|
|
 |
 |
|
ORHAN PAMUK |
ORHAN PAMUK terimi
Puya
tarafından 20.05.2003 tarihinde eklendi |
ORHAN PAMUK sizce ne demek,
ORHAN PAMUK size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| Bayan, 23 |
|
 |
|
|
 |
dünya yazarımız! ! !
dünya seni mi okuyor? ..buyur bir cümle söyle..ırak,filistin yanıyor..bu konuda tek kelime okumadım henüz kendisinden..
ermeni kampanyalarında görüşmek üzere mi demeliyim yoksa? ? ! ! ! (21.12.2006 02:35)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: dünya, filistin, kelime, emel, söyle, ırak, cümle, seni, kuma, yazar)
|
|
|
|
| Bay, 38 |
| Trabzon |
 |
|
|
 |
ORHAN PAMUK’U SEVMEYE Mİ BAŞLADIM NE?
M.NİHAT MALKOÇ
Son aylarda en çok konuşulan konuların başında romancı Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü alması geliyordu. Bir asırlık Nobel ödülü tarihinde Türk edebiyatında eser vermiş bir yazar ilk defa böyle büyük bir ödülle mükâfatlandırılıyordu. Bu edebiyatımız için çok büyük bir dönüm noktasıydı. Bizler millet olarak böyle bir başarıya açtık. Durum böyleyken sağdan ve soldan olmak üzere pek çok eleştirmen, gazeteci ve siyaset adamı bu ödülü sorgulayıp durdu. Çok az insan bu ödüle sevindi, pek çok kişi ödülü ve sahibini siyasi buldu. Çünkü ödül kritik bir zaman diliminde verilmişti. Ödülü alan Orhan Pamuk edebiyattan çok, siyasi demeçleriyle sivrilen popüler bir şahsiyetti.
Şubat 2005 tarihinde İsviçre’de yayımlanan Tages-Anzeiger, Basler Zeitung, Berner Zeitung ve Solothurner Tagblatt adlı gazetelere, haftalık ek olarak çıkan Das Magazin dergisine verdiği demeçte ifade ettiği “Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü ama hiç kimse bunları konuşmaya cesaret edemiyor.” sözleri Türkiye’de büyük eleştirilere neden olmuştu. Yazar, Kürt sorunu ve Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili bu sözleri yüzünden Türklüğe hakaret suçuyla 6 ay ila 3 yıl hapis istemiyle mahkemeye verildi. Mahkeme dünya çapında büyük ilgi uyandırdı. Orhan Pamuk’a karşı açılan bu dava T.C. Adalet Bakanlığı’nın onayını gerektiriyordu. Bu onay verilmeyince 23 Ocak 2006 tarihinde mahkeme yetkisizlik kararı verdi ve dava düştü.
Yabancı yayın organlarına verilen bu demeçler Orhan Pamuk’un dış dünyadaki popülaritesini artırdıysa da Türkiye’deki konumunu ve şahsiyetini tepetaklak etti. Tam da Fransa’nın sözde Ermeni Soykırımı iddialarının reddinin suç sayılmasına dair kanununun çıktığı gün Pamuk’un Nobel ödülüne layık görülmesi Pamuk’a cephe alanları haklı çıkarır hale getirdi. Bunlar tesadüf müydü, yoksa özellikle yapılan şeyler miydi? Herkes fikrini söyledi, tartışmalar günlerce sürdü. Neticede Orhan Pamuk Nobel ödülünü İsveç kralının elinden aldı. Bu maddi ve manevi açıdan büyük bir ödüldü. Pamuk, ödülü almadan birkaç gün evvel yaptığı Nobel konuşmasında siyasetten uzak duygusal mesajlar verdi.
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk’u en çok eleştirenlerden birisi de benim… Çünkü boyundan büyük laflar ediyordu o zamanlar… Tarihçi olmadığı halde tarihten konuşuyor, bilir bilmez ahkâm kesiyor, yanlış bilgi ve mesajlar veriyordu. Onun işi romancılıktı. Biz onun edebiyat üzerine konuşmasını beklerdik her zaman… Fakat bazı kesimler onun şöhretinden yararlanıp içlerinde ukde haline dönüşmüş duyguları tartışmaya açmak istiyordu. Sizin anlayacağınız Orhan Pamuk bazı çevreler tarafından kullanılıyordu.
