TWITTER'DA
TAKİP ET
twitter.com/AntolojiCom
Şiir Antoloji.comKitap ŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResim Antoloji.comForum NedirÜyeler Antoloji.comGruplar Antoloji.com Mesajlarım
http://nedir.Antoloji.Com
Arayın :
                              rabia özden kazan kimdir?
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
  Kişiler
 Genel
 Yaşam
 Edebiyat
 Güncel
 Toplum
 Bilim
 Din
 Müzik
 Tarih
 Cinsel
 TV Dizileri
 Atasözleri
 Deyimler
 Filmler
Futbol Takımları
Köyler
RABİA ÖZDEN KAZAN RABİA ÖZDEN KAZAN terimi kırmızı_lacivert
tarafından 17.08.2006 tarihinde eklendi
RABİA ÖZDEN KAZAN sizce ne demek,
RABİA ÖZDEN KAZAN size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
BayCESUR TÜRK Offline
CESUR TÜRK
Bay, 29
Ankara
0 person liked.
0 person did not like.
ikinci fadime şahin... yazık son günlerde de baş örtüsünü açmış... ben inandırıcı bulmuyorum. kısacası ikinci fadime şahin diyebilirm... (18.01.2012 20:56)
(bakınız: yorum, yazı, fadime şahin, inci, kısaca, yazık, günler, şahin, kısa, son gün)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayvoronin Offline
voronin
x
ünlü yazar var araştırmacı kafa yoran kelle koltukta mücadele eden halkçı.. ünlü yazar var papanın suikastçısıyla nişanlanmış italyan bilmemneyist avukatla evlenmiş.. yok küçük rabia irana gitmiş kardeşi betülmüş onuda severmişşş. evet okudum kitabını çünkü ben insanları anlamya çalışırım. bu kadından anladığımsa çirkinlik.. okumasamda olurmuş (22.11.2008 21:31)
(bakınız: insan, kadın, anlam, kardeş, insanlar, çirkin, iran, betül, rabia, halk)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayvoronin Offline
voronin
x
bu rabia denen kişiyle ilgili görüşlerimi yazmıştım ama buraya yansımamış. bu,ikinci yazım bakalım.. rabia nedir: sırf dikkat çekmek için gidip bir katille nişanlandı. türkiye de böyle şeyler prim yapıyor işte malesef. biz bu ülkede ne pisliklere şahit olduk. insanlar çirkefliklerle ün yaptılar nam yaptılar. kötü müzikler kötü filmler kötü partiler kötü işadamları vs. her şeyin kötüsü kazandı bu ülkede. çünkü bunları değerlendiricek zekada insan sayısı az malesef. çirkefliklerin farkına varan insanlar ne kadar çokda olsa bu çirkefin peşine takılan daha çok oldu her zaman. o yüzden bu pisliklere şahit olmak zorunda kalarak daha çok kalbimiz acıyacak... (21.11.2008 04:41)
(bakınız: insan, zaman, türk, nedir, akıl, müzik, türkiye, adam, insanlar, zeka)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayangizemli gece.. Offline
gizemli gecelerin yargıcı
Bayan, 32
İstanbul
iyi bir programcı iyi bir araştırmacı tesettürü giyimi kuşamı kendine yakıştıran içindeki güzellik dışına yansımış ama mehmet ali ağca dan sonra kötüledi ismini belkide ünlendi kimbilir! ! ! ! (14.08.2007 21:04)
(bakınız: güzel, mehmet ali ağca, belki, güzellik, mehmet, kötü, sonra, tesettür, için, program)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayserkanca2007 Offline
serkanca2007
Bay, 40
İstanbul
cok anlamlı serkan tarafından rabıaya yazılan yazı (06.07.2007 11:59)
(bakınız: anlam, araf, yazı, erkan)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayasıkprens Offline
asıkprens
Bay, 40
İstanbul
http://www.rabiaozdenkazan.com.tr.tc/

