Şiir Antoloji.comKitap ŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResim Antoloji.comForum NedirÜyeler Antoloji.comGruplar Antoloji.com Mesajlarım
 
 
http://nedir.Antoloji.Com
Arayın :
                              rejim nedir?
Nedir Ana Sayfası
Son 24 Saat
Yazdıklarım
Yeni Terim Ekle
  Kişiler
 Genel
 Yaşam
 Edebiyat
 Güncel
 Toplum
 Bilim
 Din
 Müzik
 Tarih
 Cinsel
 TV Dizileri
 Atasözleri
 Deyimler
 Filmler
Futbol Takımları
Köyler
REJİM REJİM terimi evgeni
tarafından 04.03.2005 tarihinde eklendi
REJİM sizce ne demek,
REJİM size neyi çağrıştırıyor?
KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ EKLEYİN
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 10 14
sonraki sayfa >>
BayV u l c a n Offline
V u l c a n
x
0 person liked.
0 person did not like.
...

Kazım Karabekir şöyle anlatıyor: 10 Temmuz 1923 Ankara istasyonundaki kalem-i mahsus binasında Fırka nizamnamesini müzakereden sonra, Gazi ile yalnız kalarak hasbihallere başlamıştık.

“Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkumdurlar” dediler. Kendisini hilafet ve saltanat makamına layık gören ve bu hususlarda teşebbüslerde de bulunan, din ve namus lehinde türlü sözler söyleyen ve hatta hutbe okuyan, benim kapalı yerlerde baş açıklığımla latife eden, fes ve kalpak yerine kumaş başlık teklifimi hoş görmeyen Mustafa Kemal Paşa, benim hayretle baktığımı görünce, şu izahatı verdi:

“Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkumdurlar! Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Bunun için önce din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz. Partiyi bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz! ”

...
(16.08.2009 18:59)
(bakınız: namaz, ankara, kalp, arda, yalnız, esin, alara, kalem, namus, lara)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayV u l c a n Offline
V u l c a n
x
...

Bugün soğukkanlı olarak baktığımız zaman Birinci Dünya Harbi'ne girmemiz, bize Anadolu'yu kazandırmıştır... Bunu, biz zannediyoruz ki, Milli Mücadele'de kazandık... Üstüne Kars, Iğdır ve Ardahan'ı kazandık... Fakat oraları bir yana bıraksak bile, Anadolu'yu Birinci Dünya Savaşı'nda kazandık...

- Bunu şöyle mi diyelim; düşman, ordu ve milletin dünya savaşında savaşabileceğini gördüğü için Anadolu'yu ebediyen işgal etme cesaretini gösteremedi diyebilir miyiz?

- Efendim, Birinci Dünya Savaşı'ndan biz mağlup çıktık... Ama mağlubiyetimiz ilân edilmeden evvel Rusya'da ihtilal oldu... Çanakkale geçilseydi, bu ihtilâl olmazdı... Bunda herkes müttefik... Çünkü Rusya'ya yardım gidiyordu... İhtilâl olduktan sonra Ruslarla anlaşma yaptık... Kars, Ardahan, Iğdır'ı aldık...

- Batum'u da aldık...

- Evet, ama sonra elden çıkardık... Biz buraları Milli Mücadele'den önce aldık... İkincisi, bizim meşhur tarihçimiz Zeki Verdi Turan der ki, '1.Dünya Harbi'nin galibi yoktur.' Çünkü herkes perişan vaziyette çıkmıştır... Almanya perişan, İtalya ondan perişan... Bir de İtalya-Fransa-İngiltere arasında da iç ihtilaflar var... Bunlar fazla yansımıyor... Nitekim İtalyanlar Milli Mücadele'de bize doğrudan doğruya yardım ettiler... Fransızlar İngilizlerle kavga halinde... Bir de onların içinde de sosyalist hareketler almış başını gidiyor... İngiltere'de, Fransa'da, İtalya'da kıyamet kopuyor... Hükümetler devriliyor... Şimdi bu hırgür arasında Türkiye'ye dönecek mecalleri kalmamış...

- Yunanistan için çok büyük bir şey... Küçücük bir devlet için...

