En Popüler:
1 - erotik film
2 - gerdek gecesi
3 - kızlar
4 - ergenekon
5 - kürt isimleri
6 - erdem beyazıt
7 - elif
8 - fethullah gülen
9 - kürt
10 - dabbe tül arz
11 - esra
12 - tuana
13 - büyü
14 - öyle birini sevdim ki
15 - saynur tezel
16 - dekar
17 - seyduna türküleri
18 - lol
19 - insan
20 - hümanist
|
 |
PEYGAMBER sizce ne demek, PEYGAMBER size neyi çağrıştırıyor?
 |
Terimi Ekleyen: Eceli Gelen Fare
Eklenme Tarihi: 08.11.2001 22:44 |
Hani hic bilmediginiz bir yere haritasiz gitmek kadar zor birseydir peygambersizlik...
(bakınız: gitmek, amber)
|
yolun_sonu
10.01.2005 22:47 |
Kuran-ı kerim de adları bildirilen peygamberler:
Adem
İdris
Nuh
Hud
Salih
İbrahim
Lut
İsmail
İshak
Yakub
Yusuf
Eyyüb
Şuayb
Musa
Harun
Davud
Süleyman
İlyas
Elyesa
Yunus
Zülkifl
Zekeriyya
Yahya
İsa
Muhammed
Üzeyir, Lokman ve Zülkarneyn'in peygamberlikleri ise ihtilaflıdır.
(bakınız: kuran-ı kerim, muhammed, ney, adem, ali, isa, yunus, dem, amber, bil)
|
kara han
18.08.2004 10:02 |
Hımd ul kıbh mezhebine göre bugüne kadar 124 bin peygamber gelmiş.
(bakınız: ada, amber, bin)
|
kara han
15.06.2004 15:21 |
Bütün Resuller Nebîdir (Peygamberdir) ifadesi yanlıştır.
1- Kur'an-ı Kerim'de Allah risaletle hiç ilgisi olmayan Resullerden bahsediyor.
1-1 Firavunun Hz.Yusuf'a gönderdiği alelade bir ulak Kur'anda resul adı ile geçiyor.
YUSUF - 50
Ve kâlel meliku'tûnî bih(bihî) , fe lemmâ câehur resûlu kâlerci' ilâ rabbike fes'elhu mâ bâlun nisvetillâtî katta'ne eydiyehunn(eydiyehunne) , inne rabbî bi keydihinne alîm(alîmun) .
Ve Melik: “Onu bana getirin.” dedi. Böylece ona, resûl (ulak, haberci) geldiği zaman Yusuf (A.S) : “Efendine dön ve ellerini kesen kadınların hali (durumu) nedir, ona sor.” dedi. Muhakkak ki; Rabbim onların hilelerini en iyi bilendir.
1-2 Belkıs'ın Hz.Süleyman'a gönderdiği elçi de resul adıyla geçiyor.
NEML - 35
Ve innî mursiletun ileyhim bi hediyyetin fe nâzıratun bime yerciul murselûn(murselûne) .
Ve gerçekten ben onlara hediye göndereceğim. Böylece bakalım resûller (elçiler) ne ile dönecekler?
1-3 Ölüm meleklerine de Allah 'resullerimiz' buyuruyor.
EN'AM - 61
Ve huvel kâhiru fevka ibâdihî ve yursilu aleykum hafazah(hafazaten) , hattâ izâ câe ehadekumul mevtu teveffethu rusulunâ ve hum lâ yuferritûn(yuferritûne) .
Ve O, kullarının üstünde kahhardır (kuvvet ve güç sahibidir) .Ve üzerinize muhafaza edici (koruyucu) gönderir. Sizden birinize ölüm gelince, onu Resullerimiz vefat ettirir. Onlar (bunu yaparken) kusur etmezler.
1-4 Allah Kiramen Katibin meleklerinden de resul diye bahsediyor.
ZUHRUF - 80
Em yahsebûne ennâ lâ nesmeu sirrehum ve necvâhum, belâ ve rusulunâ ledeyhim yektubûn(yektubûne) .
Yoksa onlar; Bizim, onların sırlarını ve fısıltılarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, onların yanlarında bulunan Resullerimiz (kiramen kâtibin melekleri) , (onların yaptıklarını ve konuştuklarını) yazıyorlar (hologram filme alıyorlar) .
Kur'an'da Resul adıyla geçen yukarıdaki ayetlerde bahsedilen resullerin Peygamber olduğunu iddia etmek mümkün mü?
Diğer grubu Risaletle ilgili Peygamber olmayan Resuller oluşturuyor.
2 - Allah her kavimde resul beas ediyor.
2-1 Bütün kavimlerdeki bu resuller, o kavimlerdeki insanlar tagut'a kul olmaktan kurtulsun ve Allah'a kul olsunlar diye vazifeli kılınmışlardır.