BİR GÜN
Bir gün hayat denizinde yola çıkmaya karar verdim. Sonu ne olursa olsun.Ya bu gemi batacaktı ya da en mükemmel biçimde seferlere devam edecekti...ilk gün hava çok güzeldi..Tanrım ben daha önce neden bu yolculuğa çıkmadım diye pişman oldum..O kadar mutluydum ki güneşin sıcağı,martı seslerinin uğultusu,yosun kokusu vs. hiç bir şey beni olumsuz düşünmeme sebep olmuyordu.Gecenin zifiri karanlığındaki yıldızların parlaklıkları o kadar gözüme güzel görünüyordu ki..Bunu sen mi dedin! ..ilk defa kendi deniziminde fırtına başladı.Aman Allah'ım bu nedir dedim? Bir ses daha dur bu nedir ki dedi..Bekledim sabır etim.Bu da geçeçekti nasılsa..dedim ama fırtına yağmura yerine bıraktı..Gökten boşalırcasına yağan yağmura inat ben de ağladım..Neden! Neden ama ben daha yeni denize çıktım.İlk seferimde bu aksilikler beni mi buldu diye..İsyan etmek istemedim ama dayanamadım..YA SABIR dedim...Biraz gemiyi dinlendirmek için bir limana yanaşayım dedim..Yaklaşamadım uzaktan baktım..Yola devam dedim..Buna da şükür dedim..Bir de baktım ki korsanlar çıktı karşıma..Gemimi batıracaklar dı az kalsın..AMAN ALLAH yardım dedim..Bu sefer sesimi duydu belki de acıdı..Gökyüzüne başımı kaldırdım ve bağırarak ona seslendim'BENİ DÜŞÜNDÜĞÜN ANLAR DA OLMASA HALİM NE OLUR DU'....Hayat bu..Daha nelerle karşılacaktım.Hani bir söz vardır ya 'neydim değil...noldum değil..nolacağımı ALLAH bilir'..Çekemiyeceğimiz yükü omuzlarımıza yüklemesin...Hayat bir deniz biz de kendi gemimizin kaptanıyız..Bir gün hayat denizinde yola çıkmaya karar verdim. Sonu ne olursa olsun.Ya bu gemi batacaktı ya da en mükemmel biçimde seferlere devam edecekti...ilk gün hava çok güzeldi..Tanrım ben daha önce neden bu yolculuğa çıkmadım diye pişman oldum..O kadar mutluydum ki güneşin sıcağı,martı seslerinin uğultusu,yosun kokusu vs. hiç bir şey beni olumsuz düşünmeme sebep olmuyordu.Gecenin zifiri karanlığındaki yıldızların parlaklıkları o kadar gözüme güzel görünüyordu ki..Bunu sen mi dedin! ..ilk defa kendi deniziminde fırtına başladı.Aman Allah'ım bu nedir dedim? Bir ses daha dur bu nedir ki dedi..Bekledim sabır etim.Bu da geçeçekti nasılsa..dedim ama fırtına yağmura yerine bıraktı..Gökten boşalırcasına yağan yağmura inat ben de ağladım..Neden! Neden ama ben daha yeni denize çıktım.İlk seferimde bu aksilikler beni mi buldu diye..İsyan etmek istemedim ama dayanamadım..YA SABIR dedim...Biraz gemiyi dinlendirmek için bir limana yanaşayım dedim..Yaklaşamadım uzaktan baktım..Yola devam dedim..Buna da şükür dedim..Bir de baktım ki korsanlar çıktı karşıma..Gemimi batıracaklar dı az kalsın..AMAN ALLAH yardım dedim..Bu sefer sesimi duydu belki de acıdı..Gökyüzüne başımı kaldırdım ve bağırarak ona seslendim'BENİ DÜŞÜNDÜĞÜN ANLAR DA OLMASA HALİM NE OLUR DU'....Hayat bu..Daha nelerle karşılacaktım.Hani bir söz vardır ya 'neydim değil...noldum değil..nolacağımı ALLAH bilir'..Çekemiyeceğimiz yükü omuzlarımıza yüklemesin...Hayat bir deniz biz de kendi gemimizin kaptanıyız..Bir Kadın Çocuktur Aslında. Çocuk gibi davranmayı sever. Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını. Ama aynı zamanda hiçbir kadın çocuk muamelesi de görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister. Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz... Bir Kadın Güçlüdür Aslında. Bir Kadın Çocuktur Aslında. Çocuk gibi davranmayı sever. Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını. Ama aynı zamanda hiçbir kadın çocuk muamelesi de görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister. Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz... Bir Kadın Güçlüdür Aslında. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. İster ki erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. Böylece hem daha çok kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güce sahip olduğunu görecektir. Ancak kadını gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar... Bir Kadın Sevgidir Aslında. İçinde her zaman olağan üstü bir aşk taşır. Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. Zor sever ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir ve birisini ya da birşeyi sevmezse de onu asla sevmesi için zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette. Bunun nedeni ise dizginleyemedikleri 'acımak' duygusudur... Bir Kadın Yalnızdır Aslında. Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz... Bir Kadın Çılgındır Aslında. Neler yapabileceğini hemcinsleri dahi hayal edemez. Yaratıcılığının sınırı yoktur. Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler. Hoyratça harcamaz yaratıcılığını. Sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır... Bir Kadın Hayattır Aslında. Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. Yemek yemek, su içmek bile. Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız ne yazık ki yaşamıyorsunuz Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. İster ki erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. Böylece hem daha çok kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güce sahip olduğunu görecektir. Ancak kadını gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar... Bir Kadın Sevgidir Aslında. İçinde her zaman olağan üstü bir aşk taşır. Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. Zor sever ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir ve birisini ya da birşeyi sevmezse de onu asla sevmesi için zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette. Bunun nedeni ise dizginleyemedikleri 'acımak' duygusudur... Bir Kadın Yalnızdır Aslında. Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz... Bir Kadın Çılgındır Aslında. Neler yapabileceğini hemcinsleri dahi hayal edemez. Yaratıcılığının sınırı yoktur. Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler. Hoyratça harcamaz yaratıcılığını. Sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır... Bir Kadın Hayattır Aslında. Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. Yemek yemek, su içmek bile. Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız ne yazık ki yaşamıyorsunuz benımıcın bır kadın anatomısı boyle. SERKAN......





