Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  ŞiirKitapEtkinliklerŞarkılarResimForumE-KartÜyelerGruplarSMS
  Nedir Ana Sayfası
  Son 24 Saat
  Yazdıklarım
  Yeni Terim Ekle
TERİM ARA:
  Kişiler
  Genel
  Yaşam
  Edebiyat
  Güncel
  Toplum
  Bilim
  Din
  Müzik
  Tarih
  Cinsel
  TV Dizileri
  Tüm Terimler

SON 24 SAATTE YAZILANLAR SON 24 SAATTE YAZILANLAR ile ilgili haberler >>
SON 24 SAATTE YAZILANLAR ile ilgili şiirler >>
SON 24 SAATTE YAZILANLAR sizce ne demek, SON 24 SAATTE YAZILANLAR size neyi çağrıştırıyor?
Terimi Ekleyen:
Eklenme Tarihi: 16.05.2008 19:14
<< önceki sayfa
Sayfa: 1 2 3 4 5 6
sonraki sayfa >>

 SEVDA 

SEVDA DEDİKLERİ

yaslanacak omuzlarım yok benim,
tutacak ellerim,
sığınacak limanlarım
dudaklarımda üşüyen bir gülümseme
hayatımdan tüm gidenlere selam yolluyorum...

bir gün; bir gün bütün insanlar gibi sende öleceksin demişti eşkiya oysa
o zaman kabrinde sarı bir çiçek açacak
o çiçeğe bir arı konacak
ve belkide çiçeğine konan o arı ben olacağım
dudaklarımda düşlerimin hazanı
ölümden sonra bana geleceğinin hayaliyle avunuyorum..

bir şehire yolu düşüyor adımlarımın
o şehrin daracık ara sokaklarında, duvarını aşıp
yanlışlıkla boynunu dışarıya eğen, sarı bir gülü okşarken parmaklarım,
seni belki de hiç bulmamak adına arayıp duruyorum
çünkü seni bir daha kaybetmek, bana ne getirecek biliyorum..

adına sevda diyeceğim tek bir yaşanmışlığım olmamış
okşanmamış saçlarım, tutulmamış ellerim ısınmamış yüreğimle
şehrinin sokaklarında, yüreğim ellerimde kibritçi kız misali
öylece bekliyorum..

oysa çiçeklerin ellenmemişi, koklanmamışı, en bakirleri makbuldür diyen içimdeki geçmiş zaman seslerine
hikâyeymiş onlar diyorum..

üstümde kırağı yemiş çiçek masumiyeti,
dallarımda vurgunlarının kar saatleri,
rüzgarlarından üşümüş ve örselenmiş yapraklar misali
titreyip duruyorum..

son savaşını kaybetmiş, yenik bir askerin yorgunluğu gibi doluyor yokluğun içerime,
uçurum diplerini görmüş, örselenmiş bir çiçeği bile üşütüyorum yalnızlığımla,
varmıydı diyorum, varmıydı acaba benim, senden önce yaşanmış geçmiş zaman günahlarım?
bu halimle, bu sorgulamalarımla hem seni..ama..en çokta kendimi yaralıyorum...

''Burdayım diyorsun burda, bir nefes kadar yakınında! ''
seninle dolu bir nefesi daha çekerken içerime
varlığından ısınıp, çocuksu gülümsemelerle tam sarılacakken boynuna,
saçlarımın kokusu tam sinecekken koynuna
'düş'müş diyorum...düşüyorum...