Pamuk, Nobel Ödülü’nü aldıktan sonra duruldu, siyasi mesajlar vermez oldu. Türkiye’yle, Türk insanıyla barışma yolunu seçti. Artık Türkiye’nin siyasi meselelerini telaffuz etmez oldu; asıl işi olan edebiyata döndü. Sansasyondan uzak demeçler vermeye başladı. Türkiye’yi Türkiye’den görmeye, bu milletin duygularını anlamaya gayret etti. Böyle yapınca Orhan Pamuk’a kanım ısınmaya başladı. Özellikle Nobel’den birkaç gün evvel çok güzel ve duygusal bir konuşma yaptı. Benim de çok muhatap olduğum ‘Niçin yazıyorsunuz? ’ sorusunu irdeledi, çarpıcı ifadelerle yazma gerekçelerini sıraladı. Sözlerinde siyaset değil, duygu ve edebiyat vardı. Pamuk, konuşmasında yazma gerekçelerini söyle sıraladı:
“İçimden geldiği için yazıyorum! Başkaları gibi normal bir iş yapamadığım için yazıyorum. Benim yazdığım gibi kitaplar yazılsın da okuyayım diye yazıyorum. Hepinize, herkese çok çok kızdığım için yazıyorum. Bir odada bütün gün oturup yazmak çok hoşuma gittiği için yazıyorum. Ben, ötekiler, hepimiz, bizler İstanbul’da, Türkiye’de nasıl bir hayat yaşadık, yaşıyoruz, bütün dünya bilsin diye yazıyorum. Kâğıdın, kalemin, mürekkebin kokusunu sevdiğim için yazıyorum. Edebiyata, roman sanatına her şeyden çok inandığım için yazıyorum. Bir alışkanlık ve tutku olduğu için yazıyorum. Unutulmaktan korktuğum için yazıyorum. Getirdiği ün ve ilgiden hoşlandığım için yazıyorum. Yalnız kalmak için yazıyorum. Hepinize, herkese neden o kadar çok çok kızdığımı belki anlarım diye yazıyorum. Okunmaktan hoşlandığım için yazıyorum. Bir kere başladığım şu romanı, bu yazıyı, şu sayfayı artık bitireyim diye yazıyorum. Herkes benden bunu bekliyor diye yazıyorum.
Kütüphanelerin ölümsüzlüğüne ve kitaplarımın raflarda duruşuna çocukça inandığım için yazıyorum. Hayat, dünya, her şey inanılmayacak kadar güzel ve şaşırtıcı olduğu için yazıyorum. Hayatın bütün bu güzelliğini ve zenginliğini kelimelere geçirmek zevkli olduğu için yazıyorum. Hikâye anlatmak için değil, hikâye kurmak için yazıyorum. Hep gidilecek bir yer varmış ve oraya tıpkı bir rüyadaki gibi bir türlü gidemiyormuşum duygusundan kurtulmak için yazıyorum. Bir türlü mutlu olamadığım için yazıyorum. Mutlu olmak için yazıyorum.”
Orhan Pamuk bizden biri olmaya başladı sanki.... Nobel konuşmasını, herkesin beklediği gibi İngilizce değil, Türkçe yaptı. Bu tavrını alkışlıyorum. Ben Pamuk’un Nobel aldıktan sonra daha da şımaracağını sanıyordum. Çok şükür ki yanılmışım.
İnsanlar hata yapabilir, belki o da geçmişte yaptığı hataların farkına vardı, bunlardan döndü. Ben böyle olmasını umuyorum. Yaşarsak bunu ilerleyen zamanlarda hep birlikte göreceğiz. Benim, ülkemi seven kimseyle meselem olmaz. Orhan Pamuk bu ülkenin dilini işleyen ve Türkiye’nin adını dünyaya duyuran bir yazardır. Bu açıdan bakarsak Türkiye ona çok şey borçludur. Milyon dolarlarla yapamayacağımız tanıtımı Nobel’i alarak yapmıştır. Pamuk’a dair önyargılarımız yoktur. O, Türkiye’yi sevdiği ölçüde biz de onu seveceğiz. (19.12.2006 22:11)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: istanbul, kürt, insan, hayat, zaman, türk, büyü, güzel, dünya, anlam)
|
|
|
|
| Bayan, 30 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
meğer her şeyin sebebi babasının bavuluymuş (19.12.2006 13:04)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: baba, eğer, meğer, bavul, basın)
|
|
|
|
| x |
|
 |
|
|
 |
Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk bir kitabında şöyle bir cümle yazmış:
''Imam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını
okudu.'
Profesör İlber Ortaylı bu tek cümleyi analiz ediyor:
''Bir kere namazın saati olmaz, vakti olur. Saat ayrı, vakit ayrı
bir kavramdır. Camilerde balkon yoktur, minarenin şerefesi vardır.
Ezanı da imam okumaz, müezzin okur, o da şerefeye çıkmaz, içeriden okur. Bu örnekle de sabittir ki kişiler kendi içinden çıktıkları toplumu bilmeden bir şeyler yapmaya çalıştıklarında doğru şeyler yapmazlar,
YAPAMAZLAR.' (14.12.2006 13:10)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: namaz, cami, doğru, saat, ezan, kara, bitti, cümle, anal, maya)
|
|
|
|
| Bay, 21 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
Satılmış şimdi yeni bir kıvırma yolu buldu (11.12.2006 10:37)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: şimdi, yeni, atıl, satılmış)
|
|
|
|
| Bayan, 20 |
| Ankara |
 |
|
|
 |
isveçte yaptığı konuşmadan sonra dedemin, hakkındaki tüm fikirlerini değiştirerek tapmaya başladığı, acilen birkaç kitabını sipariş ettiği yazar. (09.12.2006 00:40)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: dede, sonra, maya, yazar, fikir, sipariş, isveç, erek)
|
"ORHAN PAMUK" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|