05359363636tel serkan
http://www.blogcu.com/bebeto2006/
serkanca2006msn@hotmail.com

serkanca2006msn@yahoo.com.tr
(12.10.2006 15:05)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Bayasıkprens Offline
asıkprens
Bay, 40
İstanbul
http://www.rabiaozdenkazan.com.tr.tc/


gittin.......... Gittin...
Dudağıma, çocuksu susuzluğumla asla doyamadığım öpücüklerinden birini kondurup gittin.'Ne olur öyle bakma bana' dedin en son...
Daha birkaç dakika önce gözlerimde varlığınla alevlenen yaşam sevincinin yerine, boyun eğmiş, donuk ve daha şimdiden hasretinle kavrulmuş bir karanlığı bırakıp gittin... Dolmuştu zamanın...

Yüreğimdeki kum saatini, o göz açıp kapayıncaya kadar geçen 'sen'den, sanki asırlarca tükenmek bilmeyen 'sensizliğe' tersyüz ederek gittin.

İçimde, günlerdir yokluğunla zayıflamış, kalbi kupkuru kalmış aşk çocuğunu sevginle emzirme sarhoşluğuyla delirdiğim şu üç saatin içindeki yüzlerce 'an'ı 'anı'ya dönüştürerek...

Önce gözlerim öksüz kaldı yokluğunda. Sonra, nefesinin o buğulu sıcaklığından mahrum kalan evimin rutubet kokulu duvarları...

Gittin...
İki aşkın arasında şaşkın. Ürkek ve çaresiz bir çocuk gibi savrulan kalbini cebine koyup, başka bir eve gittin uyumaya. Artık senin değildi evin, 'sizin'di. Benim özlediğim o eski evin değildi gittiğin...

O eski ev... Oturup, zamanın o yağmursuz, o parça parça yüzüne bakarak, güneşin bütün gün sadece yalayıp geçtiği loş pencerelerinde dalgınlığımızı biriktirdiğimiz o ev...

Şaşardık bazen... ansızın, hesapsızca, belki de yorgun düşerek... Akıldışı bir hızla devinen imgelerin ortasında, bir çığ gibi ömrümüze yığılan anılardan birin seçip, dondurarak... Hayat, çok eskilerden gelen sonsuz bir rityel gibi, bir gelenek gibi tekrar ederdi etrafımızda, umurumuzda olmadan...

Elin çaya uzanırdı...
Tenim dudaklarını özlerdi...
Bir sözüm şiirin olurdu... Demlenirdik.