NAHL - 36
Ve le kad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte) , fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâleh(dalâletu) ,fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne) .
Ve andolsun ki; Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde bir resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık) . Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının da üzerine dalâlet hak oldu. (Resûllere tâbî olanlar hidayete erdi, tâbî olmayanların ise üzerine dalâlet hak oldu.) Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün) .
Allah 'bütün kavimlerde' dediğine göre bunların hepsinin Peygamber olması mümkün değildir. Çünkü Peygamberler sadece Kur'anda isimleri geçen kavimlerde vazifelendirilmişlerdir. Ve asıl önemlisi Peygamber varsa sadece bir tek Peygamber vardır ve o bütün dünyanın hatta kâinatın Peygamberidir.
2-2 Allah bütün kavimlere ardarda resul gönderdiğinden bahsediyor.
MÜMİNUN - 44
Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse) , fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne) .
Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik) . Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.
BAKARA - 87
Ve lekad âteynâ mûsal kitâbe ve kaffeynâ min ba'dihî bir rusuli ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus(kudusi) , e fe kullemâ câekum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferikan taktulûn(taktulûne) .
Andolsun ki; Biz, Musa'ya kitap verdik ve ondan sonra da, birbiri ardından (araları kesilmeksizin, peşpeşe) resûller gönderdik. Ve Meryem'in oğlu İsa'ya beyyineler (açık kanıtlar) verdik ve onu RUH'ÛL KUDÜS ile destekledik. Her ne zaman size bir resûl, nefslerinizin hoşlanmadığı bir şeyle (emirle) geldiyse, hemen kibirlendiniz. Bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürdünüz.
İSRA - 15
Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsih(nefsihî) , ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziretun vizre uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen) .
Kim hidayete erdiyse sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez.Ve Biz,bir resûl göndermedikçe “azap edici” olmadık.
Kavim resulleri bütün kavimlere ve bütün zaman parçalarında ardarda gönderilmektedir. Peygamberlerin (nebilerin) aralarında ise fetret devirleri (Peygambersiz devirler) var olduğuna göre bütün resullerin Peygamber olması mümkün değildir. Peygamberlerin yaşadığı devirlerde de, mevcut olmadığı devirlerde de bütün kavimlerde resuller hep var olmuştur. Kıyamete kadar hiç Peygamber gelmeyecektir ama bütün kavimlerde resuller hep mevcut olacaktır.
2-3 Her devirde ve bütün yerleşme mahallerinde yaşayan insanlar cehenneme ulaştıklarında onların hepsine 'Size sizden (sizin aranızdan) olan resuller gelmedi mi? ' deniliyor. Öyleyse insanlar hangi devirde yaşarlarsa yaşasınlar, dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar mutlaka Allah'ın bir resulu onlarla birlikte yaşamış olmalıdır ki onları uyarsın.
ZÜMER - 71
Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeren) , hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye'tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ velâkin hakkat kelimetul azâbi alel kâfirîn(kâfirîne) .
Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Kapılara geldikleri zaman kapılar açılır. Cehennem bekçileri, onlara derler ki: 'Size sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki size (üzerinize) Allah'ın âyetlerini okusun (anlatsın, izah etsin) ve sizi bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın, ikaz etsin. (Cehenneme girenler) dediler ki: 'Evet (geldiler) .' Fakat azap sözü, kâfirlerin üzerine hak oldu.
2-4 Her ümmetin bir resulu vardır buyruluyor. Hangi ümmet (millet) hangi devirde yaşarsa yaşasın mutlaka aralarında Allah'ın bir resulu var olmuştır.
YUNUS - 47
Ve likulli ummetin resûl(resûlun) , feizâ câe resûluhum kudıye beyne-hum bil kıstı ve hum lâ yuzlamûn(yuzlamûne) .
Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez.
3- Kur'anda Risaletle ilgili Cin resullerden ve melek resullerden bahsedilmektedir. Ama cinlerden veya meleklerden Peygamber (Nebi) yoktur.
3-1 Allah 'içinizden sizleri uyaran sizden resuller gelmedi mi? ' buyuruyor. Cinlere cinlerden, insanlara da insanlardan resuller geldiği kesin. Hiçbir cin için Allah Nebi (Peygamber) kelimesini kullanmıyor.
EN'AM - 130
Yâ ma'şerel cinni vel insi e lem ye'tikum rusulun minkum yakussûne aleykum âyâtî ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû şehidnâ alâ enfusinâ ve garrethumul hayâtud dunyâ ve şehidû alâ enfusihim ennehum kânû kâfirîn(kâfirîne) .
Ey insan ve cin topluluğu! Size âyetlerimi anlatan ve bugününüze ulaşacağınız konusunda sizi uyaran içinizden resûller (elçiler) gelmedi mi? “Kendi nefslerimize şahit olduk.” dediler. Dünya hayatı onları aldattı. Ve kendilerinin kâfir olduğuna, kendileri şahit oldular.