Ve bu yatak diyorum; uykusuzluğumdan değil yorgun düşüşü,
çarşafının her zerresinde ki üstüne kırağı yağmış gül bahçesi ıslaklığı
elim uzanıyorken yatağın boş tarafına ve orda yokken bedeninin sıcaklığı
çaresiz kalmış bir çocuk gibi...ağlıyorum...

oysa diyorum kendi kendime, bir peri kızı olup girmek vardı rüyalarına,
sana güneşe benzer sevgiler sunup girmek vardı koynuna
hem diyorum, hep sağ yanındaki melek olup, sevaplarını yazmak vardı aşk defterine
benden öncesini kıskanıyorum, benden öncesini kıskanıyorum
benden öncesini kıskanıyorum..
Ve; büyük bir sabır ve inatla çekerken seni, sadece benle dolu sağ yana...
yüzümde sadece çocukluğumdan hatıra bir tebessüm..gülümsüyorum..

göğün ayazında tek başına kalmış bir yıldıza takılıyor gözlerim, onun parlayıp, parlayıp sönen halinde,senin güzelliğine benzer bir okyonus zerresi buluyorum,
içimde sevgiye dair son inanmışlık
ve sevgimi ve sıcaklığımı sana yolluyorum...
ve bir yemin gibi
bundan sonrası sadece sana..
bundan sonrası sadece sana diyorum...

tutacağın bir el lazım sana diyor bir ses, yaslanacak bir omuz, içine sevgilerini koya bileceğin bir yürek..gözlerimde sitemin bin parçaya bölünmüş hali..o bu dünyadayken olmaz,o bu dünyadayken olmaz...varsın üşüsün bu yürek ona bin yıl daha..varsın yansın bu yürek
ona bin yıl daha..ama ne burda ne orda..olmaz diyorum...

yaran kanıyor diyor birileri, yaran kanıyor, hiç olmazsa kanını durduracak bi beyaz mendil, bunu kabul et bari...derken...
gözlerimden yokluğuna süzülen tuzlu bir damla...uyanıyorum...

Sevda dedikleri; bir ağır yükmüş...anlıyorum...

Düşüm de bana uzatılan beyaz mendil mi? ..

Ondan değil di...almıyorum...


(J.K) 9_10_2006_03:25

Su_hande
(bakınız: ölüm, insan, sevgi, hayat, zaman, büyü, güzel, dünya, gözler, uyku)
Su_hande
16.05.2008 11:48

 TUBA 

'tayyib' den...
en güzel, en iyi... anlamlarına gelir/ ism-i tafdil...
cennette bir ağaç olduğu rivayet edilir.

-tûbâ leke
ne mutlu sana!
(bakınız: güzel, cennet, anlam, ağaç, en iyi, sana, leke, ne mutlu)
kedimerdiveni
16.05.2008 11:39

 GÜL 

KIRMIZI GÜL NE Kİ!

Bana yalnızım, sensizim deme
Leyla neki bende; ben ben değilem
Aşk adına yandım, yoruldum deme
Aslı neki bende; ben ben değilem

Kirpiğinin ucundan, dökülsem gelsem
Derdinden dağları, aşıpta gelsem
Güzelim koynuna, kokumla gelsem
Şirin neki bende, ben ben değilem

Zülfünün teline,bir erebilsem
Dudakların üşümüş, bir yakabilsem
Cennet senin koynun, bir açabilsem
Kırmızı gül neki, ben, ben değilem


(J.K) 1 Mayıs 2005

Su_hande

(Hayatta bazı şeyler için bir an bazı şeyler için kırk yıl beklediğimde oldu..ama bu mısraları yazdığımda..belki ukalâlık..kendim çok beğendim ilk kez yazdığımı..ve şunu dedim içimden.. Bu gül..Kırmızı gül..bir gün bi türküde beste olacak..ve ben bu türküyü..birbirini candan seven tüm sevgililere armağan edecem..ben hayatta her şey için bekledim :))) bir gün bu mısralar türkü olana kadarda beklicem :)))) ..)
(bakınız: sevgi, hayat, türk, güzel, sevgili, cennet, leyla, türkü, arda, yalnız)
Su_hande
16.05.2008 11:29


