En Popüler:
1 - erotik film
2 - porntube
3 - gerdek gecesi
4 - ensest
5 - kürt isimleri
6 - esra
7 - girdap
8 - elif
9 - gizem
10 - abdurrahman önül
11 - öss tercihleri
12 - dabbe tül arz
13 - sedat bucak
14 - lol
15 - uğur ışılak
16 - ceren
17 - şizofren
18 - eftelya
19 - sude
20 - anlam
|
 |
POLAT ALEMDAR sizce ne demek, POLAT ALEMDAR size neyi çağrıştırıyor?
 |
Terimi Ekleyen: muhtaraga
Eklenme Tarihi: 09.05.2004 01:23 |
Devlet-millet” edebiyatı
Daha gösterime girmeden bir hayli yankı uyandıran “Kurtlar Vadisi Irak” filmi, gösterime girdiğinden beri gündemden düşmüyor. Film, Başbakandan Meclis Başkanına kadar değişik çevrelerin gönlünde taht kurmayı başarmış gözüküyor. Film hakkında pek çok TV programında tartışmalar yürütüldü ve burjuva yazar-çizer erbabı konuyu kendi meşreplerince işlediler. Amerikan karşıtlığı üzerinden Kürt düşmanlığı yapan ve Türk milliyetçiliğini yücelten film, büyük Amerikan gazetelerinde de epeyce yer buldu. Birkaç gün içinde bir milyonu aşan seyirci kitlesiyle izleme rekoru kıran film, adeta Türk milliyetçiliğinin bir “dirilişi” olarak geniş kitlelere pompalanıyor. TC’nin kuruluş koşullarının tarihsel olarak sorgulandığı ve adeta rejimin bir “kimlik” bunalımı yaşadığı bir konjonktürde, statükocu-devletçi güçler kendi deyimleriyle “ulusal dalga”yı yükseltmeye çalışıyorlar. Bu amaç doğrultusunda muhtelif ideolojik argümanlar üretiliyor veya eski ideolojik argümanlar göz kamaştırıcı, albenili ambalajlar içinde yeniden pazara sürülüyor.
2003’te Güney Kürdistan’da Türk askerlerinin kafasına çuval geçirilmesinin intikamının Amerikan askerlerinden alınmasını anlatan film, tam anlamıyla bir eklektik çorba! Sadece fikirsel mesaj açısından değil, aynı zamanda birbirinden kopuk sahnelerin birbirine eklenmesiyle, konu iç bütünlüğü ve tutarlılığından yoksunluğuyla da böyle. Amerikan vahşeti, anti-semitizm, Kürt düşmanlığı, Osmanlı’nın ruhunu çağırarak TC’ye emperyal misyon biçen, “Türkiye’de sınıflar yoktur, katışıksız bir ulus vardır” Kemalist zırvasını bir biçimiyle tekrarlayan ve sözümona anti-kapitalist bir hava verilen sahneler aynı film içine oturtulmuş. Elbette bizim derdimiz sinema eleştirmenliği değil, zaten film de sanatsal yapısından dolayı değil, politik içeriğinden ötürü öne çıkmış bulunuyor. Müslüman emekçi kitlelerin Batı tarafından aşağılandıklarını düşünerek tepki gösterdiği, Türk milliyetçiliğinin yükseltilmeye çalışıldığı bir konjonktürde, bu filmi işçi sınıfı cephesinden ele almak ve Kemalist rejimin yaşadığı bunalımla bağlarını kurarak filmin asıl niyetini ortaya koymak gerekiyor.
Daha baştan söylemek gerekirse film, emperyalist savaşın kan ve gözyaşına boğduğu Ortadoğu’da, geniş kitlelerde oluşan anti-Amerikancılığı sömürmeyi hedeflemiş. Ve bir biçimiyle üçüncü dünyacı, ezen emperyalist zalimlere karşı mazlum halkların direnişi temasını Türk milliyetçiliği lehine kullanmış. Elbette bu “mazlum-milletler”in hamisi rolü TC’ye verilmiş. Emekçi kitlelerde oluşmuş olan, fakat devrimci bir önderlik olmadığından, kapitalist sistemle bağı kurularak onun temellerine yönlendirilemeyen “anti-Amerikancılık”, “anti-Avrupacılık” bu amaç doğrultusunda sınırsızca kullanılıyor. Sözümona anti-emperyalizm yapılıyor ve emperyalizmin bölmek ve parçalamak istediği devlete sahip çıkması için “Türk-milleti” devletiyle bütünleşmeye çağrılıyor. Geniş kitleleri içine alacak, onların haklı ve meşru duygularını okşayarak milliyetçilik zeminine çekecek bir tür “devlet-millet” bütünleşmesi!