- Aptallıklarından... Türkiye'nin veya Osmanlı'nın ölüsü yeterdi zaten... Birinci Dünya Harbi'nden netice olarak baktığımız zaman, evet, mağlup çıkmışız... Fakat bu mağlubiyet insan kaybı, imkân kaybı olarak onurlu bir kayıptır... Ama siyasî tarih olarak baktığın zaman bu kayıp değildir... Niye? Çünkü biz Anadolu'yu bu savaş sayesinde kazandık... Yoksa kimse durup dururken buraları sana vermez... Biz yenildik ama onlar perişan halde olduğu için bize karşı yeniden mücadele etme gücünü gösteremezlerdi... Almanya'ya karşı hiç gösteremezlerdi...

- Peki, burada şunu söyleyebilir miyiz? Bizim yaptığımız İstiklal Savaşı hakkında Kemal Tahir 'İstiklal Savaşı, o kadar büyük bir savaş değil... Bir Yunan-Türk savaşıdır' der...

- Tabi öyledir... İstiklal Savaşı'nda biz sıfırı tüketmiş bir halde yeniden kalktık... İyi kötü asker yaptık... Ordu kurduk... Bilmem neyler yaptık, savaştık... Bu adi bir şey değildir... Bu milletin zaferidir... Bunu küçültecek bir şey yok... Ama İstiklal Harbi'yle Birinci Dünya Savaşı'nı kıyaslayamazsın...

- Öyle bir kıyaslama yapılıyor...

- Olur mu öyle? Bırak Çanakkale'yi, sadece Kut-l Amara'da 10 bin İngiliz askeri, başlarında bir general, bir kolordu esir alındı... Milli Mücadele'de ölen Yunan askerlerinin tamamı o kadar değil belki de... O, büyük devlerin savaşı bir anlamda...

Başka bir özelliği Birinci Dünya Harbi'nin en geniş cephede veya coğrafyada biz savaştık... Bir yandan Romanya cephesi, bir yandan Çanakkale, Mısır, aşağıya in Sina Çölleri, Yemen, Basra... Bu kadar geniş bir coğrafyada bu millet dört sene savaştı... Çok büyük bir şey... Milli Mücadele öyle değil... Fakat Milli Mücadele'nin özelliği; Birinci Dünya Savaşı'ndan çıkmış olduğu halde bu savaşın yapılmış olmasıdır...

...
(27.06.2009 19:34)
(bakınız: insan, zaman, anne, türk, büyü, dünya, bugün, anlam, savaş, şimdi)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayV u l c a n Offline
V u l c a n
x
...

rte'nin, İsrail'in Gazze'ye saldırı başlattığı dönemde, kimya sektöründe rakip ülkelerin gümrük vergisi oranlarını yükselterek İsrail'e büyük avantaj sağladığı ortaya çıktı... Plastik hammaddesi polipropilen ithalatı yaptığımız muhtelif ülkeler için gümrük oranlarını yüzde 3'ten yüzde 6,5'a çıkarılırken, İsrail'in sıfır gümrüğüne dokunulmayarak, İsrail kayrılmış, milyonlarca dolarlık alımların bu katillerden yapılması için teşvik sağlanmış olundu...

...
(07.06.2009 17:50)
(bakınız: elif, büyü, israil, yara, madde, vergi, ülke, kimya, hala, maya)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayV u l c a n Offline
V u l c a n
x
...

Münevver kendi halinde, aşçılık yaparak ailesini geçindiren bir babanın, ev hanımı bir annenin kızıydı... Fulya'da kirada oturuyorlardı...

...
(12.05.2009 17:39)
(bakınız: anne, para, baba, esin, aile, fulya, hanım, ılık, kendi hâlinde, münevver)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayNUSRET ORHAN Offline
NUSRET ORHAN
Bay, 57
İzmir
Devletin rejimi ne kadar tehlikede bilinmez ama,
hanımların rejimi fena halde tehlikede.
.
Zira eğer yeşillikle zayıflansaydı,
inekler bu kadar kilolu olurlarmıy dı?
(09.05.2009 14:17)
(bakınız: devlet, yeşil, eğer, inek, ne kadar, ehli, tehlike, kadar, hanım, olur)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
Baylimon kızı Offline
limon kızı
x
bknz: kirbit kutularına dava açanların artmasına sebep teşkil eden olay. (08.05.2009 11:16)
(bakınız: dava, sebep, olay, anlar)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayV u l c a n Offline
V u l c a n
x
...

