|
|
|
| Bay, 32 |
| İngiltere |
 |
|
|
 |
Birisi arkamdan
- Hişt! dedi.
Dönüp baktım. Yolun kenarındaki daha boyunu posunu almamış, taze deve dikenleriyle karabaşlar, erik lezzetinde bana baktılar.
Dişlerim kamaşmıştı.Yolda kimsecikler yoktu.
Bir evin damını, uzakta uçan bir, iki kuşu, yaprakların arasından denizi gördüm. Yoluma devam ederken;
- Hişt, hişt! dedi.
Dönüp bakmak istedim. Belki de çok istediğim için dönüp bakamadım. Olabilir. Gökten bir kuş, hişt hişt ederek geçmiştir...
...
Biraz uzaklaşınca
- Hişt, hişt.
Bu sefer yakaladım. Bahçıvandı. Oydu, oydu.
- Sen değil misin, 'Hişt, hişt, ' diyen?
- Ben de duyarım bir ses, amma bulamam nereden gelir?
...
Nereden gelir, gelirse gelsin; dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten.
Gelsin de nereden gelirse gelsin!
Bir hişt sesi gelmedi mi fena.
Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları...
- Hişt, Hişt! ..
- Hişt, Hişt! ..
- Hişt, Hişt! .. (10.05.2003 16:04)
|
Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
(bakınız: insan, ben, sen, deniz, yol, çiçek, oyun, dağlar, son, ses)
|