 ŞEHZÂDE 

KADIN; ADAM ve ŞEHZÂDE

Bahar güneşe uyanırken geleceğim sana
kırlarda sarı renkli çiğdemler
gökyüzü aşka boyanmış
doğurgan kadınlar
doğurgan şarkılar söyler geceye
saçların ıslak
saçlarında iyot ve tütün kokusu
yüreğin buzdan
tutmuş ve buzunu çarpmişin geceye
karanlıkta
ıslak ve üşümüş bir balıksın
karaya vurmuş
ruhun aç sevgilere
öpüyorum tuzlu dudaklarından
hadi uyan sevgiye

diğer yanda susmuş susturulmuş bir kadınsın
bir gece kuşu doğar ve ölür sessizce
adını bilmediğim bir şarkı mırıldanıyorsun
seni tanımıyorum ben
adını haykır geceye

öte yanda ince belli kadehlerde zehir içerken birileri
sarhoş naraları atılır diğer yanda
sevgiye kısır dudaklar gülerken arsızca
yağmalanmış binlerce ölü gülüş akar geceye
'ben seni seviyorum' derken adama
aranıza dişi bir yılan sokulur sessizce
ve kadehler ihanete kalkar
ve kadehler aldatılmışlığa
ve kadehler kahpeliğe
içindeki suskun kadın haykırır
'unutulmuşluğumun şerefine'
çirkin şansı denilen en çirkin kadına düşer şehzâde
ve ahu gözlü dilber sen ağlarsın bir köşede
hadi bir kez daha öpüyorum
ıslak üşümüş aç ve tuzlu dudaklarından
göğsünü aç
koynunu aç
aç yüreğini sevgime
hadi uyan sevgiye


Oysa sen yalnız kadın
her gece şehzâdeye bir ateş yakıp
her gece şehzâdenin gelişini beklemiştin
yüzünde oynaşan kızıl alevlerle
yol olmuştun ona iz olmuştun
denizin kenarına onu beklediğin
bir barınak kurmuştun
ve şehzâdenin adını verdiğin bir beyaz gülü
durmadan sulamıştın
şimdi avuçlarında diken
yüreğinde aldatılmışlık ağlıyorsun
oysa şahmerana düşen şehzâde
senin gülün beyaz açtı
tüketmediğin bakir bir sevda
gonca vermiş beyaz güller avcunda açtı
ağlayan şehzâde şahmeranın koynunda kaldı
içinde sevgiye dair son inanmışlık
ve tuzlu dudakların bana kaldı
şimdi son kez öpüyorum
ıslak, çıplak ve üşümüş dudaklarından
aç koynunu sevgime
aç yüreğini sevgime
hadi uyan sevgiye

hadi uyan sevgiye


(J.K) 28 Şubat 2007_19:08

Su_hande

(Bir şaire gösterdiğim ilk şiirimdir bu..'olmuş' demişti..bende yayınlıyorum :)))
(bakınız: sevgi, şiir, kadın, gece, seni seviyorum, deniz, bahar, şimdi, şarkılar, kadınlar)
Su_hande
16.05.2008 11:21

 KÜL 

Kül; bir kez daha yanmaz! ..
(bakınız: daha)
Su_hande
16.05.2008 11:11

 KARANLIK 

KARANLIK

Mumlarımı yaktım sönen düşlerin üstüne,
Karanlıktan korkarım ben.
Düşkıran…
Bu gecede gel uykusuz rüyalarıma,
Çıkardım pembe elbisemi mum ışığında,
Çırılçıplak kaldım.
Kirlenmeden dokundum tenime,
Acılarımı dinledim,
Acıttıklarını düşkıran…
Sen bir rüyada daha varsın bir gerçeklikte daha nefessizsin,
İçimde notalarını kimsenin duyamayacağı bir çığlıksın.
Ve her daim akşam üstüm,

Ve düş kıranım…
Düşler kırıldı düşler sayende bir kez daha kırıldı,
Hiç beslemediğin hayal dünyamdaki periler açlıktan birbirlerinin etlerini yediler kanlı kanlı,
Kana bulandı dünyamın pembe duvarları kana bulandı perilerimin beyaz gülüşlü dudakları
Pembe elbisem bir köşede, birkaç kahve kokulu mum, birde çıplak bir ‘ben’ varız bu gece
Sen, kutsal saydığım kokunu kokusuz tenlere bulaştırırken,
Bütün hiçler korktu benden,
Karanlıktan korkarım ben,
Çok korkarım ama gitmeyeceğim,
Her zerreme bulaştırıyorum karanlığı...
Elimde karanlık karası tebeşirler
boşluğa simanı çizerek dans ediyorum içimdeki ‘sen’ ritmine uyup
Siyahın tenime temas ediyor
Kararıyorum...