- Az önce sorumda bahsettiğim 'sömürenlerin kurtarılması operasyonu'ndan yola çıkarak, Türkiye'deki bazı sözde 'Türk' şirketlerin, tekellerin kurtarılması yanında, bir de bankaların -biliyorsunuz çoğu yabancıların- kurtarılması var. Halkın sermayesiyle 'iş' yapan bankalar bir de halka kazık atmaktalar tabiri caizse; kredi kartlarıyla yapılan düpedüz dolandırıcılıktan bahsediyorum. Bununla ilgili de çalışmalarınız vardı sizin?

- Tabi var. 'Kredi kartları yasası' çıkarken de Meclis'te.

- AKP'nin çıkardığı yasadan bahsediyorsunuz.

- Tabi, AKP çıkardı. Bu yasa çıkarken biz orada bas bas bağırdık: Faizler son derece yüksek, bunun sınırı konsun! CHP'de oradaydı ve ne yazık ki orada hemen olayı bitirdiler. Ve Merkez Bankası'na bunun faizlerinin tesbiti işini bıraktılar, bizim taleplerimizi dikkate almadılar. Toplantı bittikten sonra şunu gördük: Banka temsilcileri ile AKP'li milletvekilleri, komisyon milletvekilleri sarılıp öpüşüyordu!

- 'Milletin vekillerine'ne dikiz!

- Ben ağlayarak dışarı çıktım! Komisyondan ağlayarak, nefret ederek çıktım, o manzarayı görünce! O manzarayı halkımızın görmesi gerekiyordu. Orada AKP milletvekilleri ile komisyon milletvekilleri ile banka temsilcilerinin nasıl sarılıp birbirleriyle öpüşüp kutladıklarını görmeliydi halkımız! Sadece orada değil, başka bir sürü toplantıda da bu böyle. Ve şimdi de görüyorsunuz: Merkez Bankası'nın saptadığı faizler en yüksek. O zaman daha iyi idi; %2'ler dolayında faiz veren devlet bankaları vardı. Şimdi o da kalktı ve hepsi tek kalemde. Zaten bankalar sizin de dediğiniz gibi çoğu da yabancı bankalar, hepsi aralarında anlaşmış gibi faizi %4'lere doğru çekildi! Sıkıştı kaldı faiz. O nedenle zaten dar gelirli insanların, çaresiz insanların, hani 'denize düşen yılana sarılır' derler ya, aynı şekilde, denizde yüzme bilmeyen insanın yılana sarılması gibi. Halkımız zaten dar gelirli, maaşı zaten yetmiyor, diyelim ki olağandışı bir sıkıntısı oluyor paraya ihtiyacı var, nakde ihtiyacı var, aç, hemen sarılıyor kredi kartına. İşte o kredi kartı onun için yılan! Yılan da onu sokuyor, böyle bir sistem. Bu aslında bilerek ve bilinçli yapılan şeyler. Bir taraftan ha bire pompalanıyor bu kredi kartları; neredeyse yeni doğacak çocuğa da kredi kartı çıkaracaklar. Bu şekilde bir sistem, bütün bu sistem bilinçli olarak.

- Dünyadaki örnekleri nelerdir?

- Dünyada böyle bir şey yok! Dünyada böyle bir vurgun-soygun yok! Bu kadar büyük bir vurgun-soygun yok! Yani, Türkiye bu konuda şaha kalkmış. Avrupa'da böyle bir soygun, böyle bir vurgun yok. Tabii ki Amerika'da ve Avrupa'da da görüyoruz bir sürü haksızlık var kapitalizmin doğurduğu. Ama, Türkiye'deki kadar göz göre göre vurgun-soygun yok oralarda. Türkiye'de çok büyük bir vurgun var, büyük bir soygun var! Türkiye'de dışarıya kan akıtılıyor! O yabancı bankalar aracılığıyla. Zaten Türkiye'nin ekonomisi, bankacılığı yabancıların eline geçmiş durumda.

