|
|
 |
 |
|
SAYIKLAMALAR |
SAYIKLAMALAR terimi
serseriressam
tarafından 16.09.2005 tarihinde eklendi |
SAYIKLAMALAR sizce ne demek,
SAYIKLAMALAR size neyi çağrıştırıyor? |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
| Bay, 38 |
| İzmir |
 |
|
|
 |
ışık.. hız.. karmaşa gibi sözcükler uçuşuyor kafamda.. mavi beyaz bir ritm aracı var ışık göstergeli ve önümdeki ekranda tiz seslerde kırmızıya çıkıyor.. sesler ilk böyle biçimlenmeye başlıyor ışığa dönüşürken.. sonra ışıklar.. ışıklar.. ve sahne.. şanslı mı şanssız mı olduğuna hala karar veremediğim bir çocukluk dönemi geçirdim. bunun karmaşası içinde henüz yolunu bulamamış olan ruhum karanlıklar içinde kayboldu. benlerden yarattığım benler farklı genizlerde farklı sesler.. farklı tepkiler.. farklı renkler.. bu hastalıklı halim.. size farklı gelen bu.. sağlıksız olduğumu göremiyorsunuz.. :) bir tur daha atın.. oyun parkımız biraz sonra boşalacak.. herkes bu ışıltıyı terkedecek ve sıkıcı evlerinin lodosa direnmeye çalışan kiremitlerine bakacak.. son nokta.. adım tüm lohusa mevlütlerinde okunmasın diye fısıltılı dualar arasında bir konçerto yerleştirdim beynimin tam ortasına.. kaçtım evrenden.. robinsonla cumanın hastalıklı aşkı.. yaşadığım şeyin ne kadar muhteşem bir şey olduğunu düşlemek istiyorum ve bunun için limitin üstünde takılıyorum.. kendi kendimi seviyorum.. ve kendi kendilerim birbirlerini seviyor.. bir sürü ruh parçası dolaşıyor ortalıkta.. sana dokunuyor.. sana ısınıyor.. birde bu yazının içine biyerlere yoksul kelimesini koymam gerektiğini düşünüyorum.. bir şeylerin yokluğu üzerinde anlatacaklarım olmalı.. zayıf yanlarım olduğu mesajınıda vermeliyim sana.. bunları hem örgülemeli hemde uzun öyküler içinde vermeliyim ki sen bunun gizli mesaj olduğunu benim bilmeden sana anlattığımı düşünmelisin. böylece benim içimdeki o sessiz çocuk senin ilgini çekecek ve daha derine inmek isteyeceksin benimle.. e ben bunu istiyorum.. sende istiyorsun.. bu mu ihanet.. o sessiz çocuk dökülmüyor mu şimdi sana sanıyorsun.. o zaten seninle var.. zihnimin koridorlarında bir şato döşedim.. senin için.. içimde terin.. içimde kokun.. yaratılmış düşler ayini.. ritüel kelimesini sözlüklerde aradığım yaşlarımdan düştüm senin çağına.. şaşırdım biraz.. bir ritüel gibiydin.. eksiksizdin sen.. bütün çıplaklığına sarınmış.. bir orman yangınındaki ağaçlar gibi onurlu ve korunmasız.. geriye dönüp baktığımda attığı adımları değil gevşek zemini görenlerden olmamaya çalıştım hep. bunu başarabildim mi yoksa hala kendi arkabahçemde yetiştirdiğim egolar mı bunu bana yaşatıyor bilmiyorum.. bunu bile bilmiyorum.. ben hiçbirşeyi bile bilebilecek bir bilince sahip olmak istemiyorum.. bilinç korkunç bir lanettir.. bilinç korkunç bir lanettir.. kaçtığın her yer sen olacaksın.. kovalandığın hiçbir yer sen.. judas tüm korkularını yüzüne vuruyor.. seni rahatsız eden bu.. içini..