3-2 Risaletle görevli melek resuller:
HAC - 75
Allâhu yastafî minel melâiketi rusulen ve minen nâs(nâsi) , innallâhe semîun basîr(basîrun) .
Allah, meleklerden ve insanlardan resûller seçer. Muhakkak ki Allah, en iyi işitendir, en iyi görendir.
'Allah meleklerden ve insanlardan resuller seçer' buyruluyor. Din konusunda kendilerine risalet (Allah adına tebliğ yaparak Allah'a davet) görevi verilen Melek Resuller Nebî olabilir mi? Allah'ın ne meleklerden ne de cinlerden Nebi (Peygamber) sectiğine dair Kur'an'da hiçbir ayet mevcut değildir.
4- Her kavimde, her zaman parçasında yaşayan Resuller kendi kavimlerinin lisanıyla konuşurlar. Yani zamanın bütün parçalarında, her kavmin içinde mutlaka kendi kavminin lisanıyla konuşan bir resul mutlaka vardır.
İBRAHİM - 4
Ve mâ erselnâ min resûlin illâ bi lisâni kavmihî li yubeyyine lehum, fe yudillullâhu men yeşâu ve yehdî men yeşâ’(yeşâu) , ve huvel azîzul hakîm(hakîmu) .
Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz’dir, hikmet sahibidir.
5- Allah bütün Nebîlerine mutlaka şeriat kitapları indirmiştir. Ama her kavimde, her zaman parçasında var olan Nebî olmayan Velî resullerine şeriat kitabı hiç indirmemiştir.
ALİ İMRAN - 81
Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tensurunneh(tensurunnehu) , kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne) .
Hani o zaman ki; Allah, peygamberlerin (nebîlerin) MİSAK’ini (yeminini) almıştı: “Andolsun ki; size Kitap ve hikmet verdim, sizlerden sonra sizinle beraber bulunanı (Allah’ın sizlere verdiği kitapları) tasdik eden Resûl gelince, O'na mutlaka îmân edecek ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz. Bunu ikrar ettiniz mi ve bu ağır ahdimi üzerinize aldınız mı? ” “İkrar ettik.” dediler. “Öyle ise şahit olun. Ben de sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.
5-1 Nebî olmayan Veli resullere ve başka insanlara da Allah ayetler indirdiğini söylüyor. Fakat bu ayetler şeriata müteallik değildir.
ARAF - 175
Vetlu aleyhim nebeellezî âteynâhu âyâtinâ fenseleha minhâ fe etbeahuş şeytânu fe kâne minel gâvîn(gâvîne) .
Onlara, âyetlerimizi verdiğimiz kimsenin haberini oku (anlat) . Sonra o, ondan (âyetlerden) ayrıldı, artık şeytan onu kendisine tâbî kıldı. Ve böylece o zarar görenlerden (azgınlardan) oldu.
6- Kur'anda Allah, rızaya ulaşmamış Resullerden bahsediyor. Rızaya ulaşmış resuller de var olduğuna göre rızaya ulaşmamış resullerin Peygamber olması mümkün değildir.
CİN 26 - 27
Âlimul gaybi fe lâ yuzhiru alâ gaybihî ehadâ(ehaden) .
İllâ menirtedâ min resûlin fe innehu yesluku min beyni yedeyhi ve min halfihî rasadâ(rasaden) .
Gaybı bilen Allah, gaybı kimseye açıklamaz.
Ancak resûllerden rızaya (Tasarruf rızası) ulaşanlar müstesna. Öyleyse muhakkak ki; O (Allah) , onların önünden ve ardından muhafız gönderir.
7- Nebî Resuller 5 görevle vazifeli kılındıkları halde, Velî Resullerin 4 görevi vardır.
BAKARA - 151
Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne) .
Nitekim size içinizde (görev yapmak üzere) sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki; âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye etsin, size Kitab ve hikmet öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
CUMA - 2
Huvellezî bease fîl ummiyyîne resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete) , ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin) .
Onlara, onların içinde Allah’ın âyetlerini okusun, onları tezkiye etsin ve onlara kitap ve hikmeti öğretsin diye, ümmîler için onların aralarından resûl beas eden (vazifeli kılan, hayata getiren) O Allah’tır. Ondan evvel (bu resûle tâbî olmadan evvel) onlar, açık bir dalâlet içinde idiler.
bakınız:http://www.mihr.com/mihr/turkce/ihtar/ihtar02_tavzih01.htm
(bakınız: aşk, ölüm, allah (c.c), insan, çile, hayat, zaman, ben, kadın, para)
|
asir yolcusu
28.01.2004 15:54 |
|
 |