Gömüldükce düşlerin o büyülü uykusuna, aşkımın kalbimdeki ilahi melodisi çalınırdı kulaklarına birden. nasıl da ürkerdin... Karanlıktan korkan bir çocuğun teselli isteği gibi bölerdi sesin suskunluğumuzu...

Ruhlarımızın biryerlerde buluştuğuna, düşlerimizin biryerde kesiştiğine inanmak istediğim bu hayattan çalıntı anları, beni bunun aksine inandırmaya çalışan bir sesle ve ilk önce hep sen bölerdin.

İşte böyle anlarda yüzü daha da netleşirdi dünyaya gözlerinden bakan o yaralı çocuğunun... İşte ben en çok seni içimden doğru sevdiğim böyle anları severdim...

Hayatın içinde seni barındırdığı her karesinde uzun uzun soluklar alarak, o günlük, o sıradan ayrıntılarını alabildiğince büyütüp, içinde kaybolarak severdim seni... Odanın içinde, varlığına yıllardır aşina olduğun bir eşya gibi sessizce kaybolarak, seni izlemek ve başının üzerinden sonsuzluğa akıp giden düş bulutlarında şekillenen herşeyi, şu yüreğimde senin için büyüttüğüm şiire mısra yapıp eklemekti seni sevmek...

Sevmek hayatına tanıklık etmekti benim için...
Sabahları evden çıkmadan önce, uykundaki o en masum halini öpücüklere boğarken 'gitme' diye sayıklayan sesine kıyamayıp, patrona binbir yalanlar uydurarak, işe gitmemekti seni sevmek...

Sana kahvaltı hazırlamaktı... Senle hazırladığım sofraya iştahla oturup 'sen varya, bir meleksin, neden seninle evlenmiyorum ki ben? Senden daha iyisini mi bulacağım'diyen muzip sözlerine sevinmek, belki de çocukca inanmaktı... İnce ince kıyılmış, tabağa motif gibi işlenerek dizilmiş ve hep sevdiğin gibi üzerinde zeydinyağı ve limon gezdirilmiş domateslere, yaptığım mezelere duyduğun minnete şaşırmaktı... Hayatına eklemekten çılgınca zevk aldığım o şefkatli inceliklere duyduğun minnete şaşırmaktı seni sevmek...

Seni sevmek, bundan yıllar önce, seni bir idol gibi içimde büyütüp, hayranlığımın yavaş yavaş aşka dönüşünü ürkekçe gizleyerek kaleme aldığım mektuplarıma, aynı incelikle, aynı özlemle, aynı hayranlıkla verdiğin cevaplarına inanmaktı. Tüm ısrarlarına rağmen, bu eşsiz büyüyü bozmaktan çekinip, aylarca seni bir kez bile aramamaktı. Sonra ansızın yollara düşüp, çocukluğumda kalbimde filizlenen sevdası senin aşkınla yeşeren bu kentin sokaklarında izini sürmek, kendi sözlerinle 'bu inceliğin ve bu derin anlayışın yüzünü', yani o merak ettiğin yüzümü, gözlerine taşımaktı. Buluştuğumuz cafede, ayların günlerin telaşı ve suskunluğuyla anlattığın şeylerin hiçbirini algılamadan, sadece hayranlıkla seni, o hepimiz gibiliğini seyrederken, masanın altından bir türlü çıkartamadığın o telaşlı, o çocuk ellerinde kendini eleveren heyecanına inanmaktı...

Seni sevmek, o gece rakı içtiğimiz köhne meyhaneden çıkıp yürüdüğümüz sokaklarda, Nisan ayında bir mucize gibi gökyüzünde dans eden kar tanelerinin Tanrı'nın bu aşk için gönderdiği bir işaret olduğuna inanmaktı...

Seni sevmek kadınlığımı, bedenimi ve hazzı ilk defa seninle keşfetmekti. Onyedi yıldır sanki sadece senin için sakladığım bedenimi, en ufak bir tereddüt duymadan ve beklentisiz bir sarhoşlukla sana sunmaktı... Her dokunuşunda kutsal bir ayinin o sıcak ve tatlı şarabını yudum yudum içer gibi...