Nitekim film, kendinden menkul bir “kahraman Türk” karakteri yaratarak “devlet-millet” bütünleşmesinde kitlelerin sahiplenmesi gereken kimliği açık etmiş oluyor. Tanıtım reklâmlarında da söz konusu sahne sıkça geçmektedir. ABD’li yetkili Polat’a verip veriştirerek TC’nin “kırmızı çizgileri”nin nasıl solduğunu anlatır; fakat Polat “asker, diplomat veya siyasetçi olmadığını” söyleyerek sert bir edayla yanıtını yapıştırır: “Ben Türküm! ” Evet, ama Türk kimliği neyi ifade eder? O sadece bir Türk! Fakat işçi mi, burjuva mı? Hangi sınıfa mensup ve hangi sınıfının çıkarlarını temsil ediyor? Bu elbette belli değil. Ancak bilinen bir şey var ki, o da Polat’ın burjuva devletin derin bir parçası olduğu. Burjuva devlet için “kurşun atmış, kurşun yemiş” bu “Türk”, bakın Amerikalı otel müdürüne ne diyor: “Amerikan askerlerinin parasını veren Amerikan kapitalizmi değil mi? ” Doğru söze ne hacet! Peki, Türk askerinin parasını ve hatta Polat’ın ücretini veren Türk kapitalizmi değil mi? Her şeyden önemlisi, burjuva devletin derin bir parçası olan Polat bu soruyu kimin adına soruyor? Amerikan kapitalizmi kötü, ama Türk kapitalizmi “cici”! Bizde sınıflar ve sömürü yok, (belki de kapitalizm yok!) sadece “Türküm” var. Bu mesajları içeren film, birazdan göreceğimiz üzere bölgedeki halklara Amerikanın efendiliğinin yerine Osmanlı’nın ruhunu çağırarak TC’nin efendiliğini öneriyor.
Verilmek istenen mesajı doğru kavramak, üzerini kazıyarak diğer olaylarla bağını kurup ideolojik bütünlüğünü ortaya çıkartarak teşhir etmek gerekiyor. Hatırlanacağı üzere Polat “derin” devletin bir parçası ve nitekim Güney Kürdistan’a çuval intikamını almaya bu “eski” sıfatıyla gidiyor. Her ne kadar “derin” devletin adamlığından resmen ayrılmış gözüküyorsa da, Türkmen Cephesi’yle kurulan ve açık edilmeyen bağlar fiilen durumun bu olmadığını ortaya koyuyor. Askerler, diplomatlar ve siyasetçiler devleti zaafa uğratarak bir ulusun onurunu zedeleyebilir, ama millet bunu asla unutmayarak intikamını alır; verilmek istenen mesaj bu. İntikamı alan “derin” devletin adamı ile “Türküm”ün aynı kişiler olması da esas dikkat çekici nokta. Polat ile “Türk-milleti” bir ve aynı kişide cisimleşiyor. Böylece burjuva devlet “Türk-milleti” kimliği ile bütünleştirilerek emekçi yığınlara “sizsiniz devlet” denmiş olunurken, “derin” devletin de “millet” olduğu mesajı sinsice, ideolojik bir argüman olarak film aracılığıyla verilmek isteniyor. “Derin” devlet tartışmaları sürerken düzen cephesinin önde gelen yazar-çizer takımı ve emekli generalleri “derin” devletin kim olduğu sorusuna “millet” cevabı veriyorlardı. İşte bu ideolojik argüman film vesileyle tekrarlanmış olunuyor.
(bakınız: kürt, kurtlar vadisi, zaman, elif, türk, para, kurtlar vadisi ırak, büyü, dünya, devrim)
|
spartakusizmir
16.08.2006 11:00 |
Bir takım kültürel ve mantıksal açıdan yoksun olan zavallı insan kitlesinin; put gibi gördüğü dizi kahramanı.
Pehh dostlar peh! Biz ne kahramanlar gördük; GERÇEKTİLER!
Biz ne kahramanlar gördük; ÖLDÜRMEDİLER!
Biz ne kahramanlar gördük; ÖLMEDİLER! ! !
Diyerek konuşmamı sonlandırıyor ve artık daha ''düşünen'' bir toplum olma yolunda ilerlememiz gerektiğini acı ve umutla yâd ediyor, ''yarınlar bizim olacak! '' nüktesiyle yoluma çekiliyorum..
(bakınız: dost, insan, umut, gerçek, esin, yorum, yarın, gibi, mantık, artık)
|
sadece merlin
10.08.2006 17:30 |
daha düne kadar sıradan biriyken hasbelkader başrol kapmış oyunculugu sıfır hiçbir cazibesi olmayan sıradan biri.
Ayrıca dizi ve filmden sonraki özel hayatında da rolünün etkısınden kurtulamamış(buda profesyönelliğinden şüphe ettiriyor) sırtından paltosunu korumaları alıyor sigarasını başkası söndürüyor ve en komiği etrafında kı insanlar elpençe durup galiba ondan korkuyor.
yani sıkça görebileceğiniz çete lideri tipi :)
biraz önce saydığım şeyleri birebir şahit olan insanlar anlattı
acaba bir homoseksüeli oynaması gerekse yada daha basiti aptal,şaşkın birini iyi parada verseler profösyonel oyuncu olarak kabul edermi?
(bakınız: insan, hayat, seks, para, sigara, korku, kader, bira, oyun, insanlar)
|
peramar
08.08.2006 16:03 |
|
 |