çünki sen her kontrolü yitirdiğinde onun gecesi başlıyor.. korkular ateşin çevresinde dans eden samandan bebekler gibi yanıyorlar.. kıvılcımlar.. kıvılcımlar.. çok konuştum.. elinde bu kadar kartla rest çeken bana.. bu kaybetmeyeceğin bir kumar.. çok konuştum :) yoruldum.. lunaparkımız az sonra kapanacaktır.. yarın ki açılışta görüşmek dileğiyle.. (17.08.2006 23:48)
(bakınız: gece, korku, akıl, çocuk, şimdi, ihanet, mavi, irem, bira, bebek)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 38 |
| İzmir |
 |
|
|
 |
sözcüklerin kandan ve şehvetten arındırılmış ruhumda kan çağırımları yapıyor.. hastalıklı bir yönüm var.. o seni seviyor.. teninde yaşadığım girdapların sonsuz yankılanmalarından garip bir huzur ve haz alıyorum.. karmaşaya, kaosa, intahara davet ediyor sesim.. bu kuşağın camdan ayakkabısı oldu ihanetler.. uyuşturucular.. haplar.. ahh.. o atilla ilhan ezberlemiş delikanlılar.. otuz yaşlardaydım. okul bitirmiş :) .. baba parası.. gayrimeşrunun sanatsal kimliğimle örtülmüş küstah nezaketini gösteriyorum sana. tek gerçek yüzümü.. sen o yüzün içine girdikçe yüzümün içinde yüzlerimin açılmaya başladığını görüyorum.. içimde bir şeylere dokunuyorsun sen.. salıncaklara binen çocuğun melodik soluğu gibi.. ne yanıma dönsem taarruz altındayım.. ne yana dönsem yoğun ateş.. aynı yerlerden mi düştük biz bu muammaya? ? kimin ne kadar yara aldığının önemi yokki.. ben sana dokunduğumda tenimde aldığım nefesin arzularının yarattığı bir kadın oldun sen.. seni ben şekilllendirdim.. ilmek ilmek işledim.. şüphesiz sonra çok şeyde kattı hayat sana.. madem ben kendimi tanrı sanıyorum neden yarattığım kadına aşık oldum.. haklısın o dönemde bende net çizgilerle gelemiyordum sana.. ürkek bir yönüm vardı evcimenliğe ama sende ki oyun yönümlede bağdaşıyordu mutfak telaşın. bir bira bardağının ucunda bile görsem yetecek olan o pırıltılar.. hiç birimizin gözlerinde bırakmadılar.. 'kasıklarına yerleştirilmiş'.. 'tanıdık..' 'uluslararası..' pazar.. mayınlar.. mayınlar bastığım heryerde depremi tetikliyor. kayan zeminde uluslararası yol kesen azılı bir haydutum peşimde sodomlular.. tüm ışığın saplarıyla kasıklarıma giren bu tatlı duygunun adısın sen.. sigara istiyor canım.. ağzımdaki sakızı daha hızlı çiğniyorum.. msn'den birisi mesaj atıyor geçiştiriyorum.. sonra sigara yaktım..
msn'de geçiştirmekten vazgeçtiğim bir ilişkiye tempo tuttum.. bunları hep seni düşünürken yapıyordum.. birden bunu farkettim.. yogunum şimdi.. yeni planlar kuruluyor etrafımda.. yeni bir heyecan ver bana.. ruhumu tazele.. (17.08.2006 22:46)
(bakınız: hayat, kadın, baba, para, gözler, sigara, deli, gerçek, şimdi, tanrı)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 38 |
| İzmir |
 |
|
|
 |
kuşatılmış bahçelerimin ışığı olmayan bodrum katının yüzeye açılan o dar canımdan bakar gibi bakabiliyorum gökyüzüne dediğim anda ciğerlerime içten yanmalı motor gibi çekiyorum ve değişiyor renkler içimde çığlıklar atan haylaz çocukların gökkuşağı altında koşmaları gibi yerdeğiştiriveriyorlar zihnimdeki görüntüler.. artık seslerin rengini görüyorum. sonsuz yankılanmalar arada bir iç ritmimi bozmak için yakın yerlerden saldırılarda bulunuyorsa da genel olarak seslere kapattım kendimi. sesi renk olarak görüyorum şimdi bir körün ilk gördüğü rengin sevincini taşıyorum fazla örselenmemiş bir yerlerimde.. ama sancı her yerde. bu kısa anlık direnmelerin sona erdiği günü görebiliyorum.. judas her tanrının kendini ispatlamak için ilkönce yaratmak zorunda olduğu inanmayanlarını yaratıyor.. önce kendisine inanmayanları yaratıyor.. sen ona inanmadıkça güçleniyor.. sen ona inanmadıkça bir hançerin tülü yalaması gibi yalıyor ürperti senin bedenini.. benim zihnimde öyle büyük inançsızlığın şehvet düşkünü dudaklarına değiyor ki dudakların gövdemi bırakıyorum judas'ın kaptanlığına. onun tüm denizlerin kaptanı ustalığı hayalet bir geminin seyir defteri gibi izleği