...

- Kriz bize nasıl vurmaz? Yapılan zamlar kriz değildir de nedir?

- Ki, daha yeni başlıyor değil mi?

- Tabi, onlar kriz derken büyük patronların krizinden bahsediyorlar! Yoksa halkı falan kastetmiyorlar. 'Patronlara bir şey olmasın, patronlar kurtulsun! ' Zaten hepimizin gözü önünde ne oluyorsa oluyor. Halk ölmüş, aç kalmış, yetim kalmış, sürünmüş umurlarında değil. Zaten mesele şu: Bakın Türkiye'de yıllardan beri bilinçli olarak bir yoksullaştırma politikası yürütülüyor! Bakın, altını çiziyorum: Türkiye'de bilinçli olarak bir yoksullaştırma politikası var! Yoksullaştır, kendine muhtaç bırak, oyununu kafasına dayayıp beynini yıka, ondan sonra da kömür yardımıyla, gıda yardımıyla kendine mahkum et; çaresiz bırak.

- 'Geçtiğimiz sene 200 bin kişiye yardım ediyorduk, şimdiyse 400 bin kişiye yardım ediyoruz' diye de övünüyor!

...
(23.01.2009 19:26)
(bakınız: insan, zaman, türk, nedir, para, büyü, dünya, deniz, şimdi, kapitalizm)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayV u l c a n Offline
V u l c a n
x
...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Ocak 2004'teki Amerika ziyareti sırasıda New York’ta “Amerikan Musevi Komitesi” tarafından 'Yahudi Cesaret Ödülü' olan “Davut Boynuzu” verilmişti.

Ayrıca belirtmek gerekirse, Amerikan Yahudi Konseyi’nden Yahudi Cesaret Ödülü'nü alan sadece Türkiye’den değil, tüm Müslüman dünyadan tek devlet adamı Tayyip Erdoğan’dır.


Musevi Cesaret Ödülü değil, Yahudi Üstün Hizmet Madalyası!

Tayyip’e verilen bu ödülün aynısı, Çevik Bir’e de verilmişti. AKP’nin medyadaki seslerinden Vakit Gazetesi, Çevik Bir’e ödül verildiği vakit, gazetesindeki başlık “Yahudilerden üstün hizmet ödülü” idi. Fakat aynı ödül Tayyip’e verilince 11 Haziran 2005 tarihli Vakit Gazetesi’ndeki başlık “Musevilerden Cesaret Ödülü” oldu. Gerçekte bu ödülü Yahudiler, kendilerine üstün hizmet edenlere veriyor. Bu ödülü, kısa adları ADL ve AJC olan kurumlar veriyor Amerika’da. Yani Anti Defamation League ve American Jewish Committiee (Amerikan Musevi Komitesi)

Ayrıca Tayyip ve Çevik Bir ikilisinin 16 Temmuz 2002 tarihinde (genel seçimlerden önce) ABD'ye, Jewish Comitte'nin davetlisi olarak gittiğini ve JINSA (Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü) yetkilileri ile de görüşmeler yaptığını hatırlatırım. Haberin ve görüşmelerin ayrıntılarını, AKP'nin medyadaki sesi 'Yeni Şafak' gazetesinin Yazı İşleri Müdürlüğü'nü yapan Nasuhi Güngör'ün 'Yenilikçi Hareket' adlı kitabında 'Yahudi Komitesinin davetlisi' başlığı altında bulabilirsiniz.


1993’teki Yahudi Düşmanı Tayyip, 2004’te Yahudilerden Üstün Hizmet Madalyası Aldı

Tayyip, “Yahudi Üstün Hizmet Madalyası” aldıktan sonraki ‘teşekkür’ konuşmasında şunları döktürdü:

“Musevi düşmanlığı utanç verici bir akıl hastalığının tezahürüdür, katliamla sonuçlanan bir sapkınlıktır, sapıklıktır. Soykırım, etnik temizlik, ırkçılık, İslam düşmanlığı, Hıristiyan düşmanlığı, yabancı düşmanlığı ve terörizm geçmişten bugüne kadar devam edegelen kötülüğün farklı yüzleridir. Başka dinlere hoşgörü göstermek bize Peygamber mirasıdır. Musevi düşmanlığının Türkiye’de yeri yok.”