Dönüyorum
Dönüyorum
Görünmez oluyorum..

Karanlıktan korkarım ben
Yine de gitmeyeceğim..
Karanlıkta da acıyabilir görünmez ruhum...
Mumları yaksam da var karanlık
Bekliyor beni
Söndürdüm mumları...

Düşler gibi karardı onlarda şimdi daha tanıdık oldu gözyaşlarımın tuzu
Karanlığı bekletmek yersiz...
Korkuyu bekletmek yersiz...
Artık pembeler yakışmıyor bana....
Umurumda değil kararmak daha güzel.
Dans ediyorum düşkıran izle beni.
Hiç olmak güzel.
Kararmak,

Görünmez olmak,

Karanlık olmak….

(Alıntı bir yazı..ve yazan eklemiş altına..'Ben deli değilim aslında! ..')
(bakınız: gece, güzel, dünya, uyku, korku, deli, gerçek, rüya, şimdi, kahve)
Su_hande
16.05.2008 10:56


 ELİF 

BE

Elif karanlıkta oturuyordu..bir Be bulsa açılacaktı yolu..Ama sırdı Be..Elifse sırrın varlığını bile bilmiyordu..
Oysa gelmesi gerekiyordu Be,nin geleneksel metinlere göre..Gelmesi ve ayağına düşmesi Elif,in..
Elif soracaktı ona..niye geldin?
Seni açıklamak için diyecekti Be..
Her şey böyle olacaktı, yol bulup Elif akacaktı..ama Elif Be,yi bilmiyordu..

Kayalıklar üzerine kurulu, her dem karanlık bir kentti Elif,in yaşadığı..Dışarıdaki dünyadan kalın surlarla ayrılmıştı..Bambaşka bir alemdi..Büyük kapıları vardı..Ve kapılar yaradılışın zihninde açılmak ve kapanmak için tasarlanmıştı..velakin bu kentte..kapılar asla açılmazdı..hep kapanırdı..hep kapanırdı..gelişi olurduda..gidişi olmazdı! ..
Sonra 'onlar' vardı..
onlar bu kentin sakinleri..
Onlar karanlıkta otururlar..ve çok bilmişliklerinin sıkıcılığıyla sadece akıldılar..
Bir örnek siyah cüppelerinin içinde..hep şimdiki zamandılar..hep bir andılar..hep aynıydılar..

Elif bütün dünyayı karanlıktan..bütün insanlarıda onlardan ibaret sanıyordu..
Karanlığı bu kadarla kalsa..oda karanlığa katılacak..bir su çiçeği gibi havuzun bir kıyısından öbür kıyısına vurup duracaktı..
Oyunun içinde yada dışında..ama mutlaka oyunculardan biri olacaktı..öyle yada böyle oyalanacaktı..

Ama yaradılışın yazgısı gibi..Elifte farklıydı onlardan..Elif başkaydı..Lakin bir kez olsun bilmeyenlerin bilgisizliğiyle..bilmiyordu..bilmiyordu kendi farkını..çünkü Elif,in şuuru yoktu..

Korkmakla sabretmenin farkını bilmeden..sabrını korku..korkusunuda sabır zannediyordu..

Ancak bir rüya Elif,e haber getirebilirdi..
Ama görülmesi gereken rüya henüz görülmemişti..
vakit vardı..ve henüz erkendi..

vakti zamanı geldi..rüya manadan evvel..bir gün 'Be'nin rüyası geldi..
Kurumuş bir 'sabır sarmaşığı'..

içi pervaz vurmuş, kendi çoktan uçmaya durmuş, kalbi artık hazır olduğunda..Elif 'Be'yi hissetti..

Bir his..
bir köprü üzerinden ağır ağır yürüyerek karşı tarafa geçmiş gibi..
yada bir köprünün altından çok sular akmış gibi..
bir kanat dokunmuş..bir rüzgar esmişte..gecenin bir vaktinde uyanıp pencereden karşılara bakmış gibi..hiç kimsenin duymadığı bir şeyi duymuş gibi..
sanki büyük bir katta ol denmişte..kader gerçekleşmiş gibi..

Onu henüz görmemişti ama..dönülebilir olandan geriye dönmenin mümkün olmadığını gördüğünde Elif..histen..manaya geçti..'Be' yi önce mana olarak tanıdı..sonrada onun 'Be' olduğunu anladı..ve bir an geldiki..ellerinin tam üzerindeki '
Be'yi farketti..iki damarının bileğinde yaptığı 'Be' yi..Avcunun tam içindeki çizgilerin çizdiği 'Be'yi..dağılan saçlarını alnına kaldırmak için elini alnına götürdüğünde,..kendi elinin kendi alnına yazdığı'Be'yi..

Her yan 'Be' idi şimdi..her şey Be..
Be, ye bağlanınca Elif..Elifliğini bildi..
Her şeyi Be ile tefsir etti..
Dünya dediğin bir yol hikayesi..boşver geçsindi..
Be, ye yol verince..sır sır olmaktan çıktı..aşikar oldu..eski halinde kalmanın imkanı yok..Elif,in yolu açıldı..
Onlar aynıydı gerçi..dört bir yan karanlıktı hala ama..hava, toprak..ateş, su..ağır gelirken üzerine..Elif,e artık karanlığın tehdidi azdı..simsiyah cüppesini çıkarıp geçti şehrin kapılarından..Ne ahidler bozdu da..yüzünü dışarıya döndü Elif..ilk adımı attı..artık manasını bildiği ile karşılaşmanın zamanıydı..

Gözleri kamaştı ilkin hiç birşey göremedi..Dışarısı önce bahardı..derin..mavi..ve güzel bir ırmaktı..
suydu..ışıktı..kokuydu..sarmaşıktı..
gözleri alışınca yavaş yavaş Elif,in..birde baktıki..hiç birşey yabancı değil..her şey tanıdıktı..

Ağacın gölgesinde bir fidan gibiydi Be..Narindi, inceydi..şendi..masum..derin..düşünceliydi..
Sensin..dedi Elif..tanıdım seni..Senmisin..
Benim dedi Be..sesi yumuşaktı..munisti..
Be çok güzeldi..
ama güzelliğinin farkınad değildi..bu yüzden..lekesiz ve temizdi..

Omuzlarına mavi bir hırka attı Be..Elif,in..sonra tutup onu..sağ yeninden öptü..
canın tene değmesi gibi..tanıdıkça tanıdı Elif Be,yi..hiç bir hayal kırıklığı, yürek hacminde hiç bir sekme yoktu..hem..şimdiye kadar kim Elif,i hırkasının sağ yeninden öpmüştü ki? ! ..

Elif..bir tek Be yi biliyordu şimdi..ilk kelime olarak..aşk yazdı..Be,nin hafrleri yetti arttı..
adını koyunca Elif..gerisi kendiliğinden tamamlandı..
Bir gökyüzü..Be..onun altında
bir ırmak..üzerinde Be..
Bir Elif..Birde Be..
sonra Be nin öğretmesiyle..suya ışığa boğulmuş bu dünyanın bütün kelimelerini öğrendi..iyi bir öğrenciydi Elif..ve öyle bir zaman geldiki..Elif,in kelimelerinin sayısı..Be,nin bildiklerine erişti..