geçtiği ülkelerin hepsinde kan ve şehvet düşkünü çocuklar bırakıyor.. kasıklarına yerleştirilmiş bir mayın tarlasına elma çalmak için giren bir maceraperest ve parçalanmış bir ceset oldu ruhum aynı zamanda.. anlamıyor musun bunları o söylüyor.. umurumda bile değil.. bir zihinsel yanılma formunu tesadüfen bu gezegene düşüren karadelik gibi bir yerde büyüttüm içimde çiğ düşmemiş kahbelikleri.. sizlerin kahpelik dediği mertlikti. bunun görece kavramının tartışılmasına bile tahammül edemeyecek kadar zamansız kalmış durumdayım. anlamıyor musun? ? her yer tutulmuş.. dört bir yandan ateş altındayım.. sen hala soruyorsun..? ? sende ben kimim? ? ben oturmuş sana yazıyorum.. (11.08.2006 22:56)
(bakınız: zaman, büyü, deniz, deli, anlam, çocuk, şimdi, tanrı, hayal, arda)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 38 |
| İzmir |
 |
|
|
 |
'hayatım ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu'.. zaten karışıktı kafam. kimin yada neyin gerçeklik olduğunu aramıyordum.. aslolan kimin kazanacağıydı.. kendi aramda yaptığım iki kale maçta forvetin yerine oynarken kaleci yerine oynayan ötekimi sakatlamıştım. hakemin yerine geçen bir diğerim forvet olanıma kırmızı kart gösterdi. sayıca azalacağımı sanırken seyircilerin yerine geçen muhtelif sayıdaki ben sahaya indi. karanlık geliyor diyorum sana.. anlasana.. artık savunmasız olduğumdan saldırılara açıktım. 'sıradan' şutlara bile fevri davranışım afedilemezdi.. ama o kadar çok jazz dinlemiştim ki.. miles davis.. beynimde sabaha kadar süren trompet çığlıkları.. arzularımın beni alıp götürdüğü ırmakta bir dala tutunan yaprak gibi, terkisinde hüzünlü ayrılışların hakedilmemiş incinişleri, camın buğusunda gelişen kaos.. bak diyorum.. fırtına geliyor.. tut kendini.. kendini bırakma.. maça çıktığında sadece kendine tezahurat yap.. kaybetse bile fanatik taraftarı ol kendinin.. çünki su akar, yatağını bulur. kerbela bir sesle dönmeni beklerken bana sözcüklerin kurduğu pusuya düştü biri'm.. bu fuzuliydi.. bu gereksizdi.. bana hiç vurmayan biri'me kötü bir tokat atmıştı bir diğeri'm. o sırada uzak sesler yankılanmaya başladı. yazdıklarımın içindeki alıntıların kimden olduğunu yazmadığım için azarladı beni 'fransız' bir kadın. hayatının benden alıntı olduğunu bile bilmiyordu. ama ben öğretmen değildim. kimseye bir şey öğretme kaygım olmadığı gibi bunun için prim falanda ödemiyorlardı.. açıl susam açıl yazdığımda bunu yazan tosun mu demeliydim altına.. sen bunu bilmiyorsan yada senler bunu bilmiyorsa bundan ben'lere bananeydi. üstelik şiir yazanın değil ona ihtiyaç duyanındır diye bağırdı bir şarampol düşkünü. aynanın içinden geçti.. Senin aşk sandığın sabah piyanolu telefonların simli simasına alaycı bir tebessüm gibi yapışan, eleştiriyi saadetin manası sayan biri daha vardı. eli çok açıktı.. neden uzlaşmanın yolunun saldırı olduğunu sanır diğerlerinin bazıları? ? kaç kişisiniz sayamadım. o kadar çoktunuz ki.. onur adına saldıranlar da oldu pek çok.. hatta bıyık bıraktılar kendilerini gizlemek için. zavallı sürtükler.. kaçıncı otel odasında bıraktıklarını anımsamadan camlara çizilmiş boyunlarını, boynumu vurmaya kalktılar. oysa belliydi. hüküm verilmişti tarafımdan. bir rüya görüyordum; onun dudakları işlek bir giyotindi boynumda, bense doymuyordum ölmeye.. bir ara rüyamın içinde bir sokağa girdim. garip, ıslak bir zeminde yürümeye başladım. sağda dört katlı bir bina vardı. oteldi sanırım. içeri girdiğimde resepsiyon olduğunu sandığım bir masa gördüm. birisi vardı.. mezarlığa gelmişti.. kusura bakma.. hastaneye yetişemedim dedi.. ah hanımannem.. metalik bir ses tonuyla düşerken beni de alıp götüren çığın taklidini yaparak; -ilk katta Arızalılar var dedi.. tedavi için urfadan getirtilen balıklara ısırttırıyoruz beyinlerini.. size oradan bir yer ayırdık.. endişe etmeyin. canınız yanmayacak.. diğerinizi ikinci kata yerleştireceğiz. oraya Rahatsız olanları