Tayyip bu açıklamayı yaparken, 3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde Bülent Arınç, ‘Şeref Madalyalarımız’ dediği konuşmalar silsilesinde Yahudiler için şöyle demişti:

“Şöyle bir hadis-i şerif var, Müslümanlarla Yahudiler harp etmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Bu harpte Müslümanlar galip gelecektir ki, Yahudiler taşların ve ağaçların arkasına saklanacak, ağaçlar haber verecektir, ‘Ey Müslüman arkama Yahudi saklandı gel onu öldür’ diyeceklerdir.”

Ayrıca Tayyip, Refah Partisi İstanbul İl Başkanı iken ‘Yörünge’ dergisinin 8 Ağustos 1993 tarihli sayısında Ali Akel’le yaptığı röportajda aynen şu ifadeleri kullanmıştı:

“İsrail, zihniyet itibariyle insan denilen mükemmel varlığı, varlık sebebi dışında tanımlayan emperyalist, şovenist bir anlayışın ifadesidir. Türkiye'nin İsrail'i tanıması tarihimiz açısından ciddi bir talihsizliktir. Bizim tarihimize sürülmüş bir kara lekedir. Ortadoğu'daki kanser mikrobu olan bu zihniyeti sulamak, beslemek kadar büyük bir zulüm olamaz. İsrail'i devlet olarak tanımıyorum.”

“Üstün Hizmet Ödülü” veren ADL’nin kim, ne olduğunu, ne yaptığını bilinmezse bu ödülün anlamı havada kalır.

Tayyip’e ‘Yahudi Üstün Hizmet Madalyası’ Veren ADL Kimdir, Neye Hizmet Eder?

20 Kasım 1992 tarihli, AKP’nin medyadaki diğer yayın organı Zaman Gazetesi’nin 2. sayfası. Başlık aynen şu şekilde: “ABD’de Yahudi mafyası: ADL” Yunus Altınöz imzalı haberin ayrıntıları da şu şekilde. Bir bölümünü yazıyorum:

“İngiliz Farmasonluğu’nun Yahudi kolu olan B’nai Brith’in etkisi altındaki ADL 1913 yılında kurulmuştur. ADL adeta, Amerikan mafyasının halkla ilişkiler bürosu gibidir. Kurdukları ‘Denizaşırı Yatırımcılar Servisi’ adlı şirketle, milletlerarası silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, kirli parayı aklama gibi işleri yürütmektedir.

İşgal altındaki Filistin topraklarında ve Kudüs’ün Hıristiyan ve Müslüman bölgesindeki geniş arazilerin kanunsuz alım satımının ortaya çıkarıldığı emlak skandalı da yine işin içinde ADL’nin varlığını ortaya koyuyor. ADL’nin bilinen cinayetleri şunlardır: 15 Ağustos 1985’te Kafkasyalı Müslüman lider Tscherim Sobzocov, evinin önünde bombalı saldırı sonucu öldürüldü. Musevi iken Hak din İslam’a dönüş yapan Prof. İsmail Raci Faruki ve eşi 1985’in Ramazan’ında sabaha karşı evlerinde bıçaklanarak öldürüldüler. Gandhi ve Palme suikastlerinin arkasında da ADL’yi görüyoruz.”

Kim yazıyor bütün bunları? 20 Kasım 1992’de Zaman Gazetesi.

1992’de ADL Düşmanı Olan Zaman Gazetesi, 1998’de ADL’ci Kesiliyor

Gel gelelim zaman geçiyor, devran dönüyor Hz. Muhammed Mustafa ümmetini ve Türkleri ‘dinlerarası diyalog’ saçmalığıyla Hıristiyan ve Yahudilerle dost kılmaya çalışan aynı Zaman Gazetesi, tarihler 10 Mart 1998’i gösterdiğinde, Tayyip’e “Yahudilerden üstün hizmet ödülü” veren ADL hakkında bu sefer 180 derece çark ederek aynen şunları yazıyordu. Değiştirmeden, harfi harfine veriyorum:

“3 gündür Türkiye’de bulunan Yahudi Liderler Heyeti, Başbakan Yılmaz, Orgeneral Çevir Bir, TBMM Başkanı Çetin ve Dışişleri Bakanı Cem’den sonra Fethullah Gülen ile görüştü. 55 Yahudi örgütünü temsilen Türkiye’de bulunan 59 kişilik Amerikan Yahudi Örgütleri Başkanları Konferansı Heyeti, Fethullah Gülen’in Türkiye’deki ve yurtdışındaki çabalarını önümüzdeki yüzyılın ‘Barış’ asrı olması açısından önemsediklerini ve söz konusu projeye büyük ilgi duyduklarını belirttiler.

Görüşmede; Gülen’in, ABD’nin en etkili Yahudi Lobisi olan “ADL’nin (Anti Defamation League) teklifi”yle hazırladığı “hoşgörü ve diyalogla ilgili kitap” da gündeme geldi. Gülen, İngilizce olarak hazırlanan kitap üzerindeki çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu, bittiğinde insanların hizmetine sunacağını söyledi. Kitap, ADL tarafından basılarak dünyanın dört bir yanına dağıtılacak.”

AKP Genel Başkan Yardımcısı, Cumhurbaşkanı Adayı Abdullah Gül de ADL'nin başı Abraham Foxman ile Tayyip arasındaki iki saati aşan bir görüşmeyi ayarlamıştı. ADL daha önce de Gülen & Papa arasındaki görüşmeyi organize etmiş (Fethullah Gülen, röportajında Papa ile görüşmeyi ayarlayanın ADL olduğunu bizzat açıklamıştı: 'Birkaç ay önce Abramowitz cenaplarının yardımıyla bu buluşma gerçekleşti' - 8 Şubat 1998) ve Gülen, ADL'nin başkanlarından Leon Levy ile birlikte fotoğraflar çektirmeyi ihmal etmemişti. (Morton Abromowitz ABD Ankara Eski Büyükelçisi, CIA Başkanı Adayı, Carnegie Vakfı Başkanı'dır)

...
(23.01.2009 19:25)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayV u l c a n Offline
V u l c a n
x
'All the King's Men' (1949)

Robert Rossen
(23.01.2009 19:25)
(bakınız: robe)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
BayV u l c a n Offline
V u l c a n
x
...

1992 yılında Genelkurmay Başkanlığı'nın yaptığı 'sınır gözetleme sistemi' ihalesini kazanan V.... adlı şirketin, gizli Yahudi-İsrail ortaklı bir firma olduğu ortaya çıkmış ve konuya ilişkin istihbarat belgesinde 'Bu firmadan alınacak sistemlerle Doğu ve Güneydoğu bölgesinde sınır boyunda elde edilecek enformasyon aynı anda Tel Aviv'de olacağından ihalenin iptaline...' denmiş ve ihale iptal edilmişti... Ama şimdi semamız tamamen İsrail yapımı insansız sistemlerle dolu? PKK'ya karşı yapılan harekat, İsrail'den temin edilen sistemlerle sevk ve idare ediliyor...

Demek ki Genelkurmay'da hayli değişiklik olmuş! Konya'da başlayıp bazı Doğu illerimize uzanan Anadolu Kartalları tatbikatlarına kısa bir süre önceye kadar İsrail uçakları da katılıyordu... Bir Batı gazetesinde bu konuya ilişkin haberde 'Bu tatbikata katılan İsrail uçakları bölgeden hayli faydalı bilgilerle döndüler' deniyordu?

Acaba ne gibi bilgiler?

Kudüs düşerse sıra Urfa'ya gelecektir...

Anadolu toprakları güçlü kuvvetli kısrak gibidir... Binmesini bileni alır, hedefine götürür... Binmesini bilmeyeni sırtından yere atar...
(20.01.2009 21:07)
(bakınız: insan, şimdi, israil, bilgi, yahudi, esin, oyun, lenin, emek, toprak)
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin.
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 10 14
sonraki sayfa >>

"REJİM" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: REJİM NEDİR? rejim ne zaman?

Antoloji.com
23.10.2014 11:42:14  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]