Gün ışığı yettiği kadar..yetmediği yerde yolun iki tarafına camdan kandiller yaktılar..alınlarının üzerine portakal çiçeklerinden taçlar..sol ayak bileklerine yasemenlerden bilezik taktılar..saçları arkaadn tek örgü..yumuşak kıvrımlı giysilerin içinde bedenlerini rüzgara bıraktılar..dayanamadılar beyaz köpüklerin arasına atıldılar..su yıldızları..ayaklarının altında çakıltaşı yaraları..ipeksi kum..ondurucu yağmurlar bulutlar..
burda yağarken bile yağmurlar ırmaktı..son..ucunda herşey saftı..şeffaftı..suydu..ışıktı..ve ikiside çocuktu..

O kadar sevdiki Elif Be..yi..kıyamete kadar hiç bir kadının hiç bir erkeği bu kadar sevemiyeceğinden emindi..
Elif kimi böyle sevebilirdi? ..
Nasıl sevdiyse..öylede sevildiğini zannetti..
Ama kim bilirdi..nereden bilsindi..?

nedeni nasılı yok bunun..değilmiki her şeyle her şey arasında incecik bir çizgi..
bir yok kıvrımı..sapak noktası..
inanç bir an..dönüş bir an..fark ediş bir an..
onları gördü uzaktan..

Be, yi ve diğerini adını bilmediğini..
sırtında güneş rengi alev rengi ateş bir giysi..saçlarının arasında su damlalarından bir taç..ateş ve su..aynı anda..
aynı ağaca sırtlarını yaslamışlar..başlarını birbirlerinin omuzuna bırakmışlardı..
ağaç sarmıştı onları dallarıyla yapraklarıyla..
o kadar güzellerdiki..Elif,in bile içi titredi..

Ama..kendi güzelliğinin farkındaydı şimdi Be..
Yasak meyve..şuur hali..
Farkındalık..güzelliğin suç hikayesi..
Bir bilmekle..suça dönüşmüştü Be,nin güzelliği..

her şey susmuş onları dinliyordu..kulak kesilmişti kuşlar, ırmak ve bulut..
sesini duydu Elif Be,nin
Be..ona aşkını anlatıyordu..
kendi sözcükleri bile olmadığını farketti Elif Be,nin..
ona aşkını Elifin kendine öğrettikleriyle anlatıyordu..

önce ne olduğunu anlayamadı Elif..
Bu olanla hoş bir geçim içinde geçinilir sandı..
can evinden vurulmuştuda..
yara sıcaktı henüz..acımıyordu..

sanki bir sırça bin parçaya bölünmüşte binide yerlere saçılmış gibi..
bir avuç altın tozu rüzgarda savrulmuş gibi..
bir daha asla eskisi gibi olamayacakmış gibi..
bir büyük boşlukta çığlık kopmuş gibi..
çığlığı atan görünürde yokmuş gibi..
bir uçurumdan düşerken..kolundan yakalayan el..uçurumun kendisine dönüşmüş gibi..
uçuruma düşmüşte..öylece hareketsiz kalmış gibi..
dünya bitmiş..ve arkası ölüm gibi..

ölmedi..
ölemedi..
taşıdı Elif..
taşıdıkçada ağırlaştı..

artık olan olmuştuda..içine nasıl sığdıracaktı..
nasıl hazmedip sindirecekti..
bir daha toplanması mümkün olmayan şekilde kırıldı Elif,in içinin kayığı..

Mutsuzdu..
üstelik korkuyordu..
yürüyüp geçecekti üzerindende..
gitse..gidebileceği yer yoktu..

duramadı Elif..sığamadı..gitti..yinede gitti..
bir başka suyun..bir koca okyonusun tam kenarında bir kumsal evine yerleşti..
Deniz bir ilerledi..bir geri çekildi..
evi bir kıyıda kaldı Elif,in..bir suyun içinde..
Elif dalgaları hiç bu kadar yakından görmemişti..bu kumsalı..bu uğultuyu..bu yağmuru..denize yağışını..yıldızların uzanıpta tutabileceği kadar yakın oluşunu..
oysa ne yıldızları tutmaya takati vardı Elif,in..nede denizin sonunu getirmeye..
sustu..hep arka odalara kaçtı..kimselere görünmedi..kimseleri görmedi..
yüzlerce düşünce battıda Elifin içine..kimseye çevirmedi..hep kendi içine çevirdi gözlerini..

Aşkın belası, aşkla hesaplaşmaya kalkması..bir aşkta aşkın yorumunu yapması..ne olup bittiğini anlamak istemesi..Elif,in girdabı oldu..
anlasaydıda ah..ölü balık gibi kıyıya vurup durmasaydı..

Tanrım..dedi..kalp bilgimi arttırki..ne oldum anlayayım..anlarsam belki dayanırım..
ne kalp bilgisi arttı..ne başına geleni anladı..çözdükçe düğümlendi Elifçik..anlamaya çalıştıkça boğuldu..

Aşkıyla yüzleşipte içinden çıkamayınca..aşkın kavram olarak kusurlu olduğuna karar verdi..yaradışıltan mücrimdi aşk duygusu..aşkı yalanlamaktan başka hükmü kalmıyordu..
Ama Elif aşkı yalanlayıncada..geriye bir tek karanlık kalıyordu..
Elif,inde artık karanlığa tahammülü yoktu..
karanlık bir oturursa yüreğinin orta yerine..
onada yaşamak denmezdi..
acıydı karanlığı taşımakta..
taşınamayan aşkın acısı olsundu..

acıyla savruldu ve iki değirmen taşının arasındaki buğdaya benzedi en fazla..
savunmasız..
iki büklüm savrulurken bile..isyansız..
bir taşın kanaması gibi ağır ve sessiz kanadı durdu Elif..
bir karar tutturamadı..zaten kalbi ona sormadı..kimi zaman yeni baştan sevdi kimi zaman nefret etti..
halden hale geçti..
şekilden şekile girdi..
Aşk onuda kendisine benzetti..
günler geçti geceler geçtide..hiç bir şey değişmedi..

hani zaman her şeyin ilacıydı? ..
hani gözden ırak olan gönülden ırak olurdu?
hani aşk bile olsa eninde sonunda biterdi? ..

bitmedi..
ölemedide..
sürünüp gitti..

bir eşikki Elif önünde çakılıp kalmış..
bir eşikki..ne ileri gidebiliyor ne geri..
ne yükselebiliyor ne düşebiliyor..

başka çıkış aradı..
bulamadı Elif..
Sanki bütün yollar Be,ye çıkıyordu..

bir daha Be katılsa kendisine..öfkesi sular gibi durulacaktı biliyordu..
belki dedi herşey eskisi gibi olur..bir açık kapı bıraktı..
oda kendiliğinden kapandı..

değmezmiş demek istedide..diyemedi..
Tanrım demek istedide..Tanrım diyemedi..
değip değmediğini bile bilemedi..
dönerim zannettide bir adım dönemedi..

bütün bu kararsızlığının arasında bir kerecik dışarı baksa..görecekti başına gelenin herkesin başına gelenle aynı olduğunu..
dahası aşkın abes yüzünün insanı aniden vurduğunu

ne kadar abesti aşkın yüzü..
dahası ne kadar yüzü vardı
Aşkın bir yüzü..
Aşkın iki yüzü..
Aşkın yüzsüzlüğü..
Vefa..
ihanet
Ahd..
hepsi birbirine karışıyordu..
uğrunda ahitler bozulan..ahde vefasızlık ediyordu..
Tanrım dedi..nolur yanılsaydım..
Bildi Aşkın acılığını..
Acı kendi içindeydi..aşkın tarafsızlığını..

Ne büyüktü vaad..toprak ne kadar küçüktü..

gördü..okyonusun kıyısında gelgitler arasında gördüki..
kusurlu olan Be idi..
Bir Elif,i tefsir edemeyen Be..
Bir Elif,i çekemeyen Be..

öyle ağırdıki üzerine yıkılan mana..artık hallerini bilindik kelimelerle ifade edemedi..
bir acıydıki kelamda..bu halin karşılığı yoktu Elif,te acıdan başka..

bundan sonrası dedi..derin denizlerin yalnızlığı olsun..
hesabım bu dünyaya sığmadı..öteki tarafa kalsın..

eylemsiz..
düşünüp durdu Elif..eylemsiz..
o kadar yitik..

çok zaman geçince çıktı denizin kenarındaki evinden..
ayak bilekleri ıslandı..
gitti karanlık kentin kapısına dayandı..
giydiği kapkara giysileri hala çıkardığı yerde duruyordu..
önce portakal çiçeklerinden yapılmış tacını çıkardı başından..
sonra bir kaç deniz kabuğunun üzerine çözdü saçlarının örgülerini..
sonra büzgülü ve beyaz giysileri sıyırdı, döktü ayaklarının dibine..
sol ayak bileğindeki yasemen bileziği çözdü..
en son sandaletleri..

cübbesini usulca geçirdi sırtına..
başlığını çekti..
indirdi gözlerinin üstüne..
demir kapıdan girince kimse yadırgamadı varlığını..
sanki hiç gitmemişti..ve herkes döneceğini biliyordu..
kente doğru adımını atarken..
'Hiç olmazsa karanlık samimi, çünkü tek rengi var onun' dedi..

(Alıntı_ Nazan Bekiroğlu)
Su_hande
16.05.2008 10:50

 TEK 

Derdler ki, bize emanettir..Rabbanî mektublardır.

Su hande hanım..yazılarınızı neden kaldırdınız, biz okuyorduk..mümkünse tekrar asarmısınız diyen o tek arkadaşın..mazeretimi bildirişimin karşısındaki cevabıdır bu...

Ben şimdi beni okuyan o bir tek arkadaşım için asıyorum yazılarımı..

(Altında alıntı diye belirtmediğim ve nedir bölümüne astığım tüm mısralar yada yazılar benimdir, benim yüreğimdir, benim satırımdır, ve ben tek bir kişiye, bunlardan alıntı yapması iznini vermemişimdir, alan olduysa rızam dışıdır..buda biline..Birde Yusuf benim oğlumun adıdır..ama şiir ve mısralarımdada çok kullanırım yusuf adını..dileğim odur ki..hiç bir hemcinsim..bu benim yusufummu diye alınıp bana kin bağlamasındır..)
(bakınız: ölüm, şiir, nedir, şimdi, neden, arkadaş, yorum, arda, beni, yazı)
Su_hande
16.05.2008 10:36

 ŞİİRSEL ANLATIM 

bknz.
kalbin mideye oturması
bknz.
kanun kaçağı olan kalbin midede sabahlaması
(bakınız: dede, lama, sabah, mide, sabâ, kanun)
Festina_Lente
16.05.2008 10:27

<< önceki sayfa
Sayfa: 1 2 3 4 5 6
sonraki sayfa >>

  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu


16.05.2008 19:14:59
» Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
çiçekçi - antibakteriyel el temizleme - çiçekçi - perde - tatil - Sağlık - butik otel - evden eve nakliyat - Burun Estetiği - kemerburgaz emlak - Poşet - Hastaneler - iddaa - Zayıflama Bandı - Psikoloji Psikolog - haberler - Sahibinden Araba ilanı - Prefabrik Ev - böcek ilaçlama - estetik cerrahi - son dakika - stor perde - çiçek siparişi - Özel Hastaneler - Güneş Yanığı - lazer epilasyon - Güzel Sözler - çiçek - perde - estetik cerrahi - kiralık tekne - perde - Hastane - çiçek - İnsan Kaynakları - evden eve nakliyat - perde - web tasarım - çiçekçi - bölme duvar - evden eve nakliyat - burun estetiği - Sadece Türkçe Oyunlar - estetik dişhekimliği
[Buraya reklam verin]
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim