En Popüler:
1 - erotik film
2 - porntube
3 - gerdek gecesi
4 - ensest
5 - kürt isimleri
6 - esra
7 - girdap
8 - elif
9 - gizem
10 - abdurrahman önül
11 - öss tercihleri
12 - dabbe tül arz
13 - lol
14 - sedat bucak
15 - ceren
16 - uğur ışılak
17 - büyü
18 - şizofren
19 - sude
20 - eftelya
|
 |
SABIR sizce ne demek, SABIR size neyi çağrıştırıyor?
 |
Terimi Ekleyen: x-ray
Eklenme Tarihi: 16.07.2001 22:18 |
'Halkın içine öyle bir fitne ve fesat düşeceği zaman gelecek ki o zaman dinin muhafazası için sabretmek, avuç içinde ateş parçasını gizlemekten farksız olacaktır. '
Hadis-i Şerif
Kaynak: Müttefakün Aleyh
___________________________________-
Gelecekle ilgili Peygamber Efendimizin söylediği bir Hadis-i Şerif. Peygamber Efendimiz verdiği Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi’lerden çok azında gelecekle igili bilgiler verir. Bu bilgiler de çoğunlukla ümmetinin akıbeti hakkındadır. Bu böyle bir Hadis-i Şerif, bu dönem hakkında, bu dönemin yaşayışı hakkında, bu dönemin dini yaşayışı hakkında bilgi veren bir Hadis-i Şerif. Bundan sonraki dönemleri de açıkça anlatan bir Hadis-i Şerif. Dinin muhafazası derken insanların nefsi ile mücadelesi anlatılıyor burada. İnsan nefsine karşı, nefsinden gelecek arazlara karşı ne derece sabrederse; dinini o kadar muhafaza etmiş olur. Aynı zamanda buradaki muhafaza, dinin bid’atlardan ayıklanması da demektir. Bugün nefsinden dinini muhafaza etmiş bir kimse bile dinini bid’atlardan ayıklayarak amel edemiyor bence. İşte bunun zorluğu avuç içinde ateş tutmaktan farksız olacaktır. Hatta bugün için diyebiliriz ki avuç içersinde ateş tutmak bile bundan daha kolaydır.
İnsanın fitne ve fesata düşmesi her an olasıdır. Bu fitne ve fesatın şekli ve boyutu ve ağırlığı düşünülmek zorundadır. Bugün eğer dini bilgileriyle amel etmiyorsa insan; fitne içindedir. Çünkü ameli ile bilgileri farklıdır. Ameli nefsine uymuştur, düşünceleri dine uymuştur. İkisini birbirne uyduramıyorsa büyük bir fitne içinde demektir. Bu konuda kendimizi belli konularda arındırmak derken fitne ve fesattan öncelikle arındırmamız gerekir. Bunu bu kelimelerle tarif etmemekle birlikte, dilde, düşüncede ve gönülde arınmak amacıyla söyleyebiliriz.
İşte, yaptığımız hareketlerde, amellerimizde ve öğrendiğimiz ve şğreneceğimiz dini bilgilerde ve dini amellerde kendimizi yanlıştan ayıklamımız lazım. Ama bunlar ne derece doğru olur, ama bunlar ne derece uygulanır, ne derece amele etki eder; tabi ki takdir Allah'ın. Özet olarak diyebiliriz ki eğer gönlünümüzü arındırırsak, eğer daima imtihan edildiğimizi, imtihan edilirken Allah’ın tabii afetlerleden çok insanı insana karşı kullanarak imtihan ettiğini düşünürsek*; karşı taraftan gelen herşeyde bir hikmet ararsak, maddi çıkarlarımızın peşinde koşarken nefsimize alet olmazsak ibadetlerimize bid’at karıştırmazsak, fitne ve fesattan kendimizi ve dinimizi ayırmış olmaz mıyız?
*Bu konu da Mülk Suresi 2: Ayette denildiği gibi:
'O, hem ölümü, hem de hayatı yaratmıştır ki sizi sinamaya tabi tutsun (ve böylece) davranış yönünden hanginiz daha iyidir (onu göstersin) ve yalnız O'(nun) kudret sahibi ve çok bağışlayacı (olduğunu sizi inandırsın) ...'
(bakınız: ölüm, allah (c.c), insan, hayat, zaman, ben, büyü, acı, laz, din)
|
eclemif
13.06.2003 02:21 |
Dini Sözlük adı verilen bir site de ki açıklaması:
Emirleri yapmakta, yasaklardan sakınmakta, başa gelen belâ ve musîbetlere tahammül etme, katlanma.
Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:
Peygamberlerden ülü'l-azm olanların sabr ettikleri gibi sen de sabr et! Onlara azab verilmesi için duâ etmekte acele eyleme. (Ahkâf sûresi: 35)
Rablerine sabah akşam duâ eden ve O'na kavuşmak istiyenlerle birlikte bulun ve sabr eyle. Onlardan başka bir yere bakma. (Kehf sûresi: 28)
Sabr eden zafere kavuşur. (Hadîs-i şerîf-Keşf-ül-Hafâ)
Her kim sabr ederse, Allahü teâlâ o kimseye sabrın hakîkatini ihsân eder. Hiçbir kimseye sabırdan daha geniş ve daha hayırlı bir ihsân verilmemiştir. (Hadîs-i şerîf-Müsannef fil-Hadîs)
Sabrın başı acı, sonu bal gibi tatlıdır. (Fakîrullah)
Sabr dînin yarısıdır. (İmâm-ı Gazâlî)
Sabrın alâmeti, şikâyeti terk, musîbet ve sıkıntıları gizlemektir. (Abdullah Harrâz)
(bakınız: aşk, allah (c.c), anne, acı, sen, dua, din, abd, emek, hadis)
|
eclemif
13.06.2003 02:08 |
Arapçadan 'sabr ' kelimesinden gelir. Sözlük anlamı:
1. Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç:
2. Olacak veya gelecek bir şeyi telâş göstermeden bekleme.
'Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır ' da sabretmenin zor bir iş olduğunu ancak güzel sonuç verdiğini anlatır.
(bakınız: güzel, acı, esin, şey, ada, zor, kelime, son, ses, erdem)
|
eclemif
13.06.2003 02:03 |
|
 |