yerleştirdik.. herşeyden rahatsız oldukları için kendilerinden bile tecrit etmek zorunda kaldık onları.. diğeriniz üçüncü katta kalacak.. orada yatacak, oturacak yada her hangi bir şey yapacak hiç bir şey yok.. Zihninde gezinenlerin yeri orası.. arkadaşım sizi katlarınıza yerleştirecek dedi ve arkamızda duran 20 tonluk kocaman bir nakliye aracını işaret etti. hangimiz olduğunu şu an tam ayıkamadığım birimiz adama -belki de kadına- geriye kalanlarımız dördüncü katı mı çıkacak? ? diye sordu.. cinsiyeti anlaşılmaz kişi -ııh der gibi başını ve kaşlarını aynı anda yukarı kaldırdıktan sonra -orası Umutsuzlar için dedi ve devam etti; -biliyorsunuz, atlamak için belirli bir yükseklik gerekli. balkonlardan aya atlayamazsınız.. diğerlerini arka bahçeye yerleştireceğiz. hepsinin büyüyebileceği şık saksılarımız var.. fotosentez için toprak gerekli' dedi.. sonra bir zil çaldı. tüm çocuklar sınıflara girdiler.. ışık o saatlerde çok azalıyordu. ampullerin içine enjekte edilmiş benzin.. ateş tüm binayı sardığında kültür parkta bir baloncu.. uçan balonlar renk renk.. kelebek bana sörİbo'nun hatırası. suriye'de adını bile bilmediğim bir mevkiide cesedi şimdi. kelebeğimin açılırken çıkarttığı ses kadar faydası yoktur hapların yalnızlığa.. baloncu balonlarını gökyüzüne kaçırırken usul usul damlayan kan.. kanadıkça kandım.. kan benim adım.. ben mahşerin dört atlısıyım.. ben Judas'ım.. Judas'ım.. (31.07.2006 01:23)
(bakınız: hayat, elif, şiir, anne, kadın, para, büyü, hüzün, umut, gerçek)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 32 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
sen acılarıma gerili bir ince tetiktin ve ben o tetiği hiç bir zaman düşüremeyecektim..! (19.02.2006 23:03)
(bakınız: zaman, aman, etik)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 32 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
bu eller yazmıştı o elleri..
o eller..tutulmaya doyulmamış..şimdi öksüz..
o eller..
şimdi nerde ne yapar bilmem ama..eminim öksüzdür..
ne eller vardı biriktirdiğim..
en son dayanamadım..
dağıttım beynimle beraber tüm anıları..
bir baktım önce o eller gitmiş aklımdan
kalan gözler oldu en sona..
şimdi onlarda buğulu bakıyor dalıp gittiğimde..
kalmamış anlayacağın eskilerden bir şey..
kendime kalmışım.. (05.02.2006 22:52)
(bakınız: gözler, şimdi, arda, eller, ağıt, maya, ağın, anılar, kendime)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 32 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
-durup yan yana kuzeye dönmedikçe yüzümüzü,
gelmeyecekti gölgelerimiz üst üste..bu aşikardı
ve bildik ki güneş hep batıya akardı.
(Kuzey bir yetimdir geçmişi soğuk..) (01.02.2006 23:01)
(bakınız: güneş, gölge, üzüm, geçmiş, batı, yetim, soğuk, aşikar, kuzey, yeti)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
|
|
|
| Bay, 32 |
| İstanbul |
 |
|
|
 |
bir karanfil görmek bile titretir oldu beni..
ne buz eken akşamları özlüyorum nede kurşun seslerini
memleketimin dağlarında..yüzüm sımsıcak, durmuşum bir
kardeşin derdine..bin kardeşime çoğala çoğala..
azala yıkıla gelmiş sancır kapımda o iblisin çırağıda,
yinede yüz çevirmem ayaklarının izi düşmemiş gölgesiz
topraklara...iblis bile gerekirdi hayatıma bilirim..
ben bu yurtsuz insanlar arasında ne üzülürüm vatanım
oluşuna..ellerinden tutarım her sabaha çıkarırım seni
sen bilmezsin..bilmezsin kutbunu kaybetse insan ne gam
kalır ne neşe..boşluk kalır..bilmezsin..
dağdağası yüreğimin her vurgunda ad değiştirir..
adressiz zorbalıkların beni bulur ey hayat..
sorarmıyım nedendir?
sarhoşluk içtiniz dedelerim..ağzınızın kenarından akan
bal şarabı şimdi torununuzun ellerini yakıyor..
ben deli değilim..asıl şimdi dirildim..
ve ben..vurgunda yeşerdim.. (21.09.2005 12:40)
(bakınız: insan, hayat, deli, şimdi, vatan, neden, kardeş, yorum, ilim, dağlar)
| Bu yorum için 1-5 arası yıldız verin. |
|
|
|
"SAYIKLAMALAR" hakkında görüş yazmak için tıklayın.
|
 |
|
|
|
|