Seni sevmek, aşkın uğruna, ama senden izinsiz, başka bir kentteki hayatımı sıfırlayıp, yaşadığın kente, yaşadığın göğün altına, ıslandığın yağmurların altına gelip yerleşmekti. Senden başka, bu koca kentte bir başınalık ve kimsesizlikti seni sevmek... sokaklarda tek bir tanıdık simaya rastlamamaya alışmaktı güçlükle... Hücrelerimle beraber çoğalan aşkını özgürce ve sınırsızca yaşamak için ailemin şefkatli ve anlayışlı kollarından sıyrılıp kanatlanmak, yıllanmış can dostların sevgisini çok uzaklarda bırakmaktı...

Seni sevmek, yalnızlığın soğuk kollarından biraz olsun sıyrılıp, nefes alabilmek için geceleri saatlerce tek başıma Beyoğlu'nun karanlık sokaklarında kalabalığın soluğuyla ısınmaya çalışmaktı. Hiç tanımadığım insanların yüzünde senin yüzünü aramak, onların kaybolmuş, umutsuz hayatlarında yaralı geçmişinin ve çocuksu düşlerinin izini sürmekti...

Seni sevmek, bu kentin tozlu, soluk ışıkları ruhumu ısırırken, aynı gecenin yıldızları altında seni deliler gibi özlemekti. O geceyi de kollarında geçirebilmeye seni ikna edebilmek için saatlerce sokaklarda dolaşıp, barlarda, kahvelerde oturup eve dönüşünü beklemekti... Bazen bu bekleyişlerin sonu, yorgun düşmüş bedenimi sürüklediğim evimde, o gece bir başka kadının yanında uyumana ağlamak olurdu sabaha kadar... Ertesi gün bir şizofren gibi, hiçbirşey olmamış gibi tekrar seni sevmeye koyulurdum... şaşırırdım.

Çünki, seni sevmek direnmekti sevgili... Güçsüz olanı acımasızca yokeden bu kentin hoyratlığına ve senin için artık inanmaktan çoktan vazgeçtiğin, yaşadığın hayalkırıklıklarıyla çok uzun zamandır kaybettiğin o aşk duygusunun gerçekliğinin canlı ispatı olmaya direnmekti... Kalbine inançla aşk tohumları ekmekti seni sevmek... Sevmek o yitirdiğin aşk şarkısı adına sana umut vermekti...

Seni sevmek, ait olduğun gökyüzünde seni özgür bırakmaktı... Koparmamaktı kanatlarını... Ruhunun ve kaleminin tek besin kaynağından, başka sevgilerin şiirine eklediği mısralardan kıskançlıkla seni mahrum etmeye yeltenmemekti...

Sevmek, ruhumun tek sahibi olan seni sahiplenmemeye kanaya kanaya razı olmaktı... Çocuksu bir saflıkla tek vazgeçemeyeceğinin ben olduğuma kendimi inandırarak, hayatına boyun eğmekti...

Seni sevmek, bir babayı, bir can yoldaşını hayatının sonuna kadar yanında olduğunu bildiğin güvenilir bir dostu, ilgiye ve şefkate doymayan çaresiz bir küçük çocuğu, ama en çok da tutkulu, kıskanç ve yüreği sonsuz maviliklere akan bir deli aşığı sevmek gibiydi...

Birgün ansızın, telefonda duyduğun bir sese, ya da yeni tanıştığın bir kadına aşık olduğunu, sanki tepkimi ölçmek ya da seni nasıl kıskandığımı görmek isteyen abartılı bir heyecanla söylediğinde, telaşa kapılmamak, bunun gelip geçici bir duygu olduğuna ve asla benden vazgeçemeyeceğine inanmaktı... Yine de içimdeki o kaçınılmaz endişe ister istemez sarardı yüzümü... Sesim soluğum kesilirdi birden... İşte öyle anlarda beni sımsıkı sarıp, tutkulu bir sevişmenin ilk öpücüklerini dudağıma kondururken 'Sen küçücük bir kızsın, biliyor musun' diyen şefkatli sesini severdim en çok... Ve aslında ben dahil, hiç kimseye aşık olamayacağını düşünür hüzünlenirdim...

Ruyalarımın gül kokusu...
Sonra birgün aşka açıldı yüreğinin sürgüleri
Sonra birgün şiirlerin başka bir aşkın kokusuna büründü...
Yıkıldı tabuların...Kırıldı zincirlerin... Uzağıma düştün...
Bu defa farklıydı, hissetmiştim. Yalnız bedenini değil, ruhunu da paylaşmaya başlamıştın bir başka kadınla...

Sonra sevmek yavaş yavaş kayışını izlemek oldu avuçlarımdan... Seni sevmek, sen sabaha karşı uyuduğumu sanarak yanımdan kalkıp bir başka yürekle telefonda özlem giderirken, içimde kopan fırtınaları susturmaya çalışmak oldu sessizce...

Habersizce kapını çaldığım o gün, kapında kalıp, içeri girememek oldu...
O güne kadar hiç olmazsa bana karşı dürüst olmanla, yaşadıklarını benden gizlememenle, yalan söylememenle avunuyordum... Ama bir başkasını incitmemek, üzmemek için ondan gerçekleri gizlediğini, yalanlarla da olsa o nu koruduğunu farkedince bu avuntu da terketti beni... Yalanlarını bile kıskanır oldum.

Neden dürüst olmak için beni seçmiştin sanki... Gerçeğin acımazıs zindanlarında neden beni kilitli bırakmıştın...

Ne çok düşündüm bu soruların cevaplarını... Ne çok sorguladım kendimi, nerde hata yaptığımı, neyi eksik bıraktığımı...

Kadınca oyunlardan haberim olmadı hiçbir zaman. Seçtiğin yaşam biçiminden koparmak, seni soluksuz bırakmak demekti benim için. Hatam seni bir mülk gibi sahiplenmemek miydi? Acaba istediğin bu muydu? Seni yanlış mı tanımıştım? ... Bana hep, ne kadar asil bir yüreğim oludğunu söyler dururdun... İsyanım, kalbimin ezilmiş parçalarının üstünü örtüp, sessizce çekip kapını çıkmak olurdu en fazla...

Yalnız kalmak istediğini daha sen söylemeden yüzündeki bulutlardan hisseder, çekip giderdim... Özür diler gibi bir sesle, o nun geleceğini söylediğinde, sessizce çıkıp giderdim... Karşında ben otururken, onunla saatlerce telefonda konuştuğunda çıkıp giderdim... Hep giderdim...

Bu onurlu tavrımdı belki de ezen yüreğini... Vazgeçemediğin tek yanım buydu belki...

Sonra, sevmek yaralı kadınlığımı başka yüreklerle avutma yanılgısına kapılmak oldu... Buna hakkım olduğunu söyleyip dursan da, biliyorum aslında içten içe hiç affetmedin beni... Sen çoktan parçalanmıştın zaten... Benim de yüreğimi böldüğümü düşünmek sana bile ağır geldi... Oysa ben, seni değil, kendimi cezalandırıyordum başka bedenlerle... Ruhumu kemiren bu deli aşkı cezalandırıyordum... Bunu anlamadın mı sevgili?

Sevmek seni değil çocukluğumu, düşlerimi, kendimi aldatmak olmuştu artık... Bana bağlanan masum aşkları seninle aldatmak olmuştu... Kimseye veremedim yüreğimi. Ne zaman baksalar içime, yüreğimin kırık aynasında kendilerinin değil senin yüzünün aksini gördüler hep... Sessizce çekip gittiler. Farketmedim bile gittiklerini...

Gittin...
Seni sevmek, bensiz akıp giden hayatına bir yabancı gibi uzaktan bakmak oldu çoktandır... O çocuk ellerinin, bir başkasının saçlarında gezindiğini, aniden özlemle sarılıp bir başka yüzü öpücüklere boğduğunu, sabahları uykunda bir başka kadına 'gitme' diye sayıkladığını düşünmek oldu, seni sevmek... Geceleri kokuna hasret yatağımda ter içinde uyanmak, kendimin bile affedemediği bir bencillikle, kalbindeki tek aşkın benimki olması için gözyaşları içinde Tanrı'ya yalvarmak oldu...

Seni yasak bir aşk gibi gözlerden uzakta, rutubetli duvarlar arasında yaşamak oldu, sevmek... Beni hayatından dışladığın için öfke nöbetlerine kapılıp, bana bile yabancı gelen, hiç tanımadığım bir sesle sana bağırmak, haykırmak, ağlamak, sonra pişmanlıkla affedip tutkuyla sana tekrar sarılmak oldu...

Yabani bir ot gibi ruhumu sarıp sarmalayan öfke ve kıskançlık duygularıyla benliğimden uzaklaşmayı kendime yakıştırmamak, kaldığım bu karanlık dehlizde, kendi kalbimde, yalnızlığımda, sensizliğimde, kendi aşkımla delirmek oldu seni sevmek...

Şimdi, bu acıya bir son vermesi, kendisini terketmesi, sonsuzluğa bırakıp gitmesi için birbirine yalvaran iki yüreğiz artık. 'Ayazda iki yürek' gibiyiz...

Sen benim şizofren aşkımsın... Ben senin kanayan vicdanınım...
Affet beni sevgili... Verdiğim sözleri tutamadım...
SERKAN
BİR GÜN
ıÜüBir gün hayat denizinde yola çıkmaya karar verdim. Sonu ne olursa olsun.Ya bu gemi batacaktı ya da en mükemmel biçimde seferlere devam edecekti...ilk gün hava çok güzeldi..Tanrım ben daha önce neden bu yolculuğa çıkmadım diye pişman oldum..O kadar mutluydum ki güneşin sıcağı,martı seslerinin uğultusu,yosun kokusu vs. hiç bir şey beni olumsuz düşünmeme sebep olmuyordu.Gecenin zifiri karanlığındaki yıldızların parlaklıkları o kadar gözüme güzel görünüyordu ki..Bunu sen mi dedin! ..ilk defa kendi deniziminde fırtına başladı.Aman Allah'ım bu nedir dedim? Bir ses daha dur bu nedir ki dedi..Bekledim sabır etim.Bu da geçeçekti nasılsa..dedim ama fırtına yağmura yerine bıraktı..Gökten boşalırcasına yağan yağmura inat ben de ağladım..Neden! Neden ama ben daha yeni denize çıktım.İlk seferimde bu aksilikler beni mi buldu diye..İsyan etmek istemedim ama dayanamadım..YA SABIR dedim...Biraz gemiyi dinlendirmek için bir limana yanaşayım dedim..Yaklaşamadım uzaktan baktım..Yola devam dedim..Buna da şükür dedim..Bir de baktım ki korsanlar çıktı karşıma..Gemimi batıracaklar dı az kalsın..AMAN ALLAH yardım dedim..Bu sefer sesimi duydu belki de acıdı..Gökyüzüne başımı kaldırdım ve bağırarak ona seslendim'BENİ DÜŞÜNDÜĞÜN ANLAR DA OLMASA HALİM NE OLUR DU'....Hayat bu..Daha nelerle karşılacaktım.Hani bir söz vardır ya 'neydim değil...noldum değil..nolacağımı ALLAH bilir'..Çekemiyeceğimiz yükü omuzlarımıza yüklemesin...Hayat bir deniz biz de kendi gemimizin kaptanıyız..Bir gün hayat denizinde yola çıkmaya karar verdim. Sonu ne olursa olsun.Ya bu gemi batacaktı ya da en mükemmel biçimde seferlere devam edecekti...ilk gün hava çok güzeldi..Tanrım ben daha önce neden bu yolculuğa çıkmadım diye pişman oldum..O kadar mutluydum ki güneşin sıcağı,martı seslerinin uğultusu,yosun kokusu vs. hiç bir şey beni olumsuz düşünmeme sebep olmuyordu.Gecenin zifiri karanlığındaki yıldızların parlaklıkları o kadar gözüme güzel görünüyordu ki..Bunu sen mi dedin! ..ilk defa kendi deniziminde fırtına başladı.Aman Allah'ım bu nedir dedim? Bir ses daha dur bu nedir ki dedi..Bekledim sabır etim.Bu da geçeçekti nasılsa..dedim ama fırtına yağmura yerine bıraktı..Gökten boşalırcasına yağan yağmura inat ben de ağladım..Neden! Neden ama ben daha yeni denize çıktım.İlk seferimde bu aksilikler beni mi buldu diye..İsyan etmek istemedim ama dayanamadım..YA SABIR dedim...Biraz gemiyi dinlendirmek için bir limana yanaşayım dedim..Yaklaşamadım uzaktan baktım..Yola devam dedim..Buna da şükür dedim..Bir de baktım ki korsanlar çıktı karşıma..Gemimi batıracaklar dı az kalsın..AMAN ALLAH yardım dedim..Bu sefer sesimi duydu belki de acıdı..Gökyüzüne başımı kaldırdım ve bağırarak ona seslendim'BENİ DÜŞÜNDÜĞÜN ANLAR DA OLMASA HALİM NE OLUR DU'....Hayat bu..Daha nelerle karşılacaktım.Hani bir söz vardır ya 'neydim değil...noldum değil..nolacağımı ALLAH bilir'..Çekemiyeceğimiz yükü omuzlarımıza yüklemesin...Hayat bir deniz biz de kendi gemimizin kaptanıyız..Bir Kadın Çocuktur Aslında. Çocuk gibi davranmayı sever. Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını. Ama aynı zamanda hiçbir kadın çocuk muamelesi de görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister. Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz... Bir Kadın Güçlüdür Aslında. Bir Kadın Çocuktur Aslında. Çocuk gibi davranmayı sever. Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını. Ama aynı zamanda hiçbir kadın çocuk muamelesi de görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister. Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz... Bir Kadın Güçlüdür Aslında. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. İster ki erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. Böylece hem daha çok kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güce sahip olduğunu görecektir. Ancak kadını gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar... Bir Kadın Sevgidir Aslında. İçinde her zaman olağan üstü bir aşk taşır. Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. Zor sever ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir ve birisini ya da birşeyi sevmezse de onu asla sevmesi için zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette. Bunun nedeni ise dizginleyemedikleri 'acımak' duygusudur... Bir Kadın Yalnızdır Aslında. Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz... Bir Kadın Çılgındır Aslında. Neler yapabileceğini hemcinsleri dahi hayal edemez. Yaratıcılığının sınırı yoktur. Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler. Hoyratça harcamaz yaratıcılığını. Sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır... Bir Kadın Hayattır Aslında. Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. Yemek yemek, su içmek bile. Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız ne yazık ki yaşamıyorsunuz Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. İster ki erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. Böylece hem daha çok kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güce sahip olduğunu görecektir. Ancak kadını gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar... Bir Kadın Sevgidir Aslında. İçinde her zaman olağan üstü bir aşk taşır. Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. Zor sever ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir ve birisini ya da birşeyi sevmezse de onu asla sevmesi için zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette. Bunun nedeni ise dizginleyemedikleri 'acımak' duygusudur... Bir Kadın Yalnızdır Aslında. Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz... Bir Kadın Çılgındır Aslında. Neler yapabileceğini hemcinsleri dahi hayal edemez. Yaratıcılığının sınırı yoktur. Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler. Hoyratça harcamaz yaratıcılığını. Sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır... Bir Kadın Hayattır Aslında. Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. Yemek yemek, su içmek bile. Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız ne yazık ki yaşamıyorsunuz benımıcın bır kadın anatomısı boyle. SERKAN......
MSN ADRESİM:

serkan



05359363636tel serkan
http://www.blogcu.com/bebeto2006/
serkanca2006msn@hotmail.com

serkanca2006msn@yahoo.com.tr
(12.10.2006 15:02)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baydevrim_şart Offline
devrim_şart
Bay
ismi rabia ysa salla gitsin yaramaz.. (07.09.2006 02:29)
(bakınız: yara)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baykırmızı_laci.. Offline
kırmızı_lacivert
Bay, 32
orta doğu gazetesi yazarı iken bir italyanla nişanlanmak istediği için işten çıkartıldı...talihsiz ve güzel kadın....tesettürü yüzünün güzelliğini saklayamamış... (18.08.2006 13:16)
(bakınız: kadın, güzel, tesettür, doğu, gazete, adın, işte, kadı, güzel kadın, yazar)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baykırmızı_laci.. Offline
kırmızı_lacivert
Bay, 32
mehmet ali ağcanın nişanlısı olarak tanındı (18.08.2006 13:15)
(bakınız: mehmet ali ağca, lara, mehmet, nişan)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.

"RABİA ÖZDEN KAZAN" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: RABİA ÖZDEN KAZAN KİMDİR? rabia özden kazan kimdir?

Antoloji.com
16.04.2014 07:15:14  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]