÜP CÂİZ OLDUĞUNU SÖYLERSE KÜFRE KAYAR.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde
şöyle buyuruyorlar:

“Ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibidir.” (Ebu Dâvud: 3207)

•

“Bir adamın yarası vardı. (Istırabına dayanamayıp) kendisini öldürünce Allah-u Teâlâ: ‘Kulum acele ederek bana geldi, ben de ona cenneti haram kıldım.’ buyurdu.” (Buhari. Tecrid-i Sarih: 668)



İlahi Hüküm:

Bir kimse organlarının alınmasını vasiyet etmekle, kendisini katlettiği için bu bir intihardır.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’lerinde şöyle buyuruyor:

“Kendi kendinizi katletmeyin! ” (Nisa: 29)

Bu bir emr-i ilâhi’dir.

“Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın! ”(Bakara: 195)

Bu da bir emr-i ilâhi’dir.

Bu mesuliyet organlarının alınmasını vasiyet edenlere âittir.

İkinci mesuliyet ise vasiyet etmediği halde, vârisin de haberi olmadığı halde, öldü diye organlarını alan doktorlara ve bu fetvâyı verenlere âittir.

Bu husustaki Âyet-i kerime’de ise Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kim ki bir mümini kasten öldürürse, onun cezası, içinde devamlı kalacağı cehennemdir.”(Nisa: 93)

İşte bunlar bu Âyet-i kerime’nin kapsamına girmektedirler. Hem bu fetvayı veren, hem de bu katli yapan aynı mesuliyetin içine girer. Bu bir katldir, bunlar katildir.

İşte Âyet-i kerime! İtirazınız varsa Âyet-i kerime ile cevap verin! Bu böyledir!
(13.08.2007 20:22)
(bakınız: cehennem, ceza, intihar, cennet, yara, adam, hadis, lara, cevap, gibi)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayM.NİHAT MALK.. Offline
M.NİHAT MALKOÇ
Bay, 44
Trabzon
ORGAN NAKLİ HAFTASI VE TÜRKİYE'NİN SINIFTA KALMIŞLIĞI

M.NİHAT MALKOÇ

Gelişen tıp teknolojisi pek çok alanda organ naklini mümkün kılmaktadır. Görev yapmayacak kadar hasta ve hatta bedene zararlı hale gelen bir organın, bir yenisi ve sağlamı ile değiştirilebilmesi işlemine 'Organ Nakli' denmektedir. Organ naklinin ne kadar önemli olduğunu ancak organ bekleyenler bilir. Bu yüzden ülkemizde her yıl 3-9 Kasım tarihleri arsında Organ Nakli Haftası kutlanmaktadır.

Bilindiği üzere ileri kalp, karaciğer ve böbrek yetmezliği olan hastalarda sağlıklı bir hayat sadece organ nakli ile mümkündür. Bugün ülkemizde böbrek bekleyen 17-18 bin hasta vardır. Diyaliz bu hastalarda yardımcı bir tedavi şeklidir ancak kalp ve karaciğer hastalarının diyaliz gibi bir yardımcı tedavi imkânları yoktur.

Beyin ölümü gerçekleşmiş hastalar böbrek, kalp, karaciğer gibi organlarını bağışlayarak başka hastalara hayat verebilirler. Bu insani bir vazifedir. Kişiye getirdiği fazladan bir yük de yoktur. Çünkü beyin ölümü gerçekleşmeyen hastalardan organ almazlar. Bir kişinin beyin ölümü gerçekleştikten sonra da yaşama ihtimali yoktur. Bu konuma gelen kişinin organlarının başkalarının vücudunda hayat bulmasından daha güzel ne olabilir ki? ... Bugünden tezi yok gelin organlarımızı bağışlayalım. Türkiye'yi bu alanda da sınıfta kalmış olma ezikliğinden kurtarıp sınıf atlatalım.

Organ bağışının da belli başlı kuralları vardır. Beyin ölümü gerçekleşmiş 18 yaşından küçüklerin organlarının kullanılması için ebeveynleri(anne-baba) izin vermelidir. Bundan yukarı yaşlardakilerin sağken organlarını bağışlamış olmaları ve bunu belgelendirmeleri gerekli ve yeterlidir. Aksi halde bu yönde bir beyanı olmayan kişilerin organları hiçbir şekilde alınmaz, başkalarına nakledilmez. Gönüllülük ve rıza bu işte birinci şarttır.

Ülkemizde organ bağışı hiç de yaygın değildir. Bu konuda sınıfta kalmış bulunmaktayız. Fakat bunda asıl suçlu vatandaşlar değil, bu konunun ehemmiyetini, tıbbi ve dini yönünü onlara yeterince anlatamayan görevli kişi ve mercilerdir. Çünkü bu hususta ciddi bilgi eksiklikleri vardır. Kulaktan dolma bazı yanlış bilgiler bu hususta adım atmak isteyenleri caydırmaktadır. Bunlardan birisi kişinin organlarının ölmeden alınacağı endişesidir. Bununla beraber organlarını bağışlayan kişinin hastanelerde tıbbi tedavilerinin yeterince yapılmaması, ölüme ayrılması korkusudur. Böyle organize sahtekârlıklara kurban gideceğini sananlar az değildir. Oysa organ bağışlayan kişinin organlarının alınıp kullanılması ancak o kişiye tıbben yapılacak tüm tedaviler uygulandıktan sonra gündeme gelir.

Beyin ölümü gerçekleşmiş hastalarda adından da anlaşılabileceği gibi beyin fonksiyonları tamamen ve geri dönmeyecek biçimde kaybolmuştur. Yani bu kişilerin bilinci yerinde değildir ve ancak solunum makinesi desteği ile yaşamlarının sürmesi mümkündür. Kişilerin ben gerçekten ölmeden organlarımı alırlar korkusu yersizdir, çünkü beyin ölümüne karar verecek ekip ile organ naklini yapacak ekip ayrı doktorlardan oluşur. Organ bağışı yapan kişilerin ilmi delillerle ve etkili telkinlerle bilgilendirilmesi ve ikna edilmesi şarttır. Bunu yapmadan vatandaşın tereddütlerini ve şüphelerini gideremezsiniz.

Müslüman bir millet olduğumuz için hâl ve hareketlerimizde İslami ölçüleri esas alırız. Bazı mütedeyyin insanlar organ naklinin dinen caiz olmadığını sanırlar. Bir kısım cahil insanlar ise öteki dünyaya gidince bağışladıkları organlarının orada eksik olacağı endişesine kapılırlar. Mesela gözünü bağışlayan kişiler, nakledilen kişinin harama bakmasından dolayı işlenecek günahların kendisine yazılacağını düşünürler. Oysa mühim olan organ değil, iradedir. Böyle bir şeyi düşünmek bile saçmadır. İslam dini organ nakline cevaz vermiştir. Hatta Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun bu konuda yazılı fetvaları da vardır. Bunları şüpheleri izale etmesinden dolayı dikkatinize sunuyorum.

Din İşleri Yüksek Kurulu'nun 19.01.1968 gün ve 3 sayılı gerekçeli kararında 'yalnız hayatı kurtarmak için değil, bir organı tedavi etmek, hastalığın tedavisini çabuklaştırmak için de kan naklinin caiz olduğu, tıbbi ve hukuki kaidelere riayet edilmek şartıyla kalp naklinin de caiz olacağı...' ifade olunmuştur. Kurul aşağıdaki şartlara uyularak yapılacak organ ve doku naklinin caiz olacağı sonucuna varmıştır:

'Zaruret halinin bulunması, yani hastanın hayatını veya hayati bir uzvunu kurtarmak için, bundan başka çaresi olmadığının, mesleki ehliyet ve dürüstlüğüne güvenilen bir tabip tarafından tespit edilmesi, hastalığın bu yoldan tedavi edilebileceğine tabibin kanaat getirmesi, organ veya dokusu alınan kişinin, bu işlemin yapıldığı esnada ölmüş olması, toplumun huzur ve düzeninin bozulmaması bakımından organ veya dokusu alınacak kişinin sağlığında buna izin vermiş olması veya hayatta iken aksine bir beyanı olmamak şartıyla, yakınlarının rızasının sağlanması, alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması, tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olması gerekir. Bu fetvada da öngörüldüğü gibi İslamiyet organ nakline izin vermektedir. Bunu ilgili kesimlere hakkıyla anlatmak şarttır.

Ülkemizde insanlar maalesef organ bağışı konusunda yeterince duyarlı değildir. Bunun bir seferberlik anlayışı içerisinde aşılması gerekir. Çünkü toprak olacak bir organı özgür iradenizle bağışlayarak başkalarına hayat veriyorsunuz. Bunun dini yönden sevap olduğu inkâr edilemez. Bu aynı zamanda insani bir görev ve mühim bir sorumluluktur.
(29.10.2006 14:03)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Sayfa: 1 2
sonraki sayfa >>

"ORGAN NAKLİ" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: ORGAN NAKLİ NEDİR? organ nakli ne zaman?

Antoloji.com
21.04.2014